Davara
 

Anadolu Halk İnanışlarında Davara

Hazırlayan: Akhenaton

“Davara”, Trabzon’daki halk inançlarında gece uykusunda insanı boğmaya çalışan görünmez bir varlığa verilen addır.[1] İri-yarı ağır bir yaratık olan [2] ve gece uykuda insanın üzerine çöken [3] Davara, bir eliyle onların ağızlarını kapatır. İnanca göre Davara'nın altında kalan insan, yarı uyanık bir durumda bekler. Yerinden kalkabilse bu yükten kurtulabileceğini anlar; ama buna gücü yetmez ve boğulmakla ayılmak arasında çırpınıp durur. Buna "Davara Binmesi" denilir[2] Rize'de bu olaya benzer şekilde "Tavara Binmesi" denir.

İnanışa göre Davara, Allah'ın kötü insanları yola getirmek için gönderdiği bir cindir. Avucunun içi deliktir, her elinde 20 parmak, her ayağında parmak biçiminde 7 tırnak vardır. Geceleyin gözlerini yumunca görür. Bu yüzden üstüne kapandığı insan uyansa bile onun gözlerini göremez. İnsanın dilini bağladığından kimse onun yanında “bismillah” diyemez ya da Allah'ın adını anamaz. Davara, yalnızca sarhoştan ve deliden korkar. Kocakarıları sevmez. Kocasıyla geçinemeyen, çekişen genç kadınlara çok sataşır.[4]

B. Kaya anlatıyor: “Yıl 1985 şehirdeki (Trabzon) hanede tek başıma yatıyorum. Yarı uyanık vaziyetteyim. Camdan içeri rüzgâr gibi mahiyetini belirleyemediğim bir cisim girdi. Elini ağzımın üstüne bastırdı. Çığlık attım sesim çıkmadı. Ne kadar uğraştım bilmiyorum. Korkudan ayağa kalktığım zaman camdan dışarı çıktığını hissettim. Elinin ortası delikti. Zaten elinde delik olmasa insan havasızlıktan boğulur.” [5]

Eskiden Trabzon'da, uyuyan bir kimse iniltiyle uyandığında kendisine davaranın bindiğini söylerdi. Anlatılanlara göre üzerine çökmüş, kıpırdamasını önleyen ve onu boğmaya çalışan korkunç bir yaratıktı.[6] Davara'nın avucu delik olduğundan üstüne binip ağzını kapattığı insanın boğulmaktan kurtulduğu düşünülürdü. Kişi, bir süre çırpındıktan sonra derin nefes alarak uyanırdı.[2]

Yine Anadolu Türkçesinde loğusa kadınlarda "davara binmek" diye bir rahatsızlıktan söz edilip yeni doğan çocuğu boğduğu söylenmektedir.[7]

İç Anadolu'da bu varlığa verilen ad, “Enkebit”tir. Anlatılara göre Enkebit'in başında altın bir fesi vardır. Davara inancında olduğu gibi sağ elinin ortası deliktir. Uyuyan insanların boğazlarını sıkarak onları boğmaya çalıştığına, başından fesini kapan kişiye ise dokunamadığına inanılır.[8][9]

Bekdik/Beydilli Türkmenlerinde de “davara” diye bilinen bir cin türü ve “enkebit basması” diye bilinen bir basma türü vardır. İnanca göre bu cin, yine Allah tarafından insanların uyarılması için gönderilmiştir. Davara’nın avucunun içi deliktir ve her elinde 20 parmağı ve ayrıca her ayağında parmak görünümünde 7 parmağı vardır. Geceleri gözlerini yumarak gördüğünden bastığı insan uyansa da onun gözlerinin içini göremez. Çok sataştığı kimselerin başında eşi ile geçinemeyen genç hanımlar vardır. "Enkebit basması" olarak bilinir ve bastığı kimse, rüyadan uyanamaz. Akşamın dar vaktinde uyuyan kimse, “Beni Enkebit bastı” der. Halk dilinde “Bana karabasanlar geldi.”, “Beni afakanlar bastı.” gibi benzeri sözler vardır.[10][11][12]

