Celcelûtiye'nin Havas ve Esrarı (1. Bölüm)
 

Celcelûtiye'nin Havas ve Esrarı

Hazırlayan: Akhenaton

1. Bölüm

Bu yazı, ziyaretçilerimizden gelen istek üzerine hazırlanmıştır. Siz de merak ettiğiniz ve siteye eklenmesini istediğiniz konuları "iletişim formu" ya da sağdaki "Aradığınız konular" başlığının hemen altındaki link yoluyla bize ulaştırabilirsiniz.

Celcelûtiye, Süryânîce “Bedî” demektir. Bedi’ anlamı: Eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan demektir Kurân’da: "...göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır." [1] diye buyrulur. Hz. Muhammed'e Cebrâil tarafından indirilen ve içinde İsm-i Azam’ı da taşıyan yüksek anlamlar, Hz. Ali tarafından Celcelûtiye adıyla ve cifir ilmine göre birçok tarih de düşürülerek Süryânî diliyle nazmedilmiş ve kaside haline getirilmiştir. Yüksek ve etkili bir duâdır. Bir isimler hazinesidir. Allah’ın rahmetini celb etmesi hasebiyle bir rahmet hazinesi ya da bir Cennet hazinesi demek de mümkündür.[2] Alimlerin bildirdiğine göre, Celcelûtiye, engin bir kapsama sahip sırları ihtiva eden ve İsm-i Azam sırrını taşıyan bir kasidedir. Daha önce İbranîce ve Süryanîce konuşan birçok peygamber bu kasidenin aslî muhtevasıyla münacatta bulunmuş ve o sayede değişik sıkıntılardan kurtulmuşlardır.

Celcelûtiye’nin konusu, aslen Allah 'a karşı, Esma-i Hüsnası ve Kurân surelerinin isimleriyle yapılan bir münacattır. İçinde İsm-i Azam’ı taşıyan bu dua, ilm-i cifir ve ebced hesabı kaideleriyle gelecekten kimi haberlerin şifrelerini taşır. Risale-i Nur’da, Celcelûtiye’nin konusu hakkında şu ifadelerde vardır: “Celcelûtiye’nin aslı vahiydir ve gizemlidir ve gelecek zamana bakıyor ve gaybî umûr-u istikbaliyeden (gelecekteki işlerden) haber veriyor” [3] “Hz. Ali ’ın en ünlü Kaside-i Celcelûtiyesi, baştan nihayete kadar bir çeşit hesab-ı ebcedî ve cifirle telif edilmiş ve öyle de matbaalarda basılmış” [3] “Celcelûtiye, Süryanice bedi’ demektir ve bedi’ anlamındadır” [3]

Üstad Bediüzzaman, ahir zamanın korkunç imansızlık fitnesi içinde imana çok büyük hizmetler eden Risale-i Nur’un, Celcelûtiye’nin işaretleri içinde çok mühim bir yer tuttuğunu şu ifadelerle anlatır: “Celcelûtiye, Süryanice bedi’ demektir ve bedi’ anlamındadır İbareleri bedi’ olan Risale-i Nur, Celcelûtiye’de mühim bir mevki tutup ekser yerlerinde tereşşuhatı göründüğünden, kasidenin ismi ona bakıyor gibi verilmiş. Hem şimdi anlıyorum ki, eskiden beri benim liyâkatım olmadığı halde bana verilen Bediüzzaman lâkabı, benim değildi; belki Risale-i Nur’un manevî bir ismi idi Zahir bir tercümanına âriyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş. Demek, Süryanice bedi’ anlamında ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelûtiye ismi işarî bir tarzda, bidat zamanında çıkan bedi-ül beyan ve bedi-üz zaman olan Risale-i Nur’un; hem ibare, hem bereketiyle, beni teşettütten perişaniyetten hıfzeyle ya Rabbi!” meali; tam tamına o risale ve sahibinin durumuna tevafuk karinesiyle kelâm mecazî delalet ve Ali ise, gaybî işaret eder diyebiliriz. Hem madem Celcelûtiye’nin aslı vahiydir ve gizemlidir ve gelecek zamana bakıyor ve gaybî umûr-u istikbaliyeden haber veriyor” [3]

“Geceleyin Celcelûtiye’yi okudum. Birden bir ihtar-ı gaybî gibi kalbime denildi: Ali , Risale-i Nur ile çok meşguldü.r Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetli risalelerine de işaret derecesinde remzedip îma ediyor. Eğer sarih bir şekilde gaybden haber vermek çok zararları bulunduğundan, hikmete münafî olduğu için hikmet-i İlahiye tarafından yasak olmasaydı tasrih edecekti” [3] “Ben Celcelûtiye’yi okuduğum vakit, sair münacatlara muhalif olarak kendim bizzât hissiyatımla münacat ediyorum diye hissederdim Ve başkasının lisanıyla taklidkârane olmuyordu. Benim için oldukça fıtrî ve dertlerime alâkadar ve tefekkürat-ı ruhiyeme hoş bir zemin oluyordu. Birkaç yıl sonra kerametini ve Risale-i Nur ile ilişkisini gördüm ve anladım ki; o halet, bu ilişkiden ileri gelmiş.” [3]

Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî'nin kaleme aldığı ünlü Mecmuatu'l-Ahzab adlı eserde Celcelûtiye kasidesine de yer verilmiştir. "Bede’tu bi bismillah" cümlesiyle başlayan kasidenin son beyti, kaside sahibi Hz. Ali'nin ismini gösteren ve "Bunlar, yaratıklar insanlar için bir araya getiriliş ilimlerin sırları olup, Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Ali'nin makalesidir" anlamına gelen: " Mekalu Aliyyin ve’bnu ammi Muhammed'in ve sirru ulûmin lil-halaiki cümmiat" beytiyle sona ermiştir. Bediüzzaman'ın da işaret ettiği gibi, kaside baştan sona kadar ebced hesabını gösterir şekilde basılmıştır.[4]

