El-Vekil İsm-i Şerîfi
 
el-Vekil

El-Vekil İsm-i Şerîfi

Hazırlayan: Akhenaton

El-Vekil: Tevekkül sahiplerinin işini üstlenen, onlardan daha iyi emniyete alan, kendisine güvenilip dayanılan.

Vekîl kavramı, sözlükte "temsilci, koruyucu, murakıb, bekçi, iş ısmarlanan kişi" anlamlarına gelmektedir. Literatürde ise bu kavram, daha çok Allah'ın sıfatı olarak kullanılmış olup "Allah'ın kendisine tevekkül edenlerin işini düzeltip onların yapabileceğinden daha iyisini temin etmesi, kulların rızkını hazırlaması" anlamlarına gelmektedir.

Allah, işlerin hepsini idare eder, gözetir, kendisinden hiçbir şeyin bilgisi gizli kalmaz. Her şeyi koruyan ve idare eden O'dur. Peygamberler de dahil O'nun yerini tutacak hiçbir vekil yoktur. Ancak O her şeyi yönettiği ve onların gerçek sahibi olduğu için her şeye kâdir ve her şeye vekildir.[1]

Kendisine işler havale edilen, ya bizatihi değil de tevkil ve havale sûretiyle havaleye müstahaktır ki, bu nakısdır. Çünkü o, havale ve tevliyeye muhtaçtır. Ya da bizatihi buna müstehaktır. Bütün işler ve kalpler, O'na çevrilmiştir. Lâkin bunlar, başkası tarafından tevliye ve tafviz yolu değildir. Bilakis buna bizatihi müstehak olmuştur. İşte bu, vekil-i Mutlak'ın ta kendisidir.[2]

"Vkl" kökü, Kurân'da sık kullanılan kelime gruplarından birdir. "Vekîl" vasfı ise Kurân'da hem Allah, hem de insanlar hakkında kullanılmıştır. Bu kelime, yukarıda ifade edildiği gibi, Allah'ın bir vasfı olarak "her şeyi tedbir ve idare eden, gözeten, yarattığı bütün varlıkların rızık ve idarelerini üstlenen" gibi anlamlara gelmektedir. Bu vasıfta aslolan, kendisine tevdi edilen işte müstakil olmaktır.

Müminlerin gerekenleri yaptıktan sonra "işlerini" Allah'a havale edip" [3] "Allah bize yeter! O, ne güzel vekildir." [4] demesi de bu ismin işaret edilen özelliğini göstermektedir.

Kurân-ı Kerîm'de 14 ayette [5][6] başka hiçbir isme bitişmeden Allah'ı niteleyen bu ismin bazı ayetlerde "şâhid" anlamına geldiği de görülmektedir.

Bazı alimler, bu ismi açıklarken şöyle bir bakış açısı sergilemektedirler: Kullar, bütün hayır ve iyilikleri kendisinden beklediklerinden dolayı işlerini Allah'a havale ederler. Bazı önemli işlerin bir başkasına havale edilmesi, müvekkilin bunları sonuçlandıracak güçten yoksun olması yanında, vekil tayin edilenin de görevlendirildiği hususta tam bir yetkinliğe sahip bulunması şartına bağlıdır. Şüphesiz ki Allah, bütün bu yüceliklere haiz, tam bir "Vekil-i Mutlak" özelliklerini taşımaktadır.[7]

Diğer taraftan Kurân-ı Kerîm'de "vekil" kelimesinin insanları vasfetmek amacıyla kullanıldığı bazı ayetlerin muhtevasından, bu kelimenin insanlar hakkında "murakıp, bekçi" gibi anlamlara geldiği anlaşılmaktadır. Öte yandan söz konusu vasfın insanları nitelediği ayetlerin hemen hemen tamamında menfi cümleler içinde zikredilmiş olması, bu vasfın hiçbir zaman gerçek anlamda insana verilmediğini göstermektedir.[8][1]

el-Vekîl İsminin Havas ve Esrârı

Bu ad, rızık kapısının anahtarıdır. Bu adı çokça anan kimseler, beklemedikleri zamanlarda ve beklemedikleri ölçüde rızıklanır. Bu kimseler, salih ve dini bütün kimseler ise, Allah, onları dünyada aç ve muhtaç bırakmaz. Onlar, kainatta her türlü tasarruf hakkına sahip olmuş olurlar.

Muhammed adını taşıyan kimselere bu adın çok büyük bir yararı dokunur. Bu adın sayı kıymeti, 66'dır. Bu bir dikdörtgendir. Bir çift ve tekten oluşmuştur. Peygamber Efendimiz'in özel adlarından biridir.

Nasıl ki Allah adının ebced değeri 66 ise Vekil de 66 ayısını göstermektedir.

Bu iki sayının toplamı 132'dir. Bu sayı, bildiklerimizden daha birçok şeyi kapsamaktadır. Parçaları 78'dir ve Allah'ın Hakim adına işarettir.  Bu adın üçlü vefki aşağıdadır: [9]

طبيب ۲٦ واحد
هادى حسيب ۲٤
۲٥ حى طبيب

el-Vekil ism-i şerîfi, ebced hesabıyla lafza-i celâl'e (Allah adına) eşit olduğundan havas hususunda da eşittirler. Her gün sabah vakti 66 defa "Yâ Vekîl" zikriyle meşgul olan kimseye Allah, mânen ve maddeten gınâ ihsan buyurur, onu zengin eder, ümit etmediği yerden rızıklandırır.[10]

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki, "Esmâ’ül-Hüsnâ Kasidesi", Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s.144-146.
[2] İmam-ı Gazâlî, "Esmâ’ül Hüsnâ Şerhi", Merve Yayın-Dağıtım, s.170.
[3] el-Mü'min, 40/44.
[4] Al-i İmran, 3/173.
[5] M. F. Abdulbâki, Mu'cem, "vekil" maddesi.
[6] Al-i İmran 3/173, en-Nisa 4/81, Hud 11/12, Yusuf 12/102, el-İsra 17/2, 65, el-Ahzab 33/3, 48, ez-Zümer 39/62, el-Mümezzil 73/9.
[7] Fahreddin er-Râzi, s296-297; Gazzâli, s.140.
[8] Yurdagür, 179; Yıldırım, 110.
[9] İmam Ahmed Bin Ali el-Bûnî, "Şems'ül Maârif", cilt: 1-2, Seda Yayınları, s.700-701.
[10] es-Seyyid Süleyman el-Hüseynî, "Havasul Kurân Kenzül Havas", Esma Yayınları, s.123.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36690691 ziyaretçi (102733157 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.