Edebiyat Mektupları
 

Edebiyat Mektupları

Maxim Gorky

STEFAN ZWEIG'e

18 Eylül 1923
Freiburg

(Sevgili Zweig)

İçten ve şımartıcı mektubunuzu cevaplandırmakta geciktiğim için bağışlayın beni. Gecikmemin nedeni hiç yabancı dil bilmemem; yalnız Rusça yazıp konuşabiliyorum. Özel ve Ruhsal yaşamımın açık olduğu, size yazdığım mektubu çevirebilecek tek insan bir aydır yoktu. Yeni döndü ve şimdi büyük bir neşeyle yazıyorum size. İki öykünüzü okuyuncaya dek - «Amok» ve «Bir Yabancıdan Mektup»— hakkınızda hiçbir şey bilmiyordum, isminizden başka. İlki pek sarmadı beni ama ¡kincisi ruhumun derinliklerine dek sarstı içten tonu, kadına karşı büyük sevecenliği, temasının özgünlüğü ve başlı başına gerçek sanatçılığın kanıtı olan betimlemenin büyülü gücü ile. Gözyaşlarımda yalnız değildim, aklına ve kalbine kendiminkinden da-ha çok güvendiğim, sözünü ettiğim yakın arkadaşım da paylaşıyor aynı duygusu.

Şuna siz de katılacaksınız ki sevgili Zweig, sanatçı güzellikleri bulup çıkaran, insanı Tanrının —ya da Doğa'nın— tarihin, ya da kendinin yarattığından çok daha ¡yi, çok daha ilginç yapan kişidir. Sonra Romain Rolland üzerine yazdığınız kitabı okudum, gerçekten olağanüstü bir önemi, moral yüceliği olan bir insan üzerine harikulade bir kitap. Yabanıl çağımız için bir Fransız hakkında bir Almanın yazdığı böyle bir kitabın büyük öneminden söz etmeyeceğim. Bana göre kitabınız, bu açıdan, tüm aklı başında ve dürüst insanların —-ve ussal güçlerinin tartışmasız kanıtı olacak biçimde— gurur duyabileceği, insanın çevresine karşı utkularından biridir.

Bu kitap Rolland'ı benim için daha somut, hissedilir, daha yakın yaptı; bu eşi az bulunur insana karşı büyük bir sevgim var ve şimdi-ruhsal görüntüsünü daha açık, kesin gördüğüm için— onu her zamankinden daha çok seviyorum. Teşekkürler, size. «Bir Yabancıdan Mektup», «Manon Lescaut'nun Yaşamı», Maupassant'ın «Kalbimiz», Boccaccio'nun «Fiammetta», «Romeo ve Juliet ve aşk temasına adanmış diğer bazı yapıtların yer aldığı bir dizide ayrı bir kitapçık olarak yayınlanacak. Turgenyev'in «İlk Aşk»ı  yayınlandı, birkaç gün içinde elinize geçecek.

Bu kitapların hepsi resimli olacak. Hangi Alman sanatçısını «Bir Yabancıdan Mektup»u resimlemeye değer bulduğunuzu da öğrenirsem sevineceğim.

«Ayışığı Sokağı» hikâyenizin çevrilmesi ve benim çıkardığım —Berlin'de— «Beseda» dergisinde yayımlanması için izninizi istiyorum. Beseda için «günümüz Alman yazarları» veya dilediğiniz herhangi bir konuda bir makale yazmanızı da isterdim.

Bu dergi tümüyle bilim ve sanat sorunları konusunda çıkarılıyor, politikayla hiçbir ilgisi yok. R. Rolland, Franz Hellens, John Galsworthy, Gregorio M. Sierra ve daha birçok yabancı yazarın yazılarını yayınlıyor.

Şu anda elimde bulunan tek yazımı size yollamaktan mutluluk duyacağım. Yeterli bulmazsanız bir başkasını yollarım. Kitaplar için teşekkürler; K. Wolf benim kitaplarımı Almanca'da çıkarınca ben de size yollayacağım.

Şu dünyamızda çok büyük mutluluklar var. Bunlardan biri de sizinle karşılaşmam.

İçtenlikle her şeyin en iyisini dilerim, sevgili Stefan Zweig.

