Djed Sütunu
 

Djed Sütunu

Mısır'daki Osiris dinî yapısı olan Edfu Tapınağı kitabelerindeki yazıta göre; tapınak, “ışığın efendileri” ya da “mimar tanrılar” tarafından yapılmıştır. Tapınak rahipleri aynı zamanda birer madenci (simyacı) ve mimardır. Edinilen madencilik ve mimarı bilgiler, dinsel eski bilgi olarak seçilen rahip adaylarına ya da aile bireylerine aktarılırdı. Adaylar, bilgileri almak için Osiris Tapınağında yıllarca eğitilirlerdi. Tapınağın girişinde biri kırmızı, diğeri siyah 2 sütun bulunurdu. [1] Bu sütunların dikim günü (tapınak inşâ günü) dinî ayin ile kutlanır, Osiris’in doğumunu (yıldırımlarla canlanmasını, konuşmasını) temsil için yavaş yavaş kaldırılırdı. Bu minyatür sütunlara “djed sütunu” denirdi.[2]

Antik Mısır inançlarında Osiris’in simgesel biçimde yeniden canlandırılması olarak bilinen bir ritüelde, Osiris’i temsil eden ve “Djed Sütunu” diye bilinen sütunlara özel bir önem verilirdi. Müzelerde Djed Sütunu’nun örnekleri de vardır. Bu ritüelin uygulanmasında, önce yerde yatar durumda olan Djed Sütunu büyük bir tören ile yavaş yavaş kaldırılır, dik duruma getirilirdi. Böylece Osiris, simgesel olarak ölü durumdan canlı duruma geçerdi. Ş duvar resmi de Djed Sütunu’nun kaldırılışını gösteriyor.[3]

Antik Mısır ritüellerindeki bu simgesel canlandırma, sonraki tüm ezoterik öğretilerin ana temelini oluşturan bir konu olarak ortaya çıkmıştır. Simgesel olarak ölenin simgesel olarak yattığı yerden kaldırılıp canlandırılması… Gerçekten de yerde yatar durumda olan bir sütunun kaldırılarak dikey duruma getirilmesine ilişkin bir ritüelik uygulama da sonraki tarihlerde ezoterik kuruluşların bazılarından çok benzer bir tarzda görülmüştür. Şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Bunların arasında Masonluk da var; olmasaydı şaşardım zaten.

Osiris’in ölümü sırasında orada bulunan ve ölümüne tanık olan ya da katılanlar Seth (Typhon), onun adamları ve Etiyopya kraliçesidir. Geçmiş yüzyıldaki araştırmacılar, bunların 3 temel yok edici öğeyi temsil ettiğini t ortaya koymuştur. Bu teoriyi ileri sürenler daha da ileri gitmiş, olaya kendi yorumlarını da katarak bu 3 gücün “umursamazlık”, “batıl inanç” ve “korku” olduğunu belirtmişlerdir.



İlerleyen devirlerde bu taş sütun ilgili ayrıntıların yerini obelisklerin aldığını görüyoruz.. Fakat aradan uzun zaman geçince, Osiris’in, ülkesinin köşelerinde döneminin inançlarını temsil eden bu simgesel varlığını sürdürdüğü, bunun sonraları sadece kralların güçlerini temsil eder biçimde kullanılır olduğu da gözden kaçmaz.

Djed Sütunuyla bağlantılı olmak üzere bir diğer ayrıntı, bunun üstüne belli bir tarihten sonra üçgen biçiminde bir taşın yerleştirilmiş oluşudur. “Benben Taşı” diye bilinen bu taşın önemli bir özelliği, siyah renkli ve meteorik kökenli olmasıdır. Kimi araştırmacılar, özellikle daha sonraki dönemlerde yapılan piramitlerin tepe noktasına da bu Benben Taşı’nın yerleştirildiğini ileri sürmektedir.[3]

Djed sütunları, istikrarın simgesi olan yapılardır.[4] Bir sembol olarak sütuna yaklaştığımızda 3 yönü gözümüze çarpar; bunlar spritüel, estetik ve işlevsel yönleridir ve ilahiden yersele doğru bir skala içinde bulunurlar. Spiritüel yaklaşımda, öncelikle bir sütun istikrar fikrini simgeler ve ona bakana kendi sorumluluklarını ve sorumluluk alanını terk ettiğinde neden olabileceği çöküntüyü anımsatır. Bir sütun başı gökte fakat ayağı yerde olan, gökle yer arasında gerilimde kalmış olandır. Sütun estetik bir yapıya sahiptir, bu nedenle yüzyıllar boyunca birçok kültürde kullanılmıştır. En maddesel/yersel anlamdaysa bir yapı unsurudur ve bulunduğu yapının tavanını taşıma görevi görür. Djed sütunu yukarıda saydığımız özellikleri taşımakla birlikte kendine has bir hikayeye de sahiptir. Plutark'ın Osiris ve İsis mitosunda anlattıklarına kulak verelim:

Mısır kralı olan Tanrı Osiris kardeşi Seth tarafından öldürülür ve tabuta konularak denize atılır, daha sonra Osiris'in karısı İsis durumu öğrenir ve kocasının cesedini aramaya koyulur. En sonunda tabutun Byblos (Bugünkü Suriye'de, Akdeniz kıyısında bulunan antik şehir) yakınlarında bir yerde karaya vurduğunu ve bir ılgın ağacının onu içine alarak büyüdüğünü, daha sonra ağacın büyüklüğünden ve açtığı çiçeklerden etkilenen o bölgenin kralının ağacın kesilmesini ve sarayının tavanını taşıyacak bir sütun olarak kullanılmasını emrettiğini öğrenir. İsis bu şehre gider ve bir şekilde kral ve kraliçeyle tanışır. O sırada kralın oğlu ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. İsis çocuğu tedavi eder ve karşılığında kraldan hediye olarak sarayında bir sütun olarak bulunan ağacı ister. Kabul edilmesi üzerine de ağacı ikiye yardırıp Osiris'in tabutunu çıkartır. Daha sonra sütun onarılır ve İsis onu ince bir keten ile sarar, üzerine güzel kokulu baharatlar ve çiçekler serper ve geri verir. Bu olaydan sonraki zamanlar içinde Osiris'i taşıyan bu sütuna Byblos’ta tapınılmaya başlanır. İşte o sütunun Djed sütunu olduğu ve Djed sütununun şekil olarak stilize edilmiş ağaç olduğu söylenilir.[5]

Mısır mitolojisinde Osiris’in ölümü… Bu öyle bir öldürmeydi ki, Osiris bir daha canlanamasın diye paramparça edilmiş ve parçaları ülkenin 4 bir yanına saçılmıştı. Sonra da bunlar İsis tarafından aranmış, teker teker bulunmuş, bir araya toplanmıştı.. Osiris’in parçalarından biri bulunamamıştı. Bu bulunamayan parça “fallus” idi…Ya Osiris’in parçalarının bulunduğu yerleri tek tek işaretlemek ya da bulunamayan fallusun simgesel olarak yine canlandırılması gerekiyordu. Bunun için buralara birer Osiris sütunu dikilmesi, büyük olasılıkla dönemin rûhânî merkezlerini temsil ediyordu. Bunlar, Mısır halkı tarafından belirli zamanlarda düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Kimi araştırmacılar, bu merkezlerde sonraları Osiris tapınaklarının yapıldığı görüşündedir. Fakat söz konusu sütunların Osiris’in kayıp fallusunu mu yoksa omuriliğini= DJED mi temsil ettiği konusundaki tartışmalar hâlen sürmektedir.[6]

Djed, Mısır'ın Saklı Ev Kitabı/Gün Işığına Çıkış Kitabı'nda Tanrı Osiris'in bel kemiği (sacrum) olarak geçer. Mısır’da orta imparatorluk döneminde lahitlerin bel kemiğine denk gelen kısımlarında djed resmi çizilirdi. Eski Mısır’da Bir Firavun’un egemenliğinin 30 yılı doldurması durumunda yapılan Sed bayramında Firavun gücünü ispatlamak için çeşitli denemelerden geçerdi. Bu bayram sırasında gücü ve istikrarı sembolize eden bir djed sütununu doğrulturdu. Bunun diğer bir ifadesinin de sembolik olarak Osiris'in diriltilmesi olduğu söylenir. Memphis'in baş tanrısı olan Ptah bazen “Soylu Djed” olarak da adlandırılır. Ptah'ın elinde bulunan 3 aletten birisi Djed sütunudur, diğer ikisiyse Anubis asası ve Ankh'dır.[5]

Dünyanın bir modeli olarak, Büyük Piramit sadece evrenin matematiksel yasalarını açığa vurmakla kalmayıp, aynı zamanda eski Mısırlıların presesyonu bildiğini akla getiren bir kanıtı da gösterir gibi görünmekteydi. Binlerce yıl yıldızları gözlemleyen Mısırlı astrologlar, özellikle dolaykutupsal yıldızlara büyük önem verdikleri için, Kutupyıldızlarının konumunun değiştiğini fark etmiş olmalıdırlar. Dünya ekseni üstünde tıpkı bir top gibi hafifçe sallandığı için, kutuplar da uzayda küçük bir daire çizerler. Bu durum Kutupyıldızının konumunun giderek değiştiği, 25.868 yıllık bir süre sonunda da ilk konumuna geri döndüğü anlamına gelir. Sayısız papirüs, tapınak ve mezarda görülen djed sütunu pekala dünyanın döndüğü eksenin bir sembolü olabilir.[7]

Kaynaklar

[1] Sibel Özbudun, "Hermes’ten İdris’e", sy.123
[2] saklitarih.wordpress.com/2012/05/14/the-secret-of-solomons-temple-suleyman-tapınağınin-sirri-ii/
[3] masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=9275.0
[4] mucurum.com/index.php?topic=14416.0; wap2
[5] bakirkoy.aktiffelsefe.org/?q=content/djed-sütunu
[6] ruhumunmasali.blogspot.com.tr/2012_07_14_archive.html
[7] astropsikoloji.com/haberler/484/buyuk-piramit-4. html






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36890992 ziyaretçi (103084891 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.