Kaynaklar

[1] http://www.karalahana.com/makaleler/dilbilim/trabzon-sozluk.html
[2] http://kalekultursanat.blogspot.com.tr/p/yerel-inanslar-ve-efsaneler.html
[3] Araş.Gör. Birgül Koçak, “Doğu-Batı Arasında Türk Sineması: Korku Filmleri Üzerine Bir Değerlendirme”, İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi Hakemli Dergisi, s.103.
[4] Nazım Çankaya, “Bilim Dışı İnançlar”, Bomba Yayınları.
[5] http://adetler.com/adetlerimiz/trabzon/trabzon-ve-yoresi-adet-ve-inanclari.html
[6] http://www.dernekpazari.com/index.php?option=com_fireboard&Itemid=49&func=view&id=3296&catid=29
[7] http://www.2001yayinlari.com/detay.asp?detay=67
[8] Özkul Çobanoğlu, “Türk Halk Kültüründe Memoratlar ve Halk İnançları”, Akçağ Yayınevi, Ankara 2003, s.137.
[9] Yard. Doç. Dr. Ayşe Duvarcı, Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar, bilig, Kış / 2005, sayı: 32, s.129
[10] Ali Sayar, “Türkmenistan ve Horasan’dan Anadolu’ya Bektik Türkmenleri’nin Kültürü ve Kökleri”, Konya 2008, s. 77.
[11] Yaşar Kalafat, “Ahlatsahlar’dan Günümüze Bitlis ve Çevresinde halk İnançları, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları”, Berikan Yayınları, Ankara, 2009.
[12] Yaşar Kalafat, “Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançları’nın İzleri”, Ankara 2006, s.119.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: ??, 25.06.2016, 11:45 (UTC):
anlamadığım şey şu davara binmesi olunca ne oluyor adam ölüyormu yaşıyormu musallat mı oluyor

Yorumu gönderen: kim, 03.09.2014, 10:53 (UTC):
:)

Yorumu gönderen: Ayşegül, 03.09.2014, 10:08 (UTC):
Hmmmm.... Sen de muzipliğinden bir şey kaybetmemişsin maşaallah:))))Enerjim muhatabıma göre değişiyor;) Yok ayol davara ve sen değil amma da yaptın haaa!!!:)))) Hani ya hayalet-hortlak babından bir yaklaşım sergiledim daha çok;)Bir de unutulamayan efsanevi varlıklara seni de dahil etmek gayet konuyla uyumlu bence:)))

Yorumu gönderen: kim, 03.09.2014, 09:56 (UTC):
peki

Yorumu gönderen: Akhenaton, 03.09.2014, 09:35 (UTC):
İletişim formundan bana emailini bildir, atarım emailine şifreni...

Yorumu gönderen: kim, 03.09.2014, 09:31 (UTC):
uyumadıgını biliyodum:) kolay gelsin abi:) isabetmi oldu diyosun aysegül davara ve ben:)) çok sekersin kız eski enerjinden hiç bişey kaybetmemişsin buna sevindim:)ayrıca olmasam bile adıma üyelik acılması unutulmamış olmamda çok hoş ama ben şimdi merak ettim sayfamı şifremi nasıl alabilirim bi gezimseydim neler var neler yapmışım:))

Yorumu gönderen: Ayşegül, 03.09.2014, 08:29 (UTC):
Yok o üyeliği abin senin adına bir gün dönersin diye açtı;) Belki tesadüfen görürsün diye... Birkaç eski yazını da ekledi böyle katmanlar müzikler falan offf bir görmelisin... Gizliilimlere aşkı bitmeyen ben miyim nedir:))))) İllaki günlük kontrol ediyorum ne var ne yok diye... Boşver dolsun sayfa:))) Sefamız olsun şekerim bunca yıl sonra bulmuşuz seni valla kimse birşey demeye kalkmasın heeee!!! Tabii daha duygulu bir konu olsaydı daha iyi olurdu lakin geçmişten gelen bir hayalet için pek de fena sayılmaz hani ya:))))

Yorumu gönderen: Akhenaton, 03.09.2014, 08:24 (UTC):
Tabi tabi, uyuyorum, sen öyle zannet...

Yorumu gönderen: kim, 03.09.2014, 08:14 (UTC):
forumdaki Deniz adına acılmış olan üyeligi gördüm ama o ben degilim şifreyide bilmiyorum. Hem ben yorumlarla bile destek olurum sizlere bak anında renk getirdim siteye:)kızlarda seviniicektir eminimde henüz onlarla iletişim kuramadım sanırım buraya bakmıyolar Abimde uyyo galiba tepki vermedigine göre fırsattan istifade öcülü sayfayı doldurduk:)yok kaybolmam takibimdesiniz artık benden kacısınız yok:)

Yorumu gönderen: Ayşegül, 03.09.2014, 07:49 (UTC):
Hoşçakal deme arkadaş... İçimi sızlatttı senden hoşçakal kelimesini okumak. Bu arada orada senin için açılmış bir üyelik de var. İstersen ondan faydalanarak sitede gezinebilir ya da katılım yapabilirsin. Tabii üyelik "Deniz" adı altında ama dilersen değiştirebilirsin. Neyse, abin bu konuda sana gerekli malumatı verecektir sanırım. Diğerleri de seni gördüklerine çok sevinecektir hatta görmeden sevenlerin bile oldu diyebilirim:)) öyle işte ya neyse... Geçmişten bir hayaletle konuşur gibiyim ama sen yok olma sakın heeeee!!!