M. Gorky
Adresim: Freiburg (Breisgau) Guentherstahl, Dorfstrasse 5.

STEFAN ZWEIG'e
16 Mayıs 1928
Sorrento

Sevgili Zweig, En ilginç kitabını H bana ithaf etmene teşekkürde çok geciktim, ama bunun nedeni okumak istememdi ve bunun için zamanım yoktu: son iki aydır «jübile»min kutlanması için çıkan karmaşa ve birkaç gün içinde gerçekleşecek olan Rusya'ya dönüş hazırlıkları hem çalışmamı hem yaşamamı engelledi. Senin belki tümüyle doğru olmayan bir görüşle ortaya koyduğun parlak Stendhal tipinle tanıştım. Bu özgün insan, sanatçı ve düşünür hakkında Rusça'da yazılmış ya da Rusça'ya çevrilmiş her şeyi okudum, bütün kitaplarını biliyorum. Beni senin tipine parlak demeye ¡ten, büyük bir sanatçı tarafından, Stendhal'le «zekâdan» başka yönlerde de uyuşan bir sanatçı tarafından yazılmış olması. Kuşkuculuğu ve romantizmi arasındaki çatışmada dramının kaynağını bulabilmek için, senin yaptığın gibi, bu insanın «içine işlemek» gerekli. Daha önce Avrupa yazınında belirtilip belirtilmediğini bilmiyorum ama bu senin buluşun sanıyorum, ve bu seni yüceltiyor. Bu benim, bir sanatçıyı bir başka sanatçının bir tarihçi veya bir eleştirmenden daha ¡yi anlayacağı yolundaki inancımı güçlendiriyor.

Ama sevgili dostum, Stendhal'in dramının tüm romantiklerin dramı olduğunu, kuşkuculuğun genellikle ve kaçınılmaz biçimde romantizmle yan yana bulunduğunu düşünmüyor musun? Bu dramı Kieist'ta, Novalis'te, Hoffmann'da, hatta hiç de derin olmayan Fransız kuşkuculuğunu sürdüren, Stendhal'in uzak bir akrabası olan —«Aşk Üzerine»yi yazmış bir adamla benzerliği akrabalık olmadan olanaksız ve açıklanamaz— bir yazarda, Anatole France'ta bile sezinlemiyor musun?

Stendhal için, romantizminin kuşkuculuğundan kaynaklandığı söylenebilir. Bu düşünce Stendhal'in romantizmi «topluma gereken miktarda ve zamanda verilirse iyileştirecek ve neşelendirecek, iyi seçilmiş bir ilâç» biçiminde tanımlamasından çıkıyor.

Stendhal, kanımca, derinden ve filozofça insancıldı, ama insanlara karşı etkin bir «acıma» duymaksızın. Schopenhauer'den çok çok daha önce, duygusal ve âciz Hıristiyan «acıması» değil, «acıyı paylaşma» erdeminin gerekliliğini çok ¡yi sezmişti. Belki de Shakespeare ve Racine üzerine incelemesinde, Alman romantikleri arasında kuşkuculuklarından dolayı bazı iyi dinsizler olmasına karşın —çünkü kuşkuculuk ve Hıristiyanlık özde karşıttırlar—, Alman romantizmini «saçma», hiç de gerçek olmayan, boş bir şey olarak nitelemesinin nedeni budur.

Stendhal üzerine makalen birçok ilginç düşünce getiriyor, sanatsal değeri üzerine ise söylenecek söz yok. Lev Tolstoy tipinin daha az iyi olduğunu söylersem gücenmezsin, değil mi? Bunu çok doğal buluyorum, çünkü eleştirmenler Tolstoy'u henüz Stendhal'i tanıdıkları ölçüde incelemediler. Tolstoy akıl ve duygu arasında eşsiz ve büyük bir çatışma, ancak Rus dâhilerinde görülebilen bir çelişkidir. Tolstoy'dan önce dünyada hiç kimse onun söylediğini söyleyemedi: «Çok büyük bir akıl iticidir; bilinç, bir insanın başına gelebilecek en yüce, en erdemli belâdır.» Böyle düşünceler Tolstoy'u gençliğinde de -1854'te - yokluyor, yaşamının sonuna dek işkence ediyordu ona. «Savaş ve Barış»m yazarı bu düşüncelerin ışığında çalışıyor olmalıydı, sanırım.

