Budist Kutsal Kitabı Dhammapada, II
 

Budist Kutsal Kitabı Dhammapada

2. Bölüm

3. Çittavagga

33. Ok yapıcısı okunu doğru yapar; bilge kişi ise çırpınan, düzensiz, koruması ve egemenliği güç olan düşüncesini doğru hale getirir.

34. Sulak vatanından alınıp kum bir yere atılan balık gibi, düşüncemiz de Ayartıcı Mâra'nın egemenliğinden kurtulmak için çırpınır.

35. Egemenliği zor olan kararsız, oraya buraya koşan aklı eğitmek iyidir; eğitilmiş beyin mutluluk getirir.

36. Bilge kişi düşüncelerini uyanık tutmalı, çünkü onları sezmek zordur, çok beceri ister; onlar ne duysalar oraya koşarlar. İyi korunan düşünceler mutluluk getirirler.

37. Aklı bedensiz olarak tek başına hareket edip uzaklara gitmekten ve kalp odacığında gizlenmekten sakındıran kişiler, ayartıcı Mâra'nın bağlarından kurtulmuş olacaklardır.

38. Eğer bir kimsenin inancı kararsızsa, o kişi gerçek kanunu bilmiyorsa, huzur içindeki kafası alt üst olmuşsa, bilgisi asla mükemmel olmayacaktır.

39. Eğer bir kimsenin düşünceleri dağınık değilse, aklı karışık değilse, iyi ve kötü düşünmeye bir son vermişse tetikte olduğu sürece onun için korku söz konusu değildir.

40. Bu bedenin bir kavanoz gibi kırılabilir olduğunu bilerek ve düşüncesini bir kale gibi sağlam tutarak kişi, Ayartıcı Mâra'ya. bilgi silahı ile saldırmak; onu ele geçirince de gözaltında tutmalı ve asla gevşememelidir.

41. Pek yakında! Şu zavallı beden, tıpkı yararsız bir ağaç kütüğü gibi toprağa devrilip gidecek.

42. Bir kinci bir kinciye, bir düşman bir başka düşmana, yanlış yönlendiren akıl da kendi kendisine büyük zarar verir.

43. Ne anne, ne baba, ne de herhangi bir akraba, insana iyi yönetilen bir akıldan daha fazla yararlı olabilir.

4. Pupphavagga (Çiçekler Bölümü)

44. Kim bu dünyaya, ölülerin efendisi olan Yama'nın dünyasına ve tanrıların dünyasına6 karşı galip gelecek? Akıllı kişinin doğru çiçeği bulması gibi, erdemin sadelikle
gösterilmiş yolunu anlayacak olan kimdir?

45. Mürit, bu dünyaya, ölülerin efendisi olan Yama'nın dünyasına ve tanrıların dünyasına karşı galip gelecektir. Akıllı kişinin doğru çiçeği bulması gibi, mürit de erdemin sadelikle gösterilmiş yolunu anlayacaktır.

46. Bu bedenin bir köpük gibi geçici olduğunu bilen, onun bir serap gibi asılsız olduğunu anlayan kişi, Mâra'nın çiçek uçlu okunu kıracak ve asla ölüm kralını görmeyecektir.

47. Ölüm, uyanmamış aklıyla çiçek toplamakta olan bir insanı, tıpkı uyuyan bir köyü sellerin sürüklemesi gibi, sürükler götürür.

48- Ölüm, aklı karışmış olarak çiçek toplamakta olan bir insana, zevklerine doyamadan boyun eğdirir.

49- Tıpkı arının çiçeğe zarar vermeden, rengine, dokusuna dokunmadan özünü alıp gitmesi gibi, aziz kişi de köyünde öyle yaşamalı.

50- Ne başkalarının sapıklıklarına, ne de onların işlenmiş veya işlenmemiş günahlarına önem vermeli; bilge kişi kendi kötülüklerine ve, savsakçılıklarına dikkat etmelidir.

51. O kişiye göre güzel fakat meyve vermeyen sözler, rengârenk ama kokusu olmayan görkemli bir çiçek gibidir; o bu sözlere göre davranışlarını düzenlemez.

52- Buna karşılık güzel ve meyve veren sözler, rengârenk ve mis gibi kokan çok güzel çiçek gibidir; o kişi davranışlarını ona göre ayarlar.

53. Bir çiçek yığınından pek çok çeşit çelenk yapılabildiği gibi, bir kere doğduktan sonra bir ölümlü tarafından da pek çok iyi işler başarılabilir.

