Duyarsız Mı Olmalıyım?
 

Duyarsız Mı Olmalıyım?

Ayşegül Osmanoğlu

Bugünlerde kendimi hiç beğenmiyorum... Biraz değişiklik lazım. Ne yapsam, nasıl yapsam diye düşünüyorum. Pek çok ihtimal geliyor aslında aklıma, ama karar vermekte zorlanıyorum... Rol(e) model olarak alabileceğim örnekler var; hımmm, mesela boya kutusuna batmış gibi makyaj yapıp dikkat çekmek adına bana hiç yakışmayacağını bilsem de sırf moda olduğu için olur olmadık kıyafetleri giyebilirim. Hiç kimsenin anlayamayacağı; ama beni zeki bir kadın gibi göstereceğini zannettiğim cümleler kurabilirim. Kurabilirim de, buna kâbiliyetim yok ki...

Yok, olmaz; bu kalıp, bana dar gelir, bunaltır. Bu kimlikte nefes alamam... Dur bakalım canım, aaaa! Demokraside çareler tükenmez. Dur bakalım, bana beyinsiz muamelesi yapacak, ama cebi para dolu zengin birini mi bulsam ne? Çalışmak da neymiş? Yan gelip koca parası yemek varken neden yaşamda kendime bir yer bulacağım diye uğraş vereyim ki... Her şeyin bir kolayı varken öyle çalışarak, didinerek kendimi yıpratmanın ne alemi var, değil mi ya! Bana göstereceği saygı, kredi kartını güvenli ellerime teslim etmekten geçer. Ben de kendimi bir süs bebeğine çeviririm. Canım, akıl, bu zamanda kime neye gerek???

Hımmm... Yok, bu da olmaz. Nasıl aptal kadın numarası yapılır derslerini kaçırdım ben... Ya şu nasıl olur? Hani kıskançlığından, hasedinden kimseyi çekemeyen, kendi mutlu değilse başkalarını da buna lâyık görmeyip iyi geçinenlerin arasını açmak için entrika çeviren kadın rolü, bana uyar mı acaba? Sırf kendisinde var olmayan, başkasında var diye karşı tarafın aklına fesat tohumları eken, dahası evde aynı imkanları kendine sunamayan kocasını aşağılayan, evine alın teri ile getirdiği ekmeği burnundan getiren bir kadın...

Maalesef bu da uymadı. Yeterince pembe dizi seyredip tecrübe kazanacak vaktim olmadı... Belki de en iyisi, "Amaaan, ölümlü dünyaya bir kere geleceğim; adam sen de, kimin umurunda? Dünyayı ben mi kurtaracağım?" deyip ve gözlerimi gerçeklere kapatıp alış veriş merkezlerinde, sokaklarda, nerde olursa olsun insanlara karşı duvar gibi duyarsız olmalıyım. Yüzüm gülmemeli. Bir küçücük gülücük sadakasını esirgemeliyim. Yoksullara bulaşıcı bir hastalık varmış gibi davranmalıyım... Benim gibi düşünmeyen, giyinmeyen herkesi vebâlı gibi tecrit etmeliyim... Ve düşünmemeliyim...

Tüm dünyanın görmezden geldiği, sanki çöldeki bir serap muamelesi gören bir garip hüsran şehrindeki aç, hasta ve bakıma muhtaç insanlara uzanamayan ellerimi suçlamamalıyım... Tıpkı daha yakın bir zamanda Avrupa'nın göbeğinde ölümü aratırcasına insanlara eziyet edenlere kimsenin ses çıkarmadığı, çıkaramadığı gibi... İzin vermeliyim, kabullenmeliyim; belki de Allah tarafından değil de çıkarcı kullarının bana biçtiği âciz insan rolünü...

Veya hiçdüşünmemek, hiç kafayı yormamak; davranışlarımın sonucu, başka insanları nasıl etkiler diye ölçüp tartmadan yaşamak, sonra da insanlarla alay edercesine yardım geceleri düzenleyip insanların bir yıl boyunca karınlarını doyurabileceği paraları bir gece elbisesine yatırarak boy göstermek ve elit (!) olmak, gerçek insanlardan kendini izole edip sanal insanlarla sanal bir dünya yaratmak, daha mı iyi olurdu ne? Sanal inançlar ve sanal sevgilerin olduğu tamamen sahte bir dünyada, geri kalanların ne yaptığı umurumda olmadan, sadece yaşayacağım lüks hayatın debdebesinde bir hiç olarak ömür tüketmek!!!

Neyse... Bunları yapabilir miyim peki? Yapamam... Yapmam... Beni ben yapan, bana kendimi değerli hissettiren var olmanın, bir işe yaramanın tatlı zorluklarını asla silik bir silüet olarak yaşamaya tercih etmem... Edemem... Kolayı seçecek kadar cesur olamadım ben... Benim uykularımı kaçıran sebepler, başkalarını rahatsız etmiyorsa; belki bende vardır bir arıza... Acaba ben de düzene ayak uydurup duyarsız mı olmalıyım, ne???

Ayşegül Osmanoğlu,
11:47:46, 4 Haziran 2010, Cuma.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül, 06.06.2010, 13:33 (UTC):
yazılarımda nefret mi var?kime ne için?benide aydınlat lütfen çünkü ben nefret duygusuyla yazmıyorum...ve iman;yüreğimde ki iman "hafif"değil o kadar ağır ki gözlerimi kapatıp aslında zulüm yok haksızlık yok deyip geceleri rahat başımı yastığa koyamıyorum sevgili kardeşim:)

Yorumu gönderen: gururolmamalı 2, 05.06.2010, 18:31 (UTC):
yazıların başkasından nefret edecek kadar ağırsa, bana hemen söyle bileyim, imanın hafifliği nerede?

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 04.06.2010, 21:26 (UTC):
İşte budur:))

Yorumu gönderen: ayşegül, 04.06.2010, 21:07 (UTC):
kayıpgül;inan bana BEN hiçbir arayışta değilim:)bu bir genel eleştiri yazısı hayatım:)öyle olanlara gönderme sadece...emin ol ben tamamen kendimim ve tüm hayatı hiçkimseye benzememek hatta mümkünse etrafımdan benden bir tane daha görmemecesine fark yaratmak adına yaşıyorum ki bunu da başardım:)neydi şarkı;benzemez kimse BANA tavrıma hayran olayım,teşekkür ederim tatlım:)

Yorumu gönderen: kayıpgül, 04.06.2010, 19:45 (UTC):
Sevgili Ayşegül bu arayışa neden geçtin ne tetikledi bilemem ama sanırım kendin gibi kalman daha mantıklı hani takma ekıldan akıl olmayacağı gibi takma duygudanda yaşam olmaz...Sen en iyisi kendin ol...emeğine sağlık



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36833267 ziyaretçi (102986402 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.