Eş-Şekûr İsm-i Şerîfi
 

Eş-Şekûr İsm-i Şerîfi

Bu kavram, "iyiliği iyilikle karşılamak" anlamına gelen "şükr" mastarından türetilmiştir. Şekûr ismi, ıstılahta "Yüce Allah'ın kendi rızası için yapılan iyi işleri daha fazlası ile karşılık vererek kullarına bolca ihsan ve ikramda bulunması" anlamlarına gelmektedir.[1]

"Şekûr", Kurân-ı Kerîm'de 4 âyette Allah'ın ismi olarak geçmektedir:

إِن تُقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضاً حَسَناً يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

"Eğer Allah'a güzel bir ödünç takdiminde bulunursanız, Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını verendir, ceza vermekte acele etmeyendir." [2]

لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِ إِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ

"Çünkü Allah, onların mükâfatını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir." [3]

Bu ismin yanında Yüce Allah'ın yine "şükür" mastarından türemiş olan "Şâkir" sıfatı da vardır. Bu da "Allah'ın kulları arasında yaptığı her türlü iyiliğe karşılık bolca vermesi" anlamına gelmektedir ve Kurân'da sadece iki âyette geçmektedir: [1]

 إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ

"Safâ ile Merve Allah’ın nişanelerindendir. Kim ki Hacc veya Umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse, bunlar arasında tavaf etmesinde kendisine bir vebal yoktur. Her kim gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz ki Allah karşılığını verir, O her şeyi bilir." [4]

مَا يَفْعَلُ اللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِنْ شَكَرْتُمْ وَءَامَنْتُمْ وَكَانَ اللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا

"Eğer siz şükreder iman ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir." [5]

Yukarıda verdiğimiz âyetlerde görüldüğü gibi şükür fiilinde nihai hedef, Yüce Allah'tır. Yalnız bir âyette Allah'tan sonra ana ve babaya şükredilmesi emredilmektedir.[6] Kurân'ın açıkladığına göre kendileri için büyük bir ahlâkî erdem olan  "şükür" görevini yerine getiren kul oldukça azdır.[7] Şükrün hedefi, Kurân'da bu derece açık ve malum olduğunda, "umulur ki şükredersiniz", "hâlâ şükretmeyecek misiniz?", ya da "ne kadar az şükrediyorsunuz" gibi şükür talep eden âyetlerde genellikle tümleç yer almamış, daha çok küfürdeki "nankörlük öğesi" üzerinde durulmuştur.[8][1]

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki, "Abdülkadir Geylani ve Esmaül Hüsna Kasidesi", Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s.108-110.
[2] et-Teğabün 64/17.
[3] Fâtır, 35/39, eş-Şurâ 42/23.
[4] el-Bakara 2/158.
[5] en-Nisâ, 4/147.
[6] Lokman 31/14.
[7] el-Bakara 2/243, Yunus 10/60, Yusuf 12/38, en_Neml 27/73, Lokman 31/12, Sebe 34/13, el-Mü'min 40/61, el-Mülk 67/23.
[8] el-Bakara 2/52, el-Maide 5/6, A'raf 7/10, el-Hacc 22/36, Yasin 36/35.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36810766 ziyaretçi (102946127 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.