Ehl-i Sünnet Ve'l-Cemaat Akidesi (Hutbe)
 

Ehl-i Sünnet Ve'l-Cemaat Akidesi (Hutbe)

استعيذ بالله بسم الله الرحمن الرحيم : و ان هذا صراطي مستقيما فاتبعوه . ولا تتبعوا السبل فتفرق بكم عن سبيله . ذلكم وصيكم به لعلكم تتقون / الحديث : اوصيكم بتقوي الله والسمع والطاعة وان عبدا حبشيا فانه من يعش منكم بعدي فسيري اختلافا كثيرا فعليكم بسنتي وسنة الخلفاء المهديين الراشدين تمسكوا بها وعضوا عليها بالنواجذ اياكم و محدثات الامور فان كل محدثة بدعة و كل بدعة ضلالة

Muhterem Müminler!

Bu haftaki hutbemiz, EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT AKİDESİ’NİN EHEMMİYETİ hakkındadır.

Cenabı Hakk'ın, mensubu kılmakla bizleri şereflendirdiği Yüce Dinimiz İslamiyet, insanların ve cinlerin hem dünyada hem de ahrette saadet ve selameti için gönderilmiştir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Azimü’ş-Şân, bu saadet ve selametin nasıl elde edileceği hususunda bizlere en doğru yolu göstermiş; O’nu bize tebliğ eden Peygamber Efendimiz (S.A.V.), hayatının her safhasında, bizler için “üsve-i hasene-en güzel numune” olmuştur. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz’e “Anam-babam sana feda olsun Yâ Rasulullah'” diye hitap eden, O’na yardım hususunda vatanlarından, mallarından, evlatlarından ve canlarından vaz geçen Sahabe-i Kiram Hazeratı, sünnet-i seniyye’yi en güzel şekilde anlayıp, yaşamışlar; onları tanıyan Tabi’în ve Tebe-i Tabi’in uleması sünnet-i seniyyenin nakli hususunda muazzam gayretler göstererek büyük hizmetler yapmışlardır.

Kur'an-ı Kerim’in bir çok ayetinde “İman edip, sâlih ameller işleyenler…” ifadesi geçmekte, İman ile amel birlikte zikredilmektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki Din-i İslam’ın iki mühim tarafı vardır: Birincisi İtikat yani iman ve inanç keyfiyeti ile alakalı olan tarafı; ikincisi ise amel keyfiyeti ile alakalı olan tarafı.

Dünya ve ahrette saadet ve selametin elde edilebilmesi için, evvela doğru ve sağlam bir itikat lazımdır. Doğru ve sağlam itikat ise Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesini iyi öğrenmek ve kalplere nakşetmekle elde edilir. İkinci olarak Salih ameller işlemek, yani Cenab-ı Hakk’ın emrettiği şeyleri yapıp, nehyettiklerinden uzak durmak icap etmektedir.

Ayrıca yapılan amelleri ihlas ile yapmak, her yerde ve her hususta Allah’tan korkup, her türlü günahtan kaçınmak gibi bir çok hususa dikkat etmek lazımdır. Şu da asla unutulmamalıdır ki; itikadı bozuk olan birinin, ne ilminin ne de amellerinin hiçbir kıymeti yoktur. Hz. Üstazımız bu hali şöyle ifade etmişlerdir: “Bozuk makineden düzgün kumaş çıkmaz”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar: “Size Allah’tan korkmanızı, kulak verip siyah bir köle bile olsa emire itaat etmenizi tavsiye ederim. Sizlerden benden sonra yaşayacak olanlar pek yakında bir çok ayrılıklar görecekler. O zaman sünnetimi ve hidayete erdirilmiş olan raşid halifelerimin yolunu takip ediniz, ona sarılınız, azı dişlerinizle (yani bütün gücünüzle) ona tutununuz. Dinde yeni ortaya çıkan (sünnete muhalif) bid’atlerden sakınınız. Çünkü (sünnete muhalif) her yenilik bid’attir, her bid’at dalalettir.”

Başka bir hadis-i şerif’te ise şöyle buyurulmaktadır: “Ümmetim yakında yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Biri müstesna bu fırkaların hepsi Cehenneme gidecektir. Ya Rasulullah! O bir fırka kimlerdir” diye sorulunca: “Benim ve ashabımın yolu üzerine olanlardır.”

Silsile-i Saâdet’imizin büyüklerinden İmam-ı Rabbânî (k.s.) Hz, Mektubât-ı Şerife isimli kıymetli eserlerinde Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesinin ehemmiyetinden defaatle bahsetmiş ve bu hususa çok dikkat edilmesi icap ettiğini ifade etmişlerdir. İşte bu mübarek mektuplarından birinde İmam-ı Rabbânî Hz. şöyle buyuruyorlar : “Ey saadete muvaffak kılınmış olan evladım. Hepimize lazım olan, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat alimlerinin, Kitap ve Sünnet’i layık olduğu şekilde anladıktan sonra çıkardıkları hükümlerle itikadımızı tashih etmektir. Ehl-i Sünnet’in büyüklerinin görüşlerine muvafık olmadığı müddetçe hiç birimizin görüşü muteber değildir. Görülmüyor mu ki, her bid’atçi ve sapık, kendi batıl görüşlerini Kitap ve Sünnet’ten aldığını iddia etmektedir.”

Muhterem Müminler,

Hiçbir asırda, Müslümanların akaidini bozmak için bu asırdaki kadar haince ve sinsice faaliyetler yapılmamıştır. Hiçbir devirde Ehl-i Sünnet düşmanı sapıklar, bu kadar cüretkar olmamışlardır. Çok dikkat etmek lazımdır. İlm-i Kelam’da müctehid olan İmam-ı Rabbânî (k.s.) Hz. bile “Ehl-i Sünnet’in büyüklerinin görüşlerine muvafık olmadığı müddetçe, hiç birimizin görüşü muteber değildir.” buyurduğuna göre, Ehl-i Sünnet’e saldıran sapıkların görüşlerine zerre kadar itibar edilemeyeceği açıktır.

Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerime’de mealen şöyle buyruluyor: “İşte bu, benim dosdoğru yolumdur,ona uyunuz. Başka yollara uymayınız. Zira o başka yollar sizi Allah’ın yolundan saptırırlar. Allah size, umulur ki sakınırsınız diye böyle emretti.”

Hz. Üstazımız (k.s.) şöyle buyurmuşlardır : “Ey İslam topluluğu! Biz ve evlatlarımız hayatta olduğumuz müddetçe, Rasulullah (s.a.v.) ve O’nun ashabına iftira edileceğini ve yalan isnat edileceğini mi zannediyorsunuz?"

Dipnotlar

Bağdâdi, El-fark beyne’l-fırak, s.7 Daru’l-Ma’rife Beyrut. Lübnan. (Diğer bir rivayetle mevcuttur.)

Mektûbât-ı Şerife, 1. Cild, 157. Mektup

En’am Suresi, Ayet 153




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36681283 ziyaretçi (102717369 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.