Dünya'nın Zaman Dikmesi Kabe
 

Dünya'nın Zaman Dikmesi Kabe

Dünya'nın Zaman Dikmesi Kabe

Bismillah, Hu destur Rabbi İlmi illallah;

Dünya iki kutupludur diye bilinir demir çağında, güney kutbu ve kuzey kutbu. Yatay da iki kutup güney ve kuzey kutuplarına ek olarak bu kutupları dikey bir kutbu daha vardır. Bu da Mescidi Haram; yani Kabe'dir. Kabe, batında hem kapı hem de kubbe ismini taşır. Çünkü kapı ve kubbe olarak iki özelliği vardır. Kabe'ye kapı denir ki paralellere ve göklere açılır. Kubbe denir ki kutupların idarecisidir.

Üçlerin buyruğu ile yaratılışın ve tüm semaların nur akışı negatif ve pozitif ve nötr olarak nun kalemden tüm gökleri geçerek arza kadar iner. Nur özü tüm semalardan bir hayali çizgi gibi uzanıp arza kadar iner. Bu üç fazlı nur akışı tüm zerre ve kürrelerin merkezinden geçer. Mekan ve zaman da ayrı ayrı zuhur etse de aslında tektir. yani mekanda zaman da bunlardan meydana gelir. Üzerinde yaşamımızı sürdürdüğümüz dünyamızda da bu çizginin düştüğü yer Kabe'dir. Buradan arşa kadar uzanan bir tünel vardır ki Allah'ın kürsüsünde son bulur.

Dünyanın Zaman Dikmesi Kabe;

Dünyanın gelmişi geçmişi ve bu anı buradadır. Arz semasındaki her şey gibi yeryüzünde zaman da üç boyutludur. Geçmiş-An-Gelecek. Dünyanın 3 mekan 1 zaman kutbu vardır.

Mekan kutupları;
Kuzey kutbu
Güney kutbu
Kabe'dir.

Zaman kutbu ise Kabe'dir. İçinde geçmişi geleceği ve anı barındırır. Çünkü levha'ya açılan kapıdır. Zaman levha' dan nun kaleme oradan da tüm semaları geçip Kabe'ye akar her semada farklı sema içi her burçlarda farklı zuhur eder.

Arz ile atomun Kıyası

Dünya tıpkı bir atoma benzer. Dünyanın aurası yahut nur'u yani çekim gölgesi; Atomda elektron bulutsusuna denk gelir. Dış cidarı (hava su toprak ve ateş) protona İkisinin kendi özüyle birleşmesini sağlayıp dengeleyen kuvvet nötr ise dünyada kaf-nun kuvveti yani yer çekimine tekabül eder. Bu kuvveler negatif ve pozitiftirler ama nötr onların niteliklerini bozmadan bir arada tutar. Cebeli Tarık'taki tatlı ve tuzlu su örneği gibi. Bu alandaki su birbirine karışmamakta fakat bir arada durmaktadır. Bir başka örnek verecek olursak yağ ile suyun karışmaması gibi. Dünyanın çekirdeği nötr pozitif ve negatif kuvvelerden oluşur fakat bununda ötesine geçildiğinde onun tek bir kuvvet olarak semalardan indiği bir hakikattir. Üçün sırrı tek de gizli illallah ille de Allah hep daim Ehad. Dünya çekirdeği tıpkı atom çekirdeği gibi tekmiş görünse de aslen üçtür.

Hiç unutma oğul dediler. Alemlerde tek bir şey bulamazsın Allah dan gayri her şey çiftli çoklu zaten aksi şirk olur. Cahile vebal yok ama bu bilene zeval verir. Bile bile sakın tek arama ondan başka tek yok. Allah'a sığın ilme ehil ol edebe riayet et zira kapılarda edep yazar.

Sanırım bu gün atom çekirdeğine üçlü kuark deniliyor. Bizde esma önemli değil mana esastır. Tasavvufta kamil kişiler birbirlerine sorarlar okudun anladın ya manasını anladın mı. Anladım cevabı gelince manayı neyle anladın derler. Kişi bunun cevabını doğru verirse artık hal ehli olmuştur mübarek ol derler ona dem verirler. Ona şehri ilimden bir kapı açılır eli arşa uzanır ceddi Muhammed elinden tutar medet ya Allah.

Tekin içine üç gizli
üç çera yanar şişede
Arslanlar gizli meşede
Yedi iklim her köşede
Dedem Ali'yi gördüm.

Ali, aydır; Muhammed, güneş
Gül de bülbülün âhını gördüm
Dem verirler dem alırlar
Gül verirler gül alırlar
Bal verirler şerbet ederler.
Bir tane üzümden suyun sıkarlar
Bir fincanda kırk yiğit bunu içerler
Onlarda hak yolun özün gördüm.

Petekte balı değil balda peteği gördüm
petekte sır değil sırda petek gördüm
Sırrın gönlüme düşende
Velâyeti aşırılan Ali'yi gördüm.

Ceddim, Muhammed'i gücendirdiler
Anam Fâtıma'nın kapısına dayandılar
Biat et ya Ali deyup çığrıştılar.
Münafıklığın batında halini gördüm.

Süre-i Kevser'e rağmen Resul'e ebter dediler.
Lanet olundu üzerlerine ebter oldular.
Ebter olsun diye ehlibeyt Hüseyni kestiler
Kirli ellerinde hüseynin kanlı başını gördüm.

Vakit gelip çattı evlat zuhur edecek.
Belinde gayret kemeri Allah diyecek
Doğu tarafında kızıllık olacak
Bir gecede imam olan kumandanı gördüm.

Mehdi uymuş ceddine çekilmiş Hira'sına
Alem kalkmış gıybetine
Cibril emaneti getirir
Elinde zülfikar, İmam Mehdi'yi gördüm.


Atom çekirdeği tek gibi görünür adına proton denir. Hakikatte ise üçlüdür. pozitif negatif ve nötr dür. Atomda nötr negatif pozitifi dengede tutmak için halk edilmiştir. Aynı zaman da atomun saatidir onun zaman kapısıdır. Her şeyin muhakkak bir eceli vardır. Bütün bu ilim atomda ne ise dünyada da odur her şey aynıdır. Zerre ve kürre aynı biçimde yaratılmıştır.

Şimdi bunları dünya için izhara çalışalım konumuzu unutmadık bilakis üzerindeyiz konumuz Kabe'nin esrarı. Dünya merkezinde üç çekirdek var demiştik. Bunlar dünya cisminin merkezinde en kuvvetli haldedirler. Birleşik bir alan yayarlar bu alan yer çekim süptil gölgesini oluşturur. Açılması negatif toplanması pozitiftir. Atmosfer dışına kadar oluşan çekim gölgesi aura böyle oluşur. Bütün bu işleyişle dünya kutupları oluşur. Ama iki değil üç kutuplu bir alandır. Eğer müspet bilimin öne sürdüğü gibi iki kutup olsaydı negatif pozitife akacak dünyada kuzey kutbundan güneye takla atacaktı. Bu böyle olsaydı dünya tufandan tufana gider hiç bir canlı olmazdı. Çünkü bir mıknatısta bile eksi taraf artı tarafa akar. Bu elektrikte de aynıdır. Siz Allah'ın kanunun da bir tutarsızlık bir değişiklik göremezsiniz. Bu iş böyle ise nasıl dünya iki kutupludur diyebiliyorlar. Yok bu ilmin aksini savunmak da ancak maymundan türediğine inananların işidir. Aynı cahillik, Ümmet-i Muhammed'e yakışmaz. Ümmet-i Muhammed, gayrı terk edip ilme yönelir çünkü.

Hal böyle ise neden yasa gereği bir kutup bir kutba doğru akıp taklaya neden olmuyor da dünya bu akışa rağmen açılı bir vaziyet alıp hem gece ve gündüzü hem de mevsimleri oluşturacak bir konumda duruyor?

