Canımın Yarısına...
 

Ayrılık

Canımın Yarısına...

Ayşegül (Hiçdüşünce)

Sen, beni bir zombiye dönüştüren aşksın... Daha nasıl aynalara güzel miyim diye soracaksın... Sen, duvarlardan ve kağıtlardakinden silinmeyen, sen kalbimde akan; ama görülmeyen, sen bir pınar, içmekle doyulmayan, sen nefes, sen ömür, sen hayatsın. Adımı an nefes alayım, gözlerime bak ömür süreyim ve bırak artık hayat benim için de aksın.

Canımın yarısı... Sen, bizden koparılıp zamansız toprağa düşmeden önce; seninle sohbetler ederdik... Senden sonra kimseyle yapamadığım sohbetler..

Beni gidişinin ardından en çok üzen şey; kalbinde toprağa kadar götürdüğün gizli sevdândı...

Onu her gördüğünde, sende olan değişiklikleri seyrederdim. Asla dile getiremediğin sessiz sevdânı bir ben mi okurdum gözlerinde, bilmem ki...

Gülüşün, değişirdi bakışlarında... Heyecanlanır, kıpır kıpır yerinde duramazdın. Seni beğenmesi için kaç kıyafet değiştirirdin, değiştirirdin de; yine de emin olamazdın... Oysa ki senin en güzel kıyafetin, üstünde taşıdığın duygularındı...

Etrâfında döner dururdun, Dünya'nın uydusu olan Ayı'ın etrafında döndüğü gibi senin gönlünün uydusu da ayışığı... Ne güneşler gönlüne girmek istedi de; sen, bir zarif ayışığında karâr kıldın...

"Artık yeter! Harap ettin, kendini bitirdin... Ondan başkası mı yok!" dediğim zamanlarda bana verdiğin bilgece cevabı unutmam mümkün değil. "Seni nasıl gönlümün en güzel köşkünde saklıyorsam, nasıl aynı bedende ikimizi de yaşatıyorsam; işte her bir hâtırânı da en nâdide hazinem olarak saklıyorum yüreğimde..."

Sırf bu yüzden bana söylediklerini bugün gibi hatırlıyorum; "Hani bir ayakkabıcı dükkanına girersin... Her çeşitten, her renkten bir sürü ayakkabı vardır... Ama senin aklında tek bir model vardır... Tüm raflarda arar durursun ya, onu bulur alırsın ya da almadan terk eder gidersin orayı..."

"Eee, peki ya aradığını bulamazsan veya bulduğun, ayağına olmazsa ne yapacaksın?" diye sorduğumda ise; "Yalınayak gezeceğim... Hem, korkma; çöldeki Mecnûn'dan daha kötü olmaz durumum." demiştin...

Belki Mecnûn'dan kötü olmadın; ama çöllerin kum fırtınaları, sende ve senden acı izler bırakarak aldı götürdü seni denizler, okyanuslar ötesine... Yıllar sonra geri geldiğinde, hayat ışığın sönmüştü. Uzun kirpiklerin, yüzüne perde olmuştu.

Sana söylediğim son sözlerimi hatırlıyorum: "Sakın bana darılma, seni burada bırakıp gidiyorum diye... Biliyorsun; bu, zoraki bir ayrılık... Ne senin, ne de benim seçimim... Bu, Yaradan'ın isteği..."

Ve o gün, sana bir söz verdim; "Ben yaşadığım sürece sen de benimle yaşayacaksın... Bende ikimize yetecek kadar yer var. Tâ ki senin beklediğin buluşma noktasına ben de gelene kadar..."

Ayşegül,
12:45:08, 25 Mayıs 2010, Salı.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36843206 ziyaretçi (103002394 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.