54. Ne çiçeklerin kokusu, ne de sandal ağacının ne de Tagara ve Mallikâ çiçeklerinin kokuları rüzgâra karşı gidebilir; fakat iyi insanların kokusu rüzgâra karşı bile gider; iyi kişi her yana yayılır.

55. Sandal ağacı. Tagara, nilüfer çiçeği veya Vassikî gibi güzel kokuların arasında erdemin kokusu hepsinden üstündür.

56. Değersiz olan, Tagara ve sandal ağacından gelen kokudur; erdem, sahiplerinden gelen koku ise en yüksek tanrılara kadar çıkar.

57. Düşüncesizlikle yaşamayan ve doğru bilgiye doğru özgürleşmiş böyle erdemli kişilerde Ayartıcı Mâra asla kendine yol bulamaz.

58-59. Anayolu saran çöp yığınının üzerinde güzel koku ve zarafetle yetişen zambak gibi, saçma sapan kişilerin arasında tamamen aydınlanmış Buddha'nın müridi bilgisiyle, dünyaya bağlı kör kişinin üzerinde parlayarak öne çıkar.

5. Balavagga (Aptal Bölümü)

60. Uyanık kişi için gece uzundur; yorgun kişi için yol uzundur; gerçek Dhamma kanununu bilmeyen budala için ise yaşam uzundur.

61. Eğer bir gezgin, kendinden daha üstün veya kendine eşit bir başkasıyla karşılaşmazsa onu yalnız yolculuğunda tek başına bırakmalı; bir budalanın arkadaşı yoktur.

62. Aptal kişi "bu oğullar benim, bu zenginlik benim" gibi düşüncelerle kendine acı çektirir. Oysa ki kendi kendisinin bile sahibi değildir, kaldı ki oğulların ve zenginliğin sahibi olsun!

63. Aptallığını bilen aptal kişi hiç olmazsa bu yönüyle akıllıdır. Kendini akıllı sanan aptal ise gerçekten bir aptaldır.

64. Eğer bir aptal, akıllı bir kişiyle bütün ömrü boyunca bile arkadaşlık etse, onun gerçeği anlaması, kaşığın çorbadan tat alması kadardır.

65. Eğer akıllı kişi bilge kişiyle bir dakika bile arkadaşlık etse, tıpkı dilin çorbanın tadını hemen alması gibi, gerçeği süratle kavrar.

66. Anlama fakiri aptallar, kendi kendilerinin en büyük düşmanıdırlar, çünkü acı meyveler taşıyan kötü işler yaparlar.

67 Kötü bir davranıştan sonra kişi pişmanlık duymalıdır; onun ödülünü o kişi ağlayarak, gözyaşları içinde alır.

68. Yok eğer iyi bir iş yapılmışsa kişi pişman olmaz; onun ödülünü de memnuniyetle ve neşeyle alır.

69. Hiçbir meyve vermeyen kötü işi yapan aptal kişi, onun bal gibi tatlı olduğunu düşünür; ancak iş büyüyüp olgunlaştığında kedere boğulur.

70. Aptal kişi isterse aydan aya Kuşa otunun sivri ucu kadar yemek yesin, onun değeri Dhamma'yı iyi bilen kişilerininkinin on altıda biri kadar bile değildir.

71. Kötü iş, yeni sağılmış süt gibidir, hemen bozulmaz; küller arasında kalan bir ateşin için için yanması gibi yanarak, aptal kişiyi izler.

72. Bilinir hale geldikten sonra kötü iş aptala keder olarak geri döner ve onun aydınlık talihini yok eder, hatta başını parçalara ayırır.

73. Bırak aptal kişi sahte bir onur istesin; Bhikkuların önde geleni veya manastırın efendisi yahut diğer insanlar arasında hürmet gören olmayı istesin.

74- "Rahip sınıfından olmayan da, dünyayı terk eden de bunu benim yaptığımı bilsin; yapılmış veya yapılmamış her şeyde bana mahkum olsunlar!" İşte aptal kişi böyle düşünür; isteği ve gururu böyle artar.

75. Yolların biri zenginliğe diğeri ise Nibbâna'ya götürür: Buddha'nın yoldaşı olan Bhikkhu bunu öğrendiğinde, zenginlik onuru için çabalamaz, dünyadan ayrılmak için çabalar.

6. Panditavagga (Akıllı Bölümü)

76. Eğer nelerden sakınılacağım gösteren, uyaran akıllı bir insan görürsen, gizli hâzineleri açıklayan bu kişiyi izle; bu, onu izleyen için daha kötü değil daha iyidir.

77. Bırakın öğüt versin, bırakın öğretsin, bırakın uygun olmayanı yasaklasın! O kişi, iyinin sevgilisi, kötünün ise nefret ettiği kişi olacaktır.

78. Kötülük edenlerle, aşağılık insanlarla dost olma.; erdemli insanlarla, insanların en iyileri ile dost ol.

79. Dhamma'yı doya doya dinleyen kişi, berrak bir zihinle, mutlu bir biçimde yaşar: Bilge kişi her zaman Dhamma'dan hoşnut olur.

80. Su kanalı yapanlar suyu istedikleri yöne götürür; ok yapıcıları oka şekil verirler. Marangozlar ağaç kütüklerini işler; bilge kişiler ise kendilerini biçimlendirirler.

81. Sağlam bir kaya parçası rüzgâr tarafından nasıl sarsılmadan durursa, bilge kişiler de ayıplama ve övgü arasında öyle sarsılmadan dururlar.

82. Akıllı kişiler Dhamma kanunlarım dinledikten sonra tıpkı derin, dalgasız, sessiz bir göl gibi sâkin olurlar.

83. İyi insanlar her şart altında uyanık olarak yürürler; tensel zevk isteğini açıkça söylemezler. akıllı kişiler mutluluk veya üzüntü veren bir durumla karşılaştıklarında ne mutlu olurlar ne de üzülürler.

84. Eğer gerek kendi gerekse başkaları uğruna bir kişi ne bir oğul, ne zenginlik ne de efendilik istemezse ve eğer haksız araçlarla elde edilmiş bir başarıyı reddederse, o kişi iyi, akıllı ve erdemli bir kişi demektir.

85. Karşı kıyıya varanların sayısı insanlar arasında birkaç kirşidir; diğerleri kıyı boyunca aşağı yukarı koşuşup durur.

86. Ancak kendilerine Dhamma açıklandığında onu izleyenler, her ne kadar geçmesi zorsa da, ölümün egemenliğinin ötesine geçeceklerdir.

87-88. Akıllı kişi, sıradan yaşamın karanlığını terk etmeli ve Bhikkhu olmanın aydınlığını izlemelidir. Evinden evsizlik durumuna ulaştıktan sonra o kişi bu sakınmış durumda, yok gibi gözüken neşeyi aramalıdır; Bütün zevkleri geride bırakarak ve kendisi için hiçbir şey istemeden! Akıllı kişi kendisini aklın her türlü sorunundan temizlemelidir.

89. Aklı en üstün görüş gücüyle temellenmiş, hiçbir şeye bağlanmadan, bağlılıktan uzak olarak, bir özgürlük neşesiyle, arzuları tutulmuş, ışıkla dolu insanlar, bu dünyada bile özgürdürler.

7. Arahantava (Arhatlar Bölümü)

90. Yolculuğunun sonuna gelmiş kişi için artık acı yoktur; kederden vazgeçmiş, kendini her yönden özgür kılmış ve bütün engelleri aşmış kişi için acı yoktur.

91. Doğru düşüncelerle kendilerini yetkinleştirirler, evlerinde durmazlar; tıpkı göllerini terk eden kuğular gibi, onlar da evlerini ve yurtlarını terk ederler.

92. Hiçbir zenginliği olmayan, sıradan şeyleri yiyerek yaşayan, boşluktaki kayıtsız şartsız özgürlüğü algılayan insanlar gökteki kuşlara benzerler; onların yollarını aramak çok zordur.

93. Arzuları durdurulmuş, zevk-sefa içinde kaybolmamış, boşluktaki kayıtsız şartsız özgürlüğü algılayan kişi, gökteki kuşlara benzer, onun yolunu anlamak zordur.

94-95. Tanrılar bile imrense, o kişinin duyguları, tıpkı sürücüsü tarafından iyi yönetilen atlar gibi, baskı altına alınmış, gururdan uzak, arzu ve şehvetten kurtulmuştur; o kişi ki görevini tıpkı toprak gibi veya bir kapı eşiği gibi sabırla yapar; o çamursuz bir göle benzer; artık onun için yeni bir doğuş yoktur.

96. Gerçek bilgi yoluyla özgürlüğü elde ettiğinde ve böylece tam bir insan olduğunda o kişinin düşüncesi sessizliktir; sessizlik onun sözü ve eylemidir.

97. Her şeye inanmayan ama yaratılmamış olanı bilen, bütün bağlardan kurtulmuş, yolunu şaşırtacak etkenleri yok etmiş, bütün tutkulardan vazgeçmiş kişi, insanların
en büyüğüdür.

98. Küçük bir köyde ya da ormanda olsun, denizde veya karada ..olsun, saygıdeğer Arhatların yaşadığı yer güzel bir yerdir.