Tek bir sebebi var dünya sanıldığı gibi iki kutuplu değil üç kutupludur. Bu kutup ise yüzeyde Kabe'nin bulunduğu mevkidir.

Kabe mevkinin görevi nötrlüktür. Görevi dünyanın bir kutuptan diğerine takla hareketini engellemektir. Bu ilahi bir dengedir. Sonuç olarak atomda nötr dünyada Kabe'ye denk gelir. Kabe'den içe doğru bir tünel açsan yer çekirdeği içindeki üçlerden nötr olanının bulursun.

Kabe bu dengeleyici potansiyeli ile yer kürenin kutuptan kutba dönmesine engel olur.

Zahirde Görevleri;

Kutuptan kutba dikey taklaya mani olur. Arz kutup eksenini belli bir açıda tutarak yaşam için mevsimlerin oluşmasını sağlar. Dikey taklaya mani olmakla kalmaz dünyanın ekseni etrafında dönüşünü sağlayacak şekilde enerjiyi düzenler. Güney ve kuzey kutbu arasındaki kuvve irtibatını üzerine alıp bulunduğu mevkiye eğerek dikey yerine yatay dönüşü sağlar bu da gece ve gündüzü oluşturur. Dünyanın aurasının yerçekiminin gece ve gündüz kavramının mevsimlerin denge merkezidir.

İşte bu yüzdendir ki her zaman mabetti. Kafirlik zamanın da bile saygı gördü. Bu kadim sır eski ululardan kültürlere aktı ilmi ortadan çekilse bile bu saygı halk arasında putperestlerde sapık din sahipleri kavimlerde bile devam etti. İslamiyet ile İslam dininin en kutsal mekanı olarak günümüze geldi büyüklerimiz bu sırrı tabi ki biliyorlardı. efendimiz sahabesinin seçkinlerine öğrettiler. Avama bir çok sır gibi bu da öğretilmedi. Bazı şeyler vardır ki hiç paylaşılmaz bazıları vardır ki zamanı gelince paylaşılır. Şimdi izhar dönemi başlamıştır.

Asıl kıyamet yeryüzünde lailahe illallah diyen bir kul kalmayınca kopacaktır. Büyük alametlerin zuhrunda Kabe'nin batini ilminin payı çoktur. Sürecin tetiklenmesinde afatlar zincirinde büyük payı vardır. Kabe'nin sırrına yalan yanlış maru olan kafir güruh yine aklınca iş çevirmeye kalkacaktır.

Kabe'ye ehli olmadıkları halde iş karıştıracaklar. Saldırıp hakaret edecekler yanında kan dökecekler işte o vakit ki dünya halkı Müslümanların değil kendilerinin de üzerinde yaşadığı dünya kalbine saldırmış olacak artık eyvah olsun o dünya halkına. öyle şeyler zuhur eder ki kafir bile yok mu düzeltecek bu işi der.
O zaman Ali ve Fatıma soyundan peygambere hem kan hem de mana bağı ile bağlı mehdi gelip imdatlarına yetişir. Onun zamanın da dünya altın çağa girer bolluk bereket ve yücelik olur. Muallak taşını oynatır bu kafirler Mehdi gelir onu tamir etmeye. Çünkü o Kabe'nin ilmini bilir. Bozulanı düzeltir. Sır şu sözünde gizlidir. Bu taşı kaldır derler oda getirin 12 ali kaldırayım der.

Ey kafirler Kabe ne imiş bileceksiniz. Hem de bunu yakın göreceksiniz. hakaret ettiğiniz yerde yakarıp hak önünde diz çökeceksiniz. Allah'ı kimse aciz bırakamaz.

