El Vâsi İsm-i Şerîfi
 
el Vasi

El Vâsi İsm-i Şerîfi

Hazırlayan: Akhenaton

Arapçada "genişlik, imkân, zenginlik, takat, kudret" gibi anlamlara gelen ve bu ismin kökünü teşkil eden "vüs-sea" kökü, [1] Kurân-ı Kerîm’de daha çok Allah’ın ilim, rahmet, mağfiret ve kudretinin genişliğini vurgulayan muhtevâlarda/içeriklerde kullanılmıştır.[2][3]

Bu isim, "essea" (genişlik) kökünden gelmedir. Essea, kâh bir çok malumatı içine alan geniş bir ilme izafe edilir, kâh bol ihsan ve ikrâma izâfe edilir. Bu yönden Vasi-i Mutlak, hiç şüphe yok ki Allah’tır.

Çünkü ilmine baktığımızda O’nun mâlûmat denizinin sonu yoktur. Çünkü bütün denizler, O’nun sözlerine mürekkep olacak olursa, tükenir de O’nun ilmi bitmez. İhsan ve ikrâmına bakacak olursak, yine o da sonsuz olmakta ve bitmemektedir.[4]

"el-Vâsi" ismine "zenginliği kulların bütün ihtiyaçlarını gidermeye kâfi; rızık hazineleri bütün mahlûkâtı rızıklandıracak ölçüde geniş olan zât" ve "ilim ve kudretinin kapsamı çok geniş, fazl-u rahmeti çok yaygın olan zât" anlamları verilmiştir.[5][3]

Vus’a kökünün türevlerinden olan "mûsi" kelimesi, bir âyet-i kerîmede "mûsiûn" [6] şeklinde failinin yücelik ve üstünlüğünü belirten bir üslup ile azamet cem’i olarak Allah’ı tavsif etmektedir. Tefsirciler, söz konusu nitelemeden biri "kudret genişliği", diğeri de "nimet ve ihsan genişliği" olmak üzere iki temel anlamın bulunduğunu belirtmektedirler.[7][3]

Bütün geniş ilimler ve tüm ihsanlar, O’nun ilmi ve ihsanı yanında hiç mertebesindedir. Bu bakımdan biraz önce arz ettiğimiz gibi mutlak Vâsi, ancak ve ancak O’dur. Çünkü ondan başka her vâsi, kendisinden ilimce ve ihsanca daha geniş olana nispetle yetersiz durumdadır. Allah’ın ilmi ve ihsanı ise sonsuzdur.

Binâenaleyh, onun ilminin üstünde herhangi bir ilim, ihsanından çok herhangi bir ihsan, tasavvur imkanında değildir.

Tembih: Kulun gerek bilgi ve gerekse ahlâk bakımından geniş olması, her ne kadar çok olursa olsun yine de bir sonu vardır. Ahlâk yönünden fakirlikten korkmadan, kıskançların hasedine aldırmadan ve hırsa kapılmadan ne kadar ileri giderse gitsin, yine de zirveye vâsıl olamaz. Ona her ne kadar vâsi denirse de bu deyiş, mecâzî anlamda olur. Çünkü mutlak vâsi, yalnızca Allah’tır.[4]

Bu İsmin Havas ve Sırları

Bu adın şerefli ve ince bir gizliliği vardır. Bunun için bu adı çokça anan kimselere Allah’ın izni ile rızıklarını, ahlâklarını ve ilimlerini yeterli ölçüde genişletmiş ve ecellerini geciktirmiş olurlar.

Allah’ın yüce adlarından biri olan bu adı yazıp üzerinde taşıyan kimseler, hiçbir zaman sıkıntı yüzü görmezler. Düşenlerinde de hemen önlerinde geniş rızık kapısı açılmış olur. Bu adı sürekli ananlar, bol rızka kavuşacakları gibi ferahlık ve huzura da kavuşurlar.

Ayın parlak ve bedir halinde bulunduğu bir saatte bu adın vefkini bir kağıda yazıp, yazarken de Fatiha Sûresi’ni okuduktan sonra vefkin yazı sayısı kadar bu adı anıp vefki üzerinde taşıyan kimselerin Allah zor işlerini kolaylığa ve rızık kapısını da kolayca açmaya tebdil buyurur. Bu adın içindeki gizliliği, özellikle devlet adamları ve büyükler kullanırlarsa çok faydalanmış olurlar.

Herhangi bir devlet başkanı, bu adı çokça anarsa, sözü daha iyi geçeceği gibi memleketini de geliştirip güzelleştirmiş olur. Bu adın sayıca kıymeti, 137’dir. Bu 7 sayısı, sıkıntıdan kurtulmak için... 30 sayısı, bu isimlerin güzel bir düzen içinde bulunması için... 100 sayısı da bunları kavrayıp çıkarmak içindir.

Bu sayılar, bütün isimleri içinde toplamaktadır. Ama ilkten değil sonradan çıkması gerekir. Bunun sebebi, Melik olmasından, yani mülk sahibi bulunmasındandır. Eğer bu sayıya bir o kadar daha ekleyecek olursak, daha geniş bir mânâ taşır. Bu konuda bir işaret olarak Allah, şöyle buyuruyor:

"Ben, imanlı kullarımın kalbinden başka hiçbir yere sığmam."

İşte bu sayılar, o ibarenin dış görünüşüdür. Bu, çok şerefli bir işarettir. Bunu ancak ince görüşlü zevk sahipleri anlayabilirler. Allah’ın büyüklüğüne şahit olup onu anlayan kimse, "Ben, Allah’tan başka bir şey görmedim." der. Bu isimdeki (Ayın) harfi,büyüklüğünden iç yüzü ve dışında genişliğidir. Bu yüzden azamet, Allah’a mahsus bir örtü-perde ve hicab olmuş oluyor. Bu adın harflerinin sayısı 137’dir. Bu da bir kavrayışı ifade eder ki, Allah’ın Melik el-Ruh adının bir işaretidir.

Bu adın dörtlü vefki aşağıda görülmektedir.[8]

ع س ا و
۵ ۲ ۵۹ ٦٦
۵۸ ٦٦ ۸ ۳
٤ ۷ ۳۸ ۵۷

Yukarıdaki vefk-i şerîf, bir kağıda yazılıp bir dükkana, bir ticarethâneye, bir kasaya, bir cüzdana, bir anbara ya da buna benzer herhangi bir yere asılırsa, Allah,onda / o yerde bereketi çoğaltır.[9]

Kaynaklar

[1] Gazzâli, Maksad, 86; Fahreddin er-Râzi, s.242.
[2] el-Bakara 2 / 1, 15, Al-i İmrân 3 / 73, en-Nisâ 4 / 130, el-Mâide 5 / 54, el-Enam 6 / 80, 147, el-Araf 7 / 89, Tâhâ 20 / 98, en-Nûr 24 / 32, el-Mümin 40 / 7, en-Necm 53 / 32.
[3] Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki, "Esmâ’ül-Hüsnâ Kasidesi", Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s. 131-132.
[4] İmam-ı Gazâlî, "Esmâ’ül Hüsnâ Şerhi", Merve Yayın-Dağıtım, s.156-157.
[5] Metin Yurdagür, "Ayet ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ", İstanbul 1999, 164.
[6] ez-Zâriyât 51/47.
[7] Elmalılı, VI, 4542-4543.
[8] İmam Ahmed Bin Ali el-Bûnî, "Şems’ül Maârif el-Kübrâ", çev. A. Nebil Fazıl Aslan, Seda Yayınları, c.1-2, İstanbul 2001, s.689-690.
[9] es-Seyyid Süleyman el-Hüseynî, "Kenzü’l Havas", Esma Yayınları, İstanbul, c.1, s.117.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36891071 ziyaretçi (103085059 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.