Fatihatul Fukara da Hakeza Mecmuatul Ahzabda geçer okuma şekli ve kimi özellikleri yine İmamı Gazali ve ibni Arabi gibi Alimlerin rivayetlerinden biliniyor. Cümlenizde Sika derken Hadis ilminde anladığımız şekliyle ve r Hadis Kaynaklarında geçip geçmediğini soruyorsanız bizde rastlamış değiliz. Fakat güvenilir Alimler anlamında soruyorsanız bize göre yukarda adı geçen âlimlerimizin hepsi güvenilirdir. Malumunuz Ümmete mal olmuşlardır ve Müçtehit Olanı da vardır içlerinde.Faydalarına şahsi deneyimlerimize gelince bu 2 büyük duanın birçok özelliğine şahit olmuşuzdur fakat şu kadarını anlatayım ki Celcelûtiye hakkında genelde sözü edilen faydaların dışında özellikle cinli rahatsızlıklarda gerek ilgili beyitler (Cinlerden Bahseden) gerek tamamı okunma ya da taşıtılma anlamında hastalarda fayda veriyor tabi bu musallatın büyü ya da başka nedenlerle durumuna göre uygulaması da değişkendir malumunuz. Birde Celcelûtiyenin Cevşen'de geçen şeklinde birçok bölümü, hadimi görevli isteği ve ismi bölümü geçmez Bediüzzaman hazretleri bu bölümleri çıkarmıştır. Fakat orijinal metinler bulunmaktadır havas erbabında, şuan mevcutta piyasada geçen Celcelûtiyenin tamamı değildir. Sebebiyse bilinmeli ki Celcelûtiye bir kasideden öte sırlar içerir. Yani Fatihanın Sırrı ve Yerlerin Göklerin sırrı ve Seyri sülükte kimi noktaların sırrı ister inanın ister inanmayın Celcelûtiyede saklanmıştır. Zaten bu noktaları şaşırmadan dalalete düşmeden geçmek için kasidede ilgili beyitlerle meşguliyet şarttır. Bu nedenle de nâehillerin eline geçmemesi için tedbirdir herkese öğretilmez. Nasibi olanlar bunu zaten öğrenirler merak etmeyin çünkü Celcelûtiye bir çeşit talebesini kendi seçer. Piyasada sıkıntılara karşı faydalı olan beyitleri ve özellikleri Celcelûtiyenin faydalarının inanın binde biridir.Haftalık gerçekten vird edinenler maddi ve manevi birçok faydasını görecektir. Bu kasidede benim tespit ettiğim bir özellikte okuma şartlarını yerine getirmemiş olsa da şahıs uzlet vs. üst üstte 3. okumadan itibaren hissi anlamda görevlilerinin varlığını etrafında hissetmeye başlarlar (Görümü olmayanlar için) özellikle tasallut ve büyü sıkıntısı olanlarda bu okumalarda bir ağırlık çöker göğüs kısmında daralma ve sıkışmalar olur ki aslında o varlıklar bu kasidenin bereketinden zarar görmeye başlamış ve okumayasın diye sana sıkıntı vermeye başlamışlardır demektir. Diğer bir konuda kesinlikle tavsiye etmemek kaydıyla ve sadece bilgi amaçlı olsun diye yazıyorum ergen olmamış kimi çocuklarda bu kaside taşıtılınca cinleri görebilir görüm elde eder. Büyüklerde ilgili kimi beyitleri belli adetlerde okuyarak elde edebilirler. [5][6]

Bediüzzaman, Risale-i Nur’da Celcelûtiye hakkında kimi malumatlar vermiştir. En önemlisi, Celcelûtiye’nin aslı olan 3 dua ve zikrin Hz. Muhammed’e aynen Cevşen gibi indirilmiş bir vahiy olmasıdır Şöyle der: Celcelûtiye’nin esası ve ruhu olan, ‘El-Kasemü’l-Cami ve Ed-Da’vetü’ş-Şerîfe ve El-İsmü’l-Azam’ Hz. Ali’nin en mühim ve en müdakkik Üveysî bir şakirdi ve İslâmiyet’in en ünlü ve parlak bir hücceti olan Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî diyor ki: ‘Onlar vahiy ile Peygamber’e nâzil olduğu vakit Ali’ye emretti: Yaz' O da yazdı. Sonra nazmetti’ İmam-ı Gazalî diyor: “…Şüphesiz o, dünya ve ahiret hazinelerinden bir hazinedir” [3] Burada Kurân’dan başka vahiy olabilir mi sorusu akla gelebiliyor. Bunu cevabı evet başka vahiy çeşitleri de vardır.  Kısaca çeşitlere örnek misal: Gayr-i İlahi vahiy:İma, işaret, konuşma ve telkinleri belirten vahiylerdir. [7]

Buradaki vahiy, Zekeriyya’nın milletine yapmış olduğu ima ve işareti belirtmektedir.İlahi Vahiy:İlahî vahiy anlamında kullanılan vahiy kelimesinin 71 tanesi Hz. Muhammed’e yapılan vahiy ile ilgilidir. Geriye kalanlarıysa cansız olan “arz”a yapılan vahiy, [7] semaya yapılan vahiy, [8] bal arısına yapılan vahiy, [9] meleklere yapılan vahiy, [10] İsa Mesih’in Havarîlerine yapılan vahiy, [11] Hz. Musa’nın annesine yapılan vahiydir. İlahi vahiy, Allah tarafından gelen vahiydir. Kurân’da 5 çeşidine rastlamaktayız:

a) Yere ve göğe hitaben gelen vahiyler. Allah’ın emretmesi anlamındadır.“O gün haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir.” [33] “Böylece onları 2 gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti.” [12]

b) Hayvanlardan bal arısına gelen vahiy. İç güdü, ilham anlamındadır. “Rabbin arıya: “Dağlardan, ağaçlardan ve çardaklardan evler edin.” diye vahyetti.” [13]

c) Meleklere hitaben gelen vahiy. Allah’ın emretmesi anlamındadır. “Rabbin meleklere: “Ben sizinle beraberim.” diye vahyediyor.” [14]

d) İnsanlardan İsa’nın havarilerine ve Musa’nın annesine hitaben gelen vahiyler. İma, emir, rüya ve ilham anlamındadır. “Hani Havarilere: “Bana ve resullerime iman edin.” diye vahyetmiştim.” [15] “Musa’nın annesine: “Onu emzir.” diye vahyettik.” [16]

Hz. Muhammed’in yukarıda belirtilen vahiy şekillerinden almış bulunduğu vahiylerden çoğu âyetler, bir kısmıysa kudsî hadisler ve hadis-i şeriflerdir. Necm sûresi 4. âyette: “O, kendi arzusuyla söylemez, o (söylediği), kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir” buyrulmuştur. Mıkdam b. Ma’dî-Kerib’in rivâyetine göre Hz. Muhammed de: “Bana Kurân ve onunla beraber O’nun gibisi verildi. Şunu iyi biliniz ki, Allah Resûlü’nün haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir…”[17] buyurmuştur.

