Edgar Jayce (Uyuyan Kahin)
 

Edgar Jayce (Uyuyan Kahin)

Edgar Jayce (Uyuyan Kahin)

Nostradamus'tan Sonraki İkinci Büyük Kahinin Yaşam Öyküsü

Birçok ünlü ve başarılı kahin, kehanetlerini uykularında rüya kanalıyla ya da derin bir konsantrasyonla sağladıkları trans durumlarında söylemişlerdir. Her ikisinin de ortak özelliği, bir gevşeme halinin oluşmasına imkan vermesiydi. Özel şartlarla yerine getirilen konsantrasyon ve trans hali belki de uykuda iken kendiliğinden sağlanıyordu... Nitekim yapılan günümüz Parapsikoloji araştırmaları bu görüşü desteklemektedir.

Trans haline geçerek kehanetlerini söyleyebilenlerden biri de, dünyaca tanınmış kahin Edgar Cayce'dir. Kendisinin günümüze dek gerçekleşmiş ve gerçekleşmeyi bekleyen çok sayıda kehaneti bulunmaktadır. Kehanetlerini uykuya benzer bir trans hali içinde söylediği için, kendisine "uyuyan kahin" lakabı verilmiştir.

Edgar Cayce, Trans halindeyken geçmiş ve gelecekle ilgili bütün soruları rahatlıkla yanıtlıyor; geçmişten ve gelecekten haberler verebiliyordu. Uyandığı zaman bunların hiç birini hatırlayamaması da konuyu daha ilginç bir hale getiriyordu. Bu da, onun gerçek anlamda bir transa girdiğinin en büyük göstergesiydi...[1]

18 Mart 1877'de Kentucky'de doğan ve 3 Ocak 1945'de Virginia Beach'ta hayata gözlerini yuman Edgar Cayce, hipnoz ile uyutularak trans halindeyken yaptığı ve kayda alınan "okumalar"la tanınmıştır. [3/2] Edgar Cayce, fizik üstü evrenin bilgilerini, uyarılarını ve kehanetlerini insanlığa aktarma görevi ile bedenlenmiş, tüm yaşamını yalnızca başkalarına faydalı olmaya adamış ve bunun karşılığında herhangi bir maddi kazanç sağlamayı düşünmemiş (ihtiyâcı olduğu halde) ender varlıklardan biridir. Ona “Sırların Adamı”, “Uyuyan Kahin” gibi sıfatlar yakıştırılmıştır.[2] Transta iken yaptığı teşhislerde, kimi değişik vakaların tedavisi için gerekli ilaçların nerede bulunabileceğini tarif etmiş, ayrıca astroloji, reankarnasyon ve Atlantis ile ilgili kehanetlerde bulunmuştur.[3]

Cayce hipnoz uykusundan uyanınca hiçbir şey hatırlamıyordu. Uykudayken bu işi nasıl başardığı sorulduğunda, yaşayan herhangi bir insan beyni ile ilişki kurabildiğini, bu beyin veya beyinlerdeki bilgilerden, kendisine gelen hastaları teşhis edebildiğini, ilaçlar verebildiğini söylüyordu. Belki de bu anlarda Cayce'de bambaşka bir akıl canlanıyor ve insanlıkta dolaşan bütün bilgilerden, tıpkı bir kitaplıktan olduğu gibi yararlanıyordu. Bu işlem ışık hızıyla oluyordu. Fakat Edgar Cayce'nin durumunu bugün için açıklama imkânı yoktur.

Medyumluk yeteneği ve psişik güçleri çok küçük yaşlarda ortaya çıktı. Edgar Cayce küçükken hastalanmış komaya girmişti. Köyündeki doktor tüm çabalarına rağmen onu komadan çıkaramamış, bu haldeyken Cayce konuşmaya başlamış: "Enseme bir beyzbol topu çarptı. Özel bir yakı yapın ve enseme kuvvetlice basın. Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var." demişti. Sonra yapılacak yakının formülünü vermişti. Ailesi başka çare olmadığı için denilenleri uygular ve akşama doğru ateşi düşen Edgar, ertesi gün ayağa kalkar. Fakat komadayken söylediklerini hatırlamıyordu ve formül için isimlerini verdiği bitkilerin çoğunu tanımıyordu.[3] Cayce, Altı yaşındayken ailesine daha önce ölmüş olan akrabaları ile iletişim kurulabileceğini ve görüşülebileceğini anlatmıştı. Daha sonraları ise okul kitaplarının üstüne başını koyarak uykuya dalıyor, uyandığında hiç çalışmamış olduğu halde kitapta yazılanları ezbere biliyordu.[2] Bu garip yeteneğini giderek yitiren Edgar, ailesinin maddi yetersizliğinden dolayı on üç yaşında okuldan ayrılıp çalışmaya başladı.[4] Yirmi bir yaşında bir mektup kağıdı fabrikasının temsilcisi oldu ve o dönemlerde bir tür gırtlak felci geçirerek sesini kaybetti. Pek çok doktora gittiyse de hiç biri bu durumu düzeltmeyi başaramadılar ve son çare olarak hipnoza başvuruldu.[2]

