Esrarengiz Bilinçaltı, I
 

Esrarengiz Bilinçaltı

1. Bölüm

Derin Psikoloji'nin temelleri, zihnimizi buz dağının su üstünde yüzen ucu ile karşılaştırdılar. Buz dağının büyük bir kısmı, su seviyesinin altındadır ve sadece küçük bir kısmı çıplak gözle görülebilir. Buz dağının bizim görebileceğimiz kısımları, buzun tümünün sadece 1/8'idir. Bu yüzden 7/8'lik kısmı suyun altındadır ve görülemez.

Zihnimiz de iki bölgeye ayrılmıştır: Biri "bilinç" ve diğeri de "bilinçaltı". Bilinçli zihinsel işlemler, uyanık olduğumuz zamanlardaki davranışlarımızı gelir ve şunlardan meydana gelir: Algılama, katılım, gözlemleme, hatırlama, hayal etme, yargılama ve düşünme. Böylece zihnimizin büyük bölümü, doğrudan farkına varamadığımız bilinçaltı zihinsel işlemlerden oluşur.

"Bilinçaltı", insan yaşamında hayati bir rol oynar. Sık yaptığımız yaygın hatalarda görülebilir. Örneğin bir arkadaşın evinde mendilimizi unutmak, elimizde kalemi tutarken hâlâ onu arıyor olmak ya da bir köşede ayakta durmak ve bastonumuzu yatay vaziyette uyuyormuş gibi yatağın üstüne koymak Aynı şekilde kalem hataları ve konuşma hataları vardır.

Bir insan, "dilek" kelimesini telaffuz etmek ister ama ağzından "tünek" kelimesi çıkar. Bir kelimeyi yanlış yazmakla pek çok kalem hatası oluşur. Yazılımını bilmediğimizden değil; yanlış yazım istemsiz bir şekilde ortaya çıkar. Bu tür olaylar, yakınlarımıza ve sevdiklerimize mektup yazarken "Sevgili sevgilim..." diye hitap ederiz. Bu tür pek çok örnek vardır.

Su üzerinde yüzen bir buzdağı, zihni bir bütün olarak temsil ediyor. Bu8 dağın görülebilir bir kısmı, zihinsel işlemleri temsil ederken su altında olan kısmı, bilinç altına işaret ediyor.

"Bilinçaltı"nın varlığının en önemli kanıtı, uykuda yani en faal olduğumuz zamanda bulunmuştur. Çoğu kez zor bir matematik ya da fizik problemiyle karşılaştığımızda ve o aklımızdayken yattığımızda, bir sonraki sabah erkenden problemimizin önerilen çözümüyle uyandığımızı gözlemleriz.

Kişisel ve sosyal yaşamımızda sık sık zor problemlerle karşılaşırız ve çözümünü bulmakta başarısız oluruz. Çoğu zaman zor durumu çözme konusunda bir fikir, onu çözmeye çalışırken uyuya kaldığımızda aklımıza gelir. Ertesi sabah uyandığımızda zor durumu çözmek için zihnimizde çok yararlı bir öneri olduğunu fark ederiz. Uyku sırasında bilinçli zihinsel etkinlik, işlev dışıdır. Ama "bilinçaltı", işlev görmek için bütün olanaklara sahiptir.

Uyku ve rüyalar, genellikle birliktedir. August Kekule, bilimsel bir keşfin rüyasını gören bir bilim insanı. Hidrojen ve karbon atomlarının benzende nasıl birbirine bağlı olduğunu keşfetmeye çalıştı.Çözüm, uyanıklık ile uyku arasındaki bir durumda, yani yarı uykuda olduğu bir durumda geldi. Benze4n molekülünü daire şekline yuvarlanmış bir yılan biçiminde gördü. Kekule, ayağa kalktı ve 6 karbon atomu, hidrojen atomlarının bağlı olduğu bir halka oluşturursa problemin çözülebileceği tahmininde bulundu. Çok büyük bir alan olan halka birleşimleri kimyası doğru ve başarılı Alman boya endüstrisinin emelini oluşturdu.

Esrarengiz Bilinçaltı

2. Bölüm

Rüyaları tarafından rehberlik edilen ve dünyaya ellerinden geleni veren tanınmış şairler, düşünür ve sanatçılardan başka birkaç örnek daha vardır.Büyük Alman şairi, bilim insanı ve filozofu Johann Wolfgang Goethe, uykusunda birçok problemi çözmekle kalmadı. Aynı zamanda rüyalarından aldığı ilhamlar ile pek çok şiir de yazdı. Samuel Taylor Coleridge'nin ünlü kitabı "Kubla Han"ı rüyasında yazdığı rivayet ediliyor. "Bilinçaltı"nın rolü burada açıkça görülebiliyor.

Şimdi "Bilinçaltı"nı psiko-analiz alanının öncüsü Dr. Sigmund Freud'un bakış açısıyla ele alacağız. Freud, bize bilinçaltını oluşturan "baskı" fikrini sunuyor.

Uyanıklıkta arzular, bilinçaltı dünyasına inerler ve orayı mesken edinirler. Bilinçaltı dünyasına giden arzuların birçoğu, toplum düzenine aykırıdır ve toplumumuz, onların açık ifadesine ve gerçekleştirilmesine izin vermez.

Freud, iki katlı bir evle çok ilginç bir benzerlik kuruyor. İlk katta oturanlar saygın insanlarken zemin katta yaşayanlar, uygarlık ve görgü kuralları standartlarına uymayanlardır. Bilincimiz, 1. katta yaşayan uygar insanları temsil ederken, bilinçaltımız, zemin katta yaşayan insanlara benziyor. Başka bir deyişle bilincimiz, genellikle topluma uyum sağlamıştır ve toplum tarafından oluşturulmuş davranış kanunuyla uyum içerisinde işler. Bilinçaltı ise aksine toplumsal kurallar ve geleneklerden dolayı yerine getiremediğimiz tüm bu tatmin edilmemiş arzuları içerir.

Freud'a göre "bastırılmış" arzular, genel olarak özünde cinseldir. Hiç kuşkusuz "cinsellik" terimini bütün her şeyin, şefkat duygularına ve sevgi hislerine bağlı olduğu alanını kapsamak için çok geniş bir manada kullanıyor. Hatta öyle ki, bu güdünün ilk başlangıçlarının küçük bir bebeğin baş parmağını emmesinde olduğunu saptıyor. Bastırılmış arzular, özünde cinseldir ve uyku ile rüyalarda işleyen çok güçlü güdülerdir.

Bazen bizim "bastırılmış" arzularımızın ön plana çıkma fırsatını bulamaması ve yıllar boyunca bilinçaltında kalması söz konusu olabilir. İnsanların bilinçli ve mantıklı kişiliği, toplumsal kurallardan dolayı arzusunu tatmin etmesine izin vermez ve arzular, bilinçaltında kalmaya devam eder. Genellikle insan, arzularına kılıf uydurmaya ve arzularını toplum tarafından hoş görülebilir bir tavırda tatmin etmeye çalışır. Fakat bunun mümkün olmadığı koşullarda bastırılmış arzu, bireyin gerilimle karşılaşmasıyla sonuçlanan bir zihinsel çatışma şeklini alır.

Zihinsel çatışma, endişe, kaygı ve mani'den diğer ciddi akıl hastalıkları ve sinirsel bozukluklara kadar birçok zihinsel soruna sebep olur. Bu tür zihinsel hastalıkların tedavisi için hastalığımızı tespit etmeye çalışan bir ruh hastalıkları uzmanına gitmeliyiz.

Freud, bir de mevcut hastalığın kökenine inilmesi gerektiğini ileri sürdü ve birçok olayda mevcut hastalığın kökeninin, hastanın çocukluğunda yattığını buldu. Hastanın çocukluğunu araştırmak durumunda olduğumuz zaman, muhakkak toplumsal kurallar ve ahlâkî yaptırımlardan dolayı tatmin edilmemiş birçok arzuyu bulacağız.

Bu yüzden bilinçaltı, insan zihninin çok gizemli bir bölümüdür. İçerdiği fikirler, düşünceler, hisler ve duygular, davranışımızı idare eder. Bilinçaltımız bazen çok büyük yardımlarda bulunmuş ve fen, matematik ve felsefe alanlarındaki birçok keşifte yükümlü olmuştur.

Bilinçaltı, aynı zamanda psiko-analizin ana çalışma alanı olan "bastırılmış arzular" ve yerine getirilmemiş isteklerin kaynağı olarak araştırılmıştır. Bilinçaltının sırrına varılamaz gizemleri, gitgide bize kendilerini daha da fazla gösteriyor.

Sonraki Sayfa >>






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 44790281 ziyaretçi (116420412 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.