Cizvit Tarikatı
 

Cizvit Tarikatı

Dinler Tarihi Araştırmaları

Hazırlayan: Akhenaton

Günümüzde, Fransiskenler'den sonra Hıristiyanlığın 2. büyük tarikatı olan Cizvitler, Kilise'nin yeniden tanıma kavuşturulmasına ve onun modernleştirilmesine öncülük etmişlerdir. Cizvitler, çağın şartlarına uyabilmek ve hareket özgürlüğü kazanabilmek için dinî hayata birçok yenilik getirmiş; zorunlu oruç, pişmanlık duaları, tek tip giysi ve korolu ayin gibi Ortaçağ uygulamalarına son vermişlerdir. Onlar ayrıca, kadınların tarikata girmesini yasaklamış, papaya boyun eğmenin erdemini vurgulamaya çalışmışlardır.[1]

16. yüzyılın ortalarında kurulan Cizvit tarikatı Asya'daki faaliyetlerinde Çin ve Hind dinlerinin aslında Kutsal Kitap'in öğretisiyle örtüştüğü şeklinde bir yol izleyerek bu eğitimin ilk sistemli uygulayıcıları olmuştur. Bir misyon tekniği olarak diğer dinlere olumlu bakış sergileyen ilk Hıristiyan hareketi Cizvitlerinkidir.[2]

Katolik Kilisesi yeni mezhepler karşısında ayakta durabilmek için yeni hareketlere girişti. 1534’te Cizvit Tarikatı (İsa Cemiyeti) kuruldu. Katolik mezhebini yeniden canlandırıp yayılmasına çalışıldı. Fransa ve İspanya başta olmak üzere pek çok ülkede Engizisyon Mahkemeleri kuruldu. Bu uygulamalar sayesinde İspanya, Avusturya, Polonya, Fransa, Portekiz ve diğer pek çok ülke Katolik kalmış ve Cizvit Tarikatı sayesinde Katolik Hıristiyanlık tüm Orta ve Güney Amerika’ya egemen olmuştur.[3]

Protestan devletlerde en yüksek dinsel gücü hükümdar temsil ediyordu. Protestanların Kutsal Kitaba taparçasına düşkünlükleri de, kendilerinin önceden düşünemedikleri kimi sonuçları doğurdu. Metinlerin incelenmesi, eleştiriye yol açtı; dogmaların vahiy yoluyla inmiş olması inancının zor kabul edilebileceği anlaşılmaya başlandı.Bu yüzden de halkın din üstündeki yargıları değişti ve özgürlük hareketleri ivmelenmeye başladı. Protestanların bu anlayışıyla beraber dini yargıların sorgulanması merkezi otorite açısından bir tehdit oluşturmaya başladı. Bunu engelleme adına Papa 6. Aleksander, ruhsatsız kitap basmayı yasaklayan fermanıyla basılacak eserlerin sansürden geçirilmesi kuralını koydu. 19. yüzyıla kadar hiçbir ülkede kitap basma gerçek anlamıyla serbest değildi. Bununla beraber Cizvit Tarikatıyla Roma'da Engizisyon örgütünün kurulması ve yasak kitaplar için Index çıkarılması alınan diğer önlemlerdi.[4]

Avrupa’da dinsel ya da din dışı, tüm gizli örgütlerin oluşmasına yol açan temel kavramlar Haçlılar tarafından İsmaililer’den alınmıştır. Tapınak ve Hospitalye Şövalyeleri, 1. Loyola tarafından kurulan Cizvit gibi örgütler, sert Dominikenler, ılımlı Fransisken’ler ve tüm kardeşlik örgütleri, ya Kahire’ye ya da Alamut’a ulaşacak biçimde geriye bağlanabilirler.[5]

Cizvitlerin hedefi, kendilerinin Hıristiyanlığı tavizsiz yaşaması, diğer insanların da Hıristiyanlaştırılmasıdır. Luther hareketinin aksine onlar, kilise içinde kalarak reformlar yapmayı amaçlamışlardır. Bu noktada onların, kendilerinden önceki diğer Hıristiyan tarikatlardan farkları yoktur. Hızla büyüyen tarikat, karşı-reformu savunmada ve Katolikliği canlandırmada önemli rol oynamıştır. Tarikat, eğitime ve araştırmaya önem verirken, misyonerlikle de uğraşmış, dış ülkelerdeki misyonerlik faaliyetlerinde ağırlıklı olarak yer almıştır.[1]

