Bu Websitesinde Okuduğunuz Herhangi Bir Yazıya Yorum Yapmadan Önce Lütfen Okuyun!!!
 

Bu Websitesinde Okuduğunuz Herhangi Bir Yazıya Yorum Yapmadan Önce Lütfen Okuyun!!!

Sorgulayıcı Okuma

Bir eseri, bir yazıyı okumanın amacı, OKUDUĞU HER ŞEYİ KABUL ETMEK DEĞİL; akl ve fikrederek o konu hakkındaki düşünceleri önce DİNLEMEK, mantık ve izân çerçevesinde sorgulayıp DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRMAK, SAPLA SAMANI ELEMEKTİR. Bâzen o eserin müellifiyle (o eseri yazan kişi ile) fikir harbine girmek (mesela kitapların üstünde bir kalemle satırların altına not düşmek...), takdîr edilecek fikirleri takdîr, tenkîd edilecek fikirleri ise tenkîd etmektir. Okumanın aslı budur. Aksi halde (her okuduğunuzu gerçek ve doğru addedip her yazılan şeye inandığınızda), sadece o yazarın silik, kendine âid fikirleri olmayan bir gölgesi, sorgusuzca her fikrin sizi peşinden sürüklemesine izin verdiğiniz bir kuklası olursunuz ki, sonbaharda savrulan yaprak gibi, rüzgâr sizi nereye atarsa oraya savrulursunuz.

Bu websitesinde okuduğunuz hiç bir fikir, hiç bir yazı ve hiç bir ifâde, bu sitenin bakış açısını belirtmek zorunda değildir. Daha doğrusu, bu sitenin bakış açısı diye bir şey, yoktur; sadece bu sitede (yazıları) yayınlanan yazarların kendi bakış açıları, kendi doğruları ve kendi çizgileri vardır. Bu sitenin aslî görevi; dini, mezhebi, inancı, dünya görüşü ne olursa olsun, insanların özgür düşüncesini ve kendi doğrularını ifade etmelerine olanak sunmak ve bunu yaparken de fikirsel kabileciliğin, ideolojilerine ya da siyâsî düşüncelerine taraftar toplama amacında olanların ya da milletimizin (halk kelimesini reddediyorum,) aslî ve mukaddes değerlerine saldırı ve provakatif nitelikli propagandaların aracı olmamaktır. Bunun dışında, herkes, kendi inancını, kendi fikirlerini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın çizdiği sınırlar çerçevesinde ifâde edebilir, fikrini özgürce söyleyebilir. Bu yüzden de bu sitedeki fikirlerin hiçbiri, websitemizi bağlamaz.Bu, sitemize gerek kendi yazılarını gerekse beğendiği yazıları paylaşma lütfunda bulunmuş ziyaretçilerimizin kendi özgür düşünceleri ve hür irâdeleridir.

Okuduğunuz bir yazıya katılmak zorunda değilsiniz. Katılmadığınız bir yazıya da (saygı ve nezaket kurallarını gözeterek) yorum yapma, eleştirisel yorum getirme ya da o yazıya tamamen KARŞIT BİR MAKALE YAZMA, KENDİ DÜŞÜNCELERİNİZİ; TENKİDLERİNİZİ BELİRTME HAKKINA O YAZIYI YAZAN KİŞİ KADAR SİZ DE SONUNA KADAR SAHİPSİNİZ. Ama hiç kimsenin, kendi dünya görüşlerine, yaşam felsefelerine ya da ideolojilerine uymadığı gerekçesiyle, o yazının ya da bir kategorinin, bahanesi ne olursa olsun kaldırılmasını istemeye, kendi gibi düşünmeyen insanların özgür düşüncelerini ve ifâde hürriyetlerini kısıtlamaya hakkı yoktur ve olamaz da. Çünkü bu, hak değil; düşünce diktatörlüğü, fikri tahammülsüzlüğün en yobaz bir örneğidir. Bu site, tek sesliliğin ve bir ideoloji ya da doktrinin, siyâsal ya da felsefî tek bir görüşün borazancısı değil; her fikirden, her dinden, her mezhepten, her etnik kökenden, her yaş ve öğrenim durumundan insanları Müslüman-Yahudi-Hıristiyan, Alevi-Sünni, Lâik-Dindâr- Türk-Kürt-Laz-Çerkez, Kadın-Erkek, A'cı-B'ci ayrımı yapmadan özgür düşüncelerini ifade edebilecekleri bir platform oluşturmak, bunu yaparken de bu özgürlüklerin BAŞKALARI'NIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BAŞLADIĞI YERDE BİTTİĞİ erdeminin de altını çizmektir. Eğer sadece kendiniz gibi düşünen insanların yazdığı bir site istiyorsanız, YANLIŞ YERDESİNİZ ve internette istediğiniz gibi KABİLELERE BÖLÜNMÜŞ binlerce websitesi zaten var...

İlle de Edep İlle de Edep

«İlim meclislerinde aradım, kıldım talep;
İlim, geride kaldı, ille de edep ille de edep.»

