Demeter
 

Demeter, Ceres

Demeter (Ceres)

Kronos ve Rheia'nın kızı, Zeus'un kız kardeşi Demeter, mevsim ve bereket tanrıçasıdır. Tanrı Zeus 4. evliliğini Demeter'le yapmış ve bu evlilikten Persephone adlı bir kızları olmuştur. Demeter, sarı uzun saçlı oldukça güzel bir tanrıçadır. Simgesi bir elinde buğday başağı diğer elinde ise meşale tutan bir kadındır. Yunan mitolojisine göre Demeter mevsimlerin de simgesidir.

Demeter bir toprak tanrıçası ancak gaia gibi değil o işlenen tarım yapılan ürün alınan toprağın tanrıçasıdır. Tüm tarım ürünleri onun için kutsaldır. Özellikle başak.

Demeter insana topraktan ürün almayı öğreten tanrıçadır.ve bu yüzden insanlara çok yakındır.tahıl tarımının güçlü olduğu yerde güçlü bir Demeter kültü vardır. Demeter sinirlendiği zaman kıtlıkla bunu belli ediyor.

Kızı Persefone'yi Cehennem tanrısı Hades'in yeraltındaki ölüler ülkesine kaçırmasından sonra tanrıça Demeter, onu bulabilmek için yeryüzünde her yeri didik didik aramaya başladı. Tabii bu umarsız aramalardan yorgun düştüğü bir sırada, tanrıça Demeter'e acıyan ve her şeyi görmüş olan güneş tanrısı Helyos, ona kızının kaçırılış serüvenini bir bir anlattı. Zaten Cehennem tanrısına oldum olası diş bileyen toprak ve buğday tanrıçası Demeter; bu işte aynı zamanda kızının babası olan baştanrı Zeus'un da parmağı olduğunu öğrendikten sonra, Olimpos Tanrılar Sarayı'ndaki bütün görevlerinden ayrıldı. Yaşlı bir kadın kılığına girip ölümlü insanlar arasına karıştı...

Yaşlı bir kadın kılığındaki Demeter, bir gün buyur edildiği Eleusis kralının sarayında çok insancıl bir konukseverlikle uzun süre ağırlandı. Bu arada baştanrı Zeus; toprak ve tohumun, en önemlisi insanların kutsal besini buğdayın ve bereketli hasadın tanrıçası Demeter'i, Olimpos'taki eski görevine döndürebilmek amacıyla birçok girişimlerde bulundu. Çünkü ülkede kıtlık ve görülmemiş bir kuraklık başlamıştı… Sonunda varılan anlaşma uyarınca Persefone; tohumun uyanan toprakta ölüp mahsule dönüştüğü yılın sekiz ayını, anasının yanında geçirecekti. Bu anlaşma üzerine Demeter; Olimpos'taki tanrıçalık görevlerine dönmeden önce, kendisine çok iyi davranan kral ailesine verdiği sözü tutmak üzere, kralın küçük oğlu Triptolemos'u, kendinde bulunan tanrısal yetenek ve misyonlarla donatmaya başladı. Çünkü tanrıça Demeter; Olimpos'tan ayrılıp yaşlı bir kadın kılığında bütün dünyada kızını ararken, haliyle insanlarla içli dışlı olmuş; baştanrı Zeus'un öfkeli ve peşin yargılarına karşın, bu acılı ve çileli ölümlülerin aslında çok onurlu ve mutlu bir yaşama değer olduklarını sezmişti. Ne var ki görebildiği kadarıyla insanlar, gerçekten yalnızdı; umarsızdı. Kendilerinde bulunan, tanrılarla eşdeğerdeki bütün güç ve yetilerine karşın, kördüler. Hem toprağın, hem ışığın, hem suyun yabancısıydılar. Ne doğru dürüst ekip dikmesini, ne de hasat sonu ürettiklerini aralarında kardeşçe paylaşmasını biliyorlardı…Kimileri üretiyor, kimileri üretmeden üretenlerin ellerindeki avucundakileri kapıyordu! Onları bir şekilde uyandırmak , ellerinden tutmak gerekiyordu…

