Dinsel Bir Sembol Olarak Haçın Tarihi, I
 

Dinsel Bir Sembol Olarak Haçın Tarihi, I

Dinsel Bir Sembol Olarak Haçın Tarihi, I

Doç. Dr. Kadir Albayrak

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Öğretim Üyesi

ABSTRACT

The use of crosses as religious symbols, did not start with Christianity but reaches far back into antiquity. Variations can be found in almost every ancient religions. The cross is usually thought to be an early church symbol but it wasn't. The reason is because the cross was a symbol of pain and suffering. It is then that the cross became a symbol of conquering death. Constantine also made the cross a popular icon when he reportedly was told by God to put a cross on all of his shields around 320 C.E.

In a Christian sense the cross signifies acceptance of sacrifice, suffering and death as well as immortality. There are many shapes of crosses but tewenty of them well known and important in the Christian world. We gived in this paper some information about the cross as a religious symbol before and after Christianity.

Keywords: cross, phallic cult, Jesus, Constantine, crucifixion, cross shapes, symbolism.

Giriş

İsa'nın çarmıha gerilmesinde veya tarihteki herhangi bir başka çarmıh olayında kullanılan diğer maddi araçların (mızrak, süngü, kırbaç, çivi, ip vb.) değil de, Haç'ın bir sembol olarak öne çıkmasının mitik ve tarihsel nedenleri ve bunları besleyen süreçler Dinler Tarihi açısından araştırılıp incelenmesi gereken önemli ve ilginç bir konu olarak görünmektedir. Pierre Emanuel; “Bir sembolü entelektüel açıdan incelemek, bir soğanı bulmak için o soğanı soymak gibidir” [1] şeklindeki benzetmesiyle sembolleri anlama, anlamlandırma ve yorumlamanın zorluklarına işaret etmekte, Edib Sa'b; semboller kutsal hakkında bildiklerimizi gizlemede değil, gizli olan şeyleri ortaya çıkarmada önemli bir araçtır [2] derken, Müna Talebe de; semboller sonsuzca değişebilme, derin fikirleri aynı anda hem açığa vurma, hem de gizleme gücüne sahip oldukları için sanatta, edebiyatta, mitolojide ve dinde önemli bir yer teşkil eder [3] demektedir. Mitolojik sembolizmde figür veya şekil dilden önce gelirken, edebi sembolizmde öncelik şekilden dile kaymakta, dinsel sembolizmde ise, aynı zamanda hem dil, hem de şekil öne çıkmaktadır.[4] Sonuçta bütün bu görüşlerden dinsel sembol veya sembollerin süreç içerisinde şekil ve anlam değişikliğine uğradıklarını anlamaktayız. Bu çerçevede dinsel sembolün zamanla geçirdiği değişimin, anlam kaymasının ve yaygınlaşarak sofistike bir hale gelmesinin en çarpıcı örneğini “Haç”ta görmek mümkündür.

Nitekim başlangıçta köleler için uygulanan bir işkence aleti olan haç, süreç içerisinde artık Hıristiyanlar için, iğrenç bir Roma işkence aletine indirgenmekten çıkmıştır.[5] R. Garaudy'e dayanarak söyleyecek olursak, son dönem Protestan ilahiyatçılarından Rudolf Bultman ise, haça germenin mitolojik boyutuna vurgu yaparak, bir Hıristiyan'ın hayatındaki fonksiyonunu şöyle açıklamaktadır: İnanan, imanından sorumludur ve Tanrı ondan bir karar vermesini ister. Örneğin haç olayında mühim olan, geçmiş bir olgunun, tarihî ve objektif gerçekliği değil, ama sayesinde müminin ta derinliklerinde Tanrı'nın çağrısını duyduğu eylemdir. Bu da Tanrı'nın insan üzerindeki hakimiyeti ve haç üzerinde insana görünerek ona getirmiş olduğu kurtuluş bilincidir.[6]

Biz bu çalışmamızda dinsel bir sembol olarak haçın m.ö. 4000'lere kadar uzanan tarihinden başlayarak, geçirdiği safhalar ve günümüz Hıristiyanlık dünyasındaki fonksiyonuna temas etmek ve sembolik anlamı üzerinde durmak istiyoruz. Burada İsa'nın haça gerilip gerilmediği, dirilişi ve göğe yükselişi etrafındaki teolojik ve felsefî tartışmalara dalmak niyetinde değiliz.[7] Diğer bir deyişle, dinsel bir sembol olarak haçı Dinler Tarihi açısından ele alıp incelemek düşüncesindeyiz. Bu çerçevede haç figürünün antik dünyadan günümüze kadar kimler tarafından hangi anlamda kullanıldığı irdelenecektir. Dört yüze yakın değişik haç figüründen bahsedilmekle beraber, biz bunların içerisinden en yaygın olarak kullanılanlar üzerinde durduk ve metinle doğrudan bağlantılı olan bazı haç figürlerini ve diğer Hıristiyanlık sembollerini de çalışmamızın sonunda şekiller halinde verdik.

a) Haç'ın Sözlük Anlamı

Türkçe'de kullanılan ve Hıristiyanlığın simgesi sayılan haç kelimesinin aslı Ermenice'dir ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan şekil; istavroz, salîb anlamına gelmektedir.[8] İstavroz sözcüğünün kökeni de Yunanca olup, haç çıkarmak veya istavroz çıkarmak aynı şeyi ifade etmektedir.[9] Farsça'dan Türkçe'ye geçen ve dört çivi demek olan çarmıh kelimesi de benzer şekilde haç manasında kullanılmakta, suçluyu haça germek için kurulmuş put şeklindeki darağacına işaret etmektedir.[10] Çarmıh (çehâr mîh), çapraz olarak üst üste konmuş iki tahtadan meydana gelen bir işkence aletidir ki, ölüm cezasına çarptırılanları bu çarmıhın üzerine gerip işkence ile öldürürlerdi.[11] Şu halde Farsça'da, üst üste konulan bu iki parça değil, bunların dört ucu kastedildiği için çarmıh (dört çivi) denmiş olduğu ortaya çıkmaktadır. Haç kelimesinin Arapçası olan salîb, genellikle odun, tahta veya kazık/direk olan ve ölüme mahkum edilen insanın üzerine gerildiği aleti ifade eder.[12] Lisanü'l-Arab'da salîb için; Hıristiyanların kıble edindikleri şey ifadesi geçmekte, çoğulu olarak da sulbân ve sulub gösterilmektedir.[13]

Batı dillerinde haç karşılığı olarak Latince crux köküne dayanan cross, croix ve kreuz sözcükleri bulunmaktadır.[14] Haçın önce İranlılar ve daha sonra Romalılar tarafından uygulanan bir işkence aleti olduğu, suçlunun bu alete, bağlanarak veya çivilenerek idam edildiği belirtilmektedir.[15] Diğer yandan, yine Batı dillerinde cross sözcüğüne yakın olan crucifix kavramı da mevcuttur. Bu kavram ahşaptan, metalden vb. maddelerden yapılan, üzerinde haça gerilmiş İsa figürünün bulunduğu haç için kullanılmaktadır.[16]

Istılahta ise haç, Hıristiyanlığın sembolü kabul edilen artı şeklindeki işaret olarak bilinmektedir. İsa'nın haç şeklindeki bir şey üzerinde çarmıha gerilerek öldüğüne inanılması ve ölümü sonrası haçın onun mezarına konulduğunun kabul edilmesi nedeniyle haç Hıristiyanlıkta dinsel bir sembol haline gelmiştir.[17]

b) Haç'ın Tarihi

Hıristiyanlar 4. yüzyıldan günümüze kadar haça bir sembol olarak saygı göstermektedirler. 4. yüzyıla kadar onu kullanmakta ve taşımakta ihtiyatlı davranmışlardır. Bizans İmparatoru Konstantin'in Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra Hıristiyanlara yapılan zulüm ve işkenceler bitmiş ve haç geniş halk kitleleri arasında da dinsel bir sembol olarak yaygınlık kazanmaya başlamıştır.[18] Ona yükledikleri anlama bakarak birçok dini cemaat ve aynı zamanda diğer Hıristiyan kuruluşlar birbirlerinden ayrılmaktadır. Geçmişte ve günümüzde, dini öğretide derin farklılıklara sahip olmalarına rağmen Hıristiyan krallar, ülkeler, mezhepler ve partiler haçı sancak ve bayraklarına koymakta ittifak etmişlerdir.

Fallus kültü olarak adlandırılan ve tarihte verimliliğin, bereketin ve bolluğun sembolü olarak algılanan erkek cinsel organına tazim, eski toplumlarda görülen bir tapınma türüydü. Bunun yanında erkek ve kadın cinsel organlarını yüceltme/tanrılaştırma birçok dinde görülen en eski tapınma şekillerinden birisi olarak ifade edilmektedir. Hatta bu perestij bazılarınca dinlerin temeli olarak da iddia edilmiştir. Buna göre Phallic tapınmanın sembolü olan haç, daha sonra Hıristiyanlığın da sembolü haline gelmiştir. Eski Mısır anıtlarında çok görülen crux ansata, tabiattaki aktif ve pasif enerjiyi sembolize ederdi. Etrüsk mezarlarında penisten haçlar bulunmuştur. Sembolizm konusunda uzman olan Thomas Inman, “Ancient Pagan and Modern Christian Symbolism” adlı eserinde antik çağa ait birçok figür ve giysinin kiliseye sızdığını, bunlar arasında daha sonra haç şeklini almış olan phallus ve yoni'nin de (erkek ve kadın cinsel organları) bulunduğunu ileri sürmektedir. Ona göre, crux ansata veya T şekli erkeklik organını, yanlardaki uzantılar ise testisleri göstermekte ve bu T figürü, daha sonra ok şekline dönüşerek Mars'ın sembolü haline de gelmiştir.[19] Mitolojide de Kelt haçı seksüel birliğin sembolü olarak bilinmektedir.[20] Antik pagan kültlerde haç, güneş tanrıları ve göklerle ilgili olarak kullanılmıştır. Örneğin Ankh, erkek ve dişi birlikteliğini gösteren ve Mısır'da hayatın kaynağı olarak inanılan bir haç figürü idi ve Nil'in anahtarı olarak düşünülür, tanrı ile tanrıça arasındaki kutsal evliliğin bir sembolü olarak algılanırdı. Ayrıca, Hıristiyanlık'tan önce Yunan haçı, Tanrıça Hecate'nin sembolü idi. Bazen de haçın dikey kısmı erkeğe, yatay kısmı ise dişiye göndermede bulunurdu.[21]

Diğer taraftan bir ağaca asarak idam etme biçimi Kitabı Mukaddes'in Tesniye bölümünde geçmekle [22] birlikte bunun artı işareti şeklinde mi, yoksa yalnızca dikey tek bir direkten mi ibaret olduğu konusunda bir açıklık yoktur. Hıristiyanlığın en önemli sembolü olan haçın Ortadoğu kökenli olduğu ve geçmişinin milattan önce 3000-4000'lere kadar gittiği kaydedilmekte,[23] günümüz tarihçileri, haçın ilk defa İran'da ortaya çıktığını ileri sürmekte, eski İran ve Anadolu kavimlerinde, ölen atalarına tapınmak, bu bölgelerdeki dinlerin önemli törenlerindendi denilmektedir. Ataları simgeleyen, ellerini koruyucu gibi yanlara açan basit insan resmi ve gerdanlıklar, haçın ilk şeklini göstermektedir. Zamanla bu figür daha da basitleşmiş ve haç şekline dönüşmüştür. Haçın bu bölgelerde bereketi ve talihi simgelediği de bilinmektedir. Hititler, Mitaniler ve Urartular'dan kalan heykel ve boyalı çömleklerde, haç işaretine rastlanmaktadır. İlerleyen dönemlerde haç, birçok kültürlerde saygınlık ve kutsallığını muhafaza ederek sürdürmüştür. Öylesine ki, Akamenid/Pers ve Sasani İmparatorlukları döneminden günümüze kadar ulaşan sikkelerdeki haç gerdanlıklar, haçın Arya ırkının simgesi olduğu düşüncesine de yol açmıştır.[24] Antik dünyada haça germenin belli bir coğrafyaya özgü olmayıp Hindistan'da, İskitler'de, Mezopotamya'da, Kuzey Afrika, Yunan, Roma ve kuzey Avrupa kavimlerinden olan Keltler arasında da uygulandığı, Ölü Deniz Yazmaları'nda ondan söz edildiği ifade edilmektedir.[25] Maya geleneğinde de temel noktalar, uçları dört ufka değen bir haçla temsil edilir ve yerleşmeler bu kareye göre yönlendirilirdi. Merkezdeki kutsal ağaçtan dört yöne doğru dört yol çıkar ve bu çıkış noktalarındaki dört sanduka köyün sınırlarının koruyucularına adanırdı. Haç eski Mısır'da hafifçe değişmiş bir formda, ölümsüzlük hiyeroglifi olmuştur. Eski Avrupa'da, Etrüskler şehirlerini ve tapınaklarını dünyaya biçim veren haça uygun düzenlemişlerdir.[26]

Bunun yanında, Babilonya'nın gizemli gnostik dinlerinden kaynaklanan görüşlere göre, haçın aslı Babil Tanrısı Tammuz'dur. İnanışa göre Güneş tanrısı Nemrud'un enkarnasyonu olan Tammuz, aynı zamanda bir Mesih'tir. Tammuz'un ilk harfi olan T harfi ise, haç işaretinin ilk kaynağıdır. Bazen bu T harfi Güneş tanrısı Nemrud ile Tammuz'un birliğinin bir sembolü olarak daire içine alınırdı.[27] Alexander Hislop “The Two Babylons” adlı eserinde Babilce'de Tammuz'un ilk harfi olan T'nin haç şeklinde () yazıldığını ifade etmektedir.[28] Bazı kayıtlarda, kökeni Babil'e dayanan haça Mısır ve Suriye'de de eski zamanlardan beri tazimde bulunulduğu, hatta Budistler'in haça saygı gösterdikleri ve miladî tarihin başlangıcına doğru putperestlerin bazı ayinlerinde alınlarına haç işareti yaptıkları belirtilerek, aslında haçın Hıristiyanlıkla bir ilgisinin bulunmadığı ve bunun bir putperest adeti olduğu ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Hıristiyan kutsal kitabında İsa'nın haç şeklindeki bir figürde değil, bir ağaç (dikey kazık) üzerinde öldüğü bildirilmektedir. İlk olarak Yunanca yazılan Yeni Ahid'in yukarıda belirtilen yerlerinde ağaç anlamındaki Yunanca ksulon kelimesi kullanılmaktadır ki, hem bu kelime hem de bazı çevirilerde geçen stavros kelimesi haça delalet etmemektedir. Nitekim Homeros da stavros kelimesini alelade bir sırık, direk veya odun parçası anlamında kullanmıştır. Ona göre, stavros haç şeklini alan iki ağaç parçasını ifade etmez. Çünkü İsa'nın idamı düz bir direk üzerinde gerçekleşmiştir.[29] Yani, haç başlangıçta bir ağaç gövdesi gibi dikeydi. Aziz Hironimos, haç kelimesini Latince'ye crux olarak çevirmiş, aynı zamanda haçı göstermek için stavros kelimesini de kullanmıştır. Bu ise ilk dönemlerde haçın çok yüksek olmadığı anlamına gelmektedir. Ancak toplumda büyük olarak kabul edilen suçları işleyenlerin ibret olsun diye yüksek haçlara asıldığı da bilinmektedir.[30]

c) Haç ve Haça Germe Şekilleri

Haçın birçok farklı şekilleri bulunmakta ve yüzyıllardır Hıristiyanlar onu evlerine, kiliselerine ve işyerlerine koymakta, boyunlarına ve elbiselerine takmakta, bazen de değişik şeylere kazımaktadırlar. Dikey ve yatay olmak üzere birbiriyle kesişen iki çizgiden oluşan bu geometrik figür, Hıristiyan dünyasında çok geniş bir tarzda yayılmış, hatta çok farklı manaları içeren bir sembol haline dönüşmüştür. Nitekim bugün 385'ten fazla değişik haç figüründen bahsedilmektedir. Gerçi bunlardan sadece on kadarı yaygınlaşmıştır. Ama yaygın olmasa da birbirinden az ya da çok farklılaşan figürlerin kullanılması bu sembolün kökeni ve gelişim süreci hakkında rahat bir tarzda konuşmayı güçleştirmektedir. Yaygın olarak kullanılan haçlardan en çok dikkat çekenler ise; yatay ve dikey parçanın eşit olduğu Yunan/Ortodoks haçı, dikeyin alt tarafının yataydan daha uzun olduğu Latin haçı, T veya Aziz Anthony haçı, el haçı, çarpı şeklinde olan Aziz Andrew haçı, Gamalı haç, Malta haçı, iki haçın bir arada resmedildiği Lorainne haçı ve Papalık haçıdır.[31] Yunanca'daki T harfine benzeyen ve üç ucu olan (crux commissa) haçlar olduğu gibi, dört ucu olan capitata veya immissa diye isimlendirilen ve dikey kısmı yataydan daha uzun olan haçlar da vardır. Kilise geleneğine göre İsa'nın haçı da bu şekildedir. Çünkü inanışa göre askerler haçın dikey kısmının en ucuna İsa'nın ölüm fermanını iliştirmişlerdir.[32]

Haçın şeklinin bu çok çeşitliliği yanında, haça germe şekilleri de, sadece bir şehirden diğerine değil, herhangi bir tasnifi imkansız kılacak tarzda, idamdan idama bile farklılık göstermektedir. Bununla beraber tarihçi Herodot ağırlıklı olarak haça germenin iki şekli üzerinde durmaktadır. Birincisi için o, mahkumun canlı olarak haça gerilmesini ifade eden anaskolopizein kelimesini, ikincisi için de cansız bedenin haça asılmasını ifade eden anastauroun kelimesini kullanmıştır. Bununla beraber her iki durum da, kurbanın ağır ihanetlerden birini işlemiş olmasına delalet ederdi. Çarmıha germenin bu türünde, mahkum çivilerle veya iple haça bağlanır, yaşıyorsa yavaş yavaş ölüme terk edilir ölmüşse kuşlara yem olarak sunulurdu. İdamın bu şeklinin korkunçluğundan dolayı bazı yazarlar ondan ayrıntılı olarak bahsetmek istememişlerdir. Herodot, Polycrate de Samos'un ölümünü şu şekilde tasvir etmektedir: “Anlatılması imkansız bir tarzda katledildi ve cesedi bir kazığa bağlandı”. Başka bir yerde Herodot kutsallara saygısızlıkla suçlanarak idama çarptırılan Atina'lı vali Artayctes'in ölümünü anlatırken şöyle demektedir: “Onu çivileyerek kazıklara çaktılar ve çocuğunu da gözlerinin önünde öldürdüler”.[33] Ne var ki, Heredot'tan sonra bu iki kelime eşanlamlı hale gelmiş ve canlı haça germe ile, cesedi kazığa germe arasındaki fark ortadan kalkmış ve Josephus her ikisi için birden sadece anastauroun, Philo ise, anaskolopizein kelimesini kullanmıştır.[34]

Yahudi tarihçi Flavius Josephus (öl. 101) 70 yılında kuşatma altındaki Kudüs'ten kaçmaya çalışan Yahudilerin akıbetini ve haça gerilmelerini adeta hatırlamak istememektedir. “Felaket esnasında bir Yahudi yakalandı ve imparator Titus (öl. 81) onu sura yönelterek haça gerdirdi. Çünkü, diğer insanlar manzaradan korkuyorlardı. Yahudiler tam Roma idaresinin eline düşmek üzereyken, kendilerini savunmaya zorlanıyor ve savaştıkları için de, ele geçirildikleri zaman onları affetme şansı kalmıyordu. Yakalandıktan sonra dövülüyorlar ve ölümden sonra işkencenin her türlüsüne boyun eğiyorlar ve yüzleri sura karşı çevrilip haça geriliyorlardı. Şüphesiz onların bu durumu Titus'un vicdanına dokunuyordu, fakat sayıları fazla olduğundan onları serbest bırakmak da, hapse atmak da tehlike arz ediyordu. Bu yüzden Titus istediklerini yapmaları hususunda askerlerini serbest bıraktı. Böylece o, haça gerilenlerin korkunç manzarasından dolayı şehri savunanların daha kolay teslim olacağını umuyordu. Askerler öfke ve kinlerinin şiddetinden esirlere hakaret ediyor ve onlardan her birini değişik tarzda haça geriyorlardı. Sayılarının çokluğundan dolayı ne haçlar için yer, ne de cesetler için haç kalmıştı”.[35]

Sonraki Sayfa >>

Dipnotlar

[1] Bkz. Gilbert Durand, Sembolik İmgelem, Çev. Ayşe Meral, İnsan Yayınları, İstanbul 1998, 35.
[2] Edib Sa'b, el-Edyanü'l-Hayye, Darü'n-Nehar, Beyrut, 1995, 220.
[3] Müna Talebe, “er-Remzü fi'l-Edebi'l-Uhrevî, Rihletü'l-Mi'rac”, el-İbdâ', Sa. 12, Aralık 1997, Kahire, 90.
[4] Talebe, “er-Remzü fi'l-Edebi'l-Uhrevî, Rihletü'l-Mi'rac”, el-İbdâ', 90-92.
[5] Durand, Sembolik İmgelem, 84.
[6] Bkz. Roger Garaudy, Afarozdan Diyaloğa, (çev. Sadık Kılıç), Birey Yayıncılık, İstanbul 1996, 24-25.
[7] Bu tartışmalarla ilgili geniş bilgi için bkz.: Mehmet Ünal, “Tefsir Kaynaklarına Göre Hz. İsa'nın Ölümü, Ref'i ve Nüzûlü Meselesi”, İslâmiyât, Sa. 4, Ekim-Aralık 2000, III. 133-146; Nabil al-Fadl, Hel Beşşera'l Mesîhu bi Muhammed, Riad el-Rayyes Books Ltd. 56 Knightsbridge, London 1990.
[8] Türkçe Sözlük, TDK Yayınları, Ankara 1983, I. 490.
[9] Türkçe Sözlük, I. 592.
[10] Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1995, 186.
[11] Türk Ansiklopedisi, MEB Yayınları, Ankara 1963, XI. 382.
[12] Bkz. Ragıb el-İsfahanî, el-Müfredat, Beyrut, 1998, 288; Mu'cemü'l-Arabiyyi'l-Esasi, Larousse, Tunus, 1988, 743; Serdar Mutçalı, Arapça-Türkçe Sözlük, Dağarcık, İstanbul, 1995, 486.
[13] Bkz. İbn Manzur, Lisanü'l Arab, Beyrut 1994, I. 529.
[14] Mahmut H. Şakiroğlu, “Haç”, DİA, İstanbul 1996, XIV. 522.
[15] W.R.F. Browning, Dictionary of the Bible, Oxford University Press, 1996, 83.
[16] Michael Pye (ed.by), The Continuum Dictionary of Religion, New York, 1994, 57.
[17] Şinasi Gündüz, Din ve İnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara 1998, 151.
[18] Rosemary Goring, Dictionary of Beliefs and Religions, Wordsworth Editions, London, 1995, 125.
[19] Bkz. Sexual Mysticsm in Christianity, www.angelfire.com/journal2/philosophia/sex.htm. 11.11.2003.
[20] Bkz. Celtic Cross-Celts and Hindus, www.ealaghol.demon.co.uk/celtenc/celt_c2c.htm. 8.10.2003.
[21] Bkz. Symbols and Meanings, kspark.kaist.ac.kr/Jesus/Cross Symbolism.htm. 8.10.2003.
[22] “Eğer bir adam bir günahtan ötürü ölüm cezasına çarptırılıp öldürülür ve ölüsü ağaca asılırsa, ölüyü gece ağaçta asılı bırakmamalısınız. O gün kesinlikle gömmelisiniz. Asılan kişi Tanrı tarafından lanetlenmiştir. Tanrınız Rabbin mülk olarak size vereceği ülkeyi kirletmeyeceksiniz”.(Bkz. Tesniye, 21/ 22- 23).
[23] Şakiroğlu, “Haç”, DİA, XIV. 523.
[24] www.atilim.org/sinif/sp5/Dinler.htm. 9.10.2003.
[25] Bkz. Charlotte Allen, The Human Christ, A Lion Book, England, 1998, 1.
[26] Annemarie Schimmel, Sayıların Gizemi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 1998, 99-100.
[27] God or Goddess? Phallic Elements in Religion, kspark.kaist.ac.kr /Old Testament/Phallic Elements in Religion.htm. 11.9.2003.
[28] Bkz. worldwatchdaily.org/index.cfm/fuseaction/prophecy.showResource/CT/ARTB/k/471.htm
[29] Bkz. Günay Tümer, “Çarmıh”, DİA, İstanbul 1993, VIII. 230.
[30] Bkz. el-Eb Sami Hallak el-Yesû',0020“es-Salîbü ve's-Salbü Kable'l-Mîlad ve Ba'deh”, el-Meşrik, Beyrut, Haziran 1995, I. 214.
[31] Bkz. Goblet d'Alviella, “Cross”, Encyclopaedia of Religion and Ethics, ed. by. James Hastings, New York 1955, IV. 324-329; The Reader's Digest Great Encyclopaedic Dictionary, London, 1964, I. 217; Şakiroğlu, “Haç”, DİA, XIV. 523.
[32] “Ve: Yahudilerin Kralı İsa Budur, diye başı üzerine cürüm yaftası koydular. O zaman onunla beraber iki haydut , biri sağında ve biri solunda olarak, haça gerildi”. (Bkz. Matta, 27/ 37-38).
[33] Bkz. el-Yesû',0020“es-Salîbü ve's-Salbü Kable'l-Mîlad ve Ba'deh”, 215.
[34] Crucifixion, usereggconnect.net/noddy3/crucifix.htm. 10.10.2003.
[35] Crucifixion, usereggconnect.net/noddy3/crucifix.htm. 10.10.2003.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36890983 ziyaretçi (103084868 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.