Celse 2
 

Agarta Celseleri, Celse 2

Celse 2 (3.11.1991)

Celseye Rehberim Galip ile başladık. Benim niyetim önceki celse hakkında konuşmaktı. Ve doğal olarak yeni tanıştığım Semiyun hakkında sorular sormaya başladım. Galip, "Bu sorulara kendisinin cevap verebileceğini; fakat ilgili kişiye sormamın daha uygun olacağını" söyledi. Bu benim için sürprizdi. Ben görüşmenin Semiyun ile daha sonra olacağını tahmin ediyordum. "Eğer sizler uygun görürseniz görüşelim." dedim.

Bu görüşme Semiyun için de sürpriz oldu. Görüşmeden o da haberdar değildi. Ama bu O'nun için zor bir şey değildi ve "her hal altında benimle görüşebileceğini, bunun için elbette tenha bir ortamın olması gerektiğini ama bunun bir sorun olmadığım, çok kısa sürede evine gidebileceğini" söyledi.

Görüşmemiz yine soru cevap şeklinde oldu. Ben soruları değil, cevapları toplu olarak naklediyorum. Kendisi 1.90 boyunda, ortalama boy bu kadar. Kadınlar doğal olarak daha kısa. Genellikle kumral ve renkli gözlüler ama içlerinde esmerleri de var, Şişman veya zayıf değiller. Mükemmel bir beslenme sistemine sahipler, bu yüzden şişmanlık veya zayıflık gibi hastalıklar onlarda yok. Hiçbir hastalığa sahip değiller. Çünkü hastalıkların asıl sebeplerinin manevi olduğunu biliyorlar ve ona göre manevi tedbirler almışlar. Bu nedenle vücutlarının hasta olması mümkün değil. Bize göre yegane farklılıkları saç, tüy gibi maddelerin olmaması. Ama hepsi çok güzel. İçlerinde çirkin yok. (Burada şu sözlerini de ilave etmeliyim : Çirkinliği sizin anlamanız için kullandım yoksa size verilen vücutların dahi çirkinliğinden söz edilemez. Onlar Rab'bin yarattığı çok değerli hediyelerdir. Gerçekten o vücutların ne olduğunu bilseydiniz, ondaki güzelliği anlardınız). Kendilerinin ilk çağlarında vücutlarmda kıl varmış ama zaman içinde kalkmış. Hiçbir zaman aralarında savaş olmamış. Çünkü her zaman için Rab'lerini bilmişler.

Ortalama ömür 400 yılın üzerinde. kendisinin yaşı da 200'ün üzerinde. Israrla yaşını soruyorum, "223" diyor. Ben şaşırıyorum: "Size nasıl hitap edeyim?" diyorum. Şakayla cevap veriyor, "ikimiz de orta yaşta sayılırız, bu nedenle arkadaşız." diyor. Ama arkasından ekliyor: "Sizlere göre ben bilge biriyim." diyor. Şu anda aynı geceyi paylaşıyoruz. Tek fark var ki, o cennette yaşıyor, ben cehennemde. "Tanrım nasip eder de buraya ziyarete gelirseniz gerçekten burasının cennet olduğunu anlarsınız" diyor. "Biz cennet yarattık, siz cehennem..." Kendisinin de evi var. Odaları var. Uykuya onların da ihtiyaçları var. Kendisi teknik konularda çalışıyor. Uzayla ilgili teknik işler yapan bölümde. Dünyadaki manada "mühendis" denilebilir. O'na okul durumunu, düzenlerini soruyorum: "Bizde, sizdeki gibi çökmüş, dejenere olmuş bir eğitim kurumu yok" diyor. "Sizdeki okullar hayat hakkında hiçbir şey öğretmiyor. Çünkü büyükler hayat hakkında hiçbir şey bilmiyor. Dolayısıyla küçükler de hayatı öğrenemiyorlar. Hayatı bilmeden, hayatı yaşamanın sonucu ise dünyayı cehenneme çevirmeniz oldu. Başka bir şey de beklenemezdi." Onlarda olup bizde olmayan ana, temel düzenin, sistemin ne olduğunu soruyorum. Cevap aslında başka bir şey olamazdı:
"Sizin temel noksanlığınız, Rab'binize inanmamanızdır. Aramızaki temel fark, sistem budur. Biz Rab'be iman ettik. Siz ise O'nu reddediyorsunuz, O'na inanmıyorsunuz. Sonuç ortada; Biz Rab'be inanıp, iman edip, O'nun nimetlerinden yararlandık ve bir cennet yarattık. Siz ise her yerde hakim olan O'na ve O'nun nimetlerine sırt çevirdiniz. Sonunda cehennem yarattınız. Aramızdaki temel fark budur."