Söz, kişinin aynasıdır. Sâhibinin kişiliğine ışık tutar ve onu tanıtır. Söz vardır, suskunluğunda dâhî ilim... Söz vardır, süslenip püslenmesinde bile cehâlet kokar. Hele bilmediği bir konuda ve ettiği sözün nereye geleceğini hesap etmeden söylemiş sözler vardır ki; atalarımıza dâhî şu meşhûr-u sözü söyletmiştir;

«Biliyorsan konuş, ibret alsınlar;
Bilmiyorsan sus, adam sansınlar.»

Çünkü câhil olan, cehâletiyle müsemmâ, her konuda ahkâm keser ve ekseninde bulunmadığı fikirlerin savcılığını ya da ateşli bir savunuculuğunu yapar. Tartıp değerlendirmeden ve sözün nereye varacağını kestiremeden söyler ve çoğu kez de bu yüzden kendini rezil eder. Düşüncesi, ilim nâmına bir şeyler öğrenip karşındakini dinlemek değil; cehâletini ilimden gösterip gurûrunu ve nefsini bu yolla akladığını düşünmek ve hakikatte öyle zannetmek, sonuçta ise hem o meclistekilere rezîl-i rüsvâ olup cehâletiyle kendini meşhûr etmektir. Alim olan ise, makâmına ve ilminin derecesine göre sükût eder. Ne kendini isbât etme, ne de bilmediği konularda biliyorum deyip kendini küçük düşürme hatasında bulunur. Gereksiz tek kelâm etmez. Yeri geldikçe konuşur, değil ise tebessümle sükût eder. Câhille tartışmaya girmez... Çünkü câhil olanla tartışmaya girmek, cehâlettir. Hem  çevresindekileri ve hem de öteleri tefekkür ve seyr eder. Bildiği onca şeye karşın, bilmediği yüz binlerce mes'ele karşısında utanç duyar ve "çile" çeker. Çünkü ilim, uçsuz bucaksız bir denizdir ve öğrenmenin, asla sonu yoktur. "Ben, oldum" dediği yerde ilim yolculuğuna son verir. Bu yüzden de asla "oldum..." demez ve her dâim, her yaşında ilmin en sâdık aşığı ve yılmaz bir ilim talebesidir.

Edepse ilimden önce gelir ki; ilim, her zaman edebin ardından yürür. "Edip" ise "edepli olan" demektir ve bu yüzden de edipler (yazarlar ve muharrirler), edepli olmalıdır. Çünkü edepsiz ilm, bir kıyl-ü kâldir. Boş bir uğraş, ziyân edilen bir ömr-ü hayattır.

İnsan ilişkilerinin şekillenmesinde önemli bir özellik olan edep, kişinin kendisini ve çevresindekileri sevmesi, herkese lâyık olduğu ölçüde değer vermesidir. Edep, başkaların kul-köle olup onları üstün görmemek olduğu gibi, kendisini de abartılı gösterip insanları hor görmemektir. İslam bilginlerinden bazıları, edebi şöyle tanımlar:

İmam Kuşeyri: "Edep, bir insanda iyi ve güzel huyların tamamının meydana geldiğinin görülmesidir."

Mevlana: "Eğer adem oğlunun edebi yoksa adem değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir. Göz gezdir ve Allah'ın kelamına "Kur'an'a" ayet ayet tamamına bak, Kur'anın anlamı edeptir." "Eğer şeytanı ayaklarınızın altında görmek istiyorsanız gözünüzü açın ve biliniz ki şeytanın katili edeptir."

Hasan Basri: "Edep, dinin gerçeklerini bilmedeki ince anlayış, dünyanın geçici ve aldatıcı zevklerine aldanmadan Allah' ı hatırlatan bilgiler edinmek için yapılan eğitimdir."

İbnul Kayyim El Cevzi: "Kişi kendisini ve sevdiklerini ateşten korumak istiyor ise edebi öğrensin, edebi öğretsin."

Sehl B. Abdullah: "Edep ihlas ve kulluk ile azgın nefsi uslandırmaktır."

İmam Suhreverdi: "İlim ve bilginin yüceliği edep ile anlaşılır. Davranışlar, ilim ve irfan ile kabul görür ve insan, güzel edep ve ahlakı ile dünya ve ukba muradına ulaşır."

İmam Gazali: "Ahlakın en mükemmeli, edebin en üstünü, Din'de edeptir. Dinde yücelmek, Allah'ın emirlerine itaat edip, peygamberimizin edeplerini bilmek ve uymak ile mümkündür."

Lokman Hekim: "Ben edebi edepsizlerden öğrendim."

Bu ve benzeri pek çok tanımdan da anlaşılacağı gibi edep, insanlar için iyilikler ve güzelliklerin kaynağı olan davranış biçimidir. Kişi bu davranış kalıpları ile kendisine, ailesine ve çevresindeki insanlara daha olumlu katkılarda bulunur, gerçek kimliğini yansıtmış olur. İnsanın ailesiyle, toplumu ile ve rabbi ile olan diyaloglarında bu özellikleri yansıtan davranışlar sergilemesi önemli bir meziyet ve fazilettir.

