El-Mecîd İsm-i Şerîfi
 
el mecid

El-Mecîd İsm-i Şerîfi

Bu kavram, "genişlik, şerefli, soylu, şanlı olmak, kerem ve ululuk" anlamlarına gelen "el-mecd" kökünden türetilmiştir. Esmâü’l-Hüsnâ’dan olan bu isim, "Allah’ın şanının büyük ve yüksek olması" anlamına gelmektedir.

Yerde ve göklerde en büyük ve en yüksek şan ve şeref, Allah’ındır. O, lütuf ve ihsanı bol olandır. Hem aynı zamanda en büyük güç ve kuvvet sahibidir. Hamd edilmeye en lâyık olan da O’dur.[1]

O, Zât-ı Şerîf, Ef’ali Cemil, ikrâmı ve nimeti bol olandır.[2]

Allah’ın şanı tüm kainatta kendini apaçık delillerle göstermektedir. O’nun şanının yüceliğini tanımayan hiçbir insan yoktur. O’nu inkar edenler, "inanmıyoruz" diyenler bile O’nun yarattıklarına şahit oldukları için aslında gücünü ve şanını tanıyıp bilirler. Ancak içlerindeki büyüklenme arzusu sebebiyle inkar ederler.

Allah’ın kainatta yarattığı muhteşem güzellikler de, kusursuz sistemler de O’nun şanına yaraşır şekildedir. Gökyüzünde tonlarca ağırlığında su taşıyan bulutlar, milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlar, büyük bir gürültüyle ve inanılmaz bir güçle akan şelaleler, uçsuz bucaksız genişlikteki okyanuslar, zirvesi karlarla kaplı olan binlerce metre yükseklikteki dağlar, içinde birbirinden değişik renkte ve seste sayısız canlı türleri barındıran ormanlar, O’nun yarattığı güzelliklerden yalnızca birkaç tanesidir. Birkaç saniyede bir şehri yerle bir eden deprem, bir anda patlayarak binlerce derecelik ısıdaki lavlarını boşaltan bir volkan, her şeyi önüne katıp götüren sel, düştüğü anda isabet ettiği yere ölüm getiren yıldırım, her şeyi yıkıp geçen bir tayfun yalnızca O’nun gücünün göstergeleridir. Allah hepsini şanına yaraşır şekilde yaratmıştır. Onun yarattıkları ise kendilerine bu azaplardan herhangi biri dokunduğunda bir daha kalkmamak üzere oldukları yere çöküverirler.

Allah’ın kainatta yarattığı muhteşem güzellikler de, kusursuz sistemler de O’nun şanına yaraşır şekildedir. Gökyüzünde tonlarca ağırlığında su taşıyan bulutlar, milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlar, büyük bir gürültüyle ve inanılmaz bir güçle akan şelaleler, uçsuz bucaksız genişlikteki okyanuslar, zirvesi karlarla kaplı olan binlerce metre yükseklikteki dağlar, içinde birbirinden değişik renkte ve seste sayısız canlı türleri barındıran ormanlar, O’nun yarattığı güzelliklerden yalnızca birkaç tanesidir. Birkaç saniyede bir şehri yerle bir eden deprem, bir anda patlayarak binlerce derecelik ısıdaki lavlarını boşaltan bir volkan, her şeyi önüne katıp götüren sel, düştüğü anda isabet ettiği yere ölüm getiren yıldırım, her şeyi yıkıp geçen bir tayfun yalnızca O’nun gücünün göstergeleridir. Allah hepsini şanına yaraşır şekilde yaratmıştır. Onun yarattıkları ise kendilerine bu azaplardan herhangi biri dokunduğunda bir daha kalkmamak üzere oldukları yere çöküverirler. Sayılanlar ve burada daha sayılamayan milyonlarca örnek yalnızca Allah’ın şanının büyüklüğünün evrendeki delilleridir. Ahirette görülecek olanlar ise bunların çok üstünde olacaktır.

Allah, bağışı, ihsan ve ikramı pek geniş olandır. Bu ismi bilen, daima Allah’ı yüceltir. O’nun hakkındaki bilgisi artar. Allah’ın iyiliğinin güzel, bağış ve ihsanının bol, üstünlüğünün aşılmaz ve hiçbir fiilinin çirkin olmadığına kesin bir bilgiyle inanır.

Mecid, Macid ile birlikte aynı anlama gelmekle beraber mübalağa ifade eder, daha geniş anlamlıdır. Mecid ismi Allah’ın sübuti sıfatlarındandır.[3]

Birisine mecîd sıfatının verilebilmesi için kendisinin şu iki özelliği kendi taşıması gerekir. Bunlardan birincisi, güç ve kuvvetinden dolayı kimsenin yanına yaklaşamaz olması, diğeri de bu kuvvet ve gücünün yanında yüksek huylarından, güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmesidir.[4] Bu her iki özelliği de kendinde toplayan ise yalnız Allah’tır.[1]

Kurân-ı Kerîm’de dört âyette geçen "Mecîd" kelimesi, bu âyetlerin ikisinde "kerîm" ve "şerîf" manasında olmak üzere Kurân-ı Kerîm’in sıfatı olarak kullanılmıştır.[5] Aynı kelime bir âyette Esmâü’l-Hüsnâ’dan "hamîd" ismine bitişik olarak [7] bir başka âyette ise "zü’l-arş" nitelemesinin hemen ardından Allah’ı tavsif etmektedir.[6][1]

Allah’ın sıfatı olarak Kurân’da geçen bu iki âyetin meâlini verelim:

"O (Allah), Şerefli Arş’ın sahibidir." [6]

"(Melekler, İbrahim’e ve ev halkına) dediler ki: Allah’ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur." [8]

El-Mecîd İsminin Havvassı ve Sırları

El-Mecid ism-i şerifi, izzet ve şerefe layık olmak, rızkın bol, maişetin kolay olması ve sıkıntılardan kurtulmak için, "Yâ Mecîd Celle Celâlühü" diyerek 57 kere okunur.

El-Mecid ism-i şerifini, sabah namazından sonra , "Yâ Mecîd Celle Celâlühü" diyerek 79 kere okuyan ve ellerine üfleyip yüzünü ve vücudunu sıvazlayan yakınları yanında izzet ve heybet sahibi olur.

Alaca (bir çeşit cilt hastalığı) hastalığına yakalanan kişi, eyyâm-ı biyz günlerinde (her Arâbî ayın 13,14,15. günleri) oruç tutar ve her akşam, iftar vakti çokça , "Ya Mecid Celle Celalühü" dese, inşallah sebepsiz ya da Allah-u Teâlâ'nın kendisine açacağı bir sebeple bu kötü hastalıktan kurtulur.

Bu ismi okumaya devam eden bir kimse, umulur ki ululuktan berhudar olur. Eğer bir kimsenin kendi akrabası arasında kadri ve izzeti olmazsa bu ismi sabah namazından sonra 99 kere okuyup kendi üzerine üfürse akrabası arasında aziz ve muhterem olur.[3]

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Niyâzî Beki, "Abdülkâdir Geylâni ve Esmâ’ül-Hüsnâ Kasidesi", Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s.137-138.
[2] İmam-ı Gazâlî, "Esmâ’ül Hüsnâ Şerhi", Merve Yayın-Dağıtım, s.162.
[3] http://www.biriz.biz/esma/esma49.htm
[4] el-Minhâc, I, 197.
[5] Kaf 50/1, el-Burûc 85/21.
[6] el-Burûc 85/15.
[7] Hud 11/73.
[8] Hûd 11/73.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36795839 ziyaretçi (102920744 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.