Çin'in Avrupalılar tarafından tanınması da Cizvitlerin gayretleri sayesinde olmuştur. Çin'de uygun misyon alanları olduğunu anlatmak ve Kilise'nin dikkatini oralara çekebilmek için onlar Çin'i, " Kutsal Kitap'tan daha eski bir tarihi, dine bağlı olmayan mükemmel bir maneviyatı" yla bir ütopya ülkesi olarak göstermişlerdir. Daha önceleri dünya tarihi yazımına İsrail'le başlanırken, Cizvitlerin olağanüstü tanıtım yazıları sonucu olarak Voltaire kendi dünya tarihine, " dünyanın en eski ve en terbiyeli milleti olan" Çinlilerle başlamıştır.

Uzakdoğu'da Cizvitlerin tutunabilmeleri, kimi gerekli teknik gelişmeleri de oralara taşımalarıyla mümkün olmuştur. Örneğin Çin’de ilk toplar ve tüfekler 17. Yüzyılda Cizvitler tarafından yapılmıştır. Cizvitler kimi zaman astronom ve matematikçi, kimi zaman takvim reformcuları, bazen ilgi çekici mekanik eşya imalatçısı bazen de topçu ve coğrafyacı olarak Çin imparatorunun teveccühünü kazanmışlardır. İmparatorluğu'n ilk işe yarar haritasını da onlar yapmıştır.

Avrupa'nın kırsal bölgelerinin Hıristiyanlaştırılması, karşı-reform sırasında, Cizvitler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cizvitlik, gerek teşkilat kurallarının oldukça sert oluşu ve gizli tutulması, gerekse teşkilat yapısı nedeniyle masonluğa da benzetilmiştir.[1]

Avrupa’yı etkileyen Reform hareketine karşı Papalık tarafından karşıt harekat 1540’lı yıllarda balatıldı. Papa 3. Paul, Katolik ve Protestanları anlaştırmak istedi ancak başarılı olamadı. Papalık ciddi tedbirler almak zorunda olduğunu anladı. 3. Paul’ün aldığı 3 tedbirle Katolik kilisesindeki reform hareketi ve karşıt harekat başlamış oldu. Bu tedbirler, Cizvit tarikatının statüsünü tasdik etmek, engizisyonu yeniden teşkilatlandırmak ve Trento Konsilini toplamaktan ibâretti.[6]

1537 yılının başında artık on kişi olan şövalyeler Venedik’te buluştular ve uzun zamandan beri planladıkları “Kudüse haçlı seferini” gerçekleştirmek istediler; fakat Venedik Cumhuriyetiyle Osmanlı Türkleri arasındaki savaş, bu yolculuğu olanaksız hale getirdi. 1538’de Loyola’nın küçük grubu onu başkan seçti. Bunun üzerine Loyola, Roma’ya giderek örgütün nizamnamesini Papa 3. Paul’e sundu ve bu yeni tarikatın tanınmasını ve korunmasını rica etti.

17 Eylül 1540’da Papa, tarikatı ve nizamnamesini üye sayısının altmışı geçmemesi şartıyla, tastik etti. Ayın 26’sında yeni tarikatın başına ‘general’ rütbesiyle atanan Ignatus Loyola, Papa’nın elinden tarikatı “Regimini mili-tantis ecclesiae”-Savaşçı Kilisenin Egemenliği’ni tanıyan emri aldı. Bu şekilde yeni “Cizvit Tarikatı”-Societatis Jesu, Roma-Katolik Kilisesi'nin yeminli savaş birliği haline geldi. Bu birlik aynı zamanda ‘Kutsal Baba’ya-Yani Papa’ya “body-guard”lık yapıyordu. Onlar Papa’yı her çeşit saldırıdan ve isyanlardan, özellikle “Lutherciler”den her vasıtayı kullanarak korumak ve Papalığın düşmanlarını yok etmekle yükümlüydüler.

