Brejnev Doktrini (Brezhnev Doctrine)
 

Brejnev Doktrini (Brezhnev Doctrine)

Brejnev Doktrini (Brezhnev Doctrine)

Kategori: Tarih, Kamu Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler

Leonid İliç Brejnev

Leonid İliç Brejnev Kimdir?

Leonid İliç Brejnev (Rusça Леонид Ильич Брежнев), Sovyet devlet adamı. 19 Aralık 1906'da Kamenskoye'de (Ukrayna) doğdu. 1923'te Komsomol üyesi seçildi. Kursk Ziraat Enstitüsünü bitirdikten sonra, tarım üretimini teşkilatlandırıp, artırmak üzere 1927'de Urallar'da görevlendirildi. 1931'de komünist partisine girdi. Bir metalürji enstitüsünü bitirip Dynepralzerinjisk'te 2 sene mühendislik yaptı. 1938'de partide sürekli kadroya alındı. Prezidyum tarafından 1941'de albaylığa, 1944'te tümgeneralliğe yükseltildi. 1942 yılında 4. Ukrayna cephesinin siyâsî idâresini üstlendi.

Brejnev, 1950'de Moldovya Komünist Partisi'nde parti birinci sekreterliğine getirildi. 1952'de Sovyetler Birliği Komünist Partisi merkez komitesine ve parti sekreteryasına girdi. Prezidyuma yedek üye seçildi. 1953'te partinin bu merkez organlarından uzaklaştırılarak Kazakistan'a sürüldü. 1956'da, eski görevlerine yeniden döndü. Merkez komitesi prezidyumu asıl üyesi oldu. 1960 yılında, Sovyet yüksek prezidyumu başkanı sıfatıyla devletin başına geçti. Bu görevi bıraktıktan sonra, 1964'te parti birinci sekreterliğine yükseldi. Yüksek Sovyet Prezidyumu başkanı olan Podgorni ile birlikte Sovyet Devletinin ortak yönetiminde yer aldı. SSCB anayasasını hazırlama çalışmalarını yönetti. 1966'da yapılan yirmi üçüncü Kongrede Leninci ilkelere bağlılığını ilan etti. 1976'da mareşal oldu. 1977'de Podgorni'nin yerine Yüksek Sovyet Prezidyumunun başına getirildi. Böylece bütün muhaliflerini tasfiye etti.

1968'deki Çekoslovakya ayaklanmasını Varşova Paktı üyesi beş devletle bastırdı. (Brejnev Doktrini). ABD başkanı Nixon ile Salt-1 antlaşmasını imzaladı. Başkan Carter ile Salt II Antlaşmasını 1979'da sonuçlandırdı. Babrak Karmal önderliğindeki Afganistan Demokratik Halk Partisi'ne karşı silahlı direniş örgütleyen ABD müdahalesine karşı 1979'da Demokratik Afganistan Cumhuriyeti yönetimi tarafından Sovyetler Birliği'nden yardım talep edildi. Bunun üzerine Afganistan'a Sovyet askerleri girmiş ve uzun ve kanlı bir savaş yaşanmıştır. Kendisine karşı çıkan Aleksandr Soljenitsin gibi kişileri vatandaşlıktan çıkartarak batıya sürmüştür. Brejnev, 10 Kasım 1982 Moskova'da öldü.[1]

Brejnev Doktrini

Brejnev Doktrini, Sertlik yanlısı Sovyet liderlerinden L. Brejnev"in adıyla anılan, sosyalist bloğa dahil ülkelerden herhangi birinde rejimi tehlikeye düşürecek bağımsızlık hareketlerine göz yumulmaması gerektiğini, ayrıca herhangi bir ülkeye sosyalist rejimin yerleştirilebilmesi için diğer sosyalist ülkelerin müdahale hakkı bulunduğunu savunan doktrin [2] ve  Sovyetler Birliği'nin herhangi bir sosyalist ülkede rejim karşıtı bir gelişmeye karşı o ülke ve diğer sosyalist ülkelerdeki düzeni korumak amacıyla "büyük ağabey" olarak müdahalesini öngören siyâsî görüş.[3] Eisenhower Doktrini'nin SSCB versiyonu olarak düşünülebilir.[4] 1965 Macaristan, 1968 Çekoslovakya ve 1979 Afganistan müdahaleleri bu doktrin çerçevesinde gerçekleştirilmiş müdahaleler olarak değerlendirilmektedir.[2]