Yukarıdaki hadiste, Allah’ın anlamları Hz. Muhammed’e ilham ettiği fakat lafızlarını Peygamber’in ifade ettiği, Kurân’dan sayılmayan, okunmakla ibadet olunmayan (Kurân gibi namazda okunmaz), ahad yolla (tevatürle değil) Allah'ın Elçisi’ tan nakledilmiş ve onun tarafından da Allah’a oranla ifade edilmiş sözlerdir. Kudsi hadisler ve hadis-i şerifler vahiy ve ilham yoluyla Peygamber’in söylediği sözler ve şeriatın 2. kaynağıysa de, âyetler derecesinde değildirler. (Tefsir Usulü-Muhammed Salih el-Useymîn)Vahiy çeşitlerine bu kısa örneklerden sonra konuya dönecek olursak Celcelûtiye’nin itibarlı bir kaynak olduğunu gösteren büyük bir delil, İmam-ı Gazalî ve Muhyiddin İbni Arabi gibi büyük âlimlerin onu şerh etmiş olmalarıdır. Bediüzzaman da buna şöyle işaret eder: “İmam-ı Gazalî, İmam-ı Nureddin’den ders alarak bu Celcelûtiye’nin hem Süryanî kelimelerini, hem kıymetini ve hasiyetini şerhetmiş” [3] “İmam-ı Gazalî gibi çok imamlar Celcelûtiye’yi şerh etmişler” [3]

Celcelûtiye’nin cifir ilmiyle haber verdiği birçok gizli işâretin Risâle-i Nûr’da ortaya çıkmış olması, mânâsı olan Bedî isminin Risâle-i Nûr yazarının ismiyle bağdaşması, Risâle-i Nûr’un Hakîm, Rahîm ve Nûr isimleriyle birlikte Bedî ismine de mazhar olması, [18] birçok beytinin açıktan Risâle-i Nûr’dan bahsetmesi ve Risâle-i Nûr’u haber vermesi, vahiy kaynaklı Celcelûtiye’nin mânevî müjdelerinin, asrımızda Risâle-i Nûr’da ortaya çıktığını gösteriyor. Risâle-i Nûr Müellifi Bedîüzzaman, 20 8. Lem’a’da Hz. Aliyle mânâ âleminde yaptığı bir konuşmadan bahsediyor. Hz. Ali’ye: “Ercûze’nde benden bahisle “Kendini muhafaza et.” Demişsin. Hem tam vaktinde emrinizi gördük. Fakat maatteessüf, kendimizi muhafaza edemedik. Bu belâya düştük. Şahsımdan binler defa daha önemli olan Risale-i Nur’dan bahis ve işaretin yok mu?” diye soruyor. Hz. Ali de şöyle cevap veriyor: “Yalnız işaret değil; belki Celcelûtiye’mde tasrih ediyorum. (Açıkça bahsediyorum.)” Üstad hazretleri bu soru-cevaptan sonra, Hz. Ali’nin kasidelerinden en ünlüsü ve en gizemlisi olan Celcelûtiye kasidesinde; “Sirâcü’n-Nûr (Risâle-i Nûr) gizli olarak yakılır ve aydınlatır! Kandiller kandili gizli olarak tutuşturulur. O da her tarafı aydınlatır!” fıkrâsını bulduğunu, bu fıkranın açıktan ve ismiyle Risâle-i Nûr’dan bahsettiğini kaydediyor. [19] Celcelûtiye Süryanice yazılmış açık ve anlaşılır bir dua nazmıdır. Kimi beyitler peş peşe gelen bir 2 beyitle özetlenmiş olarak verilmiş olduğundan, söz konusu beyitlerin bağımsız meali verilmemiş gibi gözükse de, genel itibariyle meali verilmeyen beyti yoktur. Bize okuyup feyiz almak düşüyor.[26]

Teşehhüt konusunda Hanefî âlimleri, İbn Abbas’tan gelen rivayeti kabul etmemeleri dine bir zarar vermediği gibi, İbn Abbas’ın ebced hesabı konusunda söylediklerini kabul etmemek, buna karşılık -tarih boyunca- hem mahdut hem de matbu nüshalarında gösterildiği gibi, Celcelûtiye kasidesini bizzat ebced hesabına göre yazan Hz. Ali’nin sözlerini kabul etmekte de dinî ve ilmî hiçbir sakınca yoktur.[20]

Celcelûtiye ve Hz. Ali

Arşın meleklerin omzunda taşınabilmesi, güneşin nuru ve ziyasının belirmesi, ayın ışık vermesi, Cibril'in göğe çıkıp yere inmesi, Mikail'e yağmurlar ve damlaların itaati, İsrafil'in Sur'a üfleyebilmesi, Azrail'e mahlukatın canının teslim olması ve yedi kat göğün yükselmesi ve yedi kat yerin sabit durması, hep Celcelûtiye'nin sırlarındandır. Aslı Süryanice olan bu dua, Kainatın Efendisi tarafından Hz. Ali'ye tevdi edilmiş ve Hz. Ali tarafından da Arapça lisanıyla eşsiz bir kaside olarak kaleme alınmıştır. Hz. Ali'nin bu büyük duanın nazmına memur edilişindeki hikmeti Üstad Necip Fazıl şöyle anlatır:

Bütün İslam büyüklerince kabul edilmiş bir gerçektir ki; Hz.Ali insanoğlunun en büyük lisanı olan Arapçada mânâların kahramanı olduğu kadar bir lisanın iskeleti demek olan gramer ilminin de kurucusudur. Ayetlerin nazil oluşundaki zaman, sıra, vesile ve murad, en mahrem noktalara kadar bilgisi içinde olduğundan, Allah'ın kitabını derlemek ve toplamakta ondan daha saygılısı düşünülemez. Kimsesiz evinde Hz.Ali, önünde ceylan derileri, tuğlalar ve sırt kemiklerine yazılı ayetler, her an iç ve dış hikmetlerine göre Kurân binasını kurmakla meşgul. Nitekim Hz. Ebûbekir zamanında başlayıp Hz. Osman devrinde tamamlanacak olan bu temel iş, ilk ustası olarak Hz. Ali'yi buluyor.