Ailesinin dünkü görüşmeden haberi olmuş. "Kaç çocuğunuz var?" diyorum. Söylemiyor. Çocuklarm eğitimini soruyorum, daha ziyâde ruhsâl öğreti açısından. "Bu bizim için çok önemli" diyor. "Burada yaşayan her insan mutlaka ruhsal bilgiyi alır. Hayatı, Rab'bini öğrenir. Burada sizinkine benzeyen çalışmalar çok ciddi boyuttadır. Sizler ise bu çalışmalara inanımıyorsunuz. Bizde, sizin Derneğinizdeki gibi büyük mücadeleler olmaz, celselerimizde bunlar yoktur. Sizin durumunuz çok ayrıdır. Bu, sizin için yararlanmanız gereken bir durumdur. Genellikle bizdeki ruhsal çalışmalar şu andaki gibi seyreder. Ama bildiğiniz o büyük mücadeleler farklıdır, durum değişiktir."

Boş zaman olarak nitelendirmemekle birlikte, biz de bu tür zamanlarımızda spor yaparız, oyun oynarız. Yaptığımız spor tamamen vücudun sağlığına uygundur. Yenme hırsı yoktur. Bu, bir savaş değildir. Sizin satrancınıza benzeyen oyunlarımız vardır. Daha ziyade zekaya dayanmaktadır. Ama satrancınızın çok daha gelişmişidir. İskambil türü oyunlarımız ise yoktur. Dünyada tekamülünü bitiren bir ruh varlığı buraya doğamaz. Onun Agarta'ya doğabilmesi için arada birkaç okulu daha bitirmesi gereklidir.
Burada yaşayan birinin aynı zamanda vazifeli olarak dünyaya doğması hatta fiziki bedenini bir süre burada bırakması veya aynı zamanda kullanması teorik olarak mümkündür. Ama gerçek hakkında şu aşamada bilgi veremem. Nüfusumuz bir milyardan biraz fazladır. (Kesin rakam vermiyor). Bizler sizin gibi değiliz. Yersizlik yapmayız ve ilahi sistemi bozmayız. Dengelere dikkat ederiz.

Sizinle ilgilendik, sizi koruduk ve size her bakımdan yardımcı olduk. Olmaya da devam ediyoruz. Eğer
"Atalarınız" diye bir kavram düşünülürse buna en yakın bizleriz.

Biz de sizler gibi toplumumuzdan ve uzayın derinliklerinden haberdar olmayı arzularız, basın yayınımız vardır. Televizyonumuz vardır. Ama biz onu çok yönlü olarak kullanırız. Sizin televizyonunuz bize göre taş devrindeki bir eşya gibi kalır. Sizin bütün yayınlarınızı izleyebiliriz. "


"Senden habardarım" dedi. Benim hakkımda çok şey biliyormuş. Evimi gördün mü? Dedim. "Hayır" dedi, "Tanrım nasip ederse bir gün görürüm." "Bu nasıl olur, ben sizin hakkınızda bir şey bilmiyorum." dedim. "Ama ben biliyorum. Bu da benim sırrım olarak kalsın" dedi.

