Evren Şakaya Gelmez
 

evren, uzay, kainat, kozmos, kozmos, cosmos, space

Evren Şakaya Gelmez

Bircan M.

Kişi, en büyük zararı düşünceleri ile kendine veriyor…

Bundan birkaç yıl önce enerji, hep duyduğum; ama tanımadığım bir olaydı… Daha sonraları bilgi toplamaya başladım… Zaman içerisinde okudukça anlıyorum ki bu koskoca evrene güçlü enerji sinyalleri ile bağlıyız… Nasıl bir şeydir ki hayatımızda yaşadığımız her anın tek bir anlamsız boşluğu yok…

Aslında bir mûcize içerisinde yaşıyoruz… Yaşadığımız tüm olumlu ya da olumsuz ne varsa aslında bir mıknatıs gibi üzerimize kendimiz çekiyoruz… Nasıl mı? Tabii ki düşüncelerimizle…

Bu yüzden Yüce Yaradan; "Ben, kullarımın yaptıklarına değil niyetlerine bakarım." diyor…

Evren, bizim ağzımızdan çıkan kelimeleri okumuyor… Ama kalbimizdeki samimiyetin sinyallerini alıyor… Burada bir kaç örnek verecek olursak… Kişinin yalan söylediğini ele alalım. Karşınızdakine ciddi bir yalan söylüyorsunuz… Ama birkaç zaman sonra bu yalanın olumsuz etkilerini siz yaşamaya başlayacaksınız… Çünkü evren, sizin kelimelerinizi değil de kalbinizden gelen sinyalleri okumuştur… Karşınızdakini kandırabilirsiniz; ama evreni, asla…

Öfke anlarımızda da bu böyle yaydığımız düşük enerji, etrafımıza o gün boyunca öfkeli ya da öfkeleneceğimiz insanları çeker… Bu yüzden pozitif insanlar, hep pozitif çevreler edinir…

Ve evren, kararsızlıkları sevmiyor… Dikkat ederseniz kararlı insanlar, daha başarılı oluyorlar… Kararsızlık, sizin hayatınızı karıştırdığı gibi evreninde hafızasını karıştırıyor…

O, mükemmel bir okuyucudur… Ve kalbinizdeki niyetleri size hiç eksiksiz şekillendirip yollayacaktır… Birine bir şekilde zarar veriyorsak, yakında hazırlananın, siz de zarar göreceksiniz demektir…

Ama bize verilen zararları karşımızdakinde aramaya o kadar çok alışmışız ki bizden başka herkes suçlu… Oysa bize dönen, bizim oluşturduklarımız… Kader dışında tüm yaşadıklarımız kendi seçimlerimiz… Bu yüzden dinimizde yalan, iftira, kişilerin arkasından konuşmak ve daha bunun gibi tüm günah sayılan yasaklar, en çok bize döneceği için zararlıdır…Yoksa Yüce Yaradan'ın bizim yapacağımız hiçbir ibadete ihtiyacı yoktur…

Karşılıksız, koşulsuz, iyi niyetlerle yapılan her eylem, enerji bedenimizin temizlenmesini rûhumuzun yükselmesini sağlıyor… Bize emanet edilen rûh enerjisini ancak bu şekilde koruyabiliriz… Hissederek yaptığımız ibadetlerle… Yoksa hissetmeden yapılan her ibadet, her eylem, sadece şekilden ibaret kalıyor… Bu yüzden "Kalplerde olanı BEN bilirim." demiyor mu Yüce Yaradan…

Çoğumuzun başına gelir… Bir an aklınızdan bir şey geçer ve bir bakarsınız gün içinde aklınızdan geçen her ne ise size sunulmuş… İşte evren, kalbinizin saf enerjisini daha çabuk algılıyor… Sadece başımız sıkıştığında yapılan dualar, içlerinde az parça çıkar enerjisi taşıdığından ya hiç gerçekleşmiyor… Ya da gerçekleşmesi uzun sürüyor…

Kainat, sevgi üzerine kurulmuş muazzam işleyen bir mekanizma ve sevgi, bu mekanizmanın en önemli parçası… Bu yüzden içinde sevgi olan her iş, eninde sonunda iyi yönde size döndürülür… Ama içinde hırs ve kötü niyet olan düşünceler, zarar verilen kişilerle birlikte zarar vereni de sürükleyecektir arkasından…

Bana göre ayaklarımızın gittiği yer değil önemli olan… Yüce Rabbim, hepimize Kabe'ye gitmeyi nasip etsin… Ama çoğumuz, farkında değil belki… Bir Kabe de kalbimizde ve her gün duygularımız, bu Kabe'yi tavaf ediyor… Ve bizler, düşünecek olsak; Resûlullah efendimizi ziyaret ettiğimizde en iyi duygularla dualarla yaklaşıyoruz…Peki yaşadığımız hayatta ne değişiyor? Samimi bir iyi niyet için Kabe gerekiyorsa, yüreğinize bakın…

Belki de çok uzakta değildir… Allah, tek bir mekana sığar mı? O, ancak gönüllerde olur…