Bediuzzaman, şunları söylüyor: “Hz. Ali’nin Âyet-ül-Kübrâ namını (adını) verdiği " 7. Şuâ" ı bitirdiğim aynı vakitte -îtikadımca bana acele bir mükâfat ve bir ücret olarak geceleyin Celcelûtiye’yi okudum. Birden bir ihtar-ı gaybî gibi kalbime denildi: Ali Risale-i Nur ile çok meşguldür. (Hz. Ali)Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetli risalelerine de işaret derecesinde remzedip îma ediyor. Eğer sarîh bir şekilde (açık bir biçimde) gaybden haber vermek (çok zararları bulunduğundan hikmete münafi olduğu için) hikmet-i İlâhiye (İlahi hikmet/Allah) tarafından yasak olmasaydı tasrih edecekti (açıklayacaktı).” [21]

“Gerçi manen ben Hz. Ali’nin bir veled-i mânevîsi hükmünde, ondan gerçek dersini aldım. Ve Âl-i Muhammed’in bir mânâda gerçek Nur şakirtlerine şamil olmasından ben de Âl-i Beyt’ten sayılırım. Risale-i Nurun üstadı ve Risale-i Nur’a Celcelûtiye kasidesinde rumuzlu işaretiyle pek çok alâkadarlık gösteren ve benim hakâiki îmaniyede özel üstadım, “Ali” dir ve âyetinin nassiyle, Âl-i Beyt’in muhabbeti, Risale-i Nur’da ve mesleğimizde bir esastır ve Vehhabilik damarı, hiçbir cihetle nûrun gerçek şakirtlerinde olmamak lâzım geliyor” [22]

“Ben üveysî bir tarzda bir kısım ilm-i gerçeği (ilmi bilgileri) Hüccet-ül-İslâm olan İmam-ı Gazalî den almıştım. Şimdi anlıyorum ki: İmam-ı Gazalî aynı dersi üveysî bir tarzda Ali dan almıştır.” [23]

“Malûm olsun ki: Celcelûtiye’nin esası ve ruhu olan " el-Kısmu’l-Câmiu ve’d- Da’vetu’s-Şerîfetu ve’l-İsmu’l-A’zam" Ali ’nün en mühim ve en müdakkik Üveysî bir şâkirdi ve İslâmiyet'in en ünlü ve parlak bir hücceti olan İmam-ı Gazalî Hüccet-ül-İslâm diyor ki: " Onlar (Celcelûtiye) vahiy ile Peygambere nazil olduğu vakit Ali’ye emretti: " Yaz" . O yazdı. Sonra nazmetti." İmam-ı Gazalî diyor: Bunlar şeksiz dünya ve ahiret hazinelerinden bir hazinedir. İmam-ı Gazalî, İmam-ı Nureddin’den ders alarak bu Celcelûtiye’nin Süryanî kelimelerini, hem kıymetini ve hasiyetini şerhetmiş.” [24]

Celcelûtiye ve ism-i Azam

Hz Ali'nin kasidesi olarak bilinen Celcelûtiye; İsm-i Azâm'ı içeriğinde taşıyan büyük bir duadır. Yeşil bir atlas üzerinde semadan indiği rivayet edilmektedir.[6] Hz. Ali demiştir ki: “Ben Cebrâil’in şahsını gök kuşağı sûretinde gördüm. Sesini işittim. Sahifeyi aldım. Bu isimleri içinde buldum!” [25][26] Kasidenin havassı: bir çok gizemi, daveti, rüyet ve müşahadeyi muhteviddir.[6] Allah’ın en büyük ismi olan İsm-i Azam bu duânın içerisinde gizlenmiş olduğundan, bu duâyı okuyarak Allah’a sığınan kimsenin, dünya ve âhiret işlerinde çok kolaylıklar ve bereketler göreceği müjdelenmiştir.[2]

Hz. Ali tarafından, nazmedildiği bildirilen Celcelutiyye duasının birçok havassı olduğu İmam-ı Bûnî, İmam-i Gazali ve diğer büyük alimler tarafından nakledilmiştir. Hatta bu duanın içinde İsm-i Azam duası bulunduğu ve Cibril-i Emin vasıtasıyla Allah Resulüne indirildiği, Kainatın Efendisinden gelen haberler arasındadır.  Bu hediye, için İmam-ı Gazâlî hazretleri nakleder ki:

Cebrâil Aleyhisselâm Peygamber Efendimiz’e dedi ki: "Ya Muhammed! Rabb'in sana selam ediyor ve selamın en mükerremini sana tahsis buyuruyor. Sana bu hediyeyi ihsan buyurdu." Bunun üzerine Hz. Muhammed: "Ey kardeşim Cebrail! Bu hediye nedir?" dedi.Cebrail: "Bu hediye, içinde İsm-i Azam ile en kapsamlı kasem bulunan büyük duadır." diye cevap verdi.Hz. Muhammed: "Ey kardeşim Cebrail! Bu duanın adı nedir? Keyfiyeti nasıldır?" diye sordu.Cebrail dedi ki: "Ya Muhammed! Bu duanın adı Bedi'dir (Celcelûtiye). İçinde en yüksek kasem ve İsm-i Azam vardır. O İsm-i Azam ki:

  1. Arş-ı Ala'nın kenarına yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, Allah'ın arşını taşıyan melekler bu arşı kaldıramazlardı!
  2. Güneşin kalbine yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, güneşin ışığı ve nûru olmazdı!
  3. Ay'ın kalbine yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, ay ışık veremezdi.
  4. Cebrail'ın kanadına yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, Hz. Cebrail yer yüzüne inemez, semaya çıkamazdı!
  5. Mikail'in başına yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı yağmurlar ve damlalar ona itaat etmezlerdi.
  6. İsrafil'in alnına yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı sur üfleyemezdi.
  7. Azrail'in elinin üzerine yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, tüm yaratılanların canlarını alamazdı.
  8. 7 kat göklere yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı gökler yükselemezdi.
  9.  kat yerlere yazılmıştır. Eğer yazılmış olmasaydı, yedi kat yerler, şimdi olduğu gibi sabit olmazdı! Bu ismi Adem okumuştur!" [27][28][26]

Bedîüzzaman'ın, “İsm-i Azam ya da İsm-i Azamın altı nûru” unvanıyla 30. Lem’a’da açıkladığı ve Hz. Ali için birer İsm-i Azam olduğunu beyan buyurduğu Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinin Celcelûtiye’de geçen İsm-i Azam’dan olduğunu 18. Lem’anın satır aralarından çıkarabiliyoruz. [2][26]

Celcelûtiye Kasidesinde Geçen Süryanice Esmalar

Hz. Ali (r.a) Efendimizin Celcelûtiye Adlı kasidesinde geçmekte olan ortalama elli Süryani lisanında ki Esmaların Arapça karşılıkları aşağıdadır. Esmaların bazılarıyla alakalı farklı karşılıklar olsa da biz Alimler arasında en muteber rivayetleri derledik....