Aşağı yukarı bu kadar görüştük, sonra ayrıldık. Ben ardından Galip ile görüştüm. "Rab'bin her türlü nimetinin üzerimde olduğunu" söyledi ve "Neden?" diye sordu. Kendime göre birkaç cevap verdim. Ama sonuç ne olursa olsun iyi gidiyoruz. Ben bu çalışmadan memnunum.

Şu bilgiyi de unutmadan eklemeliyim; O'na "bizdeki gibi bilginin yukarı alemden mi alındığını" soruyorum. "Hiç şüpheniz olmasın." diyor. Bu ilahi bir yasa. ama kendileri bize göre çok daha hızlı gelişiyorlar. Bizim son yüzyılda bilgi alışımızda artış var ama onlarda, bizdeki gibi karışıklık, adaptasyonsuzluk olmuyor. Gereken bilgiyi alıp hemen hazmediyorlar ve topluma yayıyorlar. Her şey gün ve gün değişmemekle beraber muhafazakarlığı da yine tekamül açısından değerlendiriyorlar.[1]

Kaynaklar

[1] Agarta 1, Yazar: Ö. S. Ayçiçek

Akhenaton (www.gizliilimler.tr.gg admin) yorumu: Gerek Agarta ve gerekse diğer ruhsâl celseleri incelediğinizde, Bilgi Kitabı'nda da sık sık kendisini gösteren CİNLER'in varlığını seziyoruz. Tesadüf ki, Türk-Yabancı ayrımı olmadan birçok arkadaşımızın başından bu benzer deneyimler geçmiş. Karabasan ve albastı olayları gibi, bu da bütün insanlığı kaplayan bir mistik yanıldı. Kimi zaman kendilerini ağarta ırkı, ari ırk, kimi zaman da UFO, kimi zaman bir din büyüğü veya evliya, Mevlana, İmam Gazali, Hz.İSa vs olarak tanıtıyorlar. Sadece Peygamber Efendimiz'in kılığına giremiyorlar. Karşılarındaki insana kendisinin özel ve seçilmiş bir insan olduğunu telkin ediyorlar ve burada zihin yıkama süreçleri başlıyor. Daha çok doğal; ama saklı  telepatik yeteneklerin bulunduğu, yani iletişim kurabilecekleri insanları seçiyorlar. Çoğu zaman, Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat bilgi ve yaşantısından uzak kişileri.

Cinler insanı aldatır. En etkili silahları halisünasyon ve zihinsel kontrol yetenekleri oldukça fazladır. Kuran, bunu VESVESE olarak tabir eder. Bunun için de Nas ve Felak surelerini çokça okumak faydalıdır. Vesvese, kalbe ve zihne sokulan YANILTICI İLÜZYONLAR'dır. Kişi, yaşamadığı şeyleri aslında yaşamış gibi görünebilir. Örneğin bu ilüzyonlarla, geçmişteki bir sahne kişiye telkine dilerek REENKARNASYON'a inandırılabilir. Aslında o kişinin böyle bir hatırası hiç yaşanmamıştır. Ama böyle bir hatıra yaratılır zihinde. Bu konuda Ahmet Hulusi'nin  yazılarına göz atmanızı tavsiye ediyorum.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: anubis, 17.12.2015, 19:46 (UTC):
Akhenaton Musa peygamberin ta kendisidir.
Celseleri okuyorum.Biraz sacma geliyor bana.Muhtemelen meditasyon yapiyorsunuz rehberinizle beraber ve bu meditasyon sirasinda cakraniz acilmaktan ziyade dagiliyor.Halk deyimiyle sanzuman dagilmis diyebilirim. Veya hayal ettiginiz, olmasini arzu ettiginiz seyleri dile getiriyorsunuz.

Gizemci kardesler, hayatta vakif olamadiginiz, vakif olamadigimiz sirlar elbetteki mevcuttur. Bu sirlar mutlaktir. Kendisine sir verilenler ancak mevcut dogrularla yasam enerjisini senkronize etmis kimselerdir.

Agarta, Shambala vs diger ezoterik efsaneler, yapilar, orgutlenmeler bunlarin hepsi semboliktir, mitolojidir. Anlatilmak istenen tek bir mevzu var. Kardeslik, durustluk, paylasim ve baris yolunu secerseniz hayati hep beraber cennete cevirebilirsiniz. Ama yo sehveti,hirsi,yalani,ac gozlulugu secerseniz hayat bir cehennemden farksiz olacaktir. Yani sizlere anlatilmak istenen sey su ki, bu hayata geliyorsun ve yasiyorsun bir varlik olarak.Bu yasam surecin icerisinde ya sevgi yolunu ya nefret yolunu, ya baris yolunu ya savas yolunu, ya paylasim yolunu ya da tek basina sahip olma yolunu sececeksin. yani senden secimini yapman isteniyor. Semboller ve hikayelerle sana yuzyillar boyu anlatilan budur. Ya cenneti sececeksin ya cehennemi. Alternatif olarak Araf sana sunulmus, bekleme odasi niyetine.ya da dusunme odasi. yani secimini yapamamis kimselerin gel gitler yasayan kimselerin bulundugu yer.ne yar ne de ser den gecebilenler.Buradakiler umutsuz vakalardir ve cogunlugun oldugu noktadir burasi.Guce gore saf tutar arata olanlar. Guc iyide olunca iyiyi, kotu de olunca kotuyu secerler. Iste bu hikayelerin hedef kitlesi de arafta kalanlar icindir genelde.

Yorumu gönderen: hayrani, 09.12.2010, 14:49 (UTC):
atilla kardeşim akhenaton öyle sıradan bir firavun değildi. bütün mısır dinini reforme edip herkesi tek tanrı aton'a tapmaya davet etmiştir. şehri başka yere taşımış yepyeni bir sistem kurmuştur, amma ve lakin rahip sınıfının hoşuna gitmeyince akhenaton öldükten sonra hem şehri hem dini eskiye taşımışlardır...

Yorumu gönderen: alper, 04.10.2010, 23:56 (UTC):
atillaya katılyorum..abi süpersin..cin..cinlik yapandır..başkan cin yoky

Yorumu gönderen: atilla, 26.04.2010, 13:11 (UTC):
Bu arada Allah kuran falan dilinden düşmediği halde, kuranda Allahın lanetlediği firavunlardan kendine nick yapıyorsun. Bu ne iş???

Yorumu gönderen: atilla, 23.04.2010, 14:26 (UTC):
Araştırmaya, bilgilenmeye, öğrenmeye (ki bu çok uzun yıllar alır) bi tarafı yemeyenlerin en kolay sarıldığı yoldur bu, bilemedikleri akıllarının ermediği herşeye cin derler. Bence en cin sizsiniz, cinler hakkında bilgi veriyorum deyip cin lik yapıyorsunuz. Bu kadar yazıyı ordan burdan toparlamışsınız ama, kendinizin okumadığı kesin. Sallıyorsunuz..

Yorumu gönderen: hakan, 17.04.2010, 20:36 (UTC):
yahu niye sulandırıyorsunuz bilip bilmeden.ömer sami ayçiçek'in bu uygarlıkla ilgili 4 ciltlik kitabı var.alın okuyun.

Yorumu gönderen: salih1159, 21.10.2009, 13:01 (UTC):
Haydaaaaaa Valla kardeş iyi sallamışsın birazda benden katsaydın yada biraz inceleme araştırma yapsaydın hiç olmazsa bir vida yada bilye kadar bir kanıt bulsaydın..bu ne yaaaa

Yorumu gönderen: tar, 07.08.2009, 18:59 (UTC):
Kesinlikle size katılıyorum.Konuşmalarda geçen pek çok şey bunların cinler olduğu izlenimini veriyor.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36901639 ziyaretçi (103104276 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.