İşte bu amaçla ilk iş olarak tanrıça Demeter; Triptolemos'a toprağın sevgiyle işlenmesi, toprağın bakımı, ekilip dikilmesi üzerine bilgiler vermeye başladı. Böylece toprakla insanın emeği buluştuğunda ortaya çıkan o kutsal üretimin önemini anlattı çocuğa. Tanrıça Demeter'in öğütleri ve yönlendirmesiyle Triptolemos; insanın ancak üretebildiği ölçüde mutlu olabileceğini ve insanca yaşayabilmenin yollarını bulabileceğini öğrendi. Sonra tanrıça Demeter; insanın alınterini ortaya koyarak toprakla tohumu buluşturduğu ölçüde yüceldiğini ve ancak bu yöntemle insanların; tanrıları tanrı yapan yetenekler kazanabileceğini öğretti Triptolemos'a. Bu arada toprak, ışık ve insanın özden ve ta derinden kardeş olduklarını da söyledi ona. Nasıl toprağın işlenmesinde toprak, ışık, bilgi ve emek insanların ortak malıysa; el ve gönül birliğiyle gerçekleştirilen üretimin de kardeşçe paylaşılması gerektiğini, üstüne basa basa anlatmaya çalıştı. Çünkü bu emek ve yetenekler sayesinde gerçekleşen üretim; kardeşçe bölüşülmediği sürece, yeryüzünde kavga ve savaşın ebedi olduğunu ve bu adil paylaşım gerçekleşinceye dek de verilecek bütün savaşların kutsal olduğunu söyledi ona. Tabii bütün bu söyledikleri sözde kalmadı: Triptolemos'a insan olarak genlerinde taşıdığı olağanüstü insani becerilere ek olarak Demeter, kendisinde bulunan ve yeryüzünü mahsul ve berekete boğduran tanrısal yetileri de bağışladı. Bir süre krallık sarayının geniş bahçesinde, kutsal buğdayın ekimini ve meyve fidanlarının dikimini pratik olarak gösterdi. Sonra da ölümsüzlük dışında bütün tanrısal güçlerle donattığı bu çocuğun eline, önce toprakta ölüp sonra mahsule kesilen ölümsüz buğday başakları tutuşturdu. Bunları yeryüzündeki bütün ülkelere saçmasını istedi ondan. Böylece tanrıça Demeter'in bakım ve eğitiminde Triptolemos, artık yeryüzünün ilk çocuk tanrısı olarak yüklendiği misyonu yayma ve gerçekleştirme aşamasına ulaşmış oldu.

Bu arada da tanrıça Demeter'in; kızı Persefone'yle buluşma ve yeniden Olimpos'a, tanrılar sarayındaki görevine dönme zamanı gelip çattı. Saraydan ayrılırken Demeter; çocuk tanrı Triptolemas'a sarılıp başarılar diledikten sonra, ona tanrısal bir araba armağan etti. Hemen bu arabaya atlayıp kendisinden öğrendiği ve duyduğu ne varsa bunları öteki insan kardeşlerine ulaştırmasını istedi ondan. Kanatlı iki büyük yılanın çekip uçurduğu bu arabaya hemen bindi Triptolemos. Yılanların kanatlarıyla havalanan ve elinde başaklar tutan bu çocuk tanrı, dünyanın her ülkesine gitti. Oralardaki insanlara, bir ara Olimpos'taki sarayından ve tanrıçalık makamından ayrılarak çocuk bakıcılığına başlayan tanrıça Demeter Ana'dan öğrendiklerini ve ondan duyduklarını, önüne gelene anlatmaya başladı. Bu anlattıkları doğrultusunda daha sonraki yüzyıllar içinde, kendi ve tanrıça Demeter adına tapınaklar kuruldu; bu inançları pekiştiren, Yunan düşünürler, Sanatçılar çıktı ortaya. Aynı inançlar adına insanlar; binyıllar süresince büyük savaşımlar vermeye başladı. Bu inançlar adına her yıl büyük şenlikler ve törenler düzenledi…

Zaten zamanla adı “uygarlık” sözcüğüyle özdeşleşen çocuk tanrı Triptolemos'un elindeki başaklardan saçtığı bu ölümsüz tohumlar; toprakla insan emeğinin aşkla buluştuğu ve üretimin kardeşçe bölüşüldüğü bütün ülkelerde; bereket ve barış getiren ürünlere dönüştü ve dönüşmekte…

KAYNAK BELİRTİLMELİ





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: MİSTİK, 21.08.2010, 14:07 (UTC):
Bu mitostan(deli demek,delirmiş hayal demektir mitos) çıkarılcak sonuç şudur.toprak ve tahıl tanrı(insanlar tanrıyı sevdiği için toprak kendini tanrı yaparki insanlar toprağı ve tahılları sevsin ruhu var gibi gizlice hasta bir insanın kulağına pıspısss bu pıspıs olayına mistisizm denir gizlice aman gizli olsun felsfe yapma bir masal anlatacaksın gibisonra kızı bahar yraltı tanrısınca kaçırılır orası hadesin ülkesi(ilkçağdır insanlar toprağı kazmıyor tembeldir)toprağın altında hades var inanmıyorsan toprağı kaz hades ülkesini gör kısaca buğday eilecek kimse buğday ekmesini sevmiyor,acaba buğday insanlarn sevdiği tantrı olursa insanlar buğday ekip tanrı olurmu ondan sonrav.s



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792345 ziyaretçi (102914684 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.