Domino Teorisi (Domino Theory)
 

Domino Teorisi (Domino Theory)

Domino Teorisi (Domino Theory)

Kategori: Siyasi Tarih > Uluslararası İlişkiler Terminolojisi

«Son olarak, size bir "düşen domino taşı" ilkesi diyoruz da takip edebilirsiniz geniş düşünceleri var. Sen, sen ilk devirmek, ve son bir olur domino bir satır kurmak olan kesinlik bu çok hızlı bir şekilde yapmak olacaktır. Yani bir parçalanma, bu en derin etkilere sahip bir başlangıç olabilir.»

-Dwight D. Eisenhower

Domino Teorisi, ABD'nin 1950'lerin ortalarından itibaren yaklaşık yirmi yıl boyunca uyguladığı Güneydoğu Asya politikasının dayandığı görüş.[1] Bu teoriye göre, aynen domino oyununda olduğu gibi bir ülke veya bölgeyi kaybetmek otomatik olarak diğerlerini de kaybetmeyi getirebileceği İçin, Asya'daki ülkelerden herhangi birisinin komünizmin denetimine girmesini önlemek amacıyla ABD elinden gelen her şeyi yapmalı, hatta Vietnam'ı kaybetmemek için ne pahasına olursa olsun savaşı sürdürmelidir.[2]

Domino teorisi ilk kez Nisan 1964'te Vietnam'la ilgili bir basın toplantısı sırasında Başkan Eisenhower tarafından ortaya atılmıştır. Vietnam'dan geri çekilme yönündeki baskılar karşısında; Vietnam'ı kaybetmeleri halinde, ABD'nin yanında yer alan bölgedeki diğer ülkelerin domino taşlarının yıkılması gibi teker teker Çin ve Sovyet etkisine girecekleri savunulmuştur. Daha sonra dış politikayı yönlendiren diğer devlet adamları tarafından da paylaşılan bu görüş, ABD'nin yıllarca Vietnam'dan çekilmeyi ısrarla reddetmesinde etkili olmuştur.[1]

Daha sonra 1. Dünya savaşı sıralarında Lord Curzon tarafından da bu kavram kullanılmıştır. Lord Curzon, "İngiltere, garnizonunu Batum'dan çekerse; bu hareket, domino etkisi yaratarak Doğu'daki tüm İngiliz sömürgelerinin elden çıkmasına neden olacaktır." diye tanımlanan bu teoriyi, doğal olarak ABD yeniden kuramlaştırmış ve uygulamıştır; 1965'te ABD'nin Dominik Cumhuriyeti'ne karşı giriştiği askeri harekâtı açıklarken bu teoriden faydalanmıştır. Bundan sonra ABD ne zaman başı başka ülkeleri işgal etmekten derde girse bu teoriyi ortaya atmaktan geri durmamıştır.[3]

Atmacalar olarak anılan ve Başkan'ın politikalarını savunan kesim, saldırılara karşı koymak için ABD'nin ahlaki bir sorumluluk taşıdığı söylemini savunurlar. ayrıca “domino teorisi” olarak adlandırılan, Başkan Eisenhower'in “eğer komünistler bir ülkeyi işgal ederlerse önce o ülkenin komşularını en sonunda da tüm dünyayı ele geçirirler” şeklindeki görüşünü desteklerler. Atmacalar, ABD'nin Vietnam'daki saldırgan güçlerden biri olmadığını iddia ederler. Öte yandan kendilerine Güvercinler diyen Amerikalı savaş karşıtları, Güney Vietnam Hükümeti ve Vietkong arasındaki savaşın, Amerika'nın karışmaması gereken bir iç savaş olduğunu savunurlar. Güvercinler, yoğun hava bombardımanına, Amerikalı birliklerinin sivilleri öldürmesine, napalm ve kimyasal gazların kullanılmasına karşı çıkarlar. “Domino teorisini” kabul etmezler.

1960'lı ve 1970'li yıllardaki savaş karşıtı hareket üzerine yapılan bir araştırmada, erkeklerin Atmacaları destekleme oranının kadınlardan daha yüksek olduğu görülür. Ocak 1968'deki Tet Saldırısı'nın ardından, Amerika halkının V'sı Atmacaları ('i Güvercinleri desteklerken, bu olaydan üç ay sonra Güvercinleri destekleyenlerin oranı A'e yükselir. Ayrıca, ne dinin, ne de dini inanç gücünün Atmacaları ya da Güvercinleri desteklemekle hiç bir ilgisi olmadığı ortaya çıkar. Öte yandan, Amerika'nın güneyindeki eyaletlerin çoğunun savaşın büyümesini destekledikleri görülür (Hodgson 386).[4]

Bu görüş ayrıca, 1965'te ABD'nin Dominik Cumhuriyeti'ne karşı giriştiği askeri harekatı açıklarken de kullanılmış, Küba lideri Fidel Castro'nun yaratacağı bir domino etkisinden korunmanın amaçlandığı iddia edilmiştir.[1]

ABD Başkanı Eisenhower'ın tezine göre, ABD'nin Vietnam'ı kaybetmesi halinde bölgedeki diğer ABD'nin yanında yer alan ülkelerin domino taşlarının yıkılması gibi teker teker Çin ve Sovyet etkisine girecekti. ABD aynı teorinin Orta Amerika'da da hayata geçmesinden endişe ediyordu. Soğuk Savaşın ardından Doğu Bloku ülkelerinde de rejimlerin ardı ardına devrilmesi, bazı Arap ülkelerindeki değişimler ve Rusya yandaşı ülkelerdeki renkli devrimler de keza aynı domino teorisinin süreçleriydi.[5]

Her ne kadar bir kavram olarak 1960'lı yılların ortasında formüle edilmiş olsa da, domino kuramının mantığı, Roma İmparatorluğu'na kadar uzanır. Domino oyununda olduğu gibi, ilk taşın kaybedilmesinin, diğer taşların ard arda kaybedilmesine yol açacak bir kriz oluşturacağı, tarih boyunca pek çok politik ve askeri lider tarafından ifade edilmiştir. Bu güçlü ve çoğu kez önüne geçilemez eğilim, belirli bir bölgedeki hegomonyayı korumak durumunda olan siyasi ve askeri otoriteler tarafından dikkate alınmak zorunda olmanın yanı sıra, böyle bir otoriteyi sarsmak isteyen güçler tarafından da dikkate alınmalıdır.> Yukarıdaki verilen kullanımlarının yanı sıra, İngiltere'nin I. Dünya Savaşı sonrasında Kafkaslarda (Batum'da) yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan Bolşevik tehlikesi neticesinde askerlerini bu bölgeden çekme konusunda savaş ve dışişleri ofisleri arasında yaşanan anlaşmazlık sırasında Lord Curzon tarafından da bu kavram kullanılmıştır. Lord Curzon, 'İngiltere garnizonunu Batum'dan çekerse; bu hareket domino etkisi yaratarak Doğu'daki tüm İngiliz sömürgelerinin elden çıkmasına neden olacaktır' diyerek domino teorisi öne sürmüştür.[1]

Şimdi aynı kavram her kriz durumunda ortaya atılmaktadır. Bir ülkenin ekonomisi batımı diğerleri de batar, bizim borsa dibe vurdu mu sizinkini de aynı akıbet bekler... Liste ve domino etkisi uzayıp gider.[3]

Domino Theory

Domino Theory (English)

«Finally, you have broader considerations that might follow what you would call the "falling domino" principle. You have a row of dominoes set up, you knock over the first one, and what will happen to the last one is the certainty that it will go over very quickly. So you could have a beginning of a disintegration that would have the most profound influences.»

—Dwight D. Eisenhower

Theory in U.S. foreign policy after World War II stating that the “fall” of a noncommunist state to communism would precipitate the fall of noncommunist governments in neighbouring states. The theory was first proposed by President Harry S. Truman to justify sending military aid to Greece and Turkey in the 1940s, but it became popular in the 1950s when President Dwight D. Eisenhower applied it to Southeast Asia, especially South Vietnam. The domino theory was one of the main arguments used in the Kennedy and Johnson administrations during the 1960s to justify increasing American military involvement in the Vietnam War.[6]

The domino theory was a foreign policy theory during the 1950s to 1980s, promoted at times by the government of the United States, that speculated that if one land in a region came under the influence of communism, then the surrounding countries would follow in a domino effect. The domino effect suggests that some change, small in itself, will cause a similar change nearby, which then will cause another similar change, and so on in linear sequence, by analogy to a falling row of dominoes standing on end. The domino theory was used by successive United States administrations during the Cold War to clarify the need for American intervention around the world.[7]

The Truman Doctrine and the Domino Theory

Truman began his "get tough" policy in 1946 with strong protests against Russian troops in Iran, and denial of Soviet claims to share control of the Turkish Straits. The president also took at face value the Russian Report, produced for him by Under Secretary of State Dean Acheson. The report was a series of worst-case scenarios that outlined the Soviet desire for global conquest by subversion and force, as previously outlined by Churchill.

The Greek Civil War was fought from 1944 to 1949 between a government backed by British and American support, and Greek communists. American intervention resulted in the Truman Doctrine, the policy of aiding nations defending themselves against communist forces. Acheson then articulated what became known as the Domino Theory and persuaded Congress to accept responsibility for supporting countries under communist pressure, i.e. containment.

