Bugün Kendime "Bi Güzellik" Yaptım
 

Ankara, Gökkuşağı, gök kuşağı, rainbow, bow, iris

Bugün Kendime "Bi Güzellik" Yaptım

Ayşegül

Penceremden dışarı baktım... Hava, bozuk... Gökyüzü, gri... Yağmur ha yağdı ha yağacak derken; ilk damlalar, cama vurmaya başladı: Pıt...Pıt... "Off! Ne sıkıcı bir hava!" demedim. Hemen bir kahve suyu koydum... Ardından balkona gittim... Şemsiyemi açtım... Bir sandalye attım altına... Mutfaktan şekersiz nescafe'mi kaptığım gibi koştum balkonuma. "Böyle bir havayı her zaman nerden bulacağım!... Bu keyif, her zaman yaşanmaz." diye düşünerek, yağan yağmurun getirdiği o mis gibi bahar havasını kahvemle karıştırdım. Mımmmm... Siz hiç denediniz mi?

Derken; yağmur, yavaş yavaş azaldı... Sonra durdu... Güneş, gri bulutların arasından parlak bir göz kırptı. Bunu fark eden gökyüzü, yedi renge büründü... Gökkuşağı! Hem de üç tane yan yana! İşte bir tane daha yaşanması az rastlanır bir olay... Hemen gözlerimi kapattım... Elimi kalbimin üstüne koydum. Aklıma gelen, yaşama dair ne kadar dileğim varsa hepsini diledim...

Gökyüzü, o bildik parlak mavisine geri döndü sonra pırıl pırıl; "Evde oturma, çık dışarı!" dercesine dâvetkâr.... Durur muyum! Ben de baharın güzel renkleri ile donattım kendimi... En sevdiğim renk, tüm bahçeleri, sokakları süslüyor ve eşsiz, az ömürlü kokusunu nâzikçe etrafına yayıyorken, baktığım her yerde lila rengi görüyorken, uyum sağlamamak olmazdı... Taze bahar havasını içime çektim... Kendimi yenileniyor gibi hissettim...

Hazır kendime "bi güzellik" yapıyorken, hiç hızımı azaltmadım. Sık sık kitap aldığım sevimli yeşil gözlü tombul çocuğun yanında aldım soluğu... Yeni çıkan kitaplara baktım. Her zaman kitap alırken elimi kapağında gezdiririm... Bana hitap edecek kitabı hissederim... Eğer al beni okumaya değer diyorsa, ikinci kez düşünmem; alırım... Bu sefer elim, tam da mevsimine uygun bir kitabı seçti: "AŞK KAPIYI ÇALINCA".

Eve geri dönüş yolculuğu başladı; ama hava, sanki yeniden bozacak gibi... Olsun, zararı yok. Yağmurda ıslanmanın keyfine de varmak isterim... Size pek de normal gelmeyebilir; ama, tüm kalbimle doğruyu söylüyorum. Kimbilir kaç defa yağmurlu havalarda ayakkabılarımı da çıkarıp yollarda yürüdüğüm ve bundan çok keyif aldığım olmuştur.

Köşe başına geldiğimde her zaman orda duran çiçekçiden bir buket en sevdiğim çiçek olan kır çiçeklerinden aldım. Çok da güzel kokuyorlar... Artık evimde alabilirdim soluğu...

Çiçekleri vazoya koydum; kitabı ise pencerenin yanına... Sonrada oturdum, hissettiklerimi sizlerle paylaşmak istedim ve kelimelere döktüm. Kimbilir, belki siz de yaşamın size sunduğu küçük, basit fırsatları kaçırmadan yaşamak, kendiniz ve sevdikleriniz için kocaman kocaman mutluluklara dönüştürmek istersiniz diye...Belki... Siz de "Bİ GÜZELLİK" yapmak istersiniz...

Ayşegül.

22 Nisan 2010.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Akhenaton, 23.04.2010, 06:48 (UTC):
Yüreklendirme? Azıcık :) Ne diyordu Simyacı: Herkesin birgün gerçekleştireceği kişisel bir menkıbesi vardır. Bir şeyi çok istersen ama çok çok istersen, bütün evren, bunu gerçekleştirmek için işbirliği yapar. Mesela bu b-log da benim kişisel menkıbem. Gerçi trajı büyük gazetelerin günlük tirajlarını geçmekti hayalimde; ama hani menkıbelerimize turp sıkıyorlar arada... Belki arada sırada tekrardan okumak gerekiyor Simyacı'yı. Hani şu hayallerimizin peşini bıraktığımızda mesela ve peşinden gitmeye CESARETİMİZ olmadığında...

Yorumu gönderen: bence..., 23.04.2010, 04:30 (UTC):
sadece yaptıklarımı ve yaşadıklarımı yazıyorum desm:)hımm ayrıca söz konusu siteyi gördüm az evvel,üzücü tabii...gazetede köşe yazısı falan yazmam ben:)göremezsiniz yani...aslında bu yazı çok daha uzun olacaktı ama tadında bırakmak istedim.akşam çocuklarla çok güldük bana...bir kitap yazacağım,amerikadan gelen biri keşfedecek,ingilizceye çevirip basacak,newyork times bestseller olacağım hemde bir numara olup,haftalarca tepelerinden inmeyeceğim amerikalıların dedim.hayal etmekten kim ölmüş değilmi ya!bu arada yüreklendirici güzel sözler için ayrıca teşekkür ediyorum:)gerisi sadece bizi üzen,yoran teferruatlar,sokaklar korsan kitaplarla dolu ve bunu engelleyecek yeterli bir yaptırım yok daha doğrusu yaptırımlar onlara yetmiyor...engeleyyemediğimiz kontrol edemediğimiz şeyler için hayıflanmayalım hayat enerjimizi sünger gibi çekiyor sonrada,onlar saltanatına devam ederken asıl üreten insanların dayanma gücü kalmıyor,gerek yok,ilahi adalet haklıyı haksız en iyi ayırt edendir...

Yorumu gönderen: Akhenaton, 23.04.2010, 00:58 (UTC):
Kendini hayli aştığın bir yazı olmuş :) Nasıl gittiğine gelince; şu günlük gazetelerdeki bilmem ne Arman'lı köşe yazısından 10 kat daha keyif veren bir yazıydı. Eh, ilerde de bir gazetede köşe yazarlığı yaparken görürüz seni artık. (Hazır senin de artık yazıların ÇALINMAYA BAŞLANDIĞINA göre; bir hayli yol kat etmişsin demektir :) Şöyle Google'de "Eyvah! Kara Kedi Gördüm!" diye arat, anlarsın ne demek istediğimi... O denli emeğe karşı sorumsuz bir toplum yaratmışız ki, adam forumlarda yazının başlığının altından senin ismini silip KENDİNE MAL ETMEYİ marifet sanıyor. Hani şu çalmak, pardon "paylaşmak" kutsaldır felsefesi. Yanisi Gnoxis'te çok sevdiğim bir dostumun deyişiyle: Vini, vici, bıdı...)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36805532 ziyaretçi (102936911 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.