Eşk (Aşk)
 

aşk, eşk, pervane, mum

Eşk (Aşk)

Abbas Kaplan

Karanlık odanın sağ köşesinde yanan bir mum ve bu mumun alevinin etrafında dönüp duran bir pervane, bir kelebek. Kelebek, yanıp kaybolan aleve o kadar hayrandır ki, etrafında dönmeye başlar. Döndükçe biraz daha yaklaşır ışığa. En sonunda bu hayranlık, onun sonu olur. Hata, ne mumdadır ne de kelebekte... Onlar, sadece yazgıyı devam ettirir. Bu yazgı, Adem ile Havva'dan bugüne dek var olan, insanın en üstün duygusunun ta kendisidir. Bu serüven, bedene ruhun üflenmesiyle başlar; Şeytanın Adem'e isyanı ve Adem'i kıskanmasıyla devam eder. Şeytan, neden kıskanmasın ki... O güne dek aşk ile bağlandığı Yaratıcı'sına ikinci aşk ehli geliyor: İnsan...

Yaratıcı, insana "Celîl" ismiyle baktı; Şeytân'a ise "Kahhâr" ismiyle...

Yaratıcı, insanı tek bir ruh olarak yarattı. O, tek bir rûhu "kadın" ve "erkek" diye ikiye ayırdı ve bütün ruhları Elest Meclisi'nde topladı. Yaratıcı, kalplere aşk mührünü vurarak insanları yeryüzüne gönderdi. Melekler katındaki aşk duygusu, önceleri Yaratıcı ile melekler arasında iken, insanın yaratılmasıyla melekler katından alınıp insanlar arasında yayıldı. Zamanla insanlar, Yaratıcı'ya olan aşklarını unutup sadece kendi aralarındaki aşklarına daldılar.

Zamanın birinde bir genç, bir mürşîde bağlanmak için dergâhın kapısına geldi. Mürşid, kapıda bekleyen gence sordu: "Sen, hiç aşık oldun mu?" Genç, bu soruyu hiç beklemiyor olsa gerek ki şaşırdı ve "evet" dercesine başını öne eğdi. Yanakları kızarır gibi oldu. "Gel," dedi mürşid "...Hakk'a".

Aşkın yolu, kuldan geçer. Bazen, yüzler tanıdık gelir, bazen gözler. Yeni tanıdığın birine, "Ben, sanki seni daha önce görmüş gibiyim. Ama nerde bilmiyorum..." demek gelir içinden. Bilemezsin, bilemezsin... Ama bir defa görmüşsündür o kömür karası gözleri... Yoktur gözüne görünen başka bir sûret... Gözü gözüne değse, zaman durur. Mekan, ayaklarının altından kayıp gider. Nefes bile aldığını bilmezsin onun yanında. Öyle de hızlı geçer ki zaman... Bakışları, İsa'nın nefesi gibi ölüyü bile diriltir. Yürüyünce arkasından ayakların değil; bütün bedenin, rûhun yürür. "Gel!" dese, tâ Cennet'in yedinci katından iner gibi gelirsin... "Git!" dese, Cehennem'in en karanlık kuytuları, senin meskenin olur. Bir defa içten baksa sana, koca buzdağı erir yüreğinde de "Yandım!..." diyemezsin. Bilemezsin, mâh cemâli güneş midir ay mıdır; bilemezsin melek midir, hûri mi... Her neye baksan, odur gördüğün... Her kimi sevmeye çalışsan, aslında odur sevdiğin... O, her konuştuğunda; için titrer ve bayılacak hâle gelirsin. Bir ömür boyu beklemeye râzısındır. Yeter ki birgün kapını o çalsın diye... Beklersin, gelmez... Beklersin, gelmez... Beklersin, ağarmak bilmez geceler... Anlarsın ki; hasretin rengi, kapkaradır. En sonunda yokluğunda bulursun sevgiliyi...

Yalansız ve riyâsız, başını bir gâyeye satmış kahraman gibi sevmeli insan... Başka başka kimliklere bürünerek kendini beğendirmeye kalkmamalı sevgiliye. Olduğun gibi kabul etmeli seni. Ya birgün ömür boyu birlikte yaşamak kapısı açıldığında ne yapacaksın? Aşk, kapıdan girince; akıl, baştan çıkar gider. Ama seviyorsa insan, biraz düşünmeli; "Ne kazanırım, ne kaybederim?" diye... Gidip anlatmadan merâmını, ne olacağını bilemez insan. En azından, "Son kapıya kadar denedim bütün çıkış yollarını..." diyerek bir ömür boyu kendi kendini avutur ve içi içini yemez artık.

Ya hiçbir adım atmadan yollar ayrılırsa? İşte o zaman çok zor bir durum ortaya çıkar. Çünkü birgün gelip de arkasına baktığında insan, büyük bir boşluk hisseder içinde. Bu konuda “neden yapmadım” demektense “iyi ki yapmışım” demek daha iyidir.

Aşk, Tanrı'nın yüzüncü adıdır. Pek çok insan, Hakk'ın kapısını bu anahtar ile açmıştır. Pek çoğu, aşk denizine onunla dalmıştır. Aşk, kula da olsa, Hakk'a da olsa güzeldir. Yunus'u divâne eden de "O"; Mevlânâ'ya semâh ettiren ve Ferhât'a dağı deldiren de "O"dur. Yunus, “Yaratandan ötürü severiz yaratılanı.” demişti. Sözü, haktır; inandık ve tasdik ettik...

ABKAPLAN,
8 Eylül 2010, Çarşamba.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: mustafa, 19.12.2010, 05:38 (UTC):
okurken kendimi kaybettim özellikle de kapkara kömür gözlerinden sonra.Çok güzel yazmışsın be kardeş helal olsun.Ben de dönüyorum o mumun etrafında ama ne zaman yanacam orasını Yaradan bilir.

Yorumu gönderen: kim, 10.09.2010, 12:10 (UTC):
aşk i güzel dizelerle anlatmıssın..bende severek okudum..eline saglik..basarilar diliyorum..

Yorumu gönderen: abkaplan, 09.09.2010, 14:32 (UTC):
teşekkür ederim.hoş bulduk.yazılarım devam edecek tabi site yayınlarsa.

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 09.09.2010, 13:47 (UTC):
Önce hoşgeldin demek istiyorum...çok beğenerek okudum emeğinize sağlık daha bir çok yazınızı okuyabiliriz umarım.

Yorumu gönderen: Selma .D, 09.09.2010, 13:39 (UTC):
Aramıza hoşgeldin bende size teşekkür ediyorum

Yorumu gönderen: abkaplan, 09.09.2010, 12:26 (UTC):
teşekkür ederim.teveccühünüz.sizin de şiirleriniz çok güzel.

Yorumu gönderen: Selma .D, 09.09.2010, 08:19 (UTC):
Keyifle okuduğum bir yazıydı işallah bununla kalmazsınız devamını bekliyoruz.elinize sağlık



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848937 ziyaretçi (103011836 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.