Erklik
 

erlik, erklik

Erklik

Eski Türkler'in düşüncesinde,şeytan kavramının karşılığı Erklig idi. "Erk" sözcüğü, Türk şivelerinde bugün de kullanılır ve ;kudret-güç; anlamına gelir. Erklig kelimesindeki -lig (-lıg, -lig, -lug, -lüg) eki bir yapım eki olup, herhangi bir özelliği kendinde bulundurma anlamı taşır ve günümüzde -li (-lı, -li, -lu, -lü) şeklinde kullanılır. Dolayısıyla Erklig kelimesi erkli, güçlü, kudretli anlamına gelir. Erklig'den bazen "Erklig Kan" diye bahsedilir ki buradaki "Kan" kelimesi, bugün "Han" olarak kulandığımız ve kıral anlamına gelen sözcüğün eski söyleniş biçimidir. Erklig kelimesi, güçlü-kudretli-kuvveti anlamında bir sıfat olarak Eski Türkçe metinlerde de yer alır. Günümüz Altay Türkleri'nin açıklamasına göre de Erlik sözcüğü (günümüz Altaylılar'ı Erklig'e, Erlik derler) ;kuvvetli-güçlü; anlamına gelir.

Erklig, yer altındaki kötü ruhlar topluluğunun başıdır. Günümüz Altay Türkleri Kara Nemeler'in yani Kötü Ruhlar'ın başkanına Erlik, Saha (Yakut) Türkleri ise Arsan Dolay adını verirler. Erklig'in başında bulunduğu bu kötü ruhlar toplumu, insanlara her türlü hastalığı, her türlü kötülüğü ve ölümü getirir. Bu kötü ruhlar, korkunç biçimli yaratıklardır. Erklig, Eski Uygurca metinlerde Erklig Kan yani;Güçlü Han, Kudretli Han ; olarak anılır.

Adını yakınlarında bulunduğu Altın Göl'den (Abakan'da) alan Altın Köl Yazıtları'nda Erklig, şöyle anılır:

"Bizni erklig adırtı." (bizi erklig ayırdı)

Altın Köl Yazıtları, birer mezartaşı oldukları için, buradaki ifadeden Erklig'in ölümle ilgili bir varlık olduğu ve insanları yaşamdan ayırdığı anlaşılmaktadır. Ölen kişi, Erklig Kan'ın tagtın (dağdaki ya da kuzeydeki) makamına götürülüp Tamu'ya (cehennem) veya Uçmag'a (cennet) yollanıyordu.

Yer altı ve ölümle ilgili bir varlık olan Erklig Kan'a verilen erklig sanı, aynı zamanda Çolpan (Venüs) yıldızına da aitti. Türkler'de Çolpan (Venüs); savaş, silah, zırh, ordu gibi askeri kavramların ve ölüm cezasının simgesiydi. Bir Türkçe metinde Erklig Kan, Çolpan ve yağız yer ile birlikte sayılmaktadır.

Eski Türk inancında ruhların/ruhsal varlıkların çoğu, gök ile yer arasında döndükleri için hem göksel yüzleriyle, hem de yer altındaki yüzleriyle gözükürlerdi. Yer altında dönmeğe başlayan göksel cisimler yani yir altınkılar (yer altındakiler), Erklig Kan ordusunu (Erklig Kan süsin)
oluşturarak kıyınçılar, ölütçiler (kıyıcılar, öldürücüler) olmaktaydılar. Bunlar, yek denilen ve kısmen insani, kısmen de hayvani yüzlerle betimlenen kötü ruhlarla eş tutulurdu. Yek ikonografisine benzeyen yarı insan yarı hayvan yüzler, Orta Asya göçebelerinin dikili taşlarında ve maskelerinde de görülür . Bu eserlerin Budizmden daha eski olmasından, Eski Orta Asya Türkleri'nde görülen Yek ikonografisinin göçebe sanatı maskelerinden geliştiği anlaşılmaktadır.

BaşkurtT ürkleri'nin Gök Tanrı'ya inandıklarını belirttikten sonra, biri ölümü yöneten on iki ruhun varlığına inandıklarını da söyler. Bu ölümü yöneten ruh, Erklig'in Başkurt çeşitlemesi olabilir.

Günümüz Türk boylarından şamanist inançta olanlarında Erklig inancı ve onun çeşitli versiyonları vardır. Ama bu inançların, Eski Türkler'deki Erklig Kan ile bire bir örtüşüp örtüşmediğini bilmiyoruz. Ancak şu söylenebilir ki, Altay ve Sibirya Türkleri'nin dış etkiler (Budizm, Maniheizm gibi dinler, İran mitolojisi vs) altında kalmasına bağlı olarak Erklig inancı bu topluluklarda doğal olarak değişime uğramıştır. Minusinsk civarında yaşan Türkler Erklig Kan'a İrle Kan - İl Kan, Buryat Moğolları Erlen Kan, Altay Türkleri de Erlik Han adını verirler. Ayrıca Yakut (Saha) Türkleri'nin inançlarındaki Arsan Dolay'ın, Erklig Kan'ın Yakut versiyonu olduğunu söyleyebiliriz. Yakutlar, yer altının hükümdarı olarak ifade ettikleri Arsan Dolay'ın bir boğanın sırtında olduğunu düşünürler.