Cizvitler düşmanı yalnız yenmek değil, her vasıtaya baş vurarak, yok etmek istiyorlardı. Onlar için parola şuydu; “Gaye, vasıtayı meşru kılar.” [5]

Modern anlamda vatandaşlık eğitimi ulus/devlet kavramının gelişimiyle ilgili olarak ilk kez 19. yüzyılda Fransa’da başlamıştır. 1762 sonrasında Cizvit Tarikatı’nın kaldırılması, mal varlığına el konulup öğretim de dâhil olmak üzere üyelerinin çalışmalarının durdurulması Fransız çocuklara laik bir eğitim vermek için fırsat sunmuştur. Eğitim artık kilisenin değil, devletin kontrolünde olduğundan eğitimde dinî amaçların yerini siyâsal amaçlar almıştır. 1762’de La Chalotais, Ulusal Eğitim Üzerine Deneme adlı eserinde devletin laikliği, ahlâkı ve ülkeye bağlılık duygusunu arttırmak için eğitimin kontrolünü alması gerektiğini öne sürmüştür.[7]

Reform Hareketleri ve Cizvitlerin Ortaya Çıkması

16. Yüzyılın başlarında Kilise tarafından halktan " endüljans" yoluyla para toplanmaya başlanmıştı. Bu duruma Wittenberg Üniversitesi’nde profesör olan rahip Martin Luther şiddetle karşı çıkmıştır. Luther bağışlanmanın ve kurtuluşun imanla elde edilebileceği ve bu dinsel kurtuluş süresinde hem papalık hem de herhangi dünyevî bir etkinin söz konusu olamayacağı düşüncesine sahipti. Luther yıllardır din eğitimi aldığı ve hiyerarşisi içinde adım adım yükseldiği Katolik Kilisesi'ne ve Papalığa ilk kez karşı gelerek endüljanslara yönelik eleştirilerini 90 5 maddeli bir manifesto olarak 1517’de Wittenberg Kilisesi’nin kapısına asmıştır.[8] Bu durum, " Reform Hareketi" ni ateşleyen ilk kıvılcım olarak tarihe geçmiştir. Ortaçağ boyunca Katolik Kilisesi sık sık dinsel sapıklıklar ve hizipçilik tehtidiyle karşı karşıya kalmıştı. Buna rağmen zarar görmeden kendisini korumayı bildiği hâlde, Reform Hareketiyle şaşırtıcı bir şekilde yara almıştır. Papalık, Protestan Reformu’nun herhangi bir ortaçağ dinsel sapkınlığından daha büyük bir tehlike taşıyabileceğini düşünmüyordu.[9]

Luther, Papa karşıtı söylemlerini gün geçtikçe artırmıştır. Kuşkusuz Katolik Kilisesi'nin dinsel ve dünyevî uygulamalarından en çok şikâyetçi olanlar, Alman Prensleri ve halk olmuştur. Bu durum siyâsî idarecilerin ve halkın Reform Hareketlerine katılmalarını hızlandırmıştır. Bir süre sonra durumun ciddiyetini anlayan Papalık, oluşturduğu bir komisyon kararıyla Luther’e bir tehdit belgesi göndermiştir. Bu belgede Luther’e 60 gün süre verilmiştir. Luther’den bu süre içerisinde dinsel sapkınlıklar içeren düşüncelerinden vazgeçmesi istenmiştir. Fakat Luther bu belgeyi yakarak Roma’ya olan protestosunun açıkça ilan etmiştir. Bunun üzerine Luther 3 Ocak 1521’de Katolik Kilisesi tarafından aforoz edilmiştir.

Protestanlık, çeşitli ülkelerde ilerlerken, Katolikliğe bağlı kalmış ülkeleri korumak ve Protestanlığa direnmek için Katolik Kilisesi’nde bir karşı-reform hareketi başlamıştır. Böylece ilk olarak yeni tip tarikat anlayışı Domiken ve Fransisken tarikatları kurulmuştur. Bu ikisine daha sonradan Cizvitler eklenmiştir. Bu cemaatlerin ortak özelliği, 16. yüzyılda Protestan Reformu nedeniyle zor durumda kalan Katolik Kilisesi’nin kendi içerisinde başlattığı Katolik Reformu’na destek olmalarıdır. 16. yüzyılda yaşanan bu yenileme süreci, kimi tarihçiler “Karşı-Reform” kimileri de “Katolik Reformu” kavramıyla ifade etmektedir.[10]