Biacin-Bacin.................Allah (c.c)
Ehucin .............................Ehad
Celcelutin....................... Bedi’
Helhelet ..........................Basıt
Samsamin .......................Bariu
Tamtamin .......................Sabit
Taytafet ..........................Cebbar
Mihraşin.......................... Halim
Şemahın ..........................Halıg
Eşmehın ...........................Şedid
Sellemet-Semet ..............Selam
Ğalmehet .........................Hakim
Celcelet............................ Gadir
Şemhisa-şemhesa............ Ya Rabbi-Ya Rahman
Şelmeha .............................Muğni
Zeymuhın-............................Beyzuhın Hakemun-Adl
Celalin Bazihın.................... Azze ve Celle
Şerantahın ...........................Rauf
Begdusin.............................. Münezzeh
Berkutin ................................Rahim
Şelmehın-...............................Seymanun Hak
Numuhin ................................Samed
Esaliya ....................................Şehid
Salsalet ...................................Kafi
Esbelet ....................................Semi’
Havsemet-Havsemin .............Basir
Devsemin................................. Zahir
Berasemin............................... Ğaniy
Berhutin................................... Bari’
Bazehın.................................... Metin
Ebramin................................... Hallak
İrtehat..................................... Tevvab
Betakun .................................Dıyaennur
Biha ...........................................Hu
Bite’dadin ................................Hamidül mecid
BiberhutinTebrizin ...................El Evvel vel Ahir
Berhak....................................... Mu’id
Yeşmehın ..................................Garib
Şelmehet ...................................Fettah
Celya ..........................................İlahi
Teşemmehat............................ Tealeytefililm-EssirriAlim
Yerhaf-Biberhın-Tevratta geçer......... Mubdi-Muid Manalarında
Beramihun-Yeşmehun ...........................Allamulğuyub
Bihilkuni-Atarat-diğer rivayet............... Allamulğuyub
Yanuhin .................................................. ...Kerim
Aytalen Kaviyyül-......................................Kahir
Aletveteşemmehat .....................................La Yeğlibu-Allahu Ğalib
Yahin Veyayuhin ...........................................Hayyul kayyum

Celcelûtiye'nin Havass ve Esrârı

Hz. İmamı Ali tarafından tertip olunan Bu Celelutiye duası okunuşu fazileti virdi. Esmai ilâhiyyenin Süryani lisanında toplanmış olduğu bir duadır. İçinde ismi azamin olduğu rivayet edilir. Celcelûtiye hakkında bir çok yazılar Arapça ve Türkçe olarak neşrolunmuştur. Bu duaların düzeltilmişi bundan 50 yıl önce Mecmuatül ahzap isimli eserde neşrolmuştur. Birçok eski en’amlarda da Celcelûtiyenin duası ve vefk’ı vardır.

İmam Gazalî, hocası İmam Nureddin el-Isfahanî, İmam Ahmed el-Bunî ve Şeyh Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî’ye göre, Celcelûtiye kasidesinin aslı vahiydir.Celcelûtiye, Hz. Resul-i Ekrem’in derslerine istinaden, Hz. Ali tarafından telif edilen Süryanice bir kasidedir. Mecmuat-ül Ahzab’ın 1. cildinde yer almaktadır. Bediüzzaman, Gazali gibi çok imamların Celcelûtiye’yi şerh ettiklerini söylemiştir. İmam Gazali’nin Celcelûtiye şerhi, Ziyaeddin Gümüşhanevî'nin derlediği Mecmuatu’l-Ahzap adlı eserinin “Şazelî” adlı cildin 508. sayfasından itibaren başlar. Fakat bu şerhler, kelimelerin açıklamasından ziyade Kasidede yer alan beyitlerin hassalarını açıklayan bir mahiyettedir. Süryani kelimelerden az bir kısmının anlamı verilmiştir.Celcelûtiyenin kendisiyse, aynı cildin, 499-531 sayfaları arasında yer almaktadır. Kasidedeki bütün beyitlerin altında onların ebced değerleri de yazılmaktadır.Hz. Ali tarafından Celcelûtiye adıyla ve cifir ilmine göre birçok tarih de düşürülerek Süryani diliyle nazmedilmiş ve kaside haline getirilmiştir. Yüksek ve etkili bir duadır. Bir isimler hazinesidir. Allah'ın rahmetini celb etmesi hasebiyle bir rahmet hazinesi ya da bir Cennet hazinesi demek de mümkündür. Allah'ın en büyük ismi olan İsm-i Azam bu duanın içerisinde gizlenmiş olduğundan, bu duayı okuyarak Allah'a sığınan kimsenin, dünya ve ahiret işlerinde çok kolaylıklar ve bereketler göreceği müjdelenmiştir.