The wars in Korea; Vietnam, Laos and Cambodia, which was backed by the Chinese communists; Afghanistan; and the “police actions” and skirmishes around the globe in such places as Somalia and in Central and South America over the Cold War years, were all very much a part of the communist containment policies as defined in the Truman Doctrine. The value of Cold War policies Truman, Acheson and George Marshall helped put into place — the global ideological and strategic challenge to the Soviet Union — now seems eminently defensible by virtue of that empire's defeat.

Yet, the true meaning of containment's legacy and what it implies for American foreign policy today and tomorrow remains a matter of intense debate.[8]

History

In 1945, the Soviet Union brought most of the countries of Eastern Europe and Central Europe under its influence as part of the post-World War II settlement, prompting Winston Churchill to declare in a speech in 1946 at Westminster College in Fulton, Missouri that:

“ From Stettin in the Baltic to Trieste in the Adriatic an "iron curtain" has descended across the Continent. Behind that line lie all the capitals of the ancient states of Central and Eastern Europe. Warsaw, Prague, Budapest, Belgrade, Bucharest and Sofia; all these famous cities and the populations around them lie in what I must call the Soviet sphere, and all are subject, in one form or another, not only to Soviet influence but to a very high and in some cases increasing measure of control from Moscow. ”

In 1947, Harry Truman declared what became known as the Truman Doctrine, promising to contribute financial aid to Greece and Turkey following World War II, in the hope that this would impede the advancement of Communism into Western Europe. Later that year, diplomat George Kennan wrote an article in Foreign Affairs magazine that became known as the "X Article", which first articulated the policy of containment, arguing that the further spread of Communism to countries outside a "buffer zone" around the USSR, even if democratically elected, was unacceptable and a threat to U.S. national security. Kennan was also involved, along with others in the Truman administration, in creating the Marshall Plan, which also began in 1947, to give aid to the countries of Western Europe (along with Greece and Turkey), in large part with the hope of keeping them from falling under Soviet domination.

In 1949, China became a Communist country (officially the People's Republic of China) after Chinese Communist rebels defeated the Nationalist Republican government in the conclusion of the Chinese Civil War (1927~1949). Two Chinas were formed - mainland 'Communist China' (People's Republic of China) and 'Nationalist China' Taiwan (Republic of China). The takeover by Communists of the world's most populous nation was seen in the West as a great strategic loss, prompting the popular question at the time, "Who lost China?"

Korea had also partially fallen under Soviet domination at the end of World War II, and in 1950 fighting broke out between Communists and Republicans that soon involved troops from China (on the Communists' side), and the United States and 15 allied countries (on the Republicans' side). The war ended in 1953 with an armistice that left Korea divided into two nations, North Korea and South Korea.

In March 1954, the Viet Minh, a Communist and nationalist army, defeated French troops and took control of what became North Vietnam. This caused the French to fully withdraw from the region then known as French Indochina, a process it had begun earlier. The region was now comprised of four independent countries: North Vietnam, South Vietnam, Cambodia and Laos.

President Eisenhower was the first to refer to countries in danger of Communist takeover as dominoes, in response to a journalist's question about Indochina in an April 7, 1954 news conference, though he did not use the term "domino theory". If Communists succeeded in taking over the rest of Indochina, Eisenhower argued, local groups would then have the encouragement, material support and momentum to take over Burma, Thailand, Malaya and Indonesia; all of these countries had large popular Communist movements and insurgencies within their borders at the time.

This would give them a geographical and economic strategic advantage, and it would make Japan, Taiwan, the Philippines, Australia, and New Zealand the front-line defensive states. The loss of regions traditionally within the vital regional trading area of countries like Japan would encourage the front-line countries to compromise politically with communism.

Eisenhower's domino theory of 1954 was a specific description of the situation and conditions within Southeast Asia at the time, and he did not suggest a generalized domino theory as others did afterward.

The John F. Kennedy administration intervened in Vietnam in the early 1960s to, among other reasons, keep the South Vietnamese "domino" from falling. When Kennedy came to power there was concern that the communist-dominated Pathet Lao in Laos would provide the National Liberation Front with bases, and that eventually they could take over Laos.[7]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Domino_Teorisi
[2] sozluk.ihya.org/sosyal-bilimler-sozlugu/domino-teorisi.html
[3] www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=76283
[4] www.rehberogretmen.biz/dunyada-ve-amerikada-baris-hareketleri-ii/
[5] www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=3553
[6] www.britannica.com/EBchecked/topic/168794/domino-theory
[7] en.wikipedia.org/wiki/Domino_theory
[8] www.u-s-history.com/pages/h1965.html






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36631218 ziyaretçi (102630572 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.