Onda sanatçının yaratıcı gücü, yaşamı boyunca bir vaizin içgüdülerine, belirsiz bir tanrı gözünde günah işleme korkusuna karşı mücadele etti. İnsanlara yardım etme gereğinden söz ederken, Tolstoy bu gereği hiçbir zaman Stendhal ölçüsünde sevecenlikle duyamadı- İsa Tolstoy'dan, daha önce, örneğin Tertullian, Lactantius ve diğer «kilisenin babaları»nca, yapılandan çok daha fazla işkence görmüştür. İsa'dan kurtulduktan sonra «Kazaklar» ve «Hacı Murat»ı yazdı, ama İsa adına yazmak istediği zaman, ortaya çıkan, en sıkıcı bir yapıt, «Kıyamet» oldu.

Böyle uzun bir «mesai» için bağışla beni. Dostluğun için tekrar teşekkür ederim. Elini sıkarım.

M. Gorky

M. M. PRISHVIN'e
22 Eylül 1926
Sorrento

Edebiyatımız senin gibi doğayı seven, doğanın keskin-görüşlü bir öğrencisi, katışıksız bir şairini senden önce görmemişti, sanırım. «Kara Arap», «Kolobok» ve «Korkusuz Kuşların Ülkesi»ni okurken duyduğum, tam anlamıyla şahane «Baharlar»ını okurken pekişen bir şey bu. Rus doğası Kaigorodov ve birçok diğer yazarla içten gelen sözler yaratırken, Aksakov mükemmel «Bir Avcının Notları»nı, «Balıkçılık Üzerine»sini yazdı; Menzbir kuşlar üzerine kitabında nefis sayfalar düzenledi. Ama bütün bunlar «ayrıntıların yazarları» oldu, hiçbirinde toprağımızın, ondaki canlı ve —sözüm ona— cansız her şeyin tümünü saran, içine işleyen, neşe dolu sevgisini bulamadım, hiçbirinde «görüş alanına giren her şeyin babası ve ustası» olan sendeki gibisini bulamadım. Senin duygularında ve yazılarında, dinsiz bir güzelliğin belirlediği eski, peygambersi, başka bir deyişle Toprağın bir oğlundan senin taptığın Yüce Ana'ya akan gerçekten insanca şeyler seziyorum- Doğal olaylar konusundaki varsayımlarını ve yargılarını okurken gülümsüyor, her şeyi şahane bir çekicilikle anlatmana neşe içinde gülüyorum. Abartmıyorum —onun gücüyle, senin pırıl pırıl ışık saçan ruhunun yaşamın tümünü aydınlattığı, kuşlara ve otlara, yaban tavşanı ve «aşağı» köylü kadınlarına, şen cam-üfleyicileri ve Palkin adlı adama bir tür olağanüstü önem ve hak verdiği, gerçekten az bulunur özelliklen algılama duyarlığına sahibim. Tasvir ettiğin her şey tek bir canlı nehre karışıyor, senin anlayışlı kalbinin yüklediği bir anlam kazanıyor, insanlar ve —bilge ve şair— senin için kıpır kıpır, heyecanlandırdı bir dostlukla doluyor. Büyük bir «bilgesin» çünkü. «Çünkü, öldürülünce daha gerçek olurlar...» ve «her nasılsa insana güvenmeyi daha iyi öğrenirler» demekten korkmayan bir bilge. Yazıların böyle yaygın olmayan ve derin, oldukça çok düşünce taşıyor, ama, belki ondan da çok, şunun gibi şaşırtıcı incelikte söyleyişler var: «Nereden çıktı bu küçük oyuk? Oh, bir fare geçmiş!» Senin mutlaka bir sihirli çubuğun var, yaşlı büyücü seni. «Ve uyandığım zaman, dünya başladı!» Hepsi öylesine güzel ki insanın damların tepesine fırlayıp «Yaşasın! İşte bizim Rus sanatımız!» diye haykırası geliyor. Gerçekten, gerçekten öyle!

Filozof bir eleştirmenin, senin «panteizm»ini, «panpsişizmini» ya da «hilozoizmini» yazacağı, yazılarındaki ¡yi ve insancıl her şeyi övgünün pekmezine veya öğüdün hardalına beleyeceği zaman gelecek. Bana göre sen sağlam bir biçimde oluşturduğun, haklılığı tümüyle kanıtlanmış insanlığın er-geç din olarak benimseyeceği bir geo-optimizmi bugün savunuyorsun. İnsan özüyle, kendi doğasıyla sevgi ve dostluk içinde yaşasa, «görüş alanına giren her şeyin babası ve efendisi» olsa, —şimdi olduğu gibi— kölesi olmasa, ancak senin izlediğin yoldan ulaşabilir mutluluğa. Çok önemli bir iş yapıyorsun, önümüzdeki uzunca bir süre anlaşılamayacak, sezilemeyecek bir şey- Seni tümüyle anladığımı ileri sürecek kadar küstah değilim, ama sahip olduğun ve dikkati çeken bir basitlikle anlattığın bilgeliğin büyük anlamını yanılmadan anladığıma inanıyorum. «Baharlara giren tüm öykülerini «Krasnaya Nov» dergisinde yayınlandığında okurken sana söylemek istediklerim işte bunlardı. Sana ruh gücü, yorulmazlığı ve neşesi dilerim, sevgili dostum.

Şimdi, «erkek arkadaşını» bana «hırsız, ayyaş ve külhanbeyi, ama iyi bir çocuk» diye tanıtan 17 yaşında bir kıza mektup yazacağım. Bir mektupta ona bunun nasıl olabildiğini sormuştum. Bugün şöyle cevap vermiş: «Bazen kötü insanların içinde tüm kötülükleri bastıran iyi ve büyük bir şeyler olur ve her şeyi bağışlayarak yardım edemezsin.» Burada, 17 yaşında, bilgelik var. Yeni bir şey değil, ama kötü de değil, ha?

«Alpatov'un Gençliği» akında ayrı bir kitap olarak çıkacak mı?

Gosizdat tarafından çok sevdiğim bir kitabın, Sergeyev-Tsensky'nin romanı «Valya»nın birinci cildinin yayınlanması çok sevindirdi beni. Chapygin'in «Razin»ini de çok beğendim-güçlü bir yazı örneği! Sergiyevo'da çok ilginç bir insan yaşıyor, Sergei Grigoryev-Patrashkin.

Sana en iyi dilekler, sevgili M. M-, sağlıcakla kal.

A. Peshkov

Karma ve çocuklarına selâmlar, ailenin çok ¡yi insanlar olduğuna inanıyorum.

22.9.26

Rusya'da bugün üç büyük sanatçı var ve hepsi de değişik bir biçimde olağanüstü: insanların dünyayı tümüyle yeni bir ışıkta görmelerini sağlayan sen; Rusya'nın sevgili ve eylemsiz, yaşlı aydın sınıfı için çok, ince ve sevecen tonlarda ağıt yakan Sergeyev-Tsensky; ve ilk gerçekten tarihî Rus romanı yaratan, anlattığı çağın ruhuna ve maddesine şaşırtıcı bir bakış getiren Chapygin.

Dostluk ve inceliğinden «Gorky de var» diyebilirsin. O adam hakkında benim kendi görüşüm var ve onu stein üçünüzün yanına koymayacağım. Sahte bir alçak gönüllülükten değil, sizin her birinizden çok daha az sanatçı olduğundan. Bu gerçekten böyle.

En iyi dilekler, sevgili M- M.

22.9.26

A. Peshkov

A. P. CHAPYGİN'e
15 Ocak 1927
Sorrento

Sevgili Dost Alexei Pavlovich,

Değişik dergilerde parça parça yayınlanırken olduğundan daha büyük bir zevkle okudum, «Razin»in birinci cildini. Olağanüstü değerde bir yapıt yarattığın kanısı bende daha da derinleşti. Edebiyatımızda bu denli gerçekten tarihî bir roman yazılmamıştı - duygumun bana söylediği bu. Sen veya herhangi biri benden bu savımı nedenleriyle kanıtlamamı istese herhalde beceremem, Kremlin'in yapıldığı dönemde Moskova'da yaşayanların onun güzelliğini sözle anlatamadığı gibi. Anlıyor musun? Çağdaşlarının «Razin»in güzelliğini ve gücünü hissetmemesi, dahası, anlamaması seni ne şaşırtmalı ne de üzmeli.

Sana «Razin» de «neyin kötü olduğunu» söyleyemem çünkü içinde o türden hiçbir şey bulamadım. Sana kitabının «lafebeliğiyle,» tekrarlarla dolu olduğunu söyleyenleri anlamıyorum. Bence kitabın eski ikonalardaki Meryem Ananın örtüsünü andıran zarif bir inci işlemesine benziyor-bütünü parçalamadan tek bir inci bile çıkarılamaz. Kitabın güzelliğiyle esrik, abartıyorum belki, ama sakın ayıltmaya çalışma beni. Evet, beni şölenime bırak. Gerçekten, Razin'in hiçbir estetik, bürokratik eleştirisi benim görüşümü değiştiremez.

