Diyanet'e Göre Yoga Günah Mı?
 

Diyanet'e Göre Yoga Günah Mı?

Malezya’da yasaklanan yoga, Diyanet İşleri tarafından da uygun bulunmadı..

Diyanet işleri başkanlığı, son yıllarda iyice rağbet görmeye başlayan 'kişisel gelişim yöntemleri'ni mercek altına aldı. Diyanet işleri başkanı ali Bardakoğlu, meditasyon, yoga, reiki gibi akımların modern insanın yalnızlık ve çaresizliğinin yansıması olduğunun altını çizdi.

Diyanet İşeleri Başkanlığı’nın aylık dergisi, mayıs sayısını son yıllarda medya tarafından 'rahatlama ve huzura erme' yöntemi olarak sunulan Uzakdoğu kaynaklı dinlenme yöntemi akımlara ayırdı.

Bardakoğlu, 'Başyazı-İç Huzuru Arayış' başlıklı yazısında, sürekli şekilde parayı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insanın, daha çok kabuğuna çekilmesi, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış, bedenen de yorgun hissetmesi neticesinde bu tür akımlara kapıldığını ifade etti.

Uzakdoğu felsefesinden beslenen akımlara karşı vatandaşları vahyin aydınlığındaki İslam düşüncesine davet eden Diyanet İşleri Başkanı, Kur'an'daki Ra’d suresindeki 'Dikkat ediniz! Kalpler ancak Allah'ı sürekli hatırda tutmak ve anmakla huzur bulur.' ayetini hatırlattı.

Dergide, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali İhsan Yitik tarafından hazırlanan 'Doğu Kökenli Batılı Akımlar' başlıklı dosyada da; bu gruplara mensup olan kimselerin genelde inançlarını açıklamaktan ve kendilerini belli bir dine bağlı olarak nitelemekten ısrarla kaçındıkları vurgulandı. [2]

Müslümanların inancını yok edebilir ve yozlaştırabilir diye Malezya’da yasaklanan yogayı Diyanet İşleri Başkanlığı: “İslam dini, amaçsız, iş olsun kabilinden yapılan işleri ve sergilenen davranış şekillerini uygun görmez.” şeklinde yorumladı.

Diyanet’e "İslamiyet’te yoganın yeri nedir? Bir Müslüman’ın yoga yapmasının sakıncası var mıdır?" diye soruldu.

Yoganın Hinduizm ve Budizm kaynaklı olduğu hatırlatılarak “İslam’da yeri yok” denildi. Diyanet, yeniden doğuş fikrini de değerlendirerek; “İslam dini tenasüh (Ruhun, bedenin ölümünden sonra yeni bir vücuda bürünerek geri dönmesi, reenkarnasyon) fikrini reddeder. Bir ruhun farklı bedenlerde dünyaya tekrar dönüşü, ahirette ceza ve mükafat esasıyla da çelişir. Bu uygulama, insanları etkileyip rüyalar aleminde gezdirmeyi hedefleyen ‘meditasyon’ ya da ‘uyutma’ yönteminden farklıdır. İnsanın meditasyon yoluyla bir başkasını etkilemesi, onu uyutması, rüyalar göstermesi gayet olasıdır. Ancak İslam dini amaçsız, iş olsun kabilinden yapılan işleri ve davranış şekillerini uygun görmez.” dedi.[3]

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi akım ve çağrıların, Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslendiğini belirterek, 'Bu yöntemler bizi uç noktalara götürebilir' uyarısı yaptı.

Bardakoğlu, Diyanet Dergisi'nin Mayıs sayısında yayımlanan "Başyazı-İç Huzuru Arayış" başlıklı yazısında, sürekli şekilde metayı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insanın, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekildiğini, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış, bedenen de yorgun hissettiğini ifade ederek şunlar kaydetti:

Yalnız İnsan Tipi Revaçta

"İçe dönüş yolları aramaya başlayan insan, yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir. Bu yönelişin sağlıklı bilgi ve kalıcı değer ekseninde yürümediğinde bireyi hangi uç ya da çıkmaz noktalara götürebileceğinin çok çeşitli örneklerini her toplumda sıkça görmekteyiz."

Günümüzde kitle iletişim araçları tarafından çoğunlukla "kişisel gelişim yolları", "stres, depresyon, zihinsel sorunlar ve yorgunluktan kurtulma çareleri" olarak cazip şekillerde sunulan transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi adlarla anılan bazı yöntemlerin, astrolojik bazı akımların, çeşitli şifa teknikleri ile "şifrecilik", "ruhçuluk" ve "okültizm/gizlicilik" üçgeninde harmanlanmış diğer gizemli oluşumların revaç bulmasını sadece bu konuda oluşan sektörün çabalarıyla izah etmek yerine, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerektiğine işaret eden Bardakoğlu, şöyle devam etti:

Uzakdoğu Din Kökenli

"Bu akım ve çağrılar her ne kadar genelde dini bir söylem ile sunulmayıp daha çok 'sağlıklı yaşam', 'başarı' ve 'mutluluk' vaadiyle veya 'çevrecilik', 'alkol bağımlılığıyla mücadele' gibi kamu yararına yönelik çeşitli söylemlerle desteklense de esasen Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslenmekte, Batı kültürünün hümanistik ve dini söylemiyle de çok kolay ortak alanlar oluşturabilmektedir.”

Kabahatli Değil Çözüm Aranmalı

Bir kusurlu armanın veya gerilimi arttırmanın doğru çözüm yolu bulmanın yöntemi olmadığını da kaydeden Bardakoğlu, "Henüz dua, tövbe, niyaz, tefekkür ve ibadetin bireyi ne denli güçlü kıldığını ve onu Yüce Yaratana bağlayarak yalnızlıktan, karamsarlık ve umutsuzluktan kurtardığını yeterince fark etmiş veya ettirmiş de değiliz. Kur'an'da 'Dikkat ediniz. Kalpler ancak Allah'ı sürekli hatırda tutmak ve anmakla huzur bulur' buyrulması da bu fark edişi sağlamak içindir. Değerlendirmelerimiz ve öz eleştirilerimiz, dikkatimizi ve sorumluluk bilincimizi diri tutmak için olmalıdır" dedi.[4]

Hem Vakit Hem Para Kaybı

SAHAJA YOGA: Vishwa Nirmala Dharma adıyla da bilinen ve ülkemizde son yıllarda yayılan dinsel akımlardan biridir. Hint düşüncesinde nirvana, mokşa veya jivanmukti gibi soyut kavramlarla tanımlanan nihai amaç yerine insanın kendini gerçekleştirmesini koyar. Günümüzde bunu öğrenmeye çalışanların çoğunluğu 20-45 yaşları arasındadır.

YOGA (Elitlerin ibadet yolu): Yoga, Hinduizm'de "havas" diye isimlendirebileceğimiz seçkinlere özgü bir ibadet biçimidir.

TRANSANDANTAL MEDİTASYON: Maalesef birçok kişi, bu iddialı ve hayali hedeflerin peşine düşmüş, bu uğurda hem zamanlarını hem de paralarını heba etmiştir. Bugün beş milyon civarında taraftarı bulunduğu iddia edilen TM merkezleri ülkemizde de 1966 yılından beri faaliyette.

SPİRİTUALİSTLER: Türkiye'de kendilerini din dışı veya dinler üstü olarak gören grupların en eski ve en etkin olanlarından. Periyodik yayınlarla ve konferanslarla popüler hale geliyorlar.

İlahi Doktrinden Bağımsız Olmaz

- Prof. Dr. Ali İhsan Yitik (Dokuz Eylül Üniversitesi): Özde Hint veya Uzakdoğu kökenli olan ancak bize Batı'dan intikal eden bu hareketler daha ziyade düzenledikleri kurslar, seminerler, muhtelif yayınlar ve internet sayfalarındaki reklamlarla taraftar toplamaktadır. Bu gruplara mensup üyelerin genelde inançlarını açıklamaktan ve kendilerini belli bir dine bağlı olarak nitelemekten kaçındıkları gözlenmektedir.

- Doç. Dr. Selim Özarslan (Fırat Üniversitesi): Günümüzde yogayı öne çıkaranlar, bunun dinsel bir yönünün olmadığını, yoga yapmak için din değiştirme veya din propagandası yapmaya gerek olmadığını, yoganın bütünüyle insan sağlığını ve hayat kalitesini her yönüyle yükselten bir yaşam tarzı olduğunu söylüyor. Ancak hiçbir yaşam tarzı, onu düzenleyen ilahi ya da felsefi doktrinden öğretiden bağımsız ve ilintisiz olamaz.

- Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz (Yüzüncü Yıl Üniversitesi): Ülkemizde belki de misyonerlik yöntemi olarak kendilerini bir din şeklinde sunmamaya özen gösterdiklerini belirtmek gerekir. Din isimleri yerine yoga, meditasyon, reiki gibi daha çok bu dinlerin bir nevi ibadet yöntemi diyebileceğimiz uygulamalar sanki bu dinlerden bağımsız objektif şifa yöntemleriymiş gibi sunulmaktadır.

Farklı Yanıtlar

- Arzu Özev (Sri Sri Yoga Merkezi-İstanbul): Yoga ya da meditasyon sağlıklı, mutlu, neşeli yaşamak için bir yaşam biçimi. Dinimizde de bu yaşam biçimi aynı şekilde dile getiriliyor. Doğal, sağlıklı, mutlu, keyifli, hastalıklardan uzak nasıl yaşanabileceğinin sırrıdır. Yoga birleştiricidir, ayırıcı değildir. Bir din değil, bir yaşam biçimidir. Yoga kesinlikle İslam diniyle örtüşüyor. İnsana kendini iyi hissettirir, kendini iyi hisseden insanlar da kendi değerlerine, maneviyatına daha sıkı bir şekilde bağlanır.

