Bu İlmin Aletliği ve Vasıtasıyla İstihraç Edilen Gaybî İşler ve Sırlar, Tekellüflü Bir Sun'ilikle mi, Yoksa İlhamlı ve İhtarlı Bir Hâl ile mi Olmuştur?
 

Bu İlmin Aletliği ve Vasıtasıyla İstihraç Edilen Gaybî İşler ve Sırlar, Tekellüflü Bir Sun'ilikle mi, Yoksa İlhamlı ve İhtarlı Bir Hâl ile mi Olmuştur?

Bu sayfa, 27 Ekim 2017 tarihinde Akhenaton tarafından yazılan metin sadeleştirme aracıyla sadeleştirilmiştir.

Cevap: Araştırmamızın neticesi olarak diyebiliriz ki; bu ilimde yapaylık kesinlikle geçerli değildir. Özellikle eğer mukaddes olan Kurân âyetleri ve hadîslerin ifadelerinde gaybî ve istikbalî bir çıkarım mes'elesi ise, ilham, uyarı ve sünûhatların ışıkları altında olmazsa; kuru, eksik ve ruhsuz olurlar.

Fakat Cifir ve Ebced'in diğer dalları ve usulleriyle, bazı gaybî işlerin durumlarını öğrenmek konusunda olan işlemlerde, kasden teveccüh edilebilmesi mümkündür. Fakat kat'î şekilde sır olarak gizli ve özel kalmasına ve rasgele herkese ifşa edilmemesine son derece dikkat gerektiği gibi; [1] Cifir ve Ebced usulleriyle o gibi işlere yönelenlerin ve uğraşanların, mutlaka salih ve ehl-i takva kimselerin olması ve işin özüne vâkıf ehliyetli şahsiyetlerin bulunması lâzım ve şarttır.

Bu sorunun (yani 10. sualin) cevabını en güzel şekilde veren, Bediüzzaman'dır. Şöyle demiştir:

“3. Sorunuz: İlm-i cifre anahtar olacak bir ders istiyorsunuz. Cevap: Biz kendi arzu ve tedbirimizle bu hizmette bulunmuyoruz. İrademizin üstünde, bize, daha hayırlı bir irade işimize hâkimdir. İlm-i cifir, meraklı ve zevkli bir uğraş olduğundan, gerçek görevden alıkoyup meşgul ediyor. Hattâ, kaç defadır Kurân'ın sırlarına karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu; tam bir arzu ve zevk ile yöneldiğum vakit kapanıyordu.

Bunda iki hikmet buldum: Birisi, لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ (Gaybı Allah'tan başkası bilmez) yasağına karşı edebe aykırı davranmak ihtimâli var. İkincisi, imanın temel gerçekleri ve Kurân'ın kesin delilleri ile ümmete ders vermek' hizmeti ise, ilm-i cifir gibi gizli ilimlerin yüz derece daha üstünde bir meziyeti ve kıymeti vardır. Bu kutsal görevde kesin kanıtlar ve muhkem deliller sûistimâle meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere bağlı olmayan gizli ilimlerde sû-i istimâl girip şarlatanların istifade etmeleri ihtimâli var. Zaten hakikatlerin hizmetine ne vakit ihtiyaç duyulsa, ihtiyâca göre bir parça ihsân ediliyor.

İşte cifir ilminin anahtarları içinde en kolayı ve belki en safisi ve belki en güzeli, ism-i Bedi'den gelen ve Kur'ânda Allah lafzında cilvesini gösteren ve bizim yayınladığımız eserleri süslendiren tevâfukun çeşitleridir. Abdülkadir-i Geylâni'nin kerâmetinin birkaç yerinde bir parça gösterilmiştir. Özellikle, tevâfuk birkaç yönde birşeyi gösterse, delâlet derecesinde bir işarettir. Bazen birtek tevâfuk, bazı ipuçlarıyla delâlet hükmüne geçer. Her neyse, şimdilik bu kadar yeter. Ciddî ihtiyaç olsa size bildirilecektir.” (9. Lema)

Görüldüğü üzere, Bediüzzaman Cifir ve Ebced ilminin yapaylıkla, kasdî teveccüh ile ve ihtiyar ile değil, ilham ve ihtar ile hakikî veçhesinin bulunabileceğini ve bu ilmin geniş ihatalı bir ilim olduğunu ve bunun en katışıksız ve safi tarafı harflerin değerleriyle bazı sırların keşfine ait kısmı olduğunu gayet lâtif ve veciz bir şekilde beyan etmektedir.

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Şems-ul Maarif, s.344.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 48262599 ziyaretçi (122325178 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler