Budist Kutsal Kitabı Dhammapada, IV
 

Budist Kutsal Kitabı Dhammapada

4. Bölüm

24. Tanhavagga (Susuzluk Bölümü)

334. Düşüncesiz kişinin susuzluğu, bir sarmaşık gibi büyür; o kişi ormanda meyve arayan bir maymun gibi yaşamdan yaşama koşar.

335. Bu dünyada kim zehirle dolu korkunç susuzluğa yenilirse, onun acıları, bol bulunan Birana otu gibi çoğalır.

336. Bu dünyada yenmesi zor olan korkunç susuzluğu kim yenerse, onun acıları, tıpkı lotus yaprağından düşen yağmur damlaları gibi ondan ayrılır.

337. Size şu yararlı sözü söylüyorum: Bîrana otundan, güzel kokulu Usîra kökünü çıkarır gibi, siz burada toplanmış kişiler de susuzluğun kökünü çıkartın. Artık ayartıcı Mâra sizi, ırmağın kamışları yıktığı gibi, tekrar tekrar yıkmasın.

338. Nasıl kesildiği halde kökleri sağlam kalmış bir ağaç yeniden büyürse, bunun gibi susuzluğu besleyen nedenler kesilmedikçe yaşam acısı tekrar tekrar yinelenecektir.

339. Otuz altı kanaldan zevke koşan kişinin susuzluğu çok güçlüdür; dalgalar, baştan çıkan bu adamı uzaklara sürükler.

340. Su kanalları her yerde akar; tutku sürüngeni serpilip gelişir; sürüngen sarmaşığın büyüdüğünü gördüğünde onun kökünü bilgiyle kes.

341. Bir insanın aşırı çoklukta zevkleri vardır; zevk arayarak ve zevke batarak insanlar, tekrar tekrar doğup ölmeyi sürdürürler.

342. Susuzluğun etkisiyle tuzağa düşmüş bir tavşan gibi oraya buraya koşuşturan insanlar, zincirle bağlanmış olarak tekrar tekrar ve uzun süre acı çekmeyi sürdürürler.

343. Susuzluğun etkisiyle insanlar tuzağa düşmüş tavşan gibi oraya buraya koşuştururlar. O nedenle Bhikkhu, tutkusuzluğu sağlamaya çalışarak susuzluğu yok etmelidir.

344. Tutku ormanından kurtulmuş kişi, yeniden o ormana girerse, tutku ormanından çıkıp tutku ormanına girmiş olur; öyle kişi, özgür olduğu halde esarete dönmüştür.

345. Bilge kişiler en güçlü pranganın demirden, ağaçtan ya da kenevirden yapılmadığını bilirler; onlar için en güçlü pranga, değerli taşlar, yüzükler, kadın ve çocuklardır.

346. Bilge kişiler, kendilerini bağlayan, aşağı çeken ve kurtulması çok zor olan bu bağı en güçlü pranga sayar; bunu kesen insanlar istek ve zevkleri geride bırakarak dünyadan vazgeçip özgür olurlar.

347. Tıpkı örümceğin ağından aşağı sarkması gibi, tutku mahkumları da istek ırmağından, aşağı gelirler. Bilge kişiler bütün istek ve tutkularım kesip dünyadan uzaklaşırlar.

348. Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç. Eğer aklın bütünüyle özgürse artık bir daha doğmaz ve ölmezsin.

349. Kişi eğer şüphelerle sersemler, güçlü tutkularla dolar ve zevk veren şeylerden hoşlanırsa, susuzluğu katlanarak artar; o kişi aslında prangalarını sağlamlaştırmaktadır.

350. Kişi eğer şüpheleri gidermekten hoşlanır ve her zaman derin düşünürse, zevk vermeyen şeylere yoğunlaşırsa, o kurtulur ve Mâra’nın bağlarını kopartır.

351. Bu işi tamamlayan kişi artık sarsılmaz, o susuzluktan ve günahtan kurtulmuştur, tüm yaşam bağlarını kopartmıştır; bu artık edindiği son bedendir.

352- O kişi susuzluk ve tutku içinde değildir, o sözcüklerin anlam ve yorumlarını bilir, harflerin sırasını doğru yapar; o son bedene sahiptir, ona büyük ermiş, büyük insan denir.

353. Ben her şeye üstünüm, her şeyi biliyorum, her türlü yaşam şartında kusursuzum; her şeyi geride bıraktım ve susuzluğun kahrediciliğinden uzağım; bunu öğrenmiş olan ben kime öğreteceğim?

354. Dhamma'nın cömertliği her türlü cömertliğin üstündedir; Dhamma'nın tatlılığı her türlü tatlılığın üstündedir; Dhamma'nın zevki her türlü zevkin üstündedir; susuzluğun yok edilmesi bütün acıları sona erdirir.

355. Başka dayanak aramazlarsa zevkler aptal kişiyi yok eder; zevklere karşı duyduğu susuzlukla budala kişi, kendi kendisinin düşmanı gibi, kendini yok eder.

356. Tarlalar yabani otlardan, insanlar ise tutkulardan zarar görür. Bu yüzden tutkuya kapılmayan kişiye verilen şey büyük ödül sağlar.

357. Tarlalar yabani otlardan, insanlar ise nefretten zarar görür. Bu yüzden nefret etmeyen insanlara verilen şey büyük ödül sağlar.

358. Tarlalar yabani otlardan, insanlar ise gururdan zarar görür. Bu yüzden gurura kapılmayan insanlara verilen şey büyük ödül sağlar.

359- Tarlalar yabani otlardan, insanlar ise şehvetten zarar görür. Bu yüzden şehvetten uzak kişilere verilen şey büyük ödül sağlar.

25. Bhikkhuvagga (Bhikkhu Bölümü)

360. Kendini göz yönünden kontrol etmek iyidir; kendini burun yönünden ve dil yönünden kontrol etmek iyidir.

361. Bedeni kontrol etmek iyidir, konuşmayı kontrol etmek, düşünceyi ve bütün her şeyi kontrol etmek iyidir. Her şeyi kontrol altında tutan bir Bhikkhu bütün acılardan kurtulur.

362. Ellerini, ayaklarım ve konuşmasını kontrol eden, bütününü iyi kontrol eden, derinden bir haz duyan, kendinde olan, yalnız ve doygun kişiye "Bhikkhu" derler.

363. Ağzını kontrol eden, bilgece ve sükûnetle konuşan, Dhamma'yı ve yorumu öğreten kişi Bhikkhu'dur; onun sözü tatlıdır.

364. O Dhamma'da yaşar, Dhamma'da haz duyar, Dhamma'da düşünür, Dhamma'yı izler; o Bhikkhu gerçek Dhamma’dan asla vazgeçmez.

365. O, aldığı hiçbir şeyi küçümsemez ve hiç kimseyi kıskanmaz: Bir Bhikkhu eğer başkalarını kıskanıyorsa asla düşünce huzuruna kavuşamaz.

366. Hiç tembel olmayan ve yaşamı saflıkla dolu olan bir Bhikkhu, çok az bir şey kazansa da asla kazancım küçümsemez; tanrılar kendisini övse bile!

367. O kendisini isim ve biçimle kimliklendirmez; çok bulamadığı bir şey için üzülmez; işte böyle kişiye gerçekten Bhikkhu denir.

368. Nezaketle davranan, isim , ve biçime duyduğu tutkuyu yok etmiş ve Buddha’nın öğretisi içinde erimiş Bhikkhu, sessizlik yerine ve mutluluğa ulaşacaktır.

369. Kayığı boşalt ey Bhikkhu! Eğer boşaltırsan daha hızlı gidecektir; tutku ve nefreti yok ettiğin zaman Nibbâna'ya erişeceksin.

370. Beş duyuyu kes, beş duyuyu bırak, başka beş duyu geliştir, Beş bağdan kaçıp kurtulmuş bir Bhikkhu'ya "akıntıdan kurtulmuş" anlamında Oghatinna denir.

371. Düşün Bhikkhu, duyarsız olma! Düşünceni zevk veren şeylere yöneltme ki duyarsızlığın yüzünden demir toplar yutup "bu acıdır" diye bağırmak zorunda kalmayasın;

372. Bilgi olmadan düşünme olmaz, düşünme olmadan da bilgi olmaz; hem bilgiye hem de düşünmeye sahip olan bir insan Nibbâna'ya çok yakındır.

373. Huzur içindeki aklıyla boş evine giren bir Bhikkhu, Dhamma'yı tüm açıklığıyla gördüğü zaman, bir insanın alacağı en büyük hazzı alır.

374. O. vücut elementlerinin başlangıç ve yok oluşların kavradığı, zaman, ölümsüzlüğü bilenlerin yaşadığı türden bir mutluluğu yakalar.

375. Ve işte bu, o akıllı Bhikkhu için başlangıçtır; duyulara karşı uyanıklık, doygunluk, kendini etik yasalarla sınırlama, kendine tembel olmayan ve saf bir yaşam süren dostlar bulma.

376. O merhamet içinde yaşasın, bütün işlerini en iyi şekilde görsün, sonra haz. dolarak acı çekmeye bir son vermiş olsun.

377. Vassikâ bitkisinin solmuş çiçeklerini dökmesi gibi, insanlar da tutku ve nefreti atmalıdırlar ey Bhikkhular!

378. Bedeni, dili ve aklı huzur içinde kendine hâkim olan ve dünyanın tüm aldanışlarını reddetmiş Bhikkhu'ya huzurludur denir.

379. Kendi kendini gayrete getir, kendi kendini denetle; böyle kendini korur ve dikkatli olursan mutlulukla yaşayacaksın ey Bhikkhu!

380. Çünkü insan kendi kendisinin efendisidir, kendi kendisinin sığınağıdır; bu yüzden bir tüccarın iyi bir ata hâkim olması gibi kendine hâkim ol.

381. Buddha'nın öğretisiyle sükûnete ermiş, haz dolu Bhikkhu, istekleri ve mutluluğu bırakarak huzur barınağına erişecektir.

382. Genç bir Bhikkhu bile olsa kişi, Buddha'nın öğretisine uymalı ve bulutlardan kurtulmuş ay gibi bu dünyayı aydınlatmalı.

26. Brahmanavagga (Brahman Bölümü)

383. Cesaretle akıntıyı durdur, tutkuları başından defet, ey Brâhmana! Yaratılmış şeylerin yok olduğunu anlayarak Yaratılmamış olanı kavra.

384. Brâhmana iki dhammanın öte kıyısına vardığında, bilgiyle kazandığı bütün bağlar kendisini terk ederler.

385. Onun için ne bu kıyı, ne şu kıyı ne de her ikisi vardır; bağlarını koparmış ve korkusunu yenmiş bu kişiye ben gerçekten Brâhmana derim.

386. O kişi derin düşüncede boğulmuş, saf oturan, görevini bilen, tutkusuz bir kişidir, en yüce sona ermiştir; işte böyle kişiye ben gerçekten Brâhmana derim.

387. Güneş gündüz parıldar, ay gece; savaşçı silahıyla parıldar, Brâhmana ise meditasyon süresince; fakat Buddha, gece gündüz hep parlaktır.

388. Kötülüğü başından defeden kişiye Brâhmana, sessizce yürüyen kişiye Samana, kendi kirliliklerinden kurtulan kişiye de Pabbacita denilir.

389. Kimse bir Brâhmana’ya saldırmamak, fakat saldırılan Brâhmana da saldırganına karşılık vermemeli! Brâhmana’ya vurana yazıklar olsun, saldırgana saldırana daha da yazıklar olsun!

390. Aklını yaşam zevklerinden uzak tutan bir Brâhmanâ'nın kazancı hiç de az değildir; zarar verecek bütün istekler yok edildiğinde acı da yok olur.

391. Ben o kişiye Brâhmana derim ki, bedeniyle, sözüyle veya düşüncesiyle kimseyi .üzmez ve bu üç nokta üzerinde hâkimdir.

392. Buddha'nın öğretisini yayan bir kimseden doğruluk yasasını öğrenen kişi, kurban ateşine tapan bir Brahman gibi, o insana saygı göstermelidir.

393. Bir insan keçeleşmiş saçları66 yüzünden, ailesi ya da doğuşu yüzünden Brâhmana olmaz; içinde gerçek ve doğruluk yasası olan kişi mutlu bir Brâhmana'dır.

394. Ey budala! Keçeleşmiş saçların ne faydası var, deriden elbiselerin ne faydası var? Onların içinde kirlilik var, dışında olursan temizlenirsin.

395. Kirli giysiler giyen, sıska ve damar damar olmuş, ormanda tek başına düşünceye dalan kişiye ben gerçekten Brâhmana derim.

396. Bir kimseye doğuşundan ya da anasından dolayı Brâhmana demem, o kişi kibirli ve zengin olsa bile! Bütün bağlardan kurtulmuş bir fakir, işte buna gerçekten Brâhmana derim.

397. Bütün bağlarını koparmış, asla tereddüt etmeyen, zincirlerini çözmüş bağımsız kişi; buna gerçekten Brâhmana derim.

398. Kayışını, sırımını ve her şeyi kuşatan zincirini kopartan, sürgüsünü söken Buddha olmuş kişiye; buna gerçekten Brâhmana derim.

399. Hiçbir kabahati olmadığı halde ayıplamalara, engellere ve kırbaç vuruşlarına dayanan, gücü için sabrı olan, güçlü aklı olan kişiye, işte buna gerçekten Brâhmana
derim.

400. Öfkeden uzak olan, saygılı, erdemli, şehvet duymayan, son bedeni içinde yaşayan kontrollü kişiye, işte buna gerçekten Brâhmana derim.

401. Su damlalarının lotus yaprağına tutunamamaları gibi veya hardal tohumunun bir iğnenin ucuna tutunamaması gibi zevklere tutunamayan bir kimseye ben gerçekten Brâhmana derim.

402. O kimse ki bu dünyada bile kederini söndürmeyi bilir, yükünü boşaltır ve zincirlerini-kopartır, ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

403. Bilgisi derin, bilgelik sahibi olan, yolun doğrusunu da eğrisini de bilen ve en yüce sona erişmiş kişiye ben gerçekten Brâhmana derim.

404. Kendini evi olanlardan ve evsizlerden uzak tutan, kendisi de evsiz dolaşan ve sadece birkaç isteği olan kişiye ben gerçekten Brâhmana derim.

405. O kişi ki zayıf ya da güçlü hiçbir canlıyı incitmez, ne öldürür ne de ölüme neden olur, ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

406. O kişi hoşgörüsüzler içinde hoşgörülü, sert insanlar içinde yumuşak, tutku dolu kişiler arasında da tutkusuzdur; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

407. Onun, topluiğnenin ucundan geçen bir hardal çekirdeği kadar bile öfkesi, nefreti, gururu ve kıskançlığı yoktur; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

408. O hep doğru konuşur, eğiticidir ve kabalıktan uzaktır, kimseyi gücendirecek bir şey yapmaz; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

409. Bu dünyada kendisine verilmemiş uzun veya kısa, küçük veya büyük, iyi veya kötü hiçbir şeyi almaz; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

410. Ne bu dünya için ne de öteki için bir istek besler, hiçbir hevesi yoktur ve bağlarından kurtulmuştur; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

411. O istek nedir bilmez, gerçeği kavradığında şüpheden uzak olur, ölümsüzlüğün derinliğine ulaşır; ben o kişiye gerçekten Brâhmana derim.

412. O kişi ki iyinin ve kötünün üstündedir, kederden uzak, kirden uzak, temiz pak bir yerdedir; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

413. O ay gibi parlak, temiz, berrak ve saftır; onun bütün gösterişliliği sönmüştür; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

414. Bu bataklık yolu aşmıştır, bu geçit vermez dünyayı ve onun boşluğunu aşıp öbür kıyıya varmıştır; düşünceli, içten, şüphelerden uzak, bağsız ve hoşnuttur; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

415. Bu dünyada bütün istekleri bırakıp evsiz dolaşan ve bütün şehveti sönmüş kişi; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

416. Bütün özlemlerini bırakıp evsiz dolaşan ve bütün açgözlülüğü yok olmuş olan kişi; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

417. O kişi insana olan bağlılığı ve tanrısal bağlılığı bırakmış, her türlü bağdan ve her şeyden kurtulmuştur; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

418. O kişi zevki de acıyı da bırakmıştır, soğuktur, tutkulardan uzaktır, bütün dünyaya egemen olmuş bir kahramandır; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

419. O, yok oluşu ve canlıların sürekli geri gelişlerini bilir; istek bağlarından kurtulmuştur; Sugata'dır, Buddha'dır; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

420. O kişinin yolunu ne tanrılar bilir ne Gandhabbalar ne de insanlar; onun tutkuları sönmüştür, o bir Arhat'tır; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

421. O, başta, sonda veya ortada hiçbir şeyi kendinin saymaz, onun hiçbir şeyi yoktur, tutkudan uzaktır; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

422. O mert, soylu, kahraman, büyük ermiş, galip, şehvetsiz, çalışmasını tamamlamış kişidir; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

423- O daha önce kaldığı yerleri bilir, cenneti ve cehennemi görür; doğuşlarının sonuna varır, bilgisi mükemmeldir, ermiştir o, bütün yaptıkları kusursuzdur; ben ona gerçekten Brâhmana derim.

SON






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36940325 ziyaretçi (103176383 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.