O dönemde geçirdiği gırtlak kanseri sonucu sesini kaybetti. Doktorlar bir türlü hastalığına çare bulamadılar ve son çare olarak hipnoza başvuruldu. Böylece Cayce'nin kaderi de başlamış oldu. Transa geçtikten sonra tedavisinde kullanılması gereken tüm ilaçları ve tedavi yöntemlerini sıraladı. Dediklerinin uygulanmasıyla bir mucize gerçekleşti ve Cayce sesine yeniden kavuştu. Bu olay yeni hayatının da başlangıcı oldu ve insanlara faydalı olabilmek için psişik güçlerini kullanarak kehanetlerde bulunmayı kendine vazife seçti.[4]

Böylece Cayce'nin yeni yaşamı başlamış oluyordu. Transa geçtikten sonra sorunu çözümleyici ifadelerini peş peşe sıraladı ve sesini yeniden kullanabilmek için gerekli ilaçları ve tedavileri söyledi; bunları uygulayarak eski sesine kavuştu. Ancak artık eski yaşamının yerini bir başkası almış, görevi başlamıştı. Sadece ve sadece insanlara yararlı olmaya adanacak bir yaşamın eşiğinden girmiş, yürümeye hatta koşmaya başlamıştı bile.[2]

Amcasının çiftliğinde çalışmaya başlamış daha sonra Hopkinsville kitaplığında hademelik yapmıştı. Sahip olduğu yeteneği kullanmak istemeyen Cayce küçük bir fotoğrafçı dükkânı açmıştı. Çocukluk arkadaşı Al Layne felçliydi ve ayağını sürüyerek yürüyordu. Çocukluk arkadaşının yalvarmasına dayanamayan Cayce hipnoz uykusuna yatmaya razı oldu. Bu uyku sırasında arkadaşının hastalığının nedenlerini yazdırdı. Uyanınca arkadaşına yazdırdıklarının ne olduğunu dahi anlamadığını, bunun büyücülük olduğunu, ilaçları alıp kullanmamasını tavsiye eder. Ama sekiz gün sonra Al Layne'nin iyileştiği bütün kasabada konuşulmaya başlanınca insanlar kendisine başvurmaya başlamıştır. Önceleri, "uyurken konuşuyorum diye insanları tedâviye kalkamam" diyerek direnen Cayce, sonunda bazı şartlar ile bu seanslara razı olur. Hastaları görmeyecek, para almayacak ve uyku seanslarında bir doktor hazır bulunacaktı.[3]

Hopkinsville ve Bowling Green'den bir grup doktor Cayce'nin bu eşsiz yeteneğinden çok yararlandılar. En içinden çıkılamaz vakaların Cayce tarafından tüm fizik kuralları altüst edercesine zaman ve mekan ötesi bir algı sonucunda teşhis edilişine olan hayranlıklarını gizlemediler. Onu layık olduğu takdir ile kuşattılar, yeteneklerini kamuoyuna duyurdular ve böylece Cayce'nin hemen hemen tüm vakalarda doğrulukları en yüksek hekimlerce de kanıtlanmış olan hastalık teşhis ve tedavilerinin ünü yayılmakta gecikmedi. Transa iken yaptığı teşhislerde, mili değişik vakaların tedavisi için gerekli ilaçların nerede bulunabileceğini dahi büyük bir kesinlikle tarif eden Cayce'nin uyanık durumda bunların hiç birinden haberi bile yoktu.

Karşısına gelen kimi insanların sorunlarının da geçmiş yaşamlarından kaynaklandığını belirten Cayce'nin ağzından bu geçmiş yaşamlara ait, sorunun kaynağını oluşturan sahneler de birer birer dökülüvermişti. Böylece de batık kıta Atlantis'teki yaşamın çarpıcı kesitleri gözler önüne serilivermişti.[2]

Hipnoz uykusu sırasında hastalara koyduğu teşhisler o kadar isabetliydi ki buna hayret eden doktorlar, aslında kendisinin de doktor olduğunu; fakat bu yola saptığını söylüyorlardı.

