Bozkurt Sembolü
 
bozkurt, kurt, sembol

Bozkurt Sembolü

Hazırlayan: Akhenaton

Kurt ve Bozkurt sembolleri Orta Asya göçebeleri için oldukça önemli sembollerdir.[1]

"Bozkurt" kelimesi, kurdun renginden dolayı aldığı bir isimdir. Türklerde kurt’un saygı görmesi, yüz binlerce bas sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri gelmektedir.[2]

Kurt kelimesine Orhun Abideleri’nde rastlanmaktadır. Kurt kelimesi, Orhun Abideleri’nde hayvan ismi olarak kullanılmamaktadır: [3]

“Yukarıda Türk Tanrısı Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş Kağan’ı, annem İlbilge Hatun’u göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam kağan 17 erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp 70 er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamış yığmış. Hepsi 700 er olmuş.” [4]

Türk destanlarında Kurt, "Bozkurt" adıyla geçer. Göktürkler dişi kurda “ulu ana”, Uygurlar erkek kurda “ulu ata”, Oğuzlar ise kurdu kendilerine büyük savaşlarda yol gösteren bir kılavuz olarak görmüşlerdir. Bazı Türk destanlarında Türklerin kurt soyundan türediği anlatılır (bk. Bozkurt destanı, Ergenekon destanı, Uygur Türeyis destanı) İran destanı Şehnâme’de kurt bakışlı Türk’ün, İran kahramanı İsfendiyar’ı püskürtüp çöllere sürmesi anlatılır.

Ortaasya’dan bu yana, özellikle Oğuz Destanında ve diğer destanlarımızda kurt, yol gösterici olarak dikkat çeker. İnsanın başka bir canlıya dönüşmesi (Don degistirme- methamorphose ) ise sadece bizde değil, dünya masallarında da var olan bir durumdur. Edebiyatımızda özellikle Millî Mücadele dönemi edebî ürünlerinde kurt motifi dikkate değer bir özellik taşımaktadır. Alfred de Vigny’nin “Kurdun Ölümü” şiirinin en güzel açıklaması Yahya Kemal tarafından yapılmış, Türk milletinin verdiği büyük mücadeleyle kurdun verdiği ölüm kalım mücadelesi arasında bir benzerlik kurulmuştur. Aşağıda şiirin orijinalinden bir bölüm yer almaktadır:

«Avoir ce que l’on fut sur terre et ce qu’on laisse
Seul le silence est grand ; tout le reste est faiblesse.
- Ah ! je t’ai bien compris, sauvage voyageur,
Et ton dernier regard m’est allé jusqu’au coeur !
Il disait : " Si tu peux, fais que ton âme arrive,
A force de rester studieuse et pensive,
Jusqu’à ce haut degré de stoïque fierté
Où, naissant dans les bois, j’ai tout d’abord monté.
Gémir, pleurer, prier est également lâche.
Fais énergiquement ta longue et lourde tâche
Dans la voie où le Sort a voulu t’appeler,
Puis après, comme moi, souffre et meurs sans parler»


Halide Edip, yurt dışında izlediği kurt motifli bir filmden çok etkilenmiş ve o da “Dağa Çıkan Kurt” adlı hikâye kitabını meydana getirirken yine Türk milletinin içinde bulunduğu ölüm kalım savasını göz önüne almıştır.[5]

Türk mitolojisinde kurt sıkça yer almaktadır. Oğuz Kağan destanında, Oğuz Kağan korkunç bir gergedanı öldürmek için önce bir geyiği sonra da bir ayıyı öldürür. Oğuz Kağan, güçlü atı ile seferlere çıkar. Ona bir bozkurt yol gösterir. Ganimetleri öküz, at ve katırla çekerler.[6]

Oğuz Kağan destanında Oğuz Han tarif edilirken bazı yönlerden kurda benzetilir. Yine aynı destanda, Tuman’ın yırtıcı hayvanların, kurtların dilini bildiği hikâye edilir. Hükümdar olması üzerine bir şölen veren Oğuz Han, tebaasına “Kök böri bolsıngıl Uran”(Bozkurt sesi savas parolamız olsun) der.[5]