99. Ormanlar sevinç doludur; dünyanın sevinç bulamadığı yerde, duygularına egemen olan kişi sevinç bulacaktır, çünkü o zevk peşinde değildir.

8. Sahassavagga (Binler Bölümü)

100. Eğer bir konuşma binlerce sözcükten bile oluşsa, bu sözcükler anlamsız olduktan sonra ne yararı var; duymasını bilen için anlamlı tek bir sözcük daha iyidir, o kişiyi huzura eriştirir.

101. Eğer bir Gâthâ binlerce sözcükten bile oluşsa, bu sözcükler anlamsız olduktan sonra ne yararı var; duymasını bilen için bir Gâthâ'nm tek bir sözcüğü daha iyidir, o kişiyi huzura eriştirir.

102. Bir kişi, anlamsız sözcüklerden oluşan binlerce Gâthâ’yı ezbere okusa ne fayda! Duymasını bilen için Dhammapada'nın tek bir sözcüğü daha iyidir, o kişiyi huzura eriştirir.

103. Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir; o kişi en büyük fatihtir.

104-105. Bir kimsenin kendi kendini yenmesi başkalarını yenmesinden daha iyidir; ne bir tanrı, ne bir Gand'habba, ne de bir Mâra o kişinin kazandığı zaferi engelleyemez; o kişi hep kendi kendini kontrol ederek yaşar.

106. Eğer bir kimse bin yıl her ay binlerce kurban töreni yaptırsa, öte yandan özü gerçek bilgiyi kavramış kişi bir an için bir kimseye saygı gösterse, bu saygı binlerce
yıldır yapılan kurbandan daha iyidir.

107. Eğer bir kimse bin yıl ormanda Agni'ye tapınsa, öte yandan özü gerçek bilgiyi kavramış kişi bir an için bir kimseye saygı gösterse, bu saygı binlerce yıldır yapılan
kurbandan daha iyidir.

108. Bir kimse bu dünyada sevap kazanmak için bütün yıl boyunca bir sunak veya adak sunsa, bütün bunların hiçbir değeri olmaz; dürüst kişiye gösterilen saygı daha
iyidir.

109 Yaşlıları her zaman selamlayan ve onlara her zaman saygı gösteren bir kişinin dört yönü gelişecektir. Bunlar; yaşam, güzellik, mutluluk ve kuvvet'tir.

110. Derin düşünen, erdemli bir kişinin yaşadığı bir tek gün, kontrolsüz ve kötü biçimde yüz yıl yaşamış bir kişininkinden daha değerlidir.

111. Derin düşünen bilge kişinin tek bir günlük yaşamı, bilgisiz ve kontrolsüz yaşamış kişininkinden daha değerlidir.

112. Değişmez bir dayanıklılık gücüne erişmiş kişinin bir günlük yaşamı, yüz yıl yaşayan başıboş ve dayanıksız kişinin yaşamından daha değerlidir.

113. Başlangıcı ve sonu gören kişinin bir günlük yaşamı, başlangıcı ve sonu göremeyen bir kişinin yüz yıllık yaşamından daha iyidir.

114. Sonsuzluk yerini gören kişinin bir günlük yaşamı, sonsuzluk yerini göremeyen bir kişinin yüz yıllık yaşamından daha iyidir.

115. En yüksek Dhamma'yı gören kişinin bir günlük yaşamı, en yüksek Dhamma'yı göremeyen kişinin yüz yıllık yaşamından daha iyidir.

9. Papavagga (Kötülük Bölümü)

116. Bir kimse iyi olanı yapmakta acele etmeli ve düşüncesini kötü olandan uzak tutmalıdır; eğer kişi iyi olanı yapmakta tembelce davranırsa, aklı kötülüğün zevkine dalar.

117. Eğer bir kimse bir günah işlerse, onu bir daha yapmasın; o günahtan zevk almasın. Kötülüğün artması acı vericidir.

118. Eğer bir kimse iyi olanı yaparsa, onu bir daha yapsın; o iyilikten zevk alsın, iyiliğin artması zevk vericidir.

119. Kötülük yapan, yaptığı kötülük olgunlaşana kadar bunda mutluluk görür; ancak kötülük olgunlaştığında kötülük yapan kötülüğü görür.

120. İyi bir kişi ise, yaptığı iyilik olgunlaşana kadar geçen günleri kötü görür. Ancak iyilik olgunlaştığı zaman iyi kişi iyi şeyler görmeye başlar.

121. Kimse, "Nasıl olsa bana zararı dokunmaz." diyerek, küçücük de olsa kötülük düşünmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, budala kimse de azar azar toplayarak kendini kötülükle doldurur.