James Andrews adında bir demiryolu şirketi sahibi, Cayce'ye gelmişti. Seans sırasında birkaç ilaç ve bir tür adaçayı suyu kullanılması söylenmişti, formülü bulmak imkânsızdı. Gazetelere verilen ilanlardan bir sonuç çıkmayınca tekrar edilen seansların birinde Cayce, ilacın çok karmaşık formülünü yazdırdı. Bu arada şirket sahibi Andrews'e Paris'li genç bir doktordan mektup geldi. Mektubunda ilanda söz edilen adaçayı suyunu yine doktor olan babasının bulduğunu fakat elli yıldan beri yapmadığını yazıyordu. Formülü Cayce'nin yazdırdığı formül ile aynıydı.

Hekimler sendikası mahalli sekreteri John Blackburn, bir komite ile bütün seansları izler ve sonunda Edgar Cayce'ye resmi konsültasyon yapma izni verildi.[3]

Kimi insanların sorunlarının geçmiş yaşamlarından kaynaklandığını söyleyen Cayce, uyandığında bunların hiçbirini hatırlamıyordu. Geçmiş hayata ve reankarnasyona dair verdiği bilgilerin yanı sıra Cayce, geleceğe dair de bir çok kehanette bulundu. Ama kehanetlerinin çoğunluğu yazılarında Antik Çağ filozofu Plato'nun da sözünü ettiği kayıp Atlantis uygarlığıyla ilgiliydi. Kahin Cayce'ye göre Atlantisliler, İ.Ö. 10.500 yılında Mısır'a göç etmişler ve 40.000 yıllık medeniyetlerinin kayıtlarını da yanlarında götürmüşlerdi. Mısır, eski ve gelişmiş bir uygarlık olan Atlantis'in bir kolonisiydi. Yağmalamalar sonucu kaybolan bu kayıtların, Sfenks'in yakınlarında, henüz keşfedilmemiş ve tamamen toprağın altındaki bir başka piramidin içinde yer alan, kendi verdiği isimle "Kayıtlar Salonu"nda bulunacağını söylemişti. Ayrıca Cayce, Mısır Piramitleri'nin sanılanın aksine, M.Ö. 3500 yılından çok önce yaklaşık M.Ö. 10.500 yılında yine Atlantisliler tarafından yapıldıklarını söylüyordu. Uyuyan Kahinin, Atlantis'e ve diğer kehanetlerine dair bilgileri, Cayce'nin 1929'da, Virginia Beach'ta kurmuş olduğu Araştırma ve Aydınlanma Cemiyeti (A.R.E.) tarafından arşivlendi. Ayrıca 8000'den fazla insana verdiği psişik okumaları, yıllarca sekreterliğini yapan Gladsy Turner tarafından titizlikle kayda alındı.[4]

Cayce'nin sekiz yaşındaki oğlu oynarken bir magnezyum patlamasına sebep olur ve doktorlar bir gözünü kurtarmak için diğerini çıkarmayı önerirler. Bunu kabul etmeyen Cayce, hipnoz sırasında gözlere 15 gün süreyle tannik asit pansumanı uygulanmasını söyler. Doktorlar bunun çılgınlık olduğunu söylemesine rağmen 15 gün sonra çocuğun gözleri iyileşir.

Bir uyku seansında 4 reçete yazdırmıştı ve bunların kime uygulanacağı bilinmiyordu. Sonradan kendisine başvuracak dört hastanın reçetesini 48 saat önce yazdırmıştı.

Bir seans sırasında da "Codiron" adında bir ilaç yazdırmıştı ve ilacı yapan firmanın adresini vermişti. Telefon edildiğinde ilaç firması şaşırmıştı, "Nereden duydunuz? Formülü yeni bitirdik ve ismini yeni koyduk" diyorlardı.[3]

I. Dünya Savaşı bittiğinde Edgar Cayce şöyle diyordu: "Eğer Ver Say Konferansı başarılı geçerse, dünya barış dolu bir bin yıl geçirecektir. Eğer başarısız olursa; insanlık 1940 yılında ikinci ve çok daha dehşetli bir savaşa sürüklenecektir." [1]

Edgar Jayce ve Atlantis

Edgar Cayce'ye göre; Atlantisliler İ.Ö. 10.500 yılından önce Mısır'a göç ettiler ve yanlarında Atlantis Uygarlığı'nın 40.000 yıllık kayıtlarını da götürdüler. Plato'ya göre ise, Mısırlı rahipler İ.Ö. 500 civarında Yunan Filozofu Solon'a Atlantis'in hikayesini anlattılar. Eski Mısır'a ait kayıtlar, muhtemelen lahitlerden ve tapınaklardan yağmalanmış oldukları için nadir olsalar da, mutlaka bu Kütüphane'de bulunmuş olmalıydılar. Edgar Cayce, bu kayıtların en sonunda, Sfenks'in yakınlarında, henüz keşfedilmemiş ve tamamen toprağın altındaki bir başka piramidin içinde yer alan, kendi verdiği isimle "Kayıtlar Salonu"nda bulunacağını söylemişti.

Daha sonra, 80'li yılların ortalarında, Edgar Cayce'nin en küçük oğlu Edgar Evans Cayce, Atlantis'e ilişkin araştırmalar hakkında, Vakıf programlarının sonuçlarını da kapsayacak bir kitap yazmanın zamanının geldiğini hissetmişti. Kızı Gail Cayce, Schwartzer ve Douglas G.Richards ile birlikte yazdığı "Atlantis'in Gizemleri" (Harper ve Rowe) adlı kitabı 1988'de yayınlandı. Edgar Evans bize, Atlantis'e atıfta bulunan tüm ifadeleri saptamak için, 1 yıl boyunca babasının bütün "okumaları" üzerinde çalıştığını söylemişti. İstatistiksel olarak, bütün "yaşam okumaları"nın hemen hemen üçte birinin Atlantis'ten söz ettiği ortaya çıkmıştı.[5]

Daha sonra 80'li yılların ortalarında oğlu Edgar Evans Cayce, babasının Atlantis'e dair bilgilerini de kapsayan bir araştırma kitabı yazdı. "Atlantis'in Gizemleri" adlı kitap, 1988'de yayınlandı.[4]

Cayce, ayrıca, Atlantisli göçmenlerin, kayıtlarını Mısır ve Yucatan'a taşımayı kararlaştırdıklarını iddia etmişti. Görünen o ki, günümüz teknolojisi göz önüne alındığında, eğer kararlı bir çaba gösterilse, Cayce'nin söylediği gibi, Sfenks ile Nil Nehri arasında ve Sfenks'in sağ pençesinin yakınlarında bir yerde, böyle bir odanın gömülü olup olmadığını anlamak mümkün olabilecektir.[5]

Atlantis, henüz suların üstüne çıkmadı ama suların altında olduğu ve aynen Edgar Cayce'nin söylemiş olduğu yerde bulunduğu geçtiğimiz yıllarda ispat edildi. Edgar Cayce 1940 yılında yine bir trans halindeyken: "Poseidia Atlantis'in yükselecek ilk kısımlarında yer alacaktır." diyordu. 1933 yılında ise, Atlantis'in yeniden keşfedileceğini söylerken, Poseida'nın Florida açıklarında Bimini'nin yakınlarında olduğunu ileri sürüyordu. Yıllar sonra Edgar Cayce'nin yine yanılmadığı ortaya çıktı. Bimini bölgesinde araştırmalar yapan Dr. J. Manşon, Jack Mayol ve Harold Climo, 1968 yılında Okyanus'un altında yer alan; taşlardan yapılmış yollar, büyük bir duvar ve yapılar keşfettiler. Bimini Duvarı olarak dünyaya duyurulan bu haber yine Edgar Cayce'nin hatırlanmasına sebebiyet vermişti...[1]

Ölümü

Presbiteryen Kilisesinin bir üyesi olan Cayce, hayatının son yılında günde ortalama 8 psişik okuma yapıyordu ve bu onu oldukça zayıf düşürüyordu. 2 Ocak 1945 günü iyice bitkin düştü [4] Cayce, öleceği günü ve saatini önceden haber vermişti. Çaresiz bir hastalığa tutulduğunu anlamıştı. "Akşam 5'te tamamen kurtulacağım." diyordu. Hastalığı, "başka bir şey olmak"tı.[3] En sonunda  ve 3 Ocak'ta da hayatını kaybetti.[4] Cayce, öldüğü zaman ardında, 43 yıl içinde yazılan 14.000 adet ayrıntılı "steno kaydı"nı bırakmıştı. Bunların içinde onun, geleceğe yönelik bazı kehanetleri de yer almaktadır.

Günümüzde Edgar Cayce takipçisi bir çok organizasyon ve kuruluş vardır.[3] O, bu yüzyılın sonuna doğru insanlığın aydınlanacağını ve büyük bir spiritüel uyanışa kavuşacağını da ileri sürmüş, eşine çok ender rastlanan kahinlerden biridir.[1]

Kehanetleri

Cayce, 1920'lerin ortasında yaptığı bir görüşmede, 1939 yılında borsanın çökeceğini ve bunu da büyük ekonomik bunalımın takip edeceğini söylemiştir. 1931 yılında ise, büyük bunalımın 1933'de sona ereceğini ifade etmiştir. Bunalım, gerçekten de 1933'de sona ermiştir.

Hitler'in Almanya yönetimine geleceğini ve makamından indirilene veya dışarıdan bir müdahale gelene kadar da yönetimde kalacağını 1934 yılında söylemiştir.

Uluslararası dengelerin artık iyice kaybolacağını ve işlerin çığırından çıkacağını 1936'da, 2. Dünya Savaşı'nın ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini de 1937 yılında öngörmüştür. Ayrıca, 1939 yılında, aktif göreve ileriki yıllarda çağırılıp çağırılmayacağını soran emekli bir Amerikan deniz subayına, 1941'de çağrılabileceğini söylemiştir. Nitekim A.B.D, 1941'deki Pearl Harbor baskını ile 2. Dünya Savaşı'na girmiştir.[6]

Cayce aslında iyi bir fotoğrafçıydı da. Ancak daha sonra bu işini de bırakmış, asli görevini hakkıyla yerine getirmek için stüdyosunu kapatmıştı. Öldüğü zaman ise 43 yıl içinde 8 binden fazla insana verdiği psişik öğütlerin gayet ayrıntılı 14.000 adet steno zaptını gerisinde bırakmıştı. Bunların arasında geleceğe yönelik kehanetleri de vardı.

Toplum, bilim ve jeofizik alanlarında doğruluğu sık sık kanıtlanan kehanetleri, genellikle olayların gerçekleşmesinden uzun yıllar önce söylenmişti. Savaşlar barış, işsizlik, ırk çatışmaları, sosyal çalkantılar vs… gibi konulardaki kehanetlerinin, karşısına tedavi için gelen insanların özel yaşamlarına ilişkin kehanetleri de zaman geçtikçe aynen gerçekleşti.

Cayce ulusların geleceğini nasıl görüyorsa, şahısların geleceklerini de aynı berraklıkta görüyor, onlara evleneceklerini, boşanacaklarını, çocukları olacağını, doktorluk, mimarlık, kaptanlık, askerlik gibi çeşitli meslek dallarını seçeceklerini de rahatlıkla ifade edebiliyordu.

Kehanetlerini transtayken söylüyordu ama Cayce uyanıkken de çevresindeki etkilere son derece duyarlıydı. Bir gün bir konferans salonunu terk etmek zorunda kalışının nedeni de bu duyarlılıktı. Çünkü o sırada orada bulunan bütün gençlerin bir gün savaşa gideceklerini, içlerinden üç tanesinin de asla geri dönmeyeceklerini görmüştü.

Cayce geçmişin ve geleceğin kapılarını açabilen her ikisine de rahatlıkla girip çıkabilen bir insandı.

1939 yılından sonra görev yapacak olan başkanlardan ikisinin görev süreleri sona ermeden öleceklerini söyleyerek Roosevelt ile Kennedy'yi kast etmişti. 1929 yılındaki büyük ekonomik krizi, borsadaki çalkantıları ve işlerin 1933'de yeniden rayına oturtulacağını bilmişti. 1920'lerde Amerika'da ırkçılık çatışmalarının yaşanacağını ifade etmişti.

Kahinler, kehanetlerinin hangi tarihte gerçekleşeceğini genellikle söylemeyi reddederler. Ancak Cayce çoğu kez tarihte belirtmiştir. 2.inci Dünya Savaş'ının başlayış ve sona eriş tarihlerini ve Vietnam Savaşı'nın tarihini vermiş, bilim dünyasının henüz haberi yokken Lazer ışınının bulunacağını söylemişti. Bimini yakınlarında, deniz dibinde tarih öncesi kalıntıların da bulunacağını belirtmiş ve bu da gerçekleşmiştir.

Yeryüzünün Çehresindeki Değişimler

Cayce, ileriki yıllarda büyük doğal afetler yaşanacağını, depremlerin ve deniz kabarmalarının yeryüzünün topografyasını değiştireceğini bildirmiş, kendisine tarih sorulduğunda ise bu hareketlerin 1958 ile 1998 arasında başlayacağını önce yavaş seyreden bu değişimlerin 1969 yılından itibaren giderek hızlanacağını eklemişti. Nitekim depremlerde hem sayıca, hem de şiddet bakımından bir çoğalma saptanmakta, 1969'dan sonra 7-9 Richter ölçeği arasında en az 30 depremin kaydedildiği bildirilmektedir.

En uzman jeologlar Cayce'nin haber verdiği olayların hiç de hayal ürünü olmadığını, hemen yanı başımızda gerçekleşmeyi beklediklerini belirtiyorlar. Cayce yer kabuğundaki değişikliklerin Amerika'nın batı kıyılarından başlayacağını ifade etmişti. Nitekim 28. Mart 1964 yılındaki Alaska depremi, 8.4 şiddeti ile 1908 San Francisco depreminden de güçlüdür.

Jeologlar Cayce'nin California'nın tahrip oluşuna ilişkin kehanetinin her an gerçekleşebileceğini belirtiyorlar. St. Andreas çatlağının 1980 yılında Pasadena dolaylarında 23 cm kadar batıya kaydığı saptanmıştır. Pek çok bilim adamının da görüşüne göre, 1989 San Francisco depremi asıl büyük hareketin sadece bir habercisidir. 1970 Haziran'ında Peru'da meydana gelen ve topografyayı değiştirmiş olan depremi de önceden haber vermiş olan Cayce'ye göre California'nın yerle bir oluşu gerçekleşecektir.

Günün birinde New York'tan ayrılmak niyetinde olan bir adam Cayce'ye başvurmuştu. Bu şehirde kendini çok huzursuz hissettiğini söyleyen bu iş adamına Cayce transa geçtikten sonra bu kararında büyük isabet bulunduğunu çünkü New York'un günün birinde yıkılıp sulara gömüleceğini söyledi. Ancak bunun daha ileriki bir nesil zamanında gerçekleşeceğini de ifade etti.

Cayce'nin New York'a ilişkin bu kehanetine pek inanılmadı ve üstünde durulmadı. Ancak Manhattan'da bulunan 14. Cadde'de büyük bir iş merkezinin inşa çalışması sırasında, 1962 yılında projeler tamamlandıktan sonra bazı mühendisler yeraltında büyük bir fay tespit ettiler ve projenin gerçekleştirilmesinden vazgeçildi. Cayce'ye göre Carolina ve Georgia'nın güney bölgeleri de sular altında kalacaktır.

Cayce, Avrupa'nın kuzeyinin göz açıp kapayıncaya kadar değişeceğini bildirmiştir. Akdeniz bölgeleri de tehlike hattındadırlar. Özellikle de İtalya ve Yunanistan'a dikkat çekmiştir. Vezüv'ün ve Martinik'teki Pele yanardağlarının püsküreceklerini ve bunu takiben de California'nın güney sahillerinden başlayarak Utah ve Nevada'ya dek doğuya kadar yayılan bir su baskının yaşanacağını 1936'daki bir kehanetinde belirten Cayce, "Güney denizlerindeki bazı koşullar değişince ve buralarda batıp yükselmeler başlayınca, Akdeniz'de de aynı olaylar görülünce ve Etna bölgesinde değişiklikler meydana gelince, her şeyin başlamış olduğunu anlayacağız." demişti.

Bu arada Etna çevresindeki hareketlerin 1958'de başladığı ve Akdeniz tabanında alçalıp yükselmeler meydana geldiği bilim adamlarınca saptanmış. Ayrıca 1979'da Endonezya'nın Yapen adasında meydana gelen 8 şiddetinde bir depremden sonra, aynı gün, dünya küresinde Endonezya'nın tam karşısında yer alan Etna (Sicilya) yanardağı infilak etmiş ve sönmüş olduğunu düşünerek tırmanmakta olan pek çok turistin ölümüne neden olmuştur. Bu arada A.B.D Washington eyaletindeki St. Helens yanardağı da 1980 yılının 18 Mayıs günü uzun bir zamandan sonra iki kez püskürmüş, dağın tepesinden 400 metrelik bir bölümü uçurmuştur.

Kutupların Yer Değiştirmesi

Cayce şöyle diyor: "Kuzey bölgelerinde ve Antarktika'da kabarmalar ve depremler, yerkürenin sıcak bölgelerinde volkanik patlamalar olacak. Kutuplar yer değiştirecek; öyle ki, soğuk veya yarı tropikal ülkeler daha tropikal olacaklar ve oralarda dev eğrelti otları ve yosunlar çıkacak."

Hugh Auchincioss Brown aslında bir elektrik mühendisiydi. Ancak ölümüne dek sürdürdüğü bir çalışması vardı. Brown, Güney kutbundaki aşırı buz birikiminden dolayı dünyanın ekseninde bir değişme olacağına inanıyordu ve ömrü boyunca toplumları bu tehlikeye karşı uyarmaya çalışmış. Bilimsel ve jeolojik kuruluşlarla temaslarını daima sürdürmüştü.

Brown Antarktika'daki buzulların artmasıyla dünyanın adeta “üstü ağırlaşan, sarsılan ve dengesini kaybeden bir topaç gibi devrileceğini” ileri sürüyor ve bu basınç nedeniyle de dünyanın dönüş ekseninin kutup ekseninden uzaklaşacağını ve dünyanın boşlukta takla atarak yeni kutuplar doğrultusunda olaşacak yeni bir eksenin çevresinde dönmeye başlayacağını iddia ediyordu.

Bunun sonucunda yeryüzü haritasının da tamamen değişeceğini belirten Brown, “Olası bir felaket, tarih öncesi dönemlerin mamutları gibi, dünya nüfusunun çoğunu yok edecek. Buzullar olgunlaştığı zaman bu olay daha önce de birkaç kez tekrarlanmıştır” diyordu.

“Dünyanın Afetleri” adlı kitabında da buzulların ağırlığının 19 katrilyon ton olduğunu hesaplıyordu. Buzullar şimdi su yüzeyinden 5000 metre yüksekliğe ulaşmışlar ve korkunç ağırlıkları ile alttaki kayayı sürekli çökerterek daha fazla buz için yer açmaktadırlar. Bu arada, Amiral Byrd, 1930 yılında bunların sadece birkaç metresinin buz yüzeyinde kalmış olduğu görüldü. Şimdilerde ise tamamen gömülmüş olmalıdırlar.

Charles Berlitz'in belirttiği gibi yeni jeomanyetik araştırmalar bunun gerçek olduğunu ortaya çıkarttı. Nesli tükenmiş, üstelik çok farklı bölgelerde yaşayan hayvanların buzlar içindeki cesetlerine Alaska, Kanada ve Sibirya'da rastlanmıştır. Sanki çok büyük bir felaket tümünü savurmuş ve çok uzak bölgelere fırlatıp atmış gibi.

1901 yılında Sibirya'da bulunan Berezovka mamutunun midesinde artık o bölgede yetişmeyen ılıman iklim bitkilerine rastlanmıştır. Bu arada bilim adamları Kuzey Kutbu'nun 1960-68 yılları arasındaki kayışın sekiz mil olduğunu saptamışlar.

Yeni Karaların Çıkması

Cayce, “Değişimler meydana geldiğinde, birkaç yıl içinde Atlantik ve Pasifik'te yeni karalar ortaya çıkacak, günümüzdeki pek çok ülkenin kıyıları da okyanusun dibine gömülecek.” demişti.

1940 yılındaki bir kehanetinde Poseydon Adası'nın, batık Atlantis'in yeniden yüzeye çıkacak olan ilk kısımları arasında da bulunacağını da belirtmiş. Atlantis'in parçalarının yüzeye çıkışından sonra gelecekteki nesillerin, üzerinde yaşamlarını sürdürecekleri pek çok yeni kara parçalarının ortaya çıkacağını da belirtmişti.

Dünyadaki tüm ülkeler arasında, depremlerden en az zararı İrlanda'nın göreceğini söylemiş, “Şayet İngiltere'de bin sarsıntı olacaksa, İrlanda'da 43 adet olacaktır.” diye eklemiştir. Bu değişimler sırasında Japonya'nın da büyük bir bölümünün denize gömüleceğini, 1934 yılındaki bir kehanetinde söylemişti. Bu arada Nobichico Obara adlı bir Japon jeologu, Japon takımadalarının her yıl 2-3 cm kadar okyanusa gömülmekte olduklarını saptamıştır.

Cayce, Rusya ile ilgili bir kehanetinde bu ülkede komünizmin son bulacağını da söylemiştir. Cayce Rusya'nın özgür bir yaşama kavuştuktan sonra Amerika ile işbirliği yapacağını da belirtmiştir. Bu kehanet, bir çok defa Amerika ile Rusya'nın Kızıl Çine 'e karşı birleşeceğini söyleyen Jeanne Dixon'un da kehanetine uymaktadır. Bu kehaneti 1944 yılında başkan Roosevelt'e söylemişti Dixon. Oysa Çin, komünist rejime 1949 yılında geçti

Önümüzdeki Yılların Çehresi

Cayce'ye göre uluslar üçüncü bir dünya savaşını engellemeyi başarsalar bile bu Paris, Londra ve New York'un haritalardan silinmesini önleyemeyecektir. Cayce kehanetlerinde asla nükleer bir tahripten söz etmedi. Ona göre birtakım nükleer deneyimler yapmak suretiyle olsa olsa dünyanın fizik güçleri harekete geçirilebilir, depremlere ve deniz baskınlarına neden olunabilirdi.

Cayce günümüz insanının da tıpkı Atlantis'te olduğu gibi kendi felaketini kendinin hazırladığını ifade ediyor. Hala yeraltında nükleer denemeler yapmayı sürdüren ülkelerin yetkilileri bu kehanetleri ciddiye almış, üzerinde biraz olsun düşünmüş olsalardı; kendi bindikleri dalın da üzerinde yaşayan diğer milyarlarca insana karşı olan vicdani sorumluluklarının şuuruna varabilirlerdi belki de!... [2]

Edgar Cayce, kahin olmaya çalışan yada böyle bir iddiada bulunan bir kişilik değildi.Nostradamus, bazı iksirler içerek trans haline geçiyor ve gördüklerini uyanınca yazıyordu..Söylenilenlere göre Edgar Cayce, daha altı yaşındayken ailesine ölmüş akrabalarıyla görüşebileceğinden bahsetmekteydi.Ders çalışırken kitabının üzerinde uyuya kalıyor okumadığı bölümleri de öğrenebiliyordu. Bu yeteneği doğuştan gelmekteydi yeteneğinin bilim dünyasında keşfedilmesi ise geçirdiği bir gırtlak felci sonrasında hipnozdayken (Doktor olmadığı halde) hastalığını tedavi edecek yöntemi söylemesiydi.Tıp dünyasına verdiği bilgiler o günkü hekimlerce onaylanmıştır...Kişiler;olaylar ve dünya üzerine yaptığı binlerce öngörü arşivlenmiştir.Bu arşiv, bugün halka açık olmayıp bu gün hakkında bilinip söylenenler olayların yaşandığı zamanda kamu oyuna sızmış bilgilerden ibarettir.Bu anlamda bu birkaç öngörünün de önemsenmesi doğru olacaktır....[1]

Kaynaklar

[1] www.khaos.info/lorem-ipsum/3125-uyuyan-kahin-edgar-cayce/
[2] Haluk Özden, "Ruh ve Madde", c.31, sayı 366.
[3] Wikipedia, "Edgar Jayce" maddesi, tr.wikipedia.org/wiki/Edgar_Cayce
[4] www.biyografi.info/kisi/edgar-cayce
[5] "Mu ve Atlantis", forum.kanka.net/archive/index.php/t-229461.html
[6] www.ntvmsnbc.com/id/24936716/





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Ay , 06.06.2016, 09:11 (UTC):
Yazma dili yokmu herseyini yaziyormus recetelerin celiskin yersiz.

Yorumu gönderen: ahmet , 03.12.2010, 09:25 (UTC):
ilginc ama begenmedim detaylı bir sey yok

Yorumu gönderen: ismet, 05.11.2010, 20:54 (UTC):
O dönemde geçirdiği gırtlak kanseri sonucu sesini kaybetti. Doktorlar bir türlü hastalığına çare bulamadılar ve son çare olarak hipnoza başvuruldu. Böylece Cayce'nin kaderi de başlamış oldu. Transa geçtikten sonra tedavisinde kullanılması gereken tüm ilaçları ve tedavi yöntemlerini sıraladı. Dediklerinin uygulanmasıyla bir mucize gerçekleşti ve Cayce sesine yeniden kavuştu.

eğer ki sesimi kaybettiyse nasıl konuşabildi de tedavi için gerekli ilaçları söyleyebildi.
Yazı için veya o adam için yalan demiyorum ama çelişkili cümleler var.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36704899 ziyaretçi (102759441 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.