Exorcist - Şeytan Filminin Perde Arkası
 

Exorcist, ekzorsist, şeytan, cinema

Şeytan filminin ve romanının simgesi, Mezopotamya tanrılarından biri olarak tanımlanan Pazuzu'nun filmde kullanılan heykeli.

Exorcist - Şeytan Filminin Perde Arkası

Sinemada Gizem

Bir korku ve dehşet yapıtı olan ve gelmiş geçmiş en iyi korku filmi olarak ilk sırada yer alan ''Exorcist'' yani ''Şeytan'' filminin iç yüzü inanılmaz gerçeklerle doluydu; ama en inanılmazı filmde Şeytan'ın saldırısına uğrayan anne ve kızın aslında ünlü sinema oyuncusu Shirley McLain ile kızı Sachi olduklarıydı. Durun bu kadarla da bitmiyor.. Ya film çekilirken yaşanan garip olaylar...??



1993 Yılı için yayınlanan ''Her Konuda En İyi 10'' kitabının liste başında 1973 yılında çekilen ''Exorcist -Şeytan'' filmi geliyordu.

Ayrıca da film uzun bir süre en çok iş yapan yani gelir sağlayan filmlerin ilk onu arasına da giriyordu. Filmi gördünüz veya görmediniz fakat muhakkak duydunuz çünkü yurdumuzda da gösterime girdiği zaman büyük ilgi görmüştü. Ama duyduklarınızla okuduklarınızın dışında sıkı sıkıya gizlenen diğer bir boyut vardı. gerek filmin öncesinde, gerekse de filmin çekiminde yaşanan olaylar inanılmaz fakat gerçekti. Sanki filmin başarılı olmasının nedeni, bazılarına göre bizzat Şeytan'ın orada bulunmasıydı. ''Olur mu canım...'' diyeceksiniz! Doğru, olacak iş değil ama yine de biz.. Neyse, şimdi gelin filmden öncelerine yani ''Şeytan'' kitabının yazarı William Peter Blatty'nin neden böyle bir kitabı yazdığına ve yaşadıklarına...

Şeytan 1949'da İş Başındaydı..

1949 Yılında, Washington'da 14 yaşında bir oğlan çocuğunun Şeytan'ın etkisi altına girdiği (Poessesion) ve seksüel anomalilerle karışık saldırgan davranışlarda bulunduğu duyuldu. ''Washington Daily News''ın haberine göre olay Katolik Kilisesi'nin müdahalesi ile durdurulmuş ve psikolojinin çaresiz kaldığı noktada, geçmişi 2000 yıllık Hıristiyan kaynaklarına dayanan ''Exorcism'' yani ''Şeytan Çıkarma'' ayini ile başarıya ulaşılmıştı. Ayrıca Washington Parapsikoloji Derneği ile de işbirliği yapılmıştı. Bu ironik vaka, geniş çapta sansasyona neden olduğundan ilgili kayıtlar ve sonuçlar, Georgetown Üniversitesi'nin de tarih bölümünde Prof. Rahip Thomas Bermingham tarafından anlatıldı. İşte o anda sınıfta bulunan öğrencilerden birisi de yıllar sonra ''Şeytan'' romanını yazacak olan Blatty idi.

Blatty, ''Şeytan'' filme alınırken o yıllar için şunları söylüyordu: ''İnanılmaz bir olaydı. Sayısız tanık vardı ve 14 yaşındaki çocuk, birçok doğaüstü olayı gerçekleştirmiş ve önüne geçilememişti. Örneğin, çocuk durup dururken ve özellikle gece saatlerinde yatağından resmen havaya kalkıyor ve yerçekimiyle resmen alay edercesine boşlukta duruyordu. Olacak iş değildi, daha sonra Duke Üniversitesi Parapsikoloji Kürsü Başkanı DR. J.B.Rhine yaptığı açıklamada bir ''Poltergeist'' yani dıştan gelen bir etkinin şuurlu olarak olaylara neden olduğunu söylemişti. Garip, kaynağı belirsiz sesler duyuluyor, eşyalar yer değiştiriyordu. Ama beni asıl etkileyen bu vakanın ötesinde oldu. Çünkü sonraki yıllarda sadece St.Louis bölgesinde benzeri 27 olayın yaşandığını öğrendim. Aynı tür olaylardı ve çözümlere daima Rahipler tarafından kökeni 1500-2000 yıl öncesine dayanan İncil kökenli ''Şeytan Çıkarma'' töreni gerçekleştirilerek ulaşılmıştı. 1971 Yılında yayınladığım ve hemen Best-Seller olan ''Exorcist''de işte bu olayların sentezini kurguladım. Şundan eminim, Tanrı ile Kötülük arasında gerçek bir ilişki var ve Şeytan bunun temsilcisi ama eğer binlerce yıl öncesinde kazanılmış ve etkisini hiç yitirmeyen yöntemleri kullanırsak, Kötülüğü yenebiliyoruz. Öyleyse, yaşananlar inancında ötesinde gerçek ve Tanrı salt bunun için gerekli silahları bizlere öncelerde vermiş.''

Olaylar, Mantığın Ötesindeydi

İlginçti, 14 yaşındaki çocuğun başına gelen olay Georgetown'da yaşanmıştı. Blatty de romanında olayın yine aynı yerde geçtiğini yazdı. ve film de aynı yerde çekildi yani Georgetown'daki bir evde. Blatty filmin yönetmeni olan William Friedkin'i bu konuda ikna etmişti. Ama daha önce Blatty'nin Friedkin'i filmin yönetmeni olması için ikna etmesi gerekti. Yönetmen birçok sıradan filmin ardından ''French Connection''ı çekmiş ve büyük bir başarı kazanarak Oscar'ı kazanan en genç yönetmen unvanını elde etmişti. Oscar Ödülü'nün Hollywood'daki etkisi ebedi olduğundan, önemli yönetmen konumundaki Friedkin'in her projeye atılmayacağı belliydi. Gerek yapımcı şirket Warner Bros, gerekse de Blatty uzun çabalar gösterdiler; Friedkin sonra şöyle diyordu: ''Her anlatılana hemen inanmak mantıklı değildir, ben de ikide bir sözü edilen şeytani etkilerin varlığına inanmayı pek düşünmedim fakat evrende var olan her şeyi bildiğimize de inanmıyorum. Örneğin inancın çok büyük bir güç olduğunu ve bu güçle nelerin yapılabileceğini biliyorum. Aşkta olduğu gibi...

Bana teklif yapıldığında epey düşündüm, sora astronotların yaptıkları telepati deneylerini, SSCB'deki parapsikoloji olaylarını ve sonuçlarını, Arthur Koestler'in ''Rastlantının Kökenleri'' adlı inanılmaz kitabını inceledim. Kesin olan şeyler vardı, Kirlian denen yaşam enerjisi gözlemlenebiliyordu ve ölümden sonra yok oluyordu. O zaman düşündüm ki, bizler çok az enerji türünü tanıyor ve görebiliyoruz, hatta göremiyoruz da yani elektriğin kendisini göremediğimiz gibi... Öyleyse bizden farklı ama akıllı enerjiler olabilirdi sonucuna vardım. Ve tabii sonra da ''Şeytan''a. Ama çözemediğim dinsel antik metinlerin nasıl olup da etkili olabildikleri? Bunu anlamıyorum daha doğrusu mantığın ötesinde.''

Filmdeki Olaylar Gerçekten Yaşanmıştı...

Batty'nin kitabındaki kahramanları arasında, Şeytan'ın etkisinde kalan Regan adlı küçük bir kız çocuğu, onun Chris adlı sinema oyuncusu annesi, Şeytan konusunda uzman Karras ve Merrin adlı iki rahip önde geliyorlardı. Chris rolünün kim oynayacaktı? Friedkin, Jane Fonda, Ali McGraw, Shirley McLaine ve Ellen Burstyn arasında düşünüyordu, Fonda politik kişiliği olan biriydi ve inançsızdı, McGraw henüz olgunlaşmamıştı, McLaine ise Yönetmen'e göre bu gibi konulara fazla istekli ve yakındı. İşte tam o anda Blatty ortaya inanılmaz bir iddia attı:

''Romanımdaki sinema oyuncusunu yani Chris tiplemesini, gerçek bir kişinin, hem de çok ünlü gerçek bir sinema aktrisinden yola çıkarak yarattım. Söz konusu sanatçı Shirley McLaine'dir, saklanan gerçek ise, ''Şeytan Etkisi'' olayının aynen McLaine'nin kızı Sachi'nin başından geçtiğidir. Ben Shirley'in yakın dostuyum ve biliyorum. Ne kendisi, ne de yakınları asla bu filmde yer almaz, hatta sözünü dahi ettirmez. Çünkü, kızı ve kendisi çok acı çektiler ve bu filmin tasarısı dahