Eski Mısır ve Heliopolis Ennead (Heliopolis Dokuzlusu)
 

Eski Mısır ve Heliopolis Ennead (Heliopolis Dokuzlusu)

"Ennead", eski Mısır dilinde "dokuz" (9) demektir ve Antik Mısır'da tanrıları sınıflandırmak için kullanılan terimlerden biridir. "Heliopolis Dokuzlusu" (Ennead of Heliopolis) diye geçen bu grupta, Antik Mısır dininin en önemli figürlerini görmek mümkündür: baştanrı; yaratıcı Atum, çocukları Şu ve Tefnut, torunları Geb, Nut ve onların çocukları Osiris, İsis, Seth ve Neftis. Buna benzer diğer kavramlar, "ogdoad" (sekizli); yani Elefantin, Teb ve Memphis üçlemeleridir. Plotinus’un felsefi çalışmalarını içeren 9 kitaplık koleksiyon için de "Enneadlar" ismi kullanılır.

gizli ilimler

Eski Mısır dininde Heliopolis teologlarının temel tanrıları belirlediği grup,“Büyük Ennead” olarak bilinir. Büyük Ennead'da şu tanrısal varlıklar yer alır: Atum, Şu, Tefnut, Geb, Nut, Osiris, İsis, Seth ve Neftis. Ayrıca bir de“Küçük Ennead” vardır. Bu ise Horus, Anubis, Thoth ve Maat'ı içerir. Atum, Büyük Ennead'ın başı olarak kabul edilirdi; ancak sonradan onun yerine ya Râ geçmiş ya da Atum-Râ şeklinde bir kombinasyon oluşmuştur.

Heliopolis, Kahire yakınlarındadır ve Tanrı Helios tarafından kurulmuştur. Bu kentin bir özelliği de zeytin ağaçlarıyla dolu olup, antik cağlardan beri zeytinyağı üretilmesi, Hz. İbrahim'in da bu şehirde yaşamış olması ve Hz. Musa'nın bu şehirde eğitim görmüş olmasıdır. Yaradılış efsanelerinde tek Tanrı olan Râ'nın dünyayı ve tanrıları yaratması anlatılır. Heliopolis, ayrıca önemli bir dinî merkezdir ve antik Mısır'daki en önemli mitlerin kökeninin geldiği yerlerden biridir.[1]

Heliopolis Ennead'ında yaratıcı, baştanrı olan güneş tanrısıdır. Güneş Tanrısı mitine göre, yolculuğuna Kayığı'nda her sabah Khepri (skarabe) olarak başlamakta, öğle vakti güneş diski Râ olarak görünmekte ve batmak üzereyken yaşlı Atum olarak karşınıza çıkmaktadır. Yeraltına indiğinde kayığını değiştirmekte, çeşitli tehlikelerle karşılaşmakta ve her gün doğudan yeniden doğmaktadır. Bu tehlikelerden biri, kayığı devirmek isteyen yılan Apofis'tir.

gizli ilimler

Heliopolis Ennead'ının oluşumu piramit metinleri ve "Ölüler Kitabı"nda anlatılmaktadır. Öteki dünyada ölünün karşılaşacağı tehlikelere karşı büyüler içeren metinler corpusu olan Ölüler Kitabı'nın 39. bölümünde Apofis yılanını püskürtmek için büyü içerisinde şöyle geçmektedir:

Başlangıçta ilk okyanus Nun vardır. Râ-Atum-Khepri, bu sularda beliren ilk tepenin üstünde yükselir. Kendinden, mastürbasyonla ya da tükürerek diğer tanrıları yaratır:

Ben, kaosun sularından yükselen eski tepecikte tek başına görünen Atum'um. Ben göründüğüm zaman ne gökyüzü ne yeryüzü, ve ne de yeryüzünün yaratıkları vardı. Ben, su içinden yükseldim ve üstünde duracağım bir yer yaptım. Sonra her biçimi, ağzımdan çıkanlarla yaptım. Önce, Şu ve Tefnut'u kusarak çıkardım. Onlar benimle birlikte Tanrı oldular... Ben ağ1adım ve benim gözyaşlarımdan insanlar yaratıldı. Bitkiler arasında yükseldim ve sürüngenleri ve sürünen bütün şeyleri yaptım. Şu ve Tefnut, Geb ve Nut'u; Geb ve Nut da Osiris, Horus, İsis, Seth ve Neftis'i doğurdu. Onlardan da, dünyadaki insanları çoğaltmak için pek çok çocuk doğdu.

Bu tanrılar, benim baş düşmanım Apofis'i ortadan kaldırmaları için gönderildi. Apofis, artık yok. Ben, onu ve bütün çocuklarını büyüleyerek lânetledim. Râ'nın düşmanı ortadan kaldırıldı. Râ, artık gökyüzünde barış içinde dolaşacak...”

gizli ilimler

Bu mitosta geçen Heliopolis'in 9 tanrısı şunlardır:

Nun: İlk okyanus.[2] Eski bir Mısır yaradılış mitosuna göre Nun (ya da Nu) yaradılış öncesinde var olan ve bütün yaşamın kendisinden ortaya çıktığı başlangıçtaki okyanustur. Bu ifadelerde bilimsel bir tını yok değildir ve uzak geçmişte bir yerlerde birilerinin,her şeyin nasıl başladığı konusunda bilgi sahibi olduğunu gösterir. Aynı zamanda da dişil prensibin bütün yaşamın ilk kaynağı olduğunu düşünen, tanrıça yönelimli inananlar için de önemli bir dayanak oluşturur.[3]

Râ-Atum-Khepri: Yaratıcı tanrı.[2] Adının anlamı Eski Mısır dilinde "bitirmek", "tamamlamak" olan Atum, Heliopolis Enneadı sistemine göre dünyanın yaratıcısı, tamamlayıcısı, oluşturucusudur. Aynı zamanda kendisinden önceki kaosu bitirici olarak da ifade edilebilir elbette. Sadece bununla da kalmaz, aynı zamanda tanrılar da kendisinden ortaya çıkmıştırlar. Eski Mısır’ın en önemli dinî metinlerinden biri olan Piramit Metinleri’nde Firavun’un hem yaratıcısı, hem de babası olarak kabul edilir. Başında Mısır’ın kırmızı ve beyaz çifte tacıyla ya da yanda görüldüğü gibi bir kraliyet peruğu/örtüsüyle birlikte resmedilir. Firavun faresi, kertenkele, aslan, boğa ve maymun şeklinde de tasvir edilir. Sembolüyse skarabe denen özel ve Akdeniz havzasına özgü bok böceğidir.[4]

Erken Mısır tanrılarının en iyi tanınanlardan biri de Râ ya da Re'dir. Genelde doğmakta olan Güneş'i simgelediği görülür. Karanlık ya da saklı Güneş ise doğmadan önceki ya da battıktan sonraki durumunda- Atum adını alır.

Râ'nın esas tapınağı Heliopolis'teydi. Efsaneye göre ilk kez bu yerde bir taş obelisk biçiminde gerçekleşmiştir, bu obeliske 'ben­ben" denilir ve "Het Benben" adlı tapınakta yıllarca korunduğu anlatılır. Het Benben, "Obeliskin Sarayı" demektir.

Öyküye göre Râ, başlangıçta Nun/un kucağında eğleşiyormuş, sonra irâdî bir gayretle bu karanlıktan çıkmış ve bugün gördüğümüz güneş biçiminde ışıl ışıl kendini göstermiş. Bu anlatılanlar, bugünkü bilimin, güneş sistemimizin doğuşu ve sarı yıldızların erken dönemi hakkında bildikleri ışığında çok mantıklı gözükmektedir.

Râ, Şu ve Tefnut'un, ikiz aslan tanrıların babasıdır ve bu çocuklar annesiz doğmuşlardır. Onlar da Geb ve Nut'a yaşam verirler. İsis ve Osiris ailesi bu zinciri takip eder. Bu ifadelerdeki fizikötesi kavramsallık açıktır; burada androjen yapının eril ve dişile bölünmesi vardır. Buna "Yang" ve "Yin" de diyebiliriz. Genetik dünyasındaki hücre bölünmesi de aynı şeye karşılıktır. Râ-Atum'un kendisiyle birlikte Şu, Tefnut, Geb, Nut (Neith), İsis, Osiris, Set ve Neftis Heliopolis Ennead'ının (dokuzlusunun) büyük tanrılarıdır.

Ayrıca Râ'nın bir eşi ya da dişil cephesi de vardır ve Rat olarak bilinir. Kimi otoriteler Rat'ın en eski metinlerde bulunmadığını yazarlar. Râ'nın bugünkü dünyadan farklı olan "ilk evreni" yarattığı düşünülür. Efsaneye göre genç olduğu dönemde tanrıları ve insanları barışsever biçimde yönetmiştir. Fakat yaşı ilerleyince, halk zayıfladığını hissedip kendisine başkaldırır. Bu "halk" hakkında başkaca bilgi verilmez; ancak bu "ilk evrenin" bir parçası oldukları anlaşılır.

Fakat Râ, tanrısal olduğu için kısa sürede olan bitenin farkına varır ve diğer tanrılarla görüştükten sonra tanrısal gözünü tanrıça Hathor/Sekhmet biçiminde isyankarlara yöneltmeye karar verir. Bu da başlı başına bir öyküdür. Bu "Göz" hikayesi, burada ya da başka bir güneş sisteminde meydana gelmiş kozmik kimi felaketlerin sosyal hafızadaki yansımaları da olabilir.

Yarattığı varlıkların şükran yoksunluğu, yaşlı tanrıda "ilk evren"den soğuma hissi yaratmış olmalıdır. Bu yüzden de bu evrenin sınırlarının çok ötesine çekilir. Nun'un emriyle tanrıça Nut ya da Neith kendini bir ineğe dönüştürür, Râ’yı sırtına alır ve onu gök kubbenin yukarılarına çıkarır; bugünkü dünyamız da bu sıralarda yaratılmıştır. Buradaki öykü, şu an bulunduğumuz sisteme öncüllük eden başka bir yıldız ya da yıldızlar hakkındaki kozmolojik dramanın bir benzetmesi gibidir.

Efsane şöyle devam eder: Böylece Râ'nın (ya da temsilcisinin) yaşamı çok düzenli hale gelir. Aydınlık saatlerde güneş gemisini doğudan Batı'ya doğru ötürür ve bu sırada eski düşman Yılan Apep'ten (cehalet karanlığı) sakınmaya özen gösterir. Apep daha sonraları kızı kedi tanrıça Bast ya da Animusu Mau tarafından mağlup edilir.[3]

Şu: Nefes, soluk, hava ve atmosferin kişileştirilmiş hali.[2] Hava tanrısı Şu, çocukları olan, yeri (Geb) ve göğü (Nut) birbirinden ayırmaktadır. Şu’nun kız kardeşi ve karısı, nem tanrıçası Tefnut’tur ve bunların hepsi, kökeni, Heliopolis’ten gelen yaratılış miti olan, Heliopolis Ennead’ının parçasıdır.[5]

Tefnut: Nem ve sıcaklığın kişileştirilmiş hali.[2] Heliopolis Enneadı'nın parçası olan Tefnut, kimi zaman insan formuyla gösterilmekle birlikte, genellikle bir dişi aslan olarak tasvir edilir. Kardeşi ve kocası Şu'yla birlikte, Heliopolis'te ve Nil Deltası'nda bulunan Leontopolis ana kült merkezleriydi.[6]

Geb: Yeryüzünün kişileştirilmiş hali. Şu, Geb'i yerde bırakmış, kızı Nut'u göğe yükseltmiştir.

Nut: Gökyüzünün kişileştirilmiş hali. Üzeri yıldızlarla kaplı kadın bedeni şeklinde betimlenir. Üzerindeki 3 güneş diski, güneş tanrısının 3 formudur.[2] Büyük gök tanrıçası Nut, Heliopolis Ennead'ının (ilk 9 tanrı) parçasıydı. Nut; hava tanrısı, Şu’nun kızı ve yer tanrısı Geb’in kız kardeşi ve karısıydı. Büyük gök tanrıçası olarak, Nut, bedeni, dünyanın üstünden karşı tarafına geçerek, doğu ve batı ufuklarına, elleriyle ve ayaklarıyla dokunan, bir kadın olarak temsil ediliyordu.

Nut’un tabloları, onu, ayak bileklerine dokunurken göstermesine rağmen, kendisinin, 4 ana yöne – kuzeye, güneye, doğuya ve batıya- dokunduğu ve böylece, tüm gökyüzünü koruduğu anlatılmak istenmiş görünmektedir.

Nut’un, pek çok önemli ilişkilendirilmesi bulunmaktaydı. En eski metinlerde, tanrıların üstünde bir güce sahip biçimde gösterilmiştir. Kimi örneklerde, göğün inek tanrıçası olarak tasvir edilmektedir, ancak kendisi, en çok, bir kadın olarak gösterilmektedir.[5]

Osiris ve İsis Seth ve Neftis Haraeris: Geb ve Nut'un oğlu, "Büyük Horus", Seth ile savaşmış ve gözünü kaybetmiştir, bu savaşta Seth ise testislerini kaybetmiştir. Seth, daha sonra Büyük Horus'u öldürmüştür. Piramit metinlerine göre Horus, Osiris ya da "Osiris içindeki Horus" olmuştur. Daha sonra Osiris ve İsis'ten yeni bir Horus doğmuştur. Bu Horus, daha sonra Seth tarafından öldürülen babası Osiris'in tahtını talep etmek üzere Seth ile kavgaya tutuşmuştur.[2]

Eski Mısırlılar için Horus, Firavunun yaşarken aldığı biçimdir. Öldüğündeyse Horus olan Firavun Osiris’e dönüşecektir. Fakat Horus Heliopolis Enneadı’nın tanrılarının soyundan geliyor olmasına rağmen, Ennead'ın bir parçası değildir; çünkü Heliopolis Enneadı dördüncü nesil tanrılarla – yani İsis, Osiris, Set ve Neftis’le birlikte sona erer. Osiris’le İsis’in oğlu olan Horus, bir sonraki neslin bir üyesidir.[7]

Rivayetlere göre Osiris, Mısır'ı yönetirken gösterdiği güç ve adaletle ünlü olmuş, efsanevî bir kraldı. Erkek kardeşi Seth ona tuzak kurup öldürmeyi başardı. Osiris'in eşi, "büyük büyücü" İsis, ölü Osiris'ten hamile kalmayı başardı. İsis, cesedi gömdükten sonra Nil deltasına sığındı; orada sık papirüs kümeleri arasına gizlenip oğlu Horus'u dünyaya getirdi. Horus büyüyünce Ennead'ın tanrılarına haklarını kabul ettirdi ve amcasına saldırdı.[9]

Horus, Osiris ve İsis'in oğlu olan Horus ise Mısır uygarlığının başlangıcından itibaren firavunların isimlerinden biri olmuştur. Horus, "Büyük Tanrı, Göğün Efendisi"dir. Firavun ise Horus'un bedenlenmiş halidir.[2]

Heliopolis Enneadı'nın üyesi olan İsis, Osiris'in kız kardeşi ve karısı, Set ve Neftis'in kardeşi, Horus'un annesi, Nut'un ve Geb'in kızı ve Şu ve Tefnut'un torunudur. Analık ve Bereket Tanrıçası olmasının yanında, büyü de İsis’in, tabiri caizse görev alanına girer. Fakat Eski Mısırca adı Aset olan İsis, bundan daha fazlasıdır.

İsis, tüm İlkçağ’ın gelmiş geçmiş belki de en önemli Tanrıçasıdır, eğer Tanrısı da değilse tabii. Abydos ve Mısır’ın güneyindeki Philae adasındaki tapınak başta olmak üzere, Helen ve Roma dünyasının pek çok yerinde tapınakları bulunmaktaydı. Roma’da, Pompei’de, hatta Britanya’da bile. Deltadaki Sebennitos kenti İsis’in en eski kült merkeziydi, ancak milattan önce 3100'lü yıllarda ortaya çıkan bu kült, zaman içinde tüm Akdeniz havzasına yayıldı.[8]

Eski Mısır dilindeki adı Nebet-Het olan Heliopolis Enneadı'nın üyesi Neftis İsis, Osiris ve Set'in kız kardeşi (Set'in aynı zamanda karısıdır), Nut'la Geb'in kızı, Şu'yla Tefnut'un torunu ve Mumyalama Tanrısı Anubis'in annesidir. İsis'le beraber Osiris'in mumyasını korumakla görevli oldukları için, İsis'le birlikte çok sık betimlenmiştir.

Neftis, görüldüğünün ve sanıldığının aksine, önem açsından Eski Mısır dininde İsis'ten aşağı kalır yanı yoktur. Horus'un sütannesi olması nedeniyle, o sırada tahtta bulunan Firavun'un da bakımını ve korunmasını üstlenmiş olarak kabul edilmiştir.

Neftis, koruyucu bir tanrıça olması, uhrevi hayatla ilişkisi ve İsis’le yakın bir bağı bulunması nedeniyle, ölüler diyarı ve Osiris’in krallığı olan Duat ve cennet Aaru’daki yolculukları sırasında ruhlara eşlik etmekteydi. İsis gibi güçlü bir büyücüydü ve bu uzun yolculuk sırasında orada bulunan canavarlara karşı ölüleri İsis’le birlikte korumaktaydı. Râ'nın her gece tekrar tekrar yaptığı yolculuk sırasında da ona eşlik etmekteydi.

Neftis, aynı zamanda Set’in karısıydı. Fakat Set’in Râ'nın koruyucusu olduğu konseptiyle bir birlikteliği bulunmaktaydı. Set’in Osiris’e oynadığı oyun sonucu öldürmesi ve oğlu Horus’la kapışmasıyla özdeşleştirilen kötülüklerle dolu yönü Neftis’le özdeşleştirilmez. Hatta Neftis, Osiris’in Abydos’taki tapınak külliyesinde, onun başında ağıt yakan İsis’in bu ağıtına katılır.[10]

Heliopolis mitolojisinde insan türünün yok edilmesiyle ilgili bir mit vardır. Râ, kendisine saygısızlık eden, aldatan insanları cezalandırmak ister ve tanrıları gizlice bir araya toplar. İlk okyanus Nun, Râ'ya günahkârları parlak alevleriyle cezalandırmasını öğütler. Râ, bunu yaptığında kurbanları gazabından saklanmak için dağlara kaçarlar. Râ, tekrar tanrıları bir araya toplar ve yine Nun'un tavsiyesiyle Râ, gözünü kan dökücü "Hathor" biçiminde dünyaya yollar. Râ, tüm insanlığın yok olmasını istemez ve Hathor'un kana açlığını bastırmak için büyük olasılıkla kırmızı bir boya olan "didi" ile birayı Elefantin adasındakilere karıştırtır ve yere döktürür. Hathor, insan kanı sandığı bu karışımı içer, sarhoş olur ve asıl amacını unutur. Böylelikle tüm insanlık yok olmaktan kurtulur.[2]

Kaynaklar

[1] akhepedia.com/forum/eski-misir/heliopolis-(gunes-kenti-annu)/
[2] Arş. Gör. Hakan Peker, "Eski Mısır Mitolojisinden Örnekler", Navisalvia Mythos, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2006, ISBN: 978-605-396-049-2, s.23-25.
[3] facebook.com/permalink.php?story_fbid=430537076962319&id=190867841030984
[4] historistanbul.blogspot.com/2011/08/atum.html
[5] Pat Remler, "Egyptian Mytology A to Z", Third Edition, Chelsea House Publishers, 2010.
[6] historistanbul.blogspot.com/2011/08/tefnut.html
[7] lundistanbul.blogspot.com/2011/02/horus.html
[8] historistanbul.blogspot.com/2011/08/isis.html
[9] Mircea Eliade, "Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi", Kabalcı Yayınları, Cilt: 1, s.19.
[10] historistanbul.blogspot.com/2011_08_01_archive.html




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36629497 ziyaretçi (102627066 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.