Allah batınını envarın sırlarıyla aydınlatır, gönlünü açar, rızkını bollaştırır. Düşmanını kahreder. Şeyh efendi buyurmuştur ki; mim (م ) de nun gibidir, kevni gayede sırrı muhaffef esas ve başlangıçtır. Nun hak içindir mim ise başlangıcın başlangıcı ve gayelerin gayesidir. Nun (ن ) berzahı marifetdeki ruhtur. Mimin berzahı ise rabbun fill-beriyyatdır. Nun'un üç şekli vardır...Nun yaratılışı varlık aleminde mastur olan yüce işler içindir. Aslı, arşi zatta bakidir, furuu; kılletin hamili ve gölge edenin gölgesi olarak süfli harfin altındadır. Hz. Peygamberin sözünde buna işaret vardır: Sadaka, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde sahibini gölgelendirir.
Sad (ص ) harfi: cümle ve bütün üzre beşinci alt dereceden hararet ve rutubete sahiptir. Tafsiline gelince: birinci derecede orta hararete sahiptir, birinci mertebeden soğukluk ihtiva eder. Sad: Melekut harflerinden olup bilinen şekildedir, ulvi ve sufli ervahı taşıyıcıdır. Güçlü bir mekena ve şerif bir zamana sahibdir. Bunun için her kim sıdkile zahir batın isimlerine devam ederse yaratılış alemindeki sırlara şahid olur. Herkim doksan kere sad harfini bir kağıda yazar, üzerinde taşırsa düşmanına galip gelir. Yine herkim aynı şekilde yazıp üzerine asarsa oruçluyken veya diğer halde açlık hissetmez. Herkim sad harfini bir deriye yazar ve bu ayeti de ( وله ما سكن فى الليل ونهار ) (العليم ) e kadar yazıp baş ağrısı olan kimse üzerine asılırsa, o ağrı geçer. Yine herkim aşağıdaki görüldüğü üzre sad dairesini bir yumurta üzerine yazıp pişirdikten sonra nüfesaya yedirirse şifa bulur...

Şeyh Ahmed-i Bûni Hazretleri Celcelûtiyye hakkında: Ancak Hak ehli olanlara, bu dua ve vefkinin bereketiyle, insanlarda birtakım sırlar ve deliller ortaya çıkmaktadır. Hayf bu duayı okuyup da kadr-ü kıymetini anlamayanlara demiştir.

ا ج ل ب و ا و ه ي ج و ا ق ل ب ف ل ا ن ا ب ن ف ل ا ن ة ا ل ى ك ذ ا و ك ذ ا "Ey bu isimlerin hüddâmı, bu isimlerin size karşı olan hakkı ve nezdinizdeki hürmet ve saygısı için filânca kadının oğlu filanca kişinin kalbini şu ve şu şeye doğru heyecanlandırarak çekiniz." der. Ve bu nüshayı başının üstünde taşırsa istenilen kimsenin kalbi ve hatırı Allah’ın izniyle isteyene doğru sevgi ve muhabbetle çekilip gider.

ا ف ض ل ي م ن ا ل ا ن و ا ر ف ي ض ة م ش ر ق ، ع ل ى و ا ح ى م ي ت ق ل ب ى ب ط ي ط ف ت

Bu beytin hâssaları: Kim bu beyti Cuma namazı vaktinde yazar ve bir de şu:٢ ٧ ر ه ر س ب ا و ر ص ظ ى ف ح ه ا ه ا ق س ع م ح ه ب د و م ن ى د و ا ف ص د ي ه ش ٣ isimlerle beraber yandaki şu vefki yazarak sağ kolunda taşıyan kimse cepheye ve savaş sahasına vardığı zaman ona Allah’ın izniyle düşmanın kılıcı, mızrağı, ne oku ve ne de herhangi bir silahı isabet etmez [29]

١ ١ ٢ ٤ ١ ١ ٢ ٧ ١ ١ ٣ ٠ ١ ١ ١ ٧
١ ١ ٢ ٩ ١ ١ ١ ٨ ١ ١ ٢ ٣ ١ ١ ٢ ٨
١ ١ ١ ٩ ١ ١ ٣ ٢ ١ ١ ٢ ٥ ١ ١ ٣ ٢
١ ١ ٢ ٦ ١ ١ ٢ ١ ١ ١ ٢ ٠ ١ ١ ١ ٣

و ص ب ع ل ى ا ل ر ز ق ص ب ة ر ح م ة

ف ا ن ت ر ج ا ء ا ل ع ا ل م ي ن و ل و ط غ ت

Bu beyti 28 defa okuyan kimseye yüce Allah bilmediği ve düşünmediği yerlerden rızık ve hayırlı şeyler gönderir, onu kimseye muhtaç etmez. Bu beyti okuyan tüccarsa Allah onun alışını verişini, alıp vermesini kolaylaştırır, malına bereket ihsan eder. Bu beyti güzelce okuyamayan kişi bir defa yazarak, öd ağacı ile tütsü yapar ve karada, denizde, seferde ve hazarda uyku ve uyanıklık halinde şu vefkle birlikte yanında taşırsa anılan şeylere nail olur. Vefk-i şerîfin şekli şöyledir

١ ٣ ٥ ٤ ١ ٣ ٥ ٩ ١ ٣ ٥ ٢
١ ٣ ٥ ٣ ١ ٣ ٥ ٥ ١ ٣ ٥ ٧
١ ٣ ٥ ٨  ١ ٣ ٥ ١ ١ ٣ ٥ ١

[30]

Celcelûtiyenin Hassaları

Mühim bir iş için okunmak istenirse okumadan evvel temiz abdest alarak 2 rekat namaz kıldıktan sonra okumaya başlamalı...
1 — Kuraklık için 31 kere.
2 — Ateşten ve yangından kurtulmak için (7) okuyup yangın tarafına üflemeli.
3 — Denizde fırtınadan selâmet bulmak için 31 kere okumalı.
4 — Korktuğun kimselerden bir isteğin olursa Pazar günü sabahleyin vefkı yazılıp taşımalı.
5 — Sevgi ve hürmet için Pazartesi misk ve zaf- ran, gülsuyu ile vefkı yap taşı.
6 — Salı günü öğle vakti yazılırsa silâh tesirinden masun kalır. Öd ağacı ve cavi ile tütcülemeli.
7 — Düşmanlarının dilini bağlamak için ve şerlerinden korunmak için Çarşamba ğünü güneş doğmadan yazılacak.
8 — Ticaret için Perşembe günü bir beyaz beze yazıp üzerinde taşımalı.
9 — Zenginlik için Cuma günü yazıp cavi ve karanfil ile tütsülenecek.
10 — Tabiattan olan hastalıklardan muhafaza için Cumartesi günü sabah mavi mürekkeple yazılacak.
11 — Cuma gecesi yazıp öd ve sandal ağacıyle tütsüleyip taşınırsa felç. Titreme, kâbus, zehir ve haşerat- tan muhafaza eder.
12 — Yeni bir kap içine vefkı yazılıp temiz bir su koyup içerse bütün dertlere deva’dır. Yemekten önce içilecek.
13 — Zafiran, gülsuyu ve miskle yazıp taşırsa has-talik gelmez ve hakir görenlerin nazarında büyür. Borçlu olursa borçtan kurtulur.
14 — Gebe taşırsa kolayca doğurur.
15 — Çalışmış bir şeyin geri getirilmesi için iğne ucuyla ufak bir mum üzerine kaybı yazmalı ve vefkı’da bir kâğıda yazıp muma bir iplik ile sanp elde tutmalı ve şu duayı okumalı (Allahümme inni es’elüke bi hakkı hazihil daveti şerife ve vefkll muazzam ve tamike! azi- mül â’zam entürlt (Kaybın ismi)
Mal gelene kadar çalman yerde Celcelûtiye ve dua okunacak. :
16-Hüddamım elde etmek için; 7 gün oruç tutulacak. Pazar günü başlanacak, riyazat yapılacak ve kimse ile görüşmüyeoek. Vefkı üzerinden ayırmayıp Celoe- lutiye’yi 7 kerre okuyacak. Bir isteği varsa gecede 70 defa okuyacak. Buhurları: Karanfil, cavi vemavi mürep- kep. Allaha ve hazret! Peygambere yalvarıp hacetini is- tiyecek. 7.nci gün bir ruhani gelir... Dileğini yapar. Ve bu 7 günden sonra fena adamlarla oturmuyacak, az yiyecek gece ve gündüz Celcelûtiyeyi 7 şer defa okuyacak. Kendini haramdan muhafaza edip ibadet ve,zikire ehemmiyet verecek.
17 — Rızık bolluğu ve zaruretten kurtulmak için günde (15) okuya.
18 — Gece dört kere okursa düşman şerrinden korunur

