Elini Tutmayacağım Karanlık
 

Elini Tutmayacağım Karanlık

Bircan M.

Ne istiyorsun bilmiyorum benden… Tek tek ışıklarımı kapasan, gölge olsan da; yarınlarıma elini tutmayacağım karanlık…

Sende benim bir yarımsın; kabullendim seni. Sen, beni atsan da uçurum kenarlarına; ben, seni atmayacağım… Ben, her şeye rağmen sevdim seni… Sen, daha ne istiyorsun? Bir bilsem…

Belki önüme koyduğun çakıl taşlarına basmadan geçebilirim karşıya karanlık etmesen adımlarımı… Her gece asıyorsun en güzel duygularımı karanlığın darağacına. Oysa ben, seni ne kadar çok seviyorum… En güzel dualarımı karanlık kollarında yapıyorum el ayak çekilince… Sen mi fark etmiyorsun ne kadar özel olduğunu, o karanlığında bile en güzel yıldızları barındırdığını; yoksa ben mi sana anlatamıyorum?

Bilseydin karanlık yanının bana güç verdiğini, yine ister miydin beni zindanlarına ya da vazgeçer miydin benle uğraşmaktan? Oysa ikimiz, birbirimize mecbur gece ve gündüz…

En sonunda çıkacağım bir tepeye ve sesleneceğim sana en yükseğinden gecenin. Elimi uzatacağım; ama tutmayacağım karanlık… Söz verdim; çünkü kendime. Seni seveceğim; ama bir bütün olmayacağım artık… Hani hep sen hükmederdin ya bana bir zamanlar. Şimdi bir bak bana, gücümü bana veren sen, ne kadarda güçsüzsün şimdi yanımda… Bana uzanan ellerin, boş kalacak bundan böyle…

Elini tutamayacak kadar kararlıyım artık…

Bana anlattın durdun yıllarca, kendini örnekler verdin gözlerime… Karanlık, topraktan filizlenmiyor mu en güzel çiçekler çeşit çeşit…

Samanyolu, bir mucize gibi yol olmuyor mu evrenin derinliklerine… Ne muhteşem…

Tüm düşüncelerimizden gece yenilenir çıkarız aydınlığa günün yorgunluğu gider omuzlarımızdan…

Sabırla beklediğimiz parçamız, bize en büyük mûcize olmuyor mu ? Onu karanlıktan çekip alırken kollarımıza, en büyük ışığı yaymıyor mu dokuz ayın sonunda?…

Her ne kadar karalasak da siyahı, üzerimize yakışan en asil renk değil mi? O siyaha asilliği veren, içsel hazine değil mi?

Senden korkmuyorum karanlık; çünkü ben, senin en karanlık halinden buldum aydınlığı, anlattığın her şeyi avuçlarımda tutuyorum şimdi…

Manasını biliyorum artık karanlık duygularımın…Seni terk etmiyorum. Sen değil, ben senin peşindeyim artık…

Elini tutmuyorum karanlık… Her şeye rağmen, sana güvenmiyorum… Sen de bana güvenme, uzatma bana ellerini…

Elini tutmuş olsam, biliyorum salacaksın karanlığın uçurumlarından beni. Sana bundan böyle bir fırsat daha vermiyorum… Yine de takip et beni uzağımdan. Bana ne güzel şeyler öğretiyorsun… Bir bilsen…

Benim ellerim, aydınlığa vurgun... Sen, bilmiyordun; öğren artık…

İster kal yanımda, istersen git… Ellerini bir kez daha tutmayacağım artık…

Bircan M (Kayıpgül)
6 Haziran 2010, Pazar, 08:45.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: kim, 07.06.2010, 07:28 (UTC):
Karanliga sitem..guzel duygulu bir anlatim olmuş..eminim bi çok insan benim gibi kendini bulucak bu yazida.. bazen bir mum yakip içimizdeki karanliga günaydin gece derken bazende kendimizi kandirip hoşcakal gece demezmiyiz gitmesini ister gibi.. solenicek çok sey var aslinda ama yorumun kisa olanı makbulmuş:P Eline saglik arkadasim yine süper duygulu olmuş



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36861602 ziyaretçi (103034268 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.