Kişinin kendisine, aile bireylerine, iş arkadaşlarına, toplumdaki diğer insanlara karşı sorumluluk duyması, karşılaştığında onları selamlaması, güler yüz göstermesi, içtenlikle iletişim kurması, sohbet etmesi, yardımda bulunması, paylaşması, değer vermesi kusur ve ayıpları ile uğraşmaması, gerektiğinde teşekkür etmesi belli başlı edep kurallarından bir kaçıdır. İnsanın bütün kusurlarını örten edep ne güzel bir örtüdür. Kişinin edebi altından daha değerlidir.

Yorumlarınızın Silinme Nedeni

  1. Bu sitede siyâsî partilerin leyhinde ya da aleyhinde propaganda yapan,
  2. Yasadışı bölücü örgütlerin propagandasını yapan,
  3. Kimi dinî cemaatlere taraftar bulmak için kaleme alınan,
  4. Cemiyet hayatına zararlı akımların (satanizm, antisemitizm) propagandasını yapan,
  5. Aşırı cinsellik ya da seks içerikli ibareler taşıyan,
  6. İçinde telefon numarası barındıran,
  7. Küfür, tehdit ya da özlük haklarına saldırı niteliği taşıyan ifadeler bulunduran,
  8. Türkiye Cumhuriyeti, Yönetim Biçimi ya da Atatürk'e karşı saldırı niteliği taşıyan,
  9. Sadece kendi web sitelerinizin tanıtımı için kullanan vs. yorumlarınız, uyarılmaksızın silinir.

Bunun dışında, bir sayfada sadece EN SON 50 mesaj gösterildiğinden, mesaj sayısı 50'yi geçen sayfalardaki geriye kalan mesajlar, sayfada gösterilmeyebilir ve bu, yorumunuzun silindiği anlamına gelmez.

Sizden ricam, özellikle genç kardeşlerimize kimi yorumlarında hoşgörüyle yaklaşıp, sürekli mesajlarında kusur aramak yerine onları kendilerini ifade etmek için daha çok teşvik etmek ve bazı kelimeleri, imla hataları gibi yanlışlıklar, kimi hoş olmayan ifadeler taşısa bile, onları mâzur görüp heveslerini kırmamanızdır.

Hepinize gösterdiğiniz duyarlılıktan ötürü teşekkür ediyorum.

Akhenaton (Admin)





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: derya, 26.01.2014, 19:13 (UTC):
küçüklerin büyüklerini saymadığı ana babaya saygının kalmadığı bu zamanda herkesin herşeyden fazla edebe ihtiyacı olduğunu anlatmanızı takdirle karşılıyorum ama unutmayalım ağaç yaş iken eğilir buda bir gerçek çocuklarımıza edepli olmayı öğretmek cahillik olur biz bireyler olarak yaşama tarzımıza bakalım nasılız acaba eğer ki edepli bir nesil yetiştirmek istiyorsak unutmayalım ki küçük kalkar büyüğe bakar yeni dünyaya gelmiş bir bebek düşünün o kadar saf ve temiz ki el atmaya bile kıyamıyoruz o bebeği büyüten bireyler anne baba olduğu kadar bir öğretmen olduklarınıda unutmasınlar çocuklar büyüme çağında anne babayı örnek alırlar o çocuklara şekil vermek biz büyüklerin elinde bir çömlekçi düşünün elinde çok güzel bir çamur var ve şekil verecek o çamura nasıl şekil verirse öyle kalacak herşey çömlekçinin marifetine kalmış iyi veya kötü çocuklarımızı büyütürken aslında çocuğa şekil veren bizleriz edepli veya edepsiz olmaları büyüklerinden aldıkları terbiyeye bağlı unutmayalım eğitim evde başlar okulda devam eder saldım çayıra mevla kayıra dersek tertemiz çocuklarımız helak olur terbiye öğretilmez terbiye büyükten küçüklere miras kalır illa edep illa edep

Yorumu gönderen: ayşegül, 29.09.2009, 09:40 (UTC):
gerçekten çok açıklayıcı ve kolayca anlaşılabilen bir yazı olmuş.net bir şekilde anlatmak istediğiniz anlaşılıyor.hz.Ali"çocuklarınızı sizden sonraki nesiller için yetiştirdiğinizi unutmayınız"demiş.bu bağlamda genç arkadaşlarımızın yeni nesil bir konuşma tarzı geliştirdiğini gözlemliyorum,dolayısı ile bazen onlara normal gelen üslup biz olgun gençlere:)kırıcı gelebiliyor.sonuçta sanırım amaç kazanmaksa,araç hoşgörü olmalı haklısınız...bu genel hayatımızada yansımalı ve daha tahammüllü olabilmeliyiz,yaş kaç olursa olsun hayatta öğrenecek çok şey var,teşekkürler...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647253 ziyaretçi (102657647 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.