122. Kimse "Nasıl olsa bana zararı dokunmaz." diyerek, küçücük de olsa iyilik düşünmekten çekinmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, akıllı kimse de azar azar toplayarak kendini iyilikle doldurur.

123. Kişi, tehlikeli yolda az sayıda yol arkadaşıyla çok büyük zenginlikleri taşımaktan sakınan tüccar gibi; yahut yaşamı seven kişinin zehirden sakındığı gibi kötülükten sakınsın.

124. Elinde yara olmayan zehire dokunabilir; yarası olmayan kişi zehirden etkilenmez; kötülük işlemeyen kişiye de kötülük etki etmez.

125. Eğer bir kimse zararsız, saf ve masum bir kişiye karşı bir kötülük işlerse, o kötülük, tıpkı rüzgâra karşı savrulmuş çer çöp gibi o budalaya geri döner.

126. Bazı insanlar yeniden doğarlar, kötülük yapanlar cehenneme, dürüst insanlar ise cennete gider; dünyasal zevklerden kurtulmuş kişiler Nibbâna'ya erişirler.

127. Ne gökte, ne denizin ortasında, ne de dağların yarıkları arasında, bu dünyada insanın kötü işten kaçabileceği bir nokta bulunur.

128. Bu dünyada ölümün ölümlüyü yok edemeyeceği bir nokta yoktur; ne gökyüzünde, ne denizin ortasında ne de, eğer görebilirsek, dağların yarıkları arasında...

10. Dandavagga (Eziyet Bölümü)

129. Bütün insanlar eziyetten ürperir, bütün insanlar ölümden korkar; onlara benzediğini hatırla ve ne öldür ne de öldürmeye neden ol.

130. Bütün insanlar eziyetten ürperir, bütün insanlar yaşamı sever; onlara benzediğini hatırla ve asla öldürme, asla öldürmeye neden olma.

131. Kendi mutluluğunu arayan, hem eziyet ediyor ve varlıkları öldürüyor hem de mutluluğu arzuluyorsa, ölümden sonra mutluluğu bulamayacaktır.

132. Kendi mutluluğunu arayan, eziyette bulunmuyor ve canlıları öldürmüyorsa, aynı zamanda mutluluğu istiyorsa, ölümden sonra mutluluğu bulacaktır.

133. Bir kimseye sert konuşma; öyle konuştuğun kişiler sana aynı şekilde karşılık vereceklerdir. Öfkeli konuşmalar acı vericidir; darbelere karşı gelen darbeler sonuçta sana dokunacaktır.

134- Eğer kırık bir madeni leğen gibi hiç sesin çıkmazsa, o zaman Nibbâna'ya ermişsindir; öfke nedir bilmezsin.

135. Çobanın, değneği ile inekleri ahırlarına yöneltmesi gibi, Yaşlılık ve Ölüm de insanları yöneltir.

136. Budala kimse ne zayıftan kötü iş işlediğini bilmez. Kötü adam ise, tıpkı ateşte yanar gibi, kendi işlerinin ateşiyle yanar.

137. Masum ve zararsız kişilere acı veren kimse, şu on durumdan birine kavuşur:

138. İnsafsız bir keder durumu, kayba uğrama, bedenin incinmesi, büyük bir belâ ve akıl kaybı.

139. Kraldan gelen bir felaket, korkunç bir suçlama, akraba kaybı veya zenginliğin yitirilmesi.

140 Belki de yıldırım ateşi onun evini yakacaktır; bedeni yok edildiği zaman da o budala cehenneme gidecektir.

141. Ne çıplaklık, ne örülmüş saçlar, ne kir, ne oruç, ne toprağın üstünde yatma, ne toza bulanma, ne hareketsiz oturma bir ölüyü saflaştırır. Saflaşmanın tek yolu tutkuları yenmektir.

142 Bir kimse güzel elbiseler giyinmiş bile olsa, sessiz kalmaya çalışıyorsa, sakinse, yumuşak, kontrollü, dürüst ise ve diğer canlılara eziyet etmiyorsa, o gerçek bir Brahmâna, bir Samana ve bir Bhikkhu'dur.

143. Bu dünyada, azar gerektirecek kadar büyük utançtan, tıpkı soylu bir atın kamçıdan kaçınacağı kadar kaçman bir insan var mıdır?

144. Kamçının dokunduğu soylu bir at gibi gayretli ve istekli ol! İnançla/ erdemle, enerjiyle, derin düşünme ile, Dhamma'yı anlayarak bu büyük acıyı yeneceksin; bilgi
ve davranışım mükemmelleştir ve asla savsakçı olma.