Dikkatimi çeken birkaç küçük hatayı söylememe izin ver

......Sonraki baskılarda düzeltilebilecek, bunlar gibi birkaç düzine ufak tefek şeyler bulabilirsin. Kitabın hiçbir hatayı affetmiyor. Sevgili arkadaşım, kutlarım seni, senin için çok sevinçliyim. Ama neden «benim son yapıtım» diyorsun? Yorulmuş olabilir misin? Belki de sansürcüler ve eleştirmenler rahatsız ediyor seni? Biraz dinlenmek, yorgunluğunu giderir; eleştirmenlerce önemsenmeye değmez. Onlara ihtiyacın mı var? Kitabın kendi yolunu kendi açar.

Hayır, «Razin» gibi anıtsal bir şeyler daha yazmalısın. Bu, yapmak «zorunda» olduğun bir şey. Kucaklarım seni sevgili A-P. Sağlıkların en iyisi senin olsun

15.1.27
A. Peshkov
N. K. KRPSKAYA'ya
16 Mayıs 1930
Sorrento

Sevgili Nadezhda Konstantinovna,

Vladimir İlyich'ten (Lenin-yayımcı) anılarını okumayı yeni bitirdim, böylesine basit, güzel ve içli bir kitap, elini uzaktan da olsa sıkma, bunun için sana teşekkür etme, bir şeyler söyleme, anılarınla uyanan duygularımı anlatma arzusu uyandırdı. Tesadüfen, D. Kursky ve Lyubikov dün beni görmeye geldi. Kursky, Lenin'in beyin yapısı üzerinde Focht'un yaptığı çalışmayı anlattı. Bütün gece, o öldüğünde ne büyük bir dehanın söndüğünü, ne eşsiz bir kalbin durduğunu düşündüm. Sanıyorum 1920 yazında, Gorki'ye gidişimi, anımsadım, tüm canlılığıyla. O zamanlar politikanın dışındaydım, günlük yaşamın küçük dertleriyle uğraşıyordum- V. İ.'ye bu küçük dertlerin baskısından yakındım. Diğer şeyler arasında, ahşap yakacak saklamak için yıkarken, Leningradlı işçilerin pencerelerin camını çerçevesini kırdıklarını, saç damları harap ettiklerini, halbuki kendi evlerinin damlarının aktığını, pencerelerini ince tahtalarla onardıklarını, buna benzer şeyler söyledim. İşçilerin kendi emeklerinin ürünlerine böylesine düşük değer biçmelerine kızmıştım. «Siz devrim planlarıyla uğraşıyorsunuz, böyle küçük şeyler size ulaşmıyor» dedim. Verandada bir aşağı bir yukarı yürürken, hiç cevap vermedi. Bense, onu böyle önemsiz şeylerle rahatsız ettiğim için kendimi ayıpladım. Çaydan sonra, birlikte yürüyüşe çıktığımızda şöyle dedi bana: «Küçük işlere önem vermediğimi düşünmekle yanılıyorsun; ayrıca, söylediğin emeğin düşük değerlenmesi küçük bir iş de değil-hayır, bu önemsiz bir şey değil; biz fakir bir halkız, her kuruşun, her santimin değerini iyi bilmeliyiz. Çok şey yıkıldı, kalan her şeyi çok iyi korumalıyız. Bu, ekonomimizin yeniden kurulması için zorunludur. Ama insan işçiyi her şeyin sahibi olduğunu henüz kavrayamadığı için nasıl suçlayabilir? Bu bilinç bu kadar çabuk ortaya çıkmaz; äncak bir sosyalistte görülebilir bu. «Söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum tabiî, ama anlamı buydu- Bu konu üzerinde uzun bir süre konuştu. Belirttiği «önemsiz şey» lerin sayısına ve düşüncelerinin nasıl çarpıcı bir basitlikle, yaşamın en küçük olayından en geniş genellemelere yükseldiğine hayran kaldım. Onun büyük bir inceliğe erişmiş bu yeteneği her zaman hayran bıraktı beni. Analiz ve sentezin böylesine uyumlu işlediği bir başka insan bilmiyorum. Bir başka zaman, geri zekâlı çocukları, olumsuz yönde etkiledikleri normal çocuklardan ayırmak için Leningrat dışında bir manastıra götürmeyi önerdim. V.İ.'nin bu konuda daha önceden düşündüğünü ve bir yoldaşa bundan söz ettiğini öğrendim, daha sonra. «Bütün bunlar için zamanı nasıl buluyorsun?» diye sordum. «Bu, ben Londra'da Whitechapel'dayken ortaya çıkmış bir sorundu,» dedi. İleri görüşlü bir insandı- Capri'de o yılların edebiyatı üzerinde konuşurken, benim kuşağımın yazarlarını olağanüstü bir doğrulukla niteliklerini acımadan ve rahatça ortaya koyarak eleştirdi. Sonra benim öykülerimdeki bazı nesnel yetersizliklere değindi ve şöyle azarladı beni: «Yaşam deneyini böyle kısa öykülere dağıtmamalısın. Tümünü bir tek kitaba, büyük bir romana dökme zamanı geldi.» Bir ailenin Moskova'nın yangından sonra yeniden yapıldığı 1913'le başlayıp günümüze dek inen yüzyıllık bir tarihini yazmayı düşündüğümü söyledim ona. Ailenin kurucusu, 1812 Partizan eylemindeki yiğitliğinden ötürü ağanın azat ettiği ihtiyar meclisi üyesi bir köylü olacaktı. Memurlar, rahipler, fabrikatörler, Petrashevsky ve Nechayev yandaşları, yetmişlerin insanları çıkacaktı bu aileden. Dikkatle dinledi, bazı sorular sordu, sonra «Nefis bir konu, ama kuşkusuz güç, uzun bir zaman alır. Başa çıkacağına inanıyorum ama nasıl sonuçlandıracağını kestiremiyorum. Yaşam mantıklı sonlar getirmiyor. Hayır, bu kitap devrimden sonra yazılmalı, bugün bize gereken, «Ana» gibi bir şey.» dedi- Tabii kitabın nasıl biteceğini ben de kestiremiyordum. İşte her zaman gerçeğe doğru böyle şaşırtıcı biçimde düz bir çizgi üzerindeydi; her konuda öngörüş ve sezgi doluydu.