Türk Mitolojisi’nde oldukça önemli yere sahip olan Bozkurt simgesi “türeyişi sağlayan kurt (ata kurt/ana kurt), kurtarıcı kurt, soydaşlarına yardım eden ruh ve kılavuz kurt” gibi üç temel anlamı işaret etmektedir. Ata/ana kurt anlatısına göre, Çin askerlerinin bir Türk köyünü bastıkları sırada kaçıp kurtulan bir çocuk Asena adında bir dişi kurt tarafından büyütülür. Büyüyen çocuğun dişi kurtla çiftleşmesi sonucunda dişi kurt, 10 erkek çocuk doğurur. Böylece, Türk halkı doğmuş olur.[7]

Çin kaynaklarına göre kurttan türeyiş efsanelerinden ilki hakkında şu hikâye rivayet edilir:

Wu-Sun’ların batı sınırında küçük bir devlet varmış. Hun hükümdarı Wu-Sun kralına taaruz etmiş ve Kun-mo’nun babası olan bu kralı öldürmüş. Kun-mo da o sıralar çok küçükmüş. Hun hükümdarı ona kıyamamış, onu sağ bırakmış. Çocuğun etrafında bir dişi kurt dolaşmaya başlamış. Kurt çocuğu emzirdikten sonra oradan uzaklaşmış. Bütün olan biteni gören Hun hükümdarı çocuğun kutsal bir yavru olduğunu anlamış ve çocuğu büyütüp Wu-sun kralı yapmış. Orta Asya’daki ilk kurt efsanesi bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Türk kabilelerine genel ad olarak Kao-çi adını veren Çinliler. Kao-çilerin yani Türklerin kurttan türedikleriyle ilgili anlattıkları bir başka efsaneye göre, Kao-çi hakanının iki kızından küçüğü kurt ile evlenir. Dolayısıyla Kao-çi halkı bu kurtla kızın çocuklarından türemiştir.[8]

Göktürklerin kendi soylarına ait inanışlarıyla, devlet kurmadan önceki tarihlerini aydınlatıcı hususiyetler taşıyan iki destan bulunur. Biri “Bozkurt”, diğeri “Ergenekon” destanıdır. Bozkurt destanının esası, yok olma felaketine uğrayan Göktürk soyunun yeniden dirilip çoğalmasında bir bozkurdun anne kurt olarak vazife görmesidir. Türkler Ergenekon’dan çıktıkları vakit Göktürklerin padişahı, kağan soyundan Börte Çene idi. Börte Çene, Moğolcada “bozkurt” demektir. Böylelikle kurt sembolü ve anne kurt aradan geçen zamanın uzunluğuna rağmen unutulmamıştır.[9]

Göktürklerin Bozkurt destanında ise, düşmanları tarafından yok edilen Türk soyundan arta kalan bir çocuğu dişi bir kurdun himayesine alıp beslediği, onunla ilişkide bulunarak yeni bir neslin üremesini sağladığı hikâye edilir. Bu yeni nesil çocuklarından birinin adı da "Asena" (bozkurt) dır. Yine Göktürk destanlarından Ergenekon destanında Türklerin Ergenekon’dan çıkmasını sağlayan hakan da "Börte Çene" (Bozkurt) adını taşır.

Uygurların Türeyiş destanında da kurt motifi yer alır. Dede Korkut hikâyelerinde “kurt yüzünün mübarek” olduğu belirtilmiştir. Samanlık inancında da bozkurdun kutsal sayıldığı, dualarda adının geçtiği bilinmektedir. Türk destanlarındaki bozkurt motifi Moğollar tarafından da benimsenmiştir.[5]

Kurtarıcı/kılavuz kurt anlatısında ise, Bozkurt, Türklerin düşmanlarından korunmak için bir süre saklandıkları Ergenekon’dan çıkmalarına yardım eden ve onlara çıkış yolunu gösteren olarak temsil edilmektedir. Hem ata hem de rehber kültü olma bağlamında bozkurt, Türk dünyasında kullanılan önemli sembollerden biridir. Birçok Türk efsanesi ve destanında da yer alan bozkurt imgesi, günümüzde birçok Türk kentinin meydan ve sokaklarına birbirinden çok farklı olmayan formlarla serpiştirilerek halka sonsuz bir hatırlatma işlevini gerçekleştirir.[7]

A. İnan “Türk Rivayetlerinde Bozkurt” adlı makalesinde kurdun “Türk milli kültü” olduğunu belirterek, kutsi bir mahiyet arz eden kurt efsanesi unsurlarının bugünkü Türk kavimleri rivâyetlerine nasıl yansıdığını aktarmıştır.

Tanrının suretine girdiği varlık oluşu bağlamında, kutsalın yaygınlık kazanması durumu olduğunu ve kutsal olan kurt; Tanrı’nın suretinde tecelli ettiği “Bozkurt”tur. Bozkurt, gök yeleli kurt, gökkurt gibi adlandırmalarda “boz” veya “gök” nitelemeleri gök bağlamında renk teşbihi olduğu gibi, aynı zamanda Tanrısallık nitelemesidir.

“Türeme, soyu yok olmaktan kurtarma ve kılavuzluk etme” bağlamında Türk kök efsaneleri ve destanlarında yoruma daha ihtiyaç duymayacak açıklıkta yer alan bu motifin, bütün tezahürlerinde müştereklik arz eden tek yönü Tanrısallığının en açık delilidir. [10]

Kurd’un Türkler indindeki bu sembolik ehemmiyet ve kıymetinin, zaman îtibâriyle hayli gerilere kadar inebilmekte olduğunu, meselâ Hunlar’da da karşımıza çıkmakta olduğunu, Hun sanatında çok işlenen temalardan olan Kurt figürlerinden istihraç etmek de kaabildir.

Bozkurt sembolünün sadece Türklere has olduğu düşünülmektedir. Ancak Bozkurt’un başta Tibetliler gibi başka uluslarca da kullanıldığını görmekteyiz. Çince Orta Asya Türk tarihinin araştırılması açısından son derece önemli bir araçtır.[1]

Kurt sembolünün Tibet geleneğindeki yeri ile ilgili ilk yazılı kayıtlar, Kanjur ve Tenjur’da Mahakala ve Kila üzerine yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Bozkurt sembolü ise Sakya Kahbum’da Rinchen Terzod ve 5. Dalai Lama’nın çalışmalarında bulunmaktadır.[11]

Tanrısal bir varlığın Mandala’sı kötü ruhlar tarafından tehdit edildiğinde; tanrısal varlık kaplan, fil ya da kurt gibi hayvanlar kılığında Mandala’sını korur. Kurt yağı Tantrik (Rgyud) kimyada kullanılır. Mandala 8 mezar ve 8 hayvan tarafından kuşatılır. Kurt, bu 8 hayvandan birisidir.

Tibet’te dolaşan biri ,yolculuğu sırasında bir şahin, uçurtma ya da kurda rastlarsa, bunu iyiye işaret olarak görür. Bu inanışın kökleri, Kral Gesar’a kadar uzanır. Kral Gesar; Efsanevi Ling ülkesinin kralı, özellikle Gesar Destanı dünyaca ünlüdür. 20.000.000 kelimeden oluşan destan, dünyanın en uzun destanlarından birisidir. Bugün hâlâ bu destanı anlatan 140 kadar ozan bulunmaktadır. Gesar’ın 3 yaratık tarafından temsil edilen 3 generali vardır. Gesar destanında generallerden birisi, kurt tarafından temsil edilir ve bu general, kendini düşmanlarını koyun gibi yiyen bir kurt gibi gösterir.[1]

Bozkurt sembolünün Hotan’da ortaya çıkarak Hindistan üzerinden Tibet’e gelmiş olma ihtimali çok kuvvetlidir. Bu da Bozkurt sembolünün Türklerden Tibetlilere geçmiş olma ihtimalini düşündürmektedir.[11]

Tibet edebiyatında kurt simgesine (spyang-k’i-rgyal-mtsan) Moğolistan’da “tobun-qaghan” olarak bilinen "Gyalpo Ku-nga" [12] kitaplarında rastlanır. Bu tanrılar (tanrısal varlıklar) arasında baş tanrı olarak bilinen Pehar ya da Pekar bazen bütün erkeklerin savaş tanrısı ya da basitçe büyük savaş tanrısı olarak adlandırılır ve Tibet’e 8. yüzyılda Bhata Hor’dan geldiğine inanılır. Bu kitapların tümünde Pehar’ın ortaya çıkış hikâyesi neredeyse aynı sırayla anlatılır:

Hotan, sonra Bhata Hor (Moğolistan) ve en sonunda da Tibet. Bu tanrılar ile ilgili kitapların tamamı neredeyse Pehar’ın ortaya çıkışı ile ilgili aynı hikâyeyi anlatırlar. Denilir ki Samye manastırının, Tibet’te inşa edilmiş ilk Budist manastırı tamamlanmasından sonra Guru bir iblise manastırın bekçisi olmasını söyler ve reddedilir. Bunun üzerine Guru, Kral Thrisong Detsen’e Gomda’dan bazı şeyleri alması için bir ordu yollaması için tavsiyede bulunur. Ordu yollanır ve okul yağma edilir. İçlerinde bir maske ve Buda’nın bir turkuaz heykelini getirir. Bunlar, 1959’a kadar Samye manastırında saklanmaktaydı. Pehar, bu okulun ruhani objelerinin koruyucusu olmuştur. Guru tarafından da manastırın koruyucusu seçilmiştir. Samye’de Pehar Chog (pe-har-lcog) adıyla bilinen bir manastır vardır. Bu manastırın çatısında kuzey tarafında bir kurt sembolü bulunur. Moğolistan’ın da Tibet’in kuzeyinde olması nedeniyle kuzey önemsenir.

Şu da ilginçtir ki Tibet geleneğinde bozkurt’a binen ya da bozkurt kafalı bir tanrı hep kuzey veya kuzey batı yönünde ve temel tanrı figürünün arkasında bulunur. Moğolcada kuzey için kullanılan "umar-a" sözcüğü de "arkasında" anlamı taşır.

Türkler ve Tibetlilerden başka Bozkurt sembolü Moğollar için de son derece önemlidir. Orta Asya’nın önemli göçebe milletlerinden biri olan Moğollar da Bozkurt sembolünü Türkler ve Tibetlilerle paylaşmaktadırlar.[1]

Moğollar için kurt’un önemli olmasının sebebi ilk Moğol hükümdarının adının bozkurt anlamına gelen Borte-chinua olmasıdır. Moğollar ayrıca hükümdarlarının Tibet hükümdarlarının soyundan geldiğine inanmaktadırlar. Moğol tarihçilere göre hükümdar Dalai Subin Aru Altan Shiregtetu’nun oğludur ve adı Shaza Thi’dir.[14] Ayrıca Moğol tarihçiler, iki kardeşinin de babalarının suikasta uğramasından sonra Kongpo’ya kaçtığını bildirirler.’Oradan yola çıkar ve Tenggis denizini geçerek Moğolların diyarına ulaşır.’ 17. yüzyıl Moğol kayıtlarına göre "tere gong-bo yin utus-i ulu itigegsen" anlamı "o (Borte chinua) Kongpo halkına güvenmedi ve Moğolistan’a geldi"dir . Diğer taraftan Golotsawa ve Sonam Gyaltsen gibi Tibetli tarihçiler ve V. Dalai Lama ilk Moğol kralını Borta Che (sbor-tha-che) Göğün oğlu olarak tanıtırlar, Shaza Ti’nin ise daha sonra Kong Po kralı olduğunu söylerler. Kurt ayrıca gezginlerin tanrısı olarak tanımlanır (gro-lha). Elbette bunun Bön12 dininden mi yoksa Budizm’den mi geldiğini anlamak kolay değildir.[11]

Göktürk çağında kurt bir totemden ziyade kutsal bir sembol halini almıştı. Göktürklerin kendi bayraklarının başına bir kurt heykeli koymalarının sebebi de bu idi. Kurt başlı sancaklar, Göktürk devletinin yıkılışından sonra da unutulmamış ve Çin imparatorlukları, mesela Türgeşler gibi Türk kavimlerine kağanlık unvanları verecekleri zaman kurt başlı bir bayrakla bir davul vermeyi de unutmamışlardı. Yakut masallarında ise kutsal ruhların 9 oğullarının hepsi de kurda benzetilirdi.[13]

Totem devri yaşayan Türklerin totemi bozkurt, destanlarda hayat ve savaş gücünü temsil eder. Bozkurt, destanlarda Tanrı kurt, anne kurt, ordular önünde yürüyen kumandan olarak geçer. Türkler bozkurda önce Tanrı diye tapmışlar, sonra kendilerinin bozkurt soyundan geldiklerine, böylelikle birer bozkurt olduklarına inanmışlardır.[16]

20. yüzyıl başlarında gelişen Türkçülük akımı ile İslamiyet öncesi kültür kalıntılarına ve bu arada destanlara önem verildi. Bazı Türkçü kuruluşlar, gazete ve dergiler bozkurta amblemlerinde yer verdiler. Özellikle Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, bozkurt resimlerine paralar, pullar üzerinde yer verildiği gibi, bazı resmi kuruluşların da amblemlerinde bozkurda yer verdikleri görülmektedir.[5]

Kaynaklar

[1] Giray Fidan, "Tibet ve Türk Geleneklerinde Bozkurt Sembolü", s.151-154.
[2] İbrahim Kafesoğlu, "Türk Milli Kültürü", Boğaziçi Yayınları, 10. baskı, İstanbul 1993, s.285.
[3] Mehmet Mandaloğlu, "Türk Mitolojisinden Anadolu’ya Taşınan Kültür", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 27, Yaz 2013, Issn: 1307-9581.
[4] Muharrem Ergin, "Orhun Abideleri", Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1983, s.21-22, 35-36.
[5] Yrd. Doç. Dr. Hacer Gülşen, "Kurt Motifi Üzerine Bir İnceleme", Akademik Bakış Dergisi, Sayı: 39 Kasım – Aralık 2013.
[6] Dr. Süheyla Sarıtaş, "Türk Mitolojisinde Hayvanlar", TÜBA.
[7] Ayşe Kaya, "SSCB Sonrası Coğrafyada Ulus İnşa Süreci", Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 3, 354-378, Kasım 2012.
[8] B. Ögel, "Türk Mitolojisi", Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1993, c.1, s.14.
[9] N. Sami Banarlı, "Resimli Türk Edebiyatı Tarihi", Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1987, c.1, s.26-27.
[10] Dr. Süheyla Sarıtaş, "Türk Mitolojisi ve Türklerde Totemizm", TÜBA.
[11] Mynak Tulku, “Grey Wolf in Tibetan Tradition”, Bulletin of Tibetology, 1967, No: 2.
[12] Manastırların ve Tibet devlet kâhinlerinin koruyucusu beş kral.
[13] Samet Azap, "Kurtlar ve Mankurtlar", Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, Sayı: 2/1, 2013, s. 279-287.
[14] Tibetçe: sha-za-khri, et yiyen anlamına gelir.
[15] Durmuş Hocaoğlu, "Bozkurt, Ergenekon, Filodoksa ve Gerçekler: III", Yeniçağ., “Analiz”., 02 Temmuz 2006, Pazar., s.12.
[16] "Türk Destanlarında Motifler", http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/61/01/973843/dosyalar/2014_04/23044524_trkdestanlar%C4%B1ndamotfler.pdf





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: bülent, 12.05.2015, 05:12 (UTC):
Kendini kurta benzetmek cahiliğin ve zalimliğin bir göstergesidir. Neticede vahşi ve aç gözlü bir hayvandır yani hayvandır. Allaha şükürlerler olsun bize peygamber gönderip islamla şereflendirmiş. Cahillikten zulumden kurtarmış. Köylüler kurda canavar der. Sürüye musallat olduğunda bir tane koyun yeyip gitmez kalanların hepsini öldürür. Kurt Bana haçlıları ve moğolları hatırlatıyor.

Yorumu gönderen: Divine Wind, 02.05.2015, 14:40 (UTC):
Turkler hicbir devirde Kurda Kusa Tanri diye tapmamislardir, Tek yaratici olan Tengri'ye tapmislardir, o da Allah'tir!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36709696 ziyaretçi (102768060 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.