145. Kuyu açıcılar suyu istedikleri yere götürürler. Okçular oklarını düzlerler; doğramacılar ağaçlara şekil verirler, iyi insanlar ise kendilerini biçimlendirirler.

11. Caravagga (Yaşlılık Bölümü)

146. Bu dünya sürekli yanıyorken orada nasıl zevk olur, nasıl insanlar gülebilir? Etrafın karanlıkla çevriliyken bir ışık arayabilir misin?

147. Şu giyinip süslenmiş, yara bere içinde, hastalıklarla bir araya gelmiş, entrikalarla dolu olan budalaya bak! Bu kişide güç ve dayanıklılık yoktur.

148. Bu vücut boştur, hastalıklı ve zayıftır; bu fesat yığını parçalanır gider, çünkü yaşam ölümle biter.

149. Bir kimse, sonbaharda yerlere atılmış sukabaklarına benzeyen şu beyaz kemiklere baktıktan sonra, onda yaşamdan gelen ne gibi, bir zevk bulabilir?

150. Kemiklerden bir kale oluşturulduktan sonra bunun etrafı et ve kanla çevrilir ve bu kalenin içinde kibir ve hile ile yaşlılık ve ölüme kadar yaşanır.

151. Kralların görkemli savaş arabaları bile yok olduktan sonra insan vücudunun yok oluşu garip değil; ancak iyi kişilerin erdemi asla yok olmaz.

152. Az şey öğrenen insan bir öküz gibidir; büyür eti gelişir fakat bilgisi gelişmez.

153-154. Bu meskenin yapıcısını ararken kendimi birçok doğum zincirlerinden oluşan bir yolda buldum ve yapıcıyı bulamadım. Her doğuşta yeniden acı çektim. Ama şimdi meskenin yapıcısı sen görüldün; bu meskeni bir daha yapma! Senin bütün kirişlerin çatırdadı, çatıyı tutan direk koptu. Ölümsüz olana yaklaşan kafa, bütün istekleri öldürmeyi başarır.

155. Uygun eğitim yolunu bulamayan ve gençliklerinde zengin olamayan insanlar, balıksız bir gölün ihtiyar balıkçıl kuşları gibi ölüme giderler.

156. Uygun eğitim yolunu bulamayan ve gençliklerinde zengin olamayan insanlar, uğultusu geçmişte kalmış kırık yaylar gibi ölüme ulaşırlar.

12. Attavagga (Öz Bölümü)

157. Eğer bir kimse-kendini değerli buluyorsa, o kişi kendini dikkatle izlemelidir; hiç olmazsa yaşamın üç aşamasından birinde bilge kişi uyanık olmalıdır.

158. Her insan uygun olanı önce kendisine yöneltmeli, sonra başkalarına öğretmelidir; böylece akıllı kişi acı çekmeyecektir.

159. Eğer bir kimse başkalarına olmalarını söylediği gibi kendi olmuşsa, yani kendini kontrol altına almışsa, başkalarını da alabilir; doğrusu bir kimsenin kendini bastırması zordur.

160. İnsanın özü, kendisinin efendisidir, başka kim olabilir? İyi bastırılmış bir özle insan, sadece birkaç kişinin bulabileceği bir efendiye sahip olabilir.

161. Kendi özünün yarattığı kötülük, kendisinin doğurup kendisinin geliştirdiği aptal kişiyi; tıpkı bir elmasın bir başka mücevheri kırması gibi kırar.

162. Kötülüğü büyük olan kimse kendi kendini, düşmanının istediği aşağılık duruma getirir; tıpkı asalak sarmaşıkların ağacın çevresini kuşatması gibi.

163. Kötü işler, kendimizi yaralayan işler, yapılması kolay işlerdir; doğru ve iyi işleri yapmak ise çok zordur.

164. Budala kişi, saygıdeğer, seçkin ve erdemli kişilerin izlediği yolu küçük görerek, yanlış doktrinlerin peşinden gider; Katthaka kamışının24 meyveleri gibi kendi yok oluşunun meyvelerini taşır.

165. Kötülüğü kişi kendi özüyle yapar, kendi özüyle acı çeker; kötülükten kişi kendi özüyle sakınır, kendi özüyle kendini temizler. Temizlik de kirlilik de öze aittir, kimse bir başkasını temizleyemez.

166. Başkasınınki büyük bile olsa, hiç kimse başkası uğruna kendi sorumluluk ve görevini unutmamalı; kendi görevini iyi anlamış olan insan, bu görevde her an dikkatli olmalı.