Kilise içindeki Reformasyon’un 16. yüzyıldaki en önemli temsilcisi, İspanyol Loyalalı Aziz İngatius’tur. İngatius 1538’de “İsa’nın Toplumu” (Society of Jesus) adıyla bir tarikat kurdu ve bunlara “Cizvitler” (Jesuits) denmeye başlandı. Kuruluşunda İsa’nın askerleri olarak fakirlik, iffet, itaat ahdiyle birbirine bağlanan altı öğrenciyi ihtiva etmekteydi. Bu tarikat mensupları Ortaçağ’ın manastır tarikatlarından farklı olarak, dünyayı terk edip manastır duvarlarının arkasına gizlenmek zorunda değillerdi. Tarikatın, alabildiğine merkezileşmiş bir örgütlenişi oldu. Cemaatin başında Roma’da oturan bir general vardı. Bu general kendisine yakın olanlar ve mahiyetindekilerle birlikte, büyük gizlilik içinde tarikatın politikasını oluşturuyordu.

Cizvitler; Hıristiyanlık'taki geleneksel tarikat anlayışının temel unsurlarını kullanmakla beraber, bu unsurları sistemli hale getirmeleri, günün şartlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlamaları bakımından yeni tip tarikatlar arasında gösterilmektedir. Bu noktada Cizvitlerin özellikle misyoner karakteri, itaat anlayışı eğitim sistemleri, teşkilatlanma biçimleri, teolojik, felsefî ve ahlâkî yorumları onların Katolik Kilisesi içinde önemli bir yer edinmelerini sağlamıştır. Bundan dolayı Cizvitlerin hem dinî bir cemaat hem de organize bir teşkilat olarak ele alınması önem taşımaktadır. Cizvitler, dünyanın en büyük misyonerlik cemiyetlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Hıristiyanlığı Hindistan’a, Çin’e ve Amerika’ya götürdüler. Roma Kilisesi'nin dağılışını önleyerek, Katolik âleminin eğitim seviyesini yükselttiler. Cizvitler Asya’daki faaliyetlerinde Çin ve Hindu dinlerinin aslında Kutsal Kitap’in öğretisiyle örtüştüğü şeklinde bir yol izleyerek bu eğilimin ilk uygulayıcıları olmuşlardır. Bir misyon tekniği olarak dinlere olumlu bir bakış sergileyen ilk Hıristiyan hareketi Cizvitlerinkidir.[11][12]

Kaynaklar

[1] Dr. İbrahim Sümer, AÜİFD Cilt XLIII Sayı 2, s.506-507.
[2] Komisyon, " Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri" , Ensar Neşriyat, İstanbul 2004, s.85.
[3] " Yeniçağ Avrupa Tarihi" , Palm Yayınevi, s.61-62.
[4] Ahmet Serhat Kırıcı, " Çalışma Rehberi" , İstanbul Erkek Lisesi.
[5] " Antik Çağlardan Günümüze Dünyanın Gizli Tarihi" .
[6] " Ortaçağ-Yeniçağ Avrupa Tarihi" , T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2727AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1689
[7] Hülya Çelik, " Cumhuriyet Dönemi Vatandaşlık Eğitiminde Önemli Adımlar" , SAÜ Fen-Edebiyat Dergisi, s.360.
[8] Hakan Olgun, " Sekülerliğin Teolojik Kurgusu Protestanlık" , İz Yayıncılık, İstanbul, 2006, s. 22, 23.
[9] J. Lee Stephen, " Avrupa Tarihinden Kesitler (1494–1789)" , çev.Ertürk Demirel, Dost Yayınları, Ankara, 2004, s. 49.
[10] İsa Güngör, " Cizvitler ve Katolik Kilisesi’ndeki Yeri" , Avrasya Stratejik Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2002, s. 17–18.
[11] Kürşad Demirci, “Misyonerlik Metodunda Değişimler”, Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri, Ender Neşriyat, İstanbul, 2005, s. 85.
[12] Ayhan Kuşçuluo, " Japonya'da Hıristiyan Misyoner Hareketleri" , bilimname 13, 2007/2, s.142-145.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36944810 ziyaretçi (103184256 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.