Er-Rakîb İsm-i Şerîfi
 
er-Rakib

Er-Rakîb İsm-i Şerîfi

Bu kavram, sözlükte "gözetmek, gözetlemek, beklemek, her şeyi koruyup muhafaza etmek" anlamlarına gelen "r-k-b" kökünden türemiş olup Kurân-ı Kerîm’de oldukça az karşılaşılan kelime gruplarından birisidir.[1] O, bilici ve koruyucu anlamındadır. Bir şeyi koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana "Rakîb" derler.[2]

Allah’ın güzel isimlerinden birisi olan "rakib" ismi ise genellikle "el-Hâfız, el-Hafîz ve el-Alim" isimleriyle eş anlamlı kabul edilmekte ve "Allah’ın murakebesinin bütün varlık ve olaylar üzerinde geçerli olduğu, her şeyin O’nun ilim, gözetim ve kontrolü altında cereyan ettiğini belirtmek" anlamlarına gelmektedir.[3][4][5]

Allah’ın rakîb ismi, Kurân-ı Kerîm’de 3 âyette geçmektedir:

يَاأَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir." [6]

مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنْتَ أَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
"Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin." [7]

تُرْجِي مَن تَشَاء مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَن تَشَاء وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَلِكَ أَدْنَى أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا آتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيماً حَلِيماً
"Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler. " [8]

Ayetlerden anlaşıldığı üzere Allah, bütün varlıklar üzerinde bir gözcü ve bütün işler O’nun kontrolü altındadır. O, herkesin yaptığı ne varsa onu kaçırmaz. Herkesin işlediği amelinin karşılığını verir. Hiçbir zâlim ve asi, O’nun murâkebesinden kurtulamaz.

Bu çerçevede mü’mine düşen görev, insanın iç dünyasında vesveseler meydana getirip Allah’a ve O’nun emirlerine karşı gaflet ve muhâlefete sevk eden, böylece bireyin mânen yücelmesini engellemeye çalışan "şeytan ve nefis" adlı iki büyük düşmanı daima kontrol altında tutmaya çalışmaktır.[9][1]

Tembih

Kulun murakabe ile vasi edilmesi, ancak Rabbine bağlandığı ve devamlı olarak murakabe halinde olduğu zaman mevzu bahis olabilir. Bu da ancak Allah’ın kendisini devamlı olarak kontrol ettiğini, onu gördüğünü, ne yaparsa yapsın bütün yaptıklarından haberdar olduğunu bilmesiyle olur.

Kulun nefis ve şeytanın kendisinin başlıca düşmanı, insanları gaflete ve Allah’a asi olmaya iten kötü birer varlık olduklarını bilip de onlardan uzak durması ve onlara yüz vermemesi, onlara tarafından açılacak bütün kapıları kapatması da murakebedendir.[2]

Bu İsmin Havassı

Bu ad, büyük bir gizlilik ve keramet taşımaktadır. Bu adı sürekli anan kimseler, her hal ve durumlarında, oturup kalkma ve konuşmalarında Allah’ın koruması altında bulunurlar. Bu ismin çok yararlı bir vefki vardır. Ayın parlak bir gecesinde şerefli bir saatte bu vefki bir kağıda yazarak üzerinde taşıyan kimseler, açık ve kapalı her türlü kaza ve belalardan uzak bulunurlar.

Bu adı tam bir temizlik içinde, araç ve riyazetle 40 gün bu hâli sürdüren ve günde 4440 kez bu ismi zikreden kimse, kendisini ad melekleri ile yüzer bir halde bulur ve o kimse, artık büyü ve tılsımların bulunduğu bir yere girse, o büyü ve tılsımların etkisi dağılır, silinir ve onu etkilemez.

Bu adın sayıca kıymeti 312’dir. Bu b,r çift ve tek fazladır. Parçaları 258’dir ve Allah’ın Hayy-Metin olan iki yüce işaretidir.

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki, "Esmâ’ül-Hüsnâ Kasidesi", Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s. 125-126.
[2] İmam-ı gazâlî, "Esmâ’ül Hüsnâ Şerhi", Merve Yayın-Dağıtım, s.154-155.
[3] Râğıb el-İsfehânî, el-Müfredat, "rb" maddesi.
[4] Lisânu’l-Arab, "rkb" maddesi.
[5] Gazzâli, el-Maksad, 85.
[6] en-Nisâ, 4/1. [7] el-Maide, 5/117.
[8] el-Ahzab, 33/52.
[9] Metin Yurdagür, "Ayet ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ", İstanbul 1999, s.161.
[10] İmam Ahmed Bin Ali el-Bûnî, "Şems’ül Maârif el-Kübra", Seda Yayınları, c.1-2, s.687.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36805410 ziyaretçi (102936653 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.