Ama neden bunu bütün yaşamı boyunca onun yanında olan onu benden ve herkesten daha iyi tanıyan sana anlatıyorum.

Sağlıkların en iyisini dilerim senin için, sevgili Nadezhda Konstantinovna, elini sıkar, kucaklarım seni. Maria İlyinishnaya'ya selâmlar.

A. Peshkov
17 Ocak 1923
Sorrento

Sevgili Alexei Nikolayevich,

Ülke çapında bir yarışma için yedi ödül yetersiz. Sayının en az on beşe ve birinci ödülün 25.000 rubleye çıkarılmasını salık veririm. Bu daha etkileyici olacaktır.

Sonra, neden yalnız komedi? Dramı da alın yarışmaya. Mutlaka Benim katkım pek gerekli değil, ayrıca oyunları okuyacak zamanım da yok; tepeden tırnağa ciddî bir insanım hem de. Samanyolunu değiştirip yeniden düzenlemenin.zorunluluğu veya «Olması Gerektiği Biçimiyle Evren» konusunda çok ciltli bir yapıtla uğraşıyorum. N. Morozov'la yarışacağım.

Resmî makamlara, Koltonovskaya hakkında yazdım. Emekli maaşı için daha kaç yaşlı bayanın var depoda? Söylentilerden senin, benim çok saygıdeğer adaşım ve sevgili arkadaşımın 25 yıldır Rus Mektupları alanında çalıştığını öğrendik ve biz, Sorrento sakinleri, yani, Vsevolod ¡vanov ve karısı, Toquato Tasso, Sylvester Schchedrin, Marion Crawford, Henrik İbsen ve diğerleri, sana bir kutlama ve şükran mesajı yollamaya karar verdik.

Sonra, ikinci bir düşünceyle, bu mesajı göndermedik, içimizden bazılarının zamansız hastalığı ve diğerlerinin beklenmedik ayrılışları yüzünden. Yalnız akrabalarımla ben kaldık. Şaka bir yana, seni içtenlikle kutlarım. Senin büyük ve canlı yeteneğine ne çok saygı duyduğumu bilirsin. Evet. senin yeteneğin, canlı gibi algıladığım içinde kıvılcım olan, keskin görüşlü bir şey-keskin görüşün, üçüncü yazılmış olsa da bana göre yeteneğini oluşturan etkenlerin en basında geliyor, tümüyle büyük, gerçekten Rus, Rus'a özgü bir biçimde zeki, tüm «güncel «doğru»lar içinde saklı tutuculuğu iyi yakalayan ve bunlarla iyi alay edebilen bir nitelik. Epeyce değerli ama yeterince incelenip değerlendirilmemiş yapıtlar yazdın, bazıları daha anlaşılmadı bile,,ama bu üzücü olsa da hiç de kötü bir şey değil. Saydamlık, pencere camında değerli bir nitelik, ama dürbün mikroskop, teleskop gibi içinde cam da olan şeyleri alırsan, her şeyi görürsün ama cam yokmuş gibidir. Gerisini sen anlarsın. Şunu da eklemek istiyorum, yirmi beş yıllık çalışmana karşın hâlâ «yeni»sin ve sonuna dek de öyle kalacaksın «Peter»in, yazınımızda ilk gerçekten tarihsel roman ve çıkması çok uzun süren bir kitap. Geçenlerde ikinci bölümden bir alıntı okudum —çok güzeldi! Nefis kitaplar yazabiliyorsun; yalnız, hızın yetersiz «Büyük Sınav»ını okuyorum. 1918 Yılı»nı, —ondan—, ne büyük bir görüş ve anlatım yeteneği! Ama insanı üzen. tamamlanmamış sayfalar var. Yaşlı bir adamın homurdanması, orada burada. Yeter artık! Kucaklarım seni. sağlıkların en iyisini dilerim- Sevgili ve zeki Tusya'na selâmlar.

A. Peshkov
19 Şubat 1935
Moskova

Yoldaş A. Shcherbakov'a,

Kanımca, eleştiri kavramı ve işlevinin tanımı, yazarlar ve eleştirmence çok iyi bilindiği gibi. çok «genel» terimlerle yapılmış. Bu yüzden de canlı ve ateşli bir ilgi uyandırmada ve hem yazınsal yaratıcılığın bir yöntem ve tekniği hem de Sovyet sanatının estetik ve etiği olarak sosyalist gerçekçilik sorunu üzerinde verimli bir tartışma getirmede yetersiz kalıyor.

Sosyalist gerçekçilik üzerinde çok şey yazıldı, hâlâ yazılıyor, ama Yazarlar Kongresinde eleştirmenlerin varlık nedenlerini ortaya komamalarını açıklayan hiçbir belirli görüş yok. Bize asıl gereken, ülkemizdeki tüm eylemlerin ve proletarya diktatörlüğünün yaratıcı eylemine karşı tüm direnç hareketlerinin anlamını kucaklayıp aydınlatacak ölçüde geniş, sağlam bir biçimde oluşturulmuş «işleyen bir gerçekçiliktir». Çünkü, bu «işleyen gerçekçiliğin» çatısı içinde, farklılıklar kaçınılmazdır ve hoş görülebilir-doğal ki, «kaçınılmaz» ve «hoşgörülümün sınırları büyük bir özenle belirlenmelidir. Bence sosyalist gerçekçiliğin çıkış noktası olarak Engels'in sözleri alınmalıdır: Yaşam, sürekli bir devinim ve değişimdir. Doğada fiziksel ve kimyasal enerjiler mekanik biçimde işler, buna karşın insan toplumlarında, sınıfsal güçlerin sürtüşme ve çarpışmaları ve emeğin maddî kültür yaratıp sürdürme amacına, burjuva olana ve sınıf bencilliğine yönelik eylemlerini görüyoruz. Tarihsel olaylar, burjuva toplumunda bilim az veya çok başarıyla sınıfları bir araya getirip birleştirmeye, yani uzlaştırmaya çalışan bir «katalizör» rolü oynadığını gösteriyor ki, bu, burjuva toplumda zora boyun eğmeye zorlamakla eşdeğerdir. Bireycilere kapitalist koşullar altında bilimin en az, sınıfsal çelişkilerin gelişmesiyle ilgilendiği, çoğunlukla durağan bir denge araştırdığı gösteriyor ki, bu, burjuva toplumda zora boyun eğmeye zorlamakla eşdeğerdir. Bireycilere kapitalist koşullar altında bilimin enaz, sınıfsal çelişkilerin gelişmesiyle ilgilendiği, çoğunlukla durağan bir denge araştırdığı gösterilmelidir.

Burjuva yazınının gerçekçiliği eleştireldir, ama yalnızca sınıf «stratejisinin» gereksindiği eleştiri ölçüsünde, kendi egemenliğini sürekli kılma savaşında yaptığı hataları burjuvaya göstermek için. Sosyalist gerçekçilik, ise «eski dünyanın» kalıntılarına tehlikeli etkilerine karşı savaşa ve bu etkilerin kökünü kazımaya yöneliktir. Ana görevi de sosyalist ve devrimci dünya görüşü ve kavrayışını geliştirmektir.

Bu tür düşünceler, kanımca, yazarlar ve eleştirmenler arasında karşı koyma ve kızgınlık uyandırarak yararlı bir tartışmaya götürebilir. Yazarlarımız, yazının hedef ve görevleri konusunda çok az düşünüyor konuşuyor, bu yüzden işlerinde daha canlı ve derin bir ilgi yaratmak için bir girişim gerekli.

Bilimsel sosyalizmin öngördüğünün en kapsamlı ve etkin biçimde Partinin çalışmalarıyla gerçekleştirildiği, bu öngörünün örgütleyici gücünün, bilimsel niteliğinden doğduğu, yazarlara olabildiğince sık ve sürekli hatırlatılmalıdır. Kapitalist dünya tümüyle, Marksist düşüncenin belirttiği biçimde, çöküşüne doğru giderken, sosyalist dünya kuruluyor.

Buradan, mantığa uygun biçimde, öngörünün, geniş bir yaşam bilgisinde öğütülmüş ve materyaline en büyük biçim kusursuzluğunu sı vermek için sezgi çabasıyla zenginleştirilmiş —olanaklı ve istenen şeylerle zenginleştirilmiş—imgelerle düşündüğünde sanatçı tarafından kabul edilebilir bir şey olduğu sonucuna varılır. Bir başka deyişle, sosyalist gerçekçi sanat, «büyütmek ve görüntüyü tamamlamak» olarak belirlenir. Sezgi, bilgiden önde gelen bir şey, bir «kehanet» gibi anlaşılmamalı-kehanet. deneyimi daha çok, belirli bağlantı ve ayrıntılardan yoksun bir imge veya varsayımla zenginleştirir, tamamlar.

Harflerin kişileri, bilimin devrimci varsayımları ve Speransky'nin «işleyen gerçeklik» olarak görev yapan deneyle sağlamlaştırılmış varsayımları ile tanıdıklaştırılmalıdır. Bu konu üzerinde, Sovyet Denel Tıp Enstitüsü Yönetmeni Lev Nikolayevich Fyodorov'la konuşursanız, bunun yanında Enstitünün görevleri ve insanın karmaşık incelemesinin gerekliliği konusunda bir rapor vermesini isterseniz, çok yararlı olur. Morozov için bir anıt ve bir Sovyet Tiyatrosu sorunu konusunda şimdiye dek hiçbir şey yapılmadığına dikkatinizi çekerim.

Afinogenov'un raporunun, önermelerinde yuvarlak, belirsiz ve tutarlı sonuçlardan yoksun olduğu görüşündeyim. Tüm gerekli açıklamasını ortaya koymadan sosyalist gerçekçiliğin «utkularından» —ki bunda gerçekten mükemmeldik— konuştuğumuzdan kuşkulanıyorum. Aktörleri «yönetmenlerin» inatçılıklarına karşı savunurken, bu gibi durumlarda—ki hiç de seyrek değil— bu inatçılığın oyun yazarlarına dek uzatıldığından da (bu oyun yazarları tiyatroya gerçekten «ham» madde verirken, yani tamamlanmamış, bitirilmemiş oyunlar) söz etmeliyiz. Afinoaenoş, hem tiyatroda, hem sinemada oyun ve senaryo yazarlarımızdan çok daha usta yapımcılarımız olduğunu belirtirken haklıydı. Bu noktanın açıklığa kavuşturulması gerek. Afinogenov'un raporu büyük bir olasılıkla, yağın ama küçük bir «sahne-arkası» polemiğe yol açacak.

Shaginyan, eleştirmenlerden «yol göstericilik» istiyor- Bunun doğru olduğunu söylemek çok güç. Birleşik ve arkadaşça çalışma istenmeliydi. Romancılar, hikayeciler ve oyun yazarları da eleştirmenlere yol göstericilik yapıyorlar, onlara kamuoyunu oluşturmak için görüntülenmiş materyal, yani, sosyal etik ve estetiğin gelişmesi için ideolojik sonuçlar sağlayarak. Bir edebiyat tarihi yazılması istemi anlaşılabilir, ama «her yazar üzerine monografi» yazarlara zararlı olur yalnızca.

Shaginyan'ın Rus edebiyatını kardeş cumhuriyetlerin edebiyatlarıyla karşılaştırarak eleştirip değerlendirmek gereğini belirten önerisi çok değerli.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36940424 ziyaretçi (103176583 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.