1968 Prag Baharı döneminde Çekoslovakya'da gerçekleşen liberalleşme hareketine Sovyetler Birliği'nin kanlı bir şekilde müdahalesini meşru göstermek amacıyla Sovyet Devlet Başkanı Leonid Brejnev tarafından ortaya atılmış ve onun adıyla anılmıştır.[3] Ocak 1968'de Çekoslovakya'da iktidara gelen Dubçek yönetiminin Sovyet tipi komünizmi sorgulaması ve sosyalizmi demokratik yollardan kurmaya çalışmasının sonucu 21 Ağustos 1968'de Varşova Paktı orduları ülkeyi işgal ederek Prag Baharına son verdi. Bu olay herhangi bir Doğu Avrupa ülkesinde başlayacak sistem dışına kayma eğiliminin SSCB tarafından hoş görülmeyeceğinin işaretiydi. 12 Kasım 1968'de Brejnev komünist ülkelerin sadece sınırlı bir egemenlik hakkına sahip olduklarını ve eğer sosyalizm tehlikedeyse SSCB'nin müdahale etmekle yükümlü olduğunu söyleyerek Brejnev Doktrini olarak anılacak formülasyonu ilk kez dile getirdi.[5]

Brejnev Doktrini, gerçekte genel sekreter Leonid Brejnev'in 13 Kasım 1968 tarihli Varşova nutkunda vurguladığı bir politika anlayışı olup, batılı uzmanların "Brejnev Doktrini" olarak adlandırdığı bir eylem anlayışıdır. Brejnev, söz konusu tarihte yaptığı konuşmanın bir bölümünde şöyle demiştir:

"Eğer sosyalizme düşman olan unsurlar, bazı sosyalist ülkelerdeki toplumsal gelişim sürecini kapitalizme doğru yönlendirmeye çabalarlarsa; bu, sadece söz konusu ülkenin veya ülkelerin sorunu değil; bütün sosyalist ülkelerin sorunudur."

Brejnev'in bu konuşmasının ardından, Varşova Paktı ülkelerinin sözü edilen kapitalistleşme hareketini yada hareketlerini engellemek amacıyla, birlik beraberlik içerisinde Çekoslovakya'ya askerî müdâhalede bulunması ve Alexander Dubçek'i tutuklatması, olayın SSCB'nin işgâli olarak yorumlanması çabalarını temelsiz kılmıştır. Bununla birlikte SSCB'nin aynı mantığı Afganistan'a müdahale sırasında da benimsediği yadsınamaz, ancak Afganistan'a yapılan askerî müdahale, Çekoslovakya'da gerçekleşenden farklı olarak, Varşova Paktı'nın ortak harekatı biçiminde değil, SSCB'nin yalnızca kendi inisiyatifiyle gerçekleşmiştir.[6]

Dış politikada "barışçıl birlikte yaşama" söylemini benimsemiş Krusçev'i deviren Brejnev, dış politikasını Avrasyacılık anlayışına göre oluşturmuş, Batı'ya tekrar sırtını dönmüş, askerî müdahalelerden kaçınmamış, saldırgan bir tutum takınmıştır. Sağlam Stalinci olan Brejnev'in adıyla anılan bu doktrin, içlerinde kızıl ordu tankları dolaşan ve en ufak sebeple yenilerinin eklendiği Doğu Avrupa ülkelerinin bağımsızlıklarının ne kadar sözde olduğunu kanıtlar.[6]

Brejnev, 12 Kasım 1968'de Polonya Komünist Partisi 5. Kongresi'nde yaptığı konuşmada sosyalist ülkeler arasında Çekoslovakya benzeri müdahalelerin normal olduğunu savunuyordu; bir sosyalist ülkedeki gelişmeler diğer sosyalist ülkeleri de ilgilendirirdi ve sosyalist bir ülkenin egemenliği dünya sosyalizminin çıkarlarıyla ters düşemezdi.Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa sosyalist ülkeler topluluğu adına yapılacak bir müdahale meşru bir hareket olacaktı.[3]

Batı Avrupa komünist çevrelerinde büyük tartışmalara neden olan doktrin, Avrupa tipi komünizmi tetiklemiştir. Detant koşullarında diğer komünist yönetimlere SSCB'nin liderliğini dayatma çabasıdır.[5] Brejnev Doktrini'ne karşı en önemli tepkiler İspanyol ve İtalyan Komünistleri başta olmak üzere Avrupalı komünistlerden geldi ve bu gelişme Avrupa Komünizmi için önemli bir uyarıcı durum oldu.[3]

1987'de Gorbaçov'un "ulusal sosyalizmlere sıcak bakacağız" açıklamasıyla yara almış, 1989'da Polonya'da komünist olmayan ilk hükümetin kurulmasına Kremlin'in sessiz kalmasıyla son bulmuştur.[5] Bu yıllar arasında Sinatra Doktrini'nin kabulü ve ardından gelen "Kendi yolunu kendi belirleme, kendi yolunda gitme" anlayışıyla Brejnev Doktrini, geçerliliğini tamamen kaybetmiştir.[7]

The Brezhnev Doctrine, 1968 (English)

In reponse to the efforts, early in 1968, of the Czechoslovakian Communist Party, under the leadership of Alexander Dubcek, to introduce a number of reforms, including the abolition of censorship, the Soviet Union adopted a policy of combating "anti-socialist forces". The polict became known as "Brezhnev Doctrine". Dubcek's movement, known as the "Prague Spring," was suppressed in an invasion. It was in November 1968, speaking before Polish workers, that Soviet leader Leonid Brezhnev gave the following justification.