Taş yerinden oynatılınca şiddetli sıkıntı afat ve helakler başlar. İnsanlar bir biri ardınca şiddetli çarpılışlarla çarpılırlar. Evvelden iman edenlerden bile bir çoğu bu ne biçim Allah bize hiç mi acımıyor nerde merhameti inanışlarımıza yazıklar olsun şu Deccal da olamasaydı ne olurdu halimiz diyerek ahmakça rahmana sövecekler böylelikle evvelden olan imanlarının münâfıkâne olduğunu bizzat belli edeceklerdir. İşte böyle insana ne zaman bir rahat gelse bendendir der. Ne zaman bir sıkıntı gelse bu Allah'tandır deyip kızarak yüz çevirir. Yahut sızlanır durur. Ama o müminlerin hali böyle değildir. Canlarından can çıksa mallarından mal gitse huzur hayal arz cehennem olsa ortak koşmaz sabreder hatayı kendilerinde bilir Allah'ın rahmeti gibi kahharı olduğuna da itaat ederek teslim olurlar. Bunun bir imtihan olduğunu asıl yaşanacak yerin dünya olmadığını tüm ruhları ile ikrar ederler. Böylece kafirler ve münafıklar helak olurken bir itiliş cehenneme itilirlerken müminler alan Allah'ın neler verebileceğini de görürler. Allah da bu kavrayışlarını hem dünyada hem de ahirette bir ecirle ödüllendirir. Kafirin ve münafığın eceli gazapların son günün geçemez refah onlara artık burada da ahiret yurdunda da haram dır. Defolup gittiler. Çünkü onların rahat ve huzur düşkünlüğü ellerinden alındığında Allah'a karşı küfre daldılar bu isyanları onları Deccal'e biate değin sürükledi de o lâinle beraber defolup gittiler şüphesiz Allah bakidir.

Yokluktan ve dertten Deccal'e biat edecekler Allah'a kasem ederim ki o gün müminlerin başında içlerinden bir kral olacak Mehdi reis o gün imamdır. En büyük düşmanlığı da mümin geçinenlerden görecek Allah üzerlerine lanet yağdırsın o alaycıların. Onlar ki dinin ukalası kesilmiş ehlibeyt hüccetini tanımaz münafıklardır. Aslında kafirlerdir ama kafirliklerini kendileri bile bilmez. Güya bir halt yapıyorum zannedip mehdi ve kardeşlerine hasım kesilirler. Zaten her gelene böyle yapıldı. İş böyle tuttular da evvelkiler gibi yaptılar. Onlar cahildir ilme iğne deliğinden bakarlar. Okumazlar yönelmezler ama bilgiçtirler. Hep bir putları hep bir kendince kuralları vardır hakkı gözetmezler. Öyleyse bırak onlar büyük bir aldanış onların oldu.

Selam olsun o erlere ki onları elçinin elçisi mehdi yönetir. hem mehdidir hem Mesih payınıza düşen bu. bakalım öğüdü tutacak mısınız yoksa yine terslenecek misiniz. Ne zaman içinizden bir uyarıcı seçsek demek onunla alay edecek onu toprağınızdan sürecek yada öldüreceksiniz öylemi?

Oğul bildin mi dediler şimdi sırrı. Var bunu da gönlüne ekle Allah yardımcın olacak bu evvel bir vaattir. Allah vaadinden dönmez. Ama sen gayret et. Teslimiyet sultan olan Allah'adır. Nefsten gelen gaflete teslim olunmaz gaflet dalalet olur saparsın dalalet hıyanetle sonuçlanır kendini yakarsın. Öyleyse şimdi sen gayretli ol ilme Allah'a dön yüzünü. Hadi şimdi yine rabbini o büyük adı ile zikret.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: takiye, 14.11.2010, 20:06 (UTC):
Bu yazı maşallah pek güzel, çağımız inşallah ve maşallah diyenlerin çağı olacak Allah'ın vaadi çok sağlamdır, Kehf suresinde işaretleri vardır, bu yazıyı yazan şahıs merakımızı celbetti...

Yorumu gönderen: HAKKI BAFRALI , 12.10.2010, 15:37 (UTC):
BU YAZIYI KİM YAZMIŞ ACABA YAZANIN BAŞKA YAZILARI VAR MI

Yorumu gönderen: atike, 11.10.2010, 19:56 (UTC):
bu yazı kim tarafından yazıldı



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647244 ziyaretçi (102657630 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.