13. Lokavagga (Dünya Bölümü)

167. Kötü kanun yolunu izleme! Düşüncesizce yaşama! Yanlış öğretilerin peşinden gitme! Dünyanın dostu olma!

168. Doğrul! Budala olma! Dhamma yolunu izle! Erdemli kişi bu dünyada da, gelecektekinde de mutluluk içindedir.

169. Dhamma yolunu izle, kötülük yolunu değil! Erdemli kişi bu dünyada da, gelecektekinde de mutluluk içindedir.

170. Bu dünyayı bir hava kabarcığı, bir serap gibi düşün; dünyayı böyle gören kişi ölümü görmez.

171. Gel ve kraliyete ait bir aile gibi parlayan şu dünyaya bak; budala kişi onun içine dalar, bilge kişiyse ona yaklaşamaz.

172. Önceleri umursamaz davranıp, sonradan ayırdına varan ve ciddileşen kişi, bulutlardan kurtulup açığa çıkan ay gibi bu dünyayı aydınlatır.

173. İyi işleri kötü işlerinin önüne geçen kişi, bulutlardan kurtulup açığa çıkan ay gibi bu dünyayı aydınlatır.

174. Bu dünya karanlıktır, sadece birkaç kişi bunu görebilir; tıpkı ağdan kurtulan kuşlar gibi sadece birkaç kişi gökyüzüne erişebilir.

175. Kuğular güneş yoluna giderler, olağanüstü güçleri sayesinde göğe doğru uçarlar. Bilge kişi de Ayartıcı Mâra'yı ve onun yardımcılarını yenerek, bu dünyanın dışına çıkar.

176. Büyük Dliamma Kanunu’na uymayan, yalan söyleyen ve daha iyi bir dünyayı küçük gören kimsenin yapamayacağı hiçbir kötülük yoktur.

177. Merhametsiz kişi asla tanrıların ülkesine ulaşamaz; aptallar özgürlüğe şükretmezler. Bilge kişi özgürlükten sevinç duyar ve bu yolla öteki dünyada da mutlu olur.

178. Kutsal yolda atılan ilk adım, tüm dünyaya egemen olmaktan, cennete gitmekten, bütün dünyaların efendiliğinden daha iyidir.

14. Buddhavagga (Buddha Bölümü)

179- Ulaştığı zafer tekrar ulaşılır bir zafer değil; bu dünyada hiç kimse o zafere ulaşamaz; hangi izle o Uyanık, Bilge ve îzsiz kişiyi izleyebilirsin?

180. Tuzakları ve zehirleri insanları yoldan çıkaran Tutku'yu yenmiş kişi; hangi izle o Uyanık, Bilge ve İzsiz kişiyi izleyebilirsin?

181. Böyle uyanık, dikkatli, bilge, derin düşünme halinde ve dünyadan el-etek çekip sessizliğe gömülmüş kişileri tanrılar bile kıskanır.

182. İnsan olarak doğmak ne zordur, ölümlü yaşamı yaşamak ne zordur; ne zordur gerçek Dhamma'yı izlemek, ne zordur Buddha olarak doğmak.

183. Hiç kötülük işleme, iyilik yap ve kendi düşünceni temizle; işte bunlar bütün buddhaların öğretisidir.

184 Buddha, sabrın en yüksek kefaret olduğunu ve en yüksek Nibbâna olduğunu söyler; çünkü o başkalarına vuran bir kaçınık, başkalarına hakaret eden bir çilekeş değildir.

185- Kimseyi azarlama, kimseye vurma, kanunun sınırları içinde davran, yemeğini azalt, yalnız uyu ve otur, en yüce düşüncelerle yaşa; işte bunlar Buddha’nın öğretileridir.

186. Gökten altın yağsa insanın isteği doyurulamaz; isteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge bir kişidir.

187. O Kişi tanrısal zevklerde bile bir doyuruculuk bulamaz; bütünüyle uyanmış bir çömez, ancak bütün isteklerinin yok edilmesinden zevk alır.

188. Korku ile kaplı insanlar korunmak için dağlara, ormanlara, koruluklara veya kutsal ağaçlara kaçıp giderler.

189. Ancak, en güvenli ve en iyi korunaklar bunlar değildir; insan böylesi yerlere gitmekle acılardan kurtulamaz.

190. O kişi kendine korunak olarak Buddha, Dhamma ve Sangha'yı seçer; o kişi saf anlama yeteneğiyle dört kutlu gerçeğe ulaşır:

191- Acı, acının kaynağı, acının yok edilmesi ve acıyı gidermeye yarayan sekiz katlı kutlu yol.

192. İşte en emin ve en iyi konmak! Bu .korunağa sığınmakla insan bütün acılardan kurtulur.

193. İnsanüstü olan bir kişi kolay kolay bulunmaz, her yerde doğmaz; bir yerde böyle bir kişi varsa, o toplum başarılı olur.