Yorumu gönderen: kim, 03.09.2014, 07:30 (UTC):
benim:)muzur kardesiniz kim hoşbuldum:)bunca zaman sonra cıktım evet ama sitenin yeniden online oldugunu dün tesadüfen farkettim forum kısmınıda bu sabah senin uyarın üzerine..meger herkes burdaymış bi ben eksik kalmışım:)sizleri tekrar burada görmek benide sevindirdi gülümsedim eski yazıları okurken güzel günlermiş.sııcak karsılama içinde tesekkür ederim hoşcakal arkadas:)

Yorumu gönderen: Ayşegül, 03.09.2014, 04:14 (UTC):
Kim, eğer gerçekten sen isen (şüpheci yaklaşım için özür dilerim ama anlayacağını umuyorum) bunca zaman sonra yeniden ortaya çıkmana ve gördüğüme çok çok çok sevindim:)) Sen ve abin adına çok mutlu oldum. Eminim kaybolan zamanı telafi etmek sizin için zor olmayacaktır ve umarım bir daha birbirinizi kaybetmezsiniz. Seni çok özlediğini ve yokluğunu en çok hissettiği kişilerin başında geldiğini düşünüyorum... Yalnızlık hissediyorsa bile senin gelmen bu duruma bir nebzede olsa son verecektir:)) Ben, arada bir buralarda takılıyorum tevafuk oldu karşılaşmamız güzel de oldu:) Bazı şeyler eskisi gibi değil ve olması çok zor hatta kimi noktalarda imkansız; bu, bir bakıma iyi bir bakıma kötü. Bilirsin zaman hiç birşeyi aynı bırakmıyor. İnsanlar değişiyor, şartlar değişiyor... Neyse;) döndün ya önemli olan bu. Bana sorduğun sorunun cevabı ise, yukarıdaki sarı renkli butonlarda gizli. Forum düğmesine tıkladığında istediğin cevaplar ve daha fazlasını bulabilirsin... Benden de sana tüm içtenliğimle sevgiler ve selamlar...tekrar ve umarım hiç gitmemek üzere hoşgeldin KİM;)

Yorumu gönderen: kim, 02.09.2014, 23:35 (UTC):
aysegül sendemi burdasın abimi yanlız bırakmamışsın:)ben daha yeni kesfettim burayı hersey çok güzel olmuş tıpki eski gunlerdeki gibi.. öcülü yerden sevgiler size:) kızlar nerde bu arada

Yorumu gönderen: Ayşegül, 02.09.2014, 21:23 (UTC):
Korkuyorum valla doğruya doğru ama halk inanışlarını okumayı seviyorum. Ne bileyim biraz da fantastik yönleri çekiyor sanıyorum. Şu ölü fotoğrafçılığı yazısında olduğu gibi bazı konularda merakım korkumu yeniyor ne diyeyim sonra otur sabaha kadar gelen her çıt ya da çıtırtı sesine kulak vermekten bir zombiye dönüş:))) Sonra hatırlarsınız belki benzer konularla ilgili özellikle yine "selam ün kavlen" diyeyim gecenin şu saatinde yaşadığım bir kaç korkutucu deneyime dair yazılarım da olmuştu... İnsanlar neden bu dünya da yaşanan doğa üstü olaylara inanmakta uzaylılara inanmaktan daha çok zorlanıyor acaba?!! Bencede bölüm ile yeniden ilgilenerek küstürmemek çok doğru bir davranış olmuş;) Demek M.B. ders kitaplarında kaynak olarak adı geçiyor sitemizin? Gerçekten hem çok etkilendim hem de çok gurur duydum... Şimdi derin bir nefes çekip uzak geçmişe gittim. Garip bir buruklukta hissettim... Eminim ve umuyorum çok daha güzel yerlere; hak ettiği en güzel yerlere gelecek ve bu da size onca yılın boşa gitmediğine dair yüksek motivasyon gücü sağlayacaktır... Ha bu arada ilaveten, Yabancı toplumların halk inanışları ile ilgili yazılar da ilginç olabilir aslında... Bir de ne var biliyor musunuz günümüzde artık insanımızın ve insanlığın geldiği nokta beni tüm bu doğa üstü olaylar ve inanışlardan daha çok korkutur oldu.. Öyle işte...

Yorumu gönderen: Akhenaton, 02.09.2014, 19:47 (UTC):
Halk inanışlarından, Anadolu momerantlarından ya da Türk milli folklorundan da korkacaksanız, ooo, sizinle çok işimiz var. “Efsanevî Yaratıklar” kategorisini uzun zamandır boşlamıştım. Küstürmeyeyim dedim. Zaten bu kategoriden de (artı olarak Efsaneler ve Destanlar kategorisinden) en çok “halk inanışları”yla ilgili araştırma ya da tez hazırlayan kişiler faydalanıyor… Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders kitaplarındaki “internet kaynakları” kısmında bu sitenin adının da gösterilmesi, açıkçası amatör bir kişisel site için gurur verici…

Yorumu gönderen: Ayşegül, 02.09.2014, 19:35 (UTC):
Selamün Kavlen gece vakti korktum yaaa... "Davara" isim olarak ciddiyetsiz dursa da içerik olarak oldukça ürkütücü... Ama daha da tedirgin eden bir şey var ise birazdan yorumu eklemek için yapacağım harf kodlaması:))))



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36940469 ziyaretçi (103176672 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.