- Davut İbrahimoğlu (Psikolog, Meditasyon Uzmanı): 35 yıllık bir psikolog olarak 26 senedir hipnoz, bioenerji ve meditasyonla uğraşıyorum. Bunlar din akımı değildir. Meditasyon, bioenerji ve yoğa insanın kendi içindeki cevheri dışarı çıkarıyor. İnsanlara daha çok ilaç kullandırmak isteyenler var. Bize yönelik eleştirilerin ilaç devlerinin bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Bizim dinle, misyonerlikle vs. bir alakamız yok.

- Gülbahar Yeni (Reiki Master Eğitmeni): Bireysel gelişim tekniği bireyin uyanışıdır. Herkesin dini kendisini bağlar. Bütün dinler ve kitaplara saygılıyız. Hakikate giden yol tektir. Amena Resuli duasında der ki, Allah'ın bütün kitaplarına, bütün meleklerine iman ediyorum. Misyonerlik faaliyeti değildir.

Uzakdoğu akımları sözlüğü

- Reiki: Sözcük anlamı, Japonca'da, "Evrensel Yaşam Enerjisi" anlamına geliyor. İnsanın yaşam enerjisini artıran bir yöntem olduğu söyleniyor. İnsanların vücudunda rahatsızlık ve hastalık bulunan bölgelerine uzmanları tarafından yaşamsal enerji verildiğine inanılır.

- Sahaja Yoga: Aydınlanma (Kundalini uyanışı) deneyimine dayanan özel bir meditasyon tekniğidir ve her insanın içinde gerçekleşebildiği düşünülür. Yoga kelimesi her yanı saran kutsal güç ile bütünleşmek anlamındadır. 'Sahaja' ise sizinle doğmuş olan, aynı zamanda kendiliğinden olan anlamındadır.

- Meditasyon: Sözcük anlamı birçok batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelen bu terim, mistik anlamıyla ise sözlüklerde "Kişinin iç huzuru, sükûnet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına imkân veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimleri" olarak tanımlanır. Meditasyon tekniklerine, ait oldukları, Budizm (Hindistan), Taoizm (Çin), Bön (Tibet) ve Zen (Japonya) gibi inanç sistemlerine göre değişik adlar verilmiştir.

- Ananda Marga: Anlamı, "Sonsuz saadet yolu"... 1955 yılında Hindistan'da ortaya çıktı. Her üyenin günde bir defa Mantra banyosu olarak dini banyoyu yapması gerekiyor. Et, balık, alkol, yumurta, tütün ve belirli baharatlar yasaktır.

- Feng Sui: Evrenin doğanın güçlerini ve titreşimlerini dengeleyerek, hayatınızda başarıyı, sağlığı ve zenginliği sağlayan yöntem.[5]

Kaynaklar

[1] Video: www.cnnturk.com
[2] www.haberler.com/diyanet-ten-yoga-fetvasi-haberi/
[3] www.islamhukukusayfasi.com/?p=446
[4] www.yenisafak.com.tr/Gundem/?t=21.05.2009&c=1&i=187373
[5] www.habervakti.com/?page=news_details&id=10094





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: staryogavı, 05.02.2015, 23:03 (UTC):
ben yoga ya başlamak istiyordu çumku burçlara inanıyorum ve burclarimim tum ozelliklerini tasiyorum tabi biraz agir oluyor ama nasi, espiri neyse komumuz bu dehil asil merak ettigim nenim burcum alrep ve nasil sakinles,eme gerektini bil,iyom ne yapmaliyim derken nu sporla tanistim bence yararli amma ni siyede sadece lafi gebelemissiniz bende bunu size anlatiyim diye uzun yazdim sebgiler bilir nir insan

Yorumu gönderen: ozge, 02.12.2010, 17:32 (UTC):
Yanli olmus ama olsun. Aslinda kokeni dogu uygarliklari olan bu teknikler holistik saglik, butunleyici sifa teknikleridir. Dinle bir alakasi yok. Bu sadece islami bir korku olarak bu sekilde kakalanioyr :) Her nasil Ibn-i Sina gibi herbalistler, lokman hekimler vardiysa da ayni sekilde elementleri kullanan, yildizlari astronomiyi, matematigi, metafizigi birlestiren de onlardi. Islamiyetten oncede boyleydik, samanist bir kokenimiz var. saglikli yasamak demek hem fiziksel,zihinsel, duygusal ve ruhsal oalrak denge olabilmeyi gerektirir.

Yorumu gönderen: aynur, 07.12.2009, 21:13 (UTC):
ben de bu kadar özlü ve güzel anlatıma rastlamadım birçok site gezdikten sonra bu bilgiler çok doğru, umarım yoga dersi verenler de bu siteyi ziyaret ederler teşekkürler

Yorumu gönderen: yusuf, 08.07.2009, 07:49 (UTC):
böyle objektif bir yazıyla pek karşılaşmış değilim doğrusu,tebrik ediyorum.konuya her açıdan yaklaşılmış,fikir empoze etmek değil düşündürmek amaç edinilmiş.adeta bilimsel bir makale..



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36709810 ziyaretçi (102768355 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.