194. Bir Buddha'nın doğuşu mutluluktur, Dhamma'yı öğretmek mutluluktur, Sangha'daki huzur mutluluk, huzur içindeki şeylere bağlılık mutluluktur.

195-196. Bütün kötülükleri yenmiş ve keder ırmağını geçmiş olan kişi korku bilmez. Kurtuluşa ermiş bir Buddha'ya veya onun çömezlerine hürmet eden bir kimsenin değerini ölçebilecek yoktur.

15. Sughavagga (Mutluluk Bölümü)

197. Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım! Gelin bizden nefret edenler arasında nefretten kurtulmuş olarak yaşayalım!

198-199. Istırap çekenler arasında ıstıraptan uzak mutlu yaşayalım! Acı çeken insanlar arasında acıdan kurtulmuş olarak yaşayalım.

200. Kendimize ait bir şeyimiz olmasa da biz mutlu yaşayalım! Mutlulukla beslenen parlak tanrılar gibi olacağız.

201. Galibiyet nefreti doğurur, çünkü yenilen kişi mutsuzdur; galibiyeti de yenilgiyi de terk eden kişi huzur içindedir, mutludur.

202. Tutkudan daha büyük bir ateş, nefretten daha büyük zarar, bu bedenden daha büyük ıstırap, ruh huzurundan daha büyük mutluluk yoktur.

203. Açlık en büyük hastalık, beden en büyük kederdir; bu gerçeği kavramış kişi için Nibbâna en büyük mutluluktur.

204. Sağlık en büyük hediyedir, doyumluluk en büyük zenginlik; güven en iyi akrabalık, Nibbâna ise en yüksek mutluluktur.

205. Yalnızlığın sessizliğini tadan kişi, korkudan ve günahtan arınarak Dhamma'mn lezzetini tadar.

206. iyi olanı görmek ve onlarla birlikte yaşamak daima mutluluk verir; aptallarla karşılaşmayan bir insan sonsuza kadar mutlu yaşar.

207. Aptallarla birlikte giden kişi çok acı çeker; aptallarla birliktelik düşmanla bir olmak gibi acı vericidir; bilge bir insanla bir olmak ise akrabalarla yaşamak gibi insana mutluluk verir.

208. Bu yüzden bir kimse bilge olanı izlemeli; akıllı, eğitimli, sabırlı, saygılı ve seçkin olanı izlemeli; bir kimse, nasıl ay yıldızların yolunu izlerse, tıpkı bunun gibi iyi ve bilge kişiyi izlemeli.

16. Piyavagga (Zevkler Bölümü)

209. Kendini boş gurura kaptıran ve kendisini derin düşünceye vermeyen kişi, gerçek amacını unutup zevk peşinde koşarak, zamanı geldiğinde derin düşünce için çabalayana gıpta edecek.

210. Hiç kimse neyin hoş neyin nâhoş olduğuna bakmamalı; hoş olanı görmemek acıdır, hoş olmayanı görmek de acıdır.

211. Bu yüzden kimse bir şeyi sevmesin; sevilenin kaybı acıdır. Hiçbir şeyi sevmeyen ve hiçbir şeyden nefret etmeyen kişi, prangalarını kırmıştır.

212. Zevkten acı ortaya çıkar, zevkten korku ortaya çıkar; zevkten kurtulan kişi ne acı bilir ne de korku.

213. Sevgiden keder doğar, sevgiden korku doğar; sevgiden kurtulan kişi ne keder bilir ne de korku.

214. Şehvetten keder doğar, şehvetten korku doğar; şehvetten kurtulan kişi ne keder bilir ne de korku.

215. Aşktan keder doğar, aşktan korku doğar; aşktan kurtulan kişi, ne keder bilir ne de korku.

216. Açgözlülükten keder doğar, açgözlülükten korku doğar; açgözlülükten kurtulan kişi, ne keder bilir ne de korku.

217. Erdem ve akıl dolu olan, her zaman doğruyu söyleyen ve kendi işi neyse onu yapan bir kimseyi tüm dünya sever.

218. Bütün isteği Anlatılamayan'a ulaşmak olan, kendi kendini ikna etmiş ve düşünceleri aşk tarafından çelinemeyen kişiye uddhamsoto denir.

219. Bir kimse uzun zaman uzaklarda bulunup sonra geri döndüğünde akrabaları, dostları, sevenleri onu nasıl karşılarsa...

220. İşte tıpkı bunun gibi yaptığı iyilikler bu dünyadan ötekine gittiğinde onu öyle karşılar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647288 ziyaretçi (102657710 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.