Celcelûtiye Kasidesinin Okunuşu

Bede'tü bi bismillahi rûhî bihihtedet İlâ keşfi esrârin bi bâtınihintavet Ve salleytü bissânî alâ hayri halkıhî Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen Bi âcin mâhûcin celcelûtin celcelet Seeltüke bi ismil muazzami kadruhû Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet Ve yâ hayyü yâ kayyûmü edûke râciyen Bi âcin eyûcin celcelûtin helhelet Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın Bi mıhrâşin mihrâşin bihin nâru uhmidet Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî Bi kayyûmin kâmes sirru fîhi ve eşrakat Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin Bi hıkmeti mevlânel kerîi fe entakat Ehâtat biyel envâru min külli cânibin Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet Fe sübhânekellâhümme yâ hayra bâriin Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beat Fe bellığnî kasdî ve külle meâribi Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat Bi sirri hurûfin ûdiat fî azıymetî Bi nûri senâil ismi ver rûhi kad alet Efıd lî minel envâri feydate müşrıkın Aleyye ve ahyî meyte kalbî bi taytafet Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten Ve küffe yedel a'dâi annî bi ğalmehet Elâ ve ahcübennî min adüvvin ve hâsidin Bi hakkı şemâhın eşmehın sellemet semet Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetüncelet Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî Bi nûri eşmehın celyâ serîan kadinkadat Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet Ve emnahnî yâ zel celâli kerâmeten Bi esrâri ılmin yâ haliymü bikencelet Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin Eyâ câbiral kalbil kesiyri minel habet Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kün Bi nassı hakıymin kâtııs sırri esbelet Ve sellim bi bahrin ve a'tınî hayra berrihâ Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin Fe ente racâül âlemiyne velev tağat Ve asmim ve ebkim sümme a'mi adüvvena Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet Ve fi havsemin mea devsemin ve berâsemin Tehassantü bil ismil azıymi minelğalet Ve a'tıf kulûbel âlemiyne bi esrihâ Aleyye ve elbisennî kabûlen bi şelmehet Ve yessir ümûrana yâ ilâhî ve a'tınâ Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet Ve esbil aleynes setra veşfi kulûbenâ Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset Ve bâriklenallâhümme fi cem'ı kesbinâ Ve hulle ukûdel usri biyâyûhin irtehat Biyâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet Neruddü bikel a'dâe min külli vichetin Ve bil ismi termîhim minel bu'di bişşetet Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî Fe fülle lemîmel ceyşi in râme bî abet Ve küffe cemiyâl mudırrîne keydehüm Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet Fe yâ hayra mes'ûlin ve ekrame men a'ta Ve yâ hayra me'mûlin ilâ ümmetin halet Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet Bi ta'dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberreket Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet Biyâhin ve yâyûhin nümûhin esâliyen Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet Bi hâlin ehîlin şel'ın şel'ûbin şâliın Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayyattahet Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba'dehâ Hamârûhı yeşrûhın bi şerhın teşemmehat Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba'dehâ Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat Bi şelmehatin akbil düâi ve kün meıy Ve kün lî minel a'dâi hasbî fe kad beğat Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kün lenâ Bi tâsim mîmin lis seâdetıkbelet Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ Hımâyetünâ minhel cibâlü tezelzelet Bi kâfin ve nûnin sümme hâmîmin ba'dehâ Ve fî sûretid dühâni sirran kad uhkimet Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ukûdihâ Ve fî sûretil en'âmi ven nûri nüvvirat Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ İlâ mecmeıl ervâhı ver rûhı kad alet Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet Bi amme abese ven nâziâti ve târikın Ve fî vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat Ve bizzâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet Ve fî süveril kur'âni hızben ve âyeten Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet Fe es'elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî Alâ külli mâ enzelte kütben tefaddalet Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin Asbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytağat Bi sirri büdûhın exhezetın betadin zehecin Bivâhıl vehâ bil fethı ven nasri esreat Bi nûri feceşin mea sazhazin yâ seyyidî Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet Hurûfün bi ma'nâhâ lehel fadlü şürrifet Meden dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet Deavtüke yâ allâhü hakkan ve innenî Tevesseltü bil âyâti cem'an bi mâ havet Fetilke hurûfün nûri fecma' havâssahâ Ve hakkık meânîhâ bihil hayru tümmimet Vahdurnî avnen hadîmen müsehharan Tuheymefyâîlü bihil kürbetüncelet Fe sehhır lî fîhâ hadîmen yütıy'uni Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet Ve es'elüke yâ mevlâye fismikellezî Bihî izâ düıye cem'ul ümûri teyesserat İlâhi ferham da'fi vağfirlî zelleti Bi mâ kad deatkel enbiyâü ve tevesselet Eyâ hâlikıy yâ seyyidî ıkdı hâcetî İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ Ve esmâikel husnelletî hiye cümmiat Fe cüd va'fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin Alâ abdikel miskîni min nazratin abet Ve veffıknî lil hayri ves sıdkı vettükâ Ve eskinennil firdevse mea firkatin alet Ve kün bî raûfen fî hayâti ve ba'de mâ Emûtü ve elkâ zulmetel kabrin celet Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in eraddet Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen Vahminî min harri nârin ve mâ havet Ve sâmıhî min külli zenbin ceneytühû Vağfir hatıy'atiyel ızâme ve in alet Fe hâzâ havâtimühünne men kad hassastühâ Bi sirrin minel esrâri fil levhı ünzilet Selâsü ısıyyin suffifet ba'de hâtemin Alâ ra'sihâ mislüs sihâmi tekavemmet Ve mîmün tamîsün ebteru sümme süllemü Ve fi vasatihâ bil cerrateyni teşerbeket Ve erbeatün tühkil enâmile ba'dehâ Tüşîru ilel hayrâti ver rızka cümmiat Ve hêün şekıykun sümme vâvün mükavvesün Ke ünbûbi haccâmin mines sirri kad havet Ve evâhıruhâ mislül evâili hâtemün Humâsiyyü erkânin bihis sirru kad havet Fe addilhü min ba'di aşrin selâseten Ve lâ tekü fî ıhsâihâ mütevehhimet Selâsün minet tevrâti lâ şekke erbeu Ve erbeun min incîli ıysebnü meryemet Ve hamsün minel kur'âni hünne temâmühâ İlâ külli mahlûkın fesıyhın ve ebkemet Fe hâzâ ismüllâhi celle celâlühû Ve esmâühû ındel beriyyeti kad samet Fe hâzâ ismüllâhi yâ kâriüntebih Ve lâ tertedid teblî li rûhıke bil habet Fe hâzâ ismüllâhi yâ câhilu'tekıd Ve iyyâke teşkük tetlüfür rûha ve elcetet Fe huz hâzihil esmâe hakkan ve ahfihâ Fe fîha minel esrâri mâ lâ bihî levet Bihel ahdü vel mîsâku vel va'dü vel likâ Ve bil miski vel kâfûri hakkan kadıhtemet Ve lâ tu'tı zel esmâi yevmen li câhilin Ve lev kâne mea ünsâ le kânet bihî semet Fe in kâne hâmilühâ minel havfi hâriben Fe akbil ve lâ tahşel mülûke bi mâ havet Fe in kâne masrûan minel cinni vâkıan Fe hâmîme harfül ayni yâ sâhu kuttıat Fe tersimü min fevkıl cebîni hurûfehâ Fe hâ hiye ismüllâhi cemiy'an tefaddalet Ve in kâne insânen yehâfü adüvvehû Ve lâ tahşe min be'sil mülûki velev tağat Fe in kâne hâzel ismü fî mâli tâcirin Fe emvâlühû bil hayri vel cûdi kad nemet Ve in künte hâmilehâ minel havfi hâriben Fe akbil ve lâ tahşe fe te'men minel habet Fe yâ hâmilel ismillezî celle kadruhû Tevekkâ bihî küllel ümûri tesellemet Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf Ve düs külle erdın bil vühûşi teammerat Fe lâ hayyetün tahşâ ve lâ akrabün terâ Ve lâ esedün ye'ti ileyke bi hemhemet Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta'ni hancerin Ve lâ tahşe min rumhın ve lâ şerrin eshemet Cezâ men karae hâzâ şefâatü ahmedâ Ve yuhşeru fil cennâti mea hûrin huffifet Va'lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin Ve selhü li key tencüve minel cevri vettağat Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin Alel mustafel muhtâri mâ nesmetün semet Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim Ke addi nebâtil erdı ver riyhı mâ serat Ve salli salâten temleül erda ves semâe Kevebli ğamâmin ma' ruûdin tecelcelet Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat Ve sellim alel athâri min âli hâşimin Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet Verda yâ ilâhî an ebî bekrin mea umera Verda alâ osmâne mea hayderis sebet Kezal âlü vel ashâbü cem'an cemîuhüm Meal evliyâi ves sâlihıyne ve mâ havet Mekâlü aliyyin vebni ammi muhammedin Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat

Sonraki Sayfa >>





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: yunus, 05.11.2016, 11:44 (UTC):
şu rızık vefkinde bir yanlışlık var gliba bana öyle geliyor vefk biner zamla arttığına göre vefkin 6. hanesi yanlış yazılmış yoksa usul mu öyle anlmdım bize izah edermisiniz arkadaşlar yanlış birşey yazpta başını ağrıtıp kendilerine zarar vermesin sayın admin bir zahmet vefk yanlış mı yoksa doğrumu

Yorumu gönderen: seyit ali, 12.10.2016, 14:17 (UTC):
herkes oku diyor. araştırdım ifrit isteyen bir bölüm var o ne olacak? ya ifrit gelirde ahiretim yanarsa? ifrite tercih etmeyelim ahireti.?

Yorumu gönderen: Taylan, 03.10.2016, 22:11 (UTC):
Ifrit cagriliyor dikkat edin

Yorumu gönderen: Birol, 22.07.2016, 20:37 (UTC):
Fazla okunduğu zaman ifritlerin geldiğini hissedebiliyorsunuz .Allah razı olsun

Yorumu gönderen: feride, 05.06.2016, 20:05 (UTC):
benim bir tanıdıgım bu duayı okudu içinde ifrit istenen bir kısım var. bide 3 ay pancar yedi üstüne cin ifrit almış şimdi kızdıgına gönderiyor peki bunun yaptıgı azaptan nasıl kurtulunacak gönderdiğinide söylüyor kötüyede kullanırım diyor. zaten gönderince kafana vücuduna vurduklarını hissediyorsun.

Yorumu gönderen: canan yıldırım, 14.03.2016, 08:08 (UTC):
Çok şükür Allahü Teala,ihtiyacıma binaen bu duayı bana da nasip etti.Verdiğiniz bilgilerden çok faydalandım.Allah sizden razı olsun.

Yorumu gönderen: Cavit, 24.12.2015, 16:48 (UTC):
Çok güzel bilgiler vermiş siniz Allah razı olsun

Yorumu gönderen: tunayi I., 29.01.2015, 13:10 (UTC):
Allah raziolsun wep sayfasina hazirlayandan

Yorumu gönderen: hattat, 07.08.2014, 11:56 (UTC):
bayanlar ozel gunlerinde okuyabilirler mi?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36703175 ziyaretçi (102756073 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.