Evren, bizlerin kelimelerini değil… Kalbimizden gelen niyetlerimizi okur…

Ve bizler, ne verirsek onu alacağız… Daha az ya da fazlasını değil…

Bircan M. (Kayıpgül)
14 Haziran 2010, Pazartesi.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Kemal, 16.12.2010, 23:31 (UTC):
Bircan M. Hanım, yazınızda önemli ve önemli olduğu kadar da kozmolojik (evrensel/cihanşumul) bir konuda perdeyi aralamışsınız. Ayşegül Hanımın da belirttiği gibi yorumunuzun bir kısmına katılmakla birlikte, katılmadığım noktalar da var. Tabiiki kendi acizane görüşüm. Yaşadığımız evrendeki kozmik yasalarda zıtlıklar prensibi hakimdir. Yani eskilerin deyimi ile "her şey zıddı ile kaimdir". Hani Rabbimiz "her şeyin çift yaratıldığını" beyan eder. Artı ile eksinin birbirini çekmesinin temel esprisi de burada yatar. Ancak sizin de dolaylı olarak belirttiğiniz gibi akıl ve sorumlluluk sahibi varlıkların yaptığı amel, iş, oluş ve eylemlerde niyet çok önemlidir. Elbetteki Allah katında yapılan eylemin önce "niyet" bağlamındaki durumu önemlidir. Diğerleri sonra gelir. Bir mütefekkirin de dediği gibi: "Mevla görelim neyler; Neylerse güzel eyler". Yeteki yanlışlarımız, hatalarımız olsa da niyetlerimiz düzgün olsun. Eninde sonunda karşılığını görürüz. Saygılarımla.

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 14.06.2010, 12:51 (UTC):
bu arada bir de pozitif insanlar pozitif insanları çeker demedim...pozitif çevreler edinmeye çalışırlar dedim...Bu ayrıntılarsa kişilerin seçimleri ile ilgili tabiki...

Yorumu gönderen: ayşegül, 14.06.2010, 12:48 (UTC):
ama seninle sohbet güzel:)fikirlerimizi rahat karşılaştırabiliyoruz:)farklı olmanın en güzel yanı konuşacak tartışacak çok şey oluyor olması...birde enerji işi kişinin o günkü ruh haliyle de ilintili...mesela benim canım epey bir sıkkın bugün ve kendimi olumsuz hissediyorum ama bu beni negatif yapmaz sadece bir parça somurtkan yapar:)

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 14.06.2010, 12:42 (UTC):
Ayşegül zaten anlatmaya çalıştığım kalp ile dilin aynı olmasıydı...yani dilin söylediği ile kalbin niyeti aynı olmalı tabiki söylediklerimiz önemli bunu bende biliyorum...Pozitiflik durumu ise dikkat edersen şu kişiyle hiç anlaşamadım bana çok negatif geldi denir...ve bu tip insanların yanında fazla kalmayız...Tabiki yaşantımızda hayatımız bir bütün dedim ya ince detaylar sanırım duygularda saklı...

Yorumu gönderen: ayşegül, 14.06.2010, 12:21 (UTC):
ben;örneğin,pozitif insanların pozitif insanları çektiği noktasına katılmıyorum.nedeni;o zaman kötü kötüyü iyide iyiyi çekerdi ve insanlar bu tarz bir guruplaşma içerisinde yaşardı ve"kötü şeyler iyi insanların başına gelir"sözünün veya buna benzer sözlerin çıkış noktası ortadan kalkmış olurdu:)kayıpgül özür dilerim elbette ki bunlar benim fikirlerim ve zaten burada çok sesliliği oluşturyoruz öyle değil mi?sonra niyetlerin kalpten okunması;halbu ki inanç sistemimiz de dille ikrar önemlidir yani kalbin söylediğini dil ikrar etmek durumundadır,kelimeler bile ağızdan çıkış tınısına göre bir mana içermez mi aynı kelimeyi söyleyiş tarzı bazen bir sevgi bazen de bir şiddet ifadesi olarak kullanilabiliyor...yani enerjiyi ses tellerinin tınısı belirliyor ve senin değiminle "evrene"gönderiyor...dediğim gibi bu da benim bakış açım o kadar...

Yorumu gönderen: Kayıpgül, 14.06.2010, 11:56 (UTC):
Teşekkür ederim Ayşegül...Bazen yazının uzun ve sıkıcı olmaması adına çok fazla detaylara inmiyorum bu da yanlış anlaşılmalara neden olabilir...Bu yüzden de sizlerin hoşgörüsüne sığınıyorum:)

Yorumu gönderen: Selma.D, 14.06.2010, 11:55 (UTC):
Kesinlikle yazdıklarının her kelimesine katılıyorum.Bunun en güzel örnegi benim hayatlarımızı kötü niyetle olmasa bile yaptıklarımızla biz kendimiz karıştırıyoruz.Ne demişler kim ne ederse kendine eder çok güzel bir yazı olmuş ellerin dert görmesin.

Yorumu gönderen: ayşegül, 14.06.2010, 11:09 (UTC):
hımm...güzel bir yazı olmuş,katılmdığım bir kaç noktası olmasına karşın, zevkle okudum:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36817135 ziyaretçi (102957741 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.