Altay mitolojisine göre Erlik,Ülgen = Gök Tanrı tarafından yaratılmıştır. Tamu'nun (=cehennem) üzerindeki bir yerde, aşağı dünyanın dokuzuncu katında oturur. Burada demir damlı bir sarayı, gümüşten bir tahtı vardır; sarayı kara demirdendir. Erlik, dokuz tabakadan oluşan yer altında kara bir güneş yaratmış, bu kara güneşin ışığıyla orasını aydınlatmıştır. Şaman dualarında Erlik, kendisinden çok korkulan bir varlık olarak ele alınır.

Erlik, her türlü hastalığı göndererek insanlardan kurbanlar ister. İstediği kurban verilmezse musallat olduğu oba ya da aileye ölüm ve felâket ruhlarını gönderir. Öldürdüğü kişilerin canlarını yakalayıp yer altındaki karanlık dünyasına götürür, kendisine köle yapar. Altaylı Türkler, özellikle hastalıkların kol gezdiği dönemlerde Erlik'ten çok korkarlar, kurbanlar vererek onu sakinleştirmeğe çalışırlar.

Erlik sağlam gövdeli, atletik yapılı yaşlı bir varlık olarak düşünülür. Gözleri, kaşları kara renklidir. Çatal sakalı dizlerine değin uzanmıştır. Yaban domuzunun azı dişlerine benzeyen bıyığı kulakları üzerine yerleşmiştir. Kara ve kıvırcık saçlıdır. Çenesi tokmağa, boynuzları ağaç köklerine benzer. Kana benzer parlak yüzlü Erlik'in, kara demirden kılıcı ve kalkanı vardır. Bineği kara at ya da kara boğadır (belki de öküz). Erklig Kan, Eski Uygur sanatında boğa ya da öküze binmiş olarak tasvir edilmiştir ki bunu, Osmanlı kozmolojisindeki dünyanın öküz üstünde durduğunu
anlatan efsane ile aynı köke bağlamak mümkündür.

Erklig'in Türk halk düşüncesindeki ve Türk sanatındaki yeri ve etkileri düşünülenin (daha doğrusu düşünülemeyenin; çünkü bu konuda bilginlerimiz yeterli ölçüde araştırma yapmamışlardır) ötesindedir. Aşağıdaki ''Öteki Kötü Ruhlar'' kısmında ele alınan kötü ruhlar ya doğrudan Erlik'in taifesindendirler ya da islami niteliklere büründürülmeğe çalışılmışlardır. Bu kötü varlıklara günümüzde özellikle Anadolu ve Altaylar'da inanılmaktadır. Tabi ki birkaçında ad değişikliği söz konusudur ama varlıkların işlevleri temelde aynıdır.

Erklig'in Türk sanatındaki etkileri de önemlidir. Türk sanatındaki cin ve şeytan tasvirleri, köklerini Erlik'ten alırlar. Özellikle Uygur duvar resimlerinde görülen bu tasvirler Topkapı Sarayı Kütüphanesi'ndeki Muhammed Siyah Kalem'in minyatürlerinde oldukça belirgindir.

ERLİK'İN  OĞULLARI ve KIZLARI

Erlik'in dokuz oğlu, dokuz da  kızı vardır. Dokuz oğlu, adlarıyla birlikte şunlardır:

Karaş, Mattır, Şıngay, Kömür Kan, Badış Biy, Yabaş, Temir Kan, Uçar Kan, Kerey Kan.

Altay Şamanizm'ine göre Erlik'in oğulları yer altına inen şamana yol gösterirler. Erlik ve oğulları için zayıf ve hasta hayvanlar kurban edilir. Çünkü Altaylılar'ın inançlarına göre Erlik, kötü (zayıf ve sakat) kurbanlardan hoşlanır. Erlik'e asla at kurban edilmez. Ayrıca, Erlik'i simgeleyen şeyler ve tasvirler yapmak yasaktır. Erlik Han'ın oğulları babaları gibi kötü değildir. Bunlar, kötü ruhlardan insanları korurlar. Babaları için yapılan kurban törenlerinde hazır bulunurlar ve töreni yöneten kamın Erlik Han'ın yanına gitmesine öncülük ederler. Yeryüzündeki görevlerinden ayrı olarak Erlik'in oğulları yer altındaki gölleri, ırmakları, denizleri yönetirler...

Erlik'in kızları, kam (=din adamı) Gök Tanrı'ya (=Ülgen'e) kurban vermek için göğe çıkarken, kamı yataklarına çağırıp yolundan alıkoymağa çalışırlar. Kam, işini unutup Erlik'in kızlarının cilvelerine kanarsa başka ruhlarca cezalandırılır ve Tanrı'nın kurbanı kabul etmesi işi de tehlikeye düşer. Erlik'in kızlarından yalnızca ikisinin adı bilinir: sekiz gözlü Kiştey Ana ile Erke Solton.[1]






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848864 ziyaretçi (103011647 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.