In connection with the events in Czechoslovakia the question of the correlation and interdependence of the national interests of the socialist countries and their international duties acquire particular topical and acute importance. The measures taken by the Soviet Union, jointly with other socialist countrieS, in defending the socialist gains of the Czechoslovak people are of great significance for strengthening the socialist community, which is the main achievement of the international working class.

We cannot ignore the assertions, held in some places, that the actions of the five socialist countries run counter to the Marxist­Leninist principle of sovereignty and the rights of nations to self­determination. The groundlessness of such reasoning consists primarily in that it is based on an abstract, nonclass approach to the question of sovereignty and the rights of nations to self­determination.

The peoples of the socialist countries and Communist parties certainly do have and should have freedom for determining the ways of advance of their respective countries. However, none of their decisions should damage either socialism in their country or the fundamental interests of other socialist countries, and the whole working class movement, which is working for socialism.

This means that each Communist party is responsible not only to its own people, but also to all the socialist countries, to the entire Communist movement. Whoever forget this, in stressing only the independence of the Communist party, becomes one­sided. He deviates from his international duty. Marxist dialectics are opposed to one­sidedness. They demand that each phenomenon be examined concretely, in general connection with other phenomena, with other processes.

Just as, in Lenin's words, a man living in a society cannot be free from the society, one or another socialist state, staying in a system of other states composing the socialist community, cannot be free from the common interests of that community. The sovereignty of each socialist country cannot be opposed to the interests of the world of socialism, of the world revolutionary movement. Lenin demanded that all Communists fight against small­nation narrow­mindedness, seclusion and isolation, consider the whole and the general, subordinate the particular to the general interest.

The socialist states respect the democratic norms of international law. They have proved this more than once in practice, by coming out resolutely against the attempts of imperialism to violate the sovereignty and independence of nations. It is from these same positions that they reject the leftist, adventurist conception of "exporting revolution," of "bringing happiness" to other peoples.

However, from a Marxist point of view, the norms of law, including the norms of mutual relations of the socialist countries, cannot be interpreted narrowly, formally, and in isolation from the general context of class struggle in the modern world. The socialist countries resolutely come out against the exporting and importing of counterrevolution. Each Communist party is free to apply the basic principles of Marxism Leninism and of socialism in its country, but it cannot depart from these principles (assuming, naturally, that it remains a Communist party).

Concretely, this means, first of all, that, in its activity, each Communist party cannot but take into account such a decisive fact of our time as the struggle between two opposing social systems-capitalism and socialism. This is an objective struggle, a fact not depending on the will of the people, and stipulated by the world's being split into two opposite social systems. Lenin said: "Each man must choose between joining our side or the other side. Any attempt to avoid taking sides in this issue must end in fiasco."

It has got to be emphasized that when a socialist country seems to adopt a "non­affiliated" stand, it retains its national independence, in effect, precisely because of the might of the socialist community, and above all the Soviet Union as a central force, which also includes the might of its armed forces. The weakening of any of the links in the world system of socialism directly affects all the socialist countries, which cannot look indifferently upon this.

The antisocialist elements in Czechoslovakia actually covered up the demand for so­called neutrality and Czechoslovakia's withdrawal from the socialist community with talking about the right of nations to self­determination. However, the implementation of such "self­determination," in other words, Czechoslovakia's detachment from the socialist community, would have come into conflict with its own vital interests and would have been detrimental to the other socialist states.

Such "self­determination," as a result of which NATO troops would have been able to come up to the Soviet border, while the community of European socialist countries would have been split, in effect encroaches upon the vital interests of the peoples of these countries and conflicts, as the very root of it, with the right of these people to socialist self­determination. Discharging their internationalist duty toward the fraternal peoples of Czechoslovakia and defending their own socialist gains, the U.S.S.R. and the other socialist states had to act decisively and they did act against the antisocialist forces in Czechoslovakia.[8]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Leonid_Brejnev
[2] www.bilgininadresi.net/Madde/10302/Brejnev-Doktrini-(Brezhnev-doctrine)-
[3] ansiklopedi.turkcebilgi.com/Brejnev_Doktrini
[4] www.uludagsozluk.com/k/brejnev-doktrini/
[5] tr.wikipedia.org/wiki/Brejnev_Doktrini
[6] sozluk.sourtimes.org/?t=brejnev+doktrini
[7] www.birebir.net/goster.asp?d=brejnev+doktrini
{8] From Pravda, September 25, 1968; translated by Novosti, Soviet press agency. Reprinted in L. S. Stavrianos, TheEpic of Man (Englewood Cliffs, N.J.: Prentice­Hall, 1971), pp. 465­466., www.fordham.edu/halsall/mod/1968brezhnev.html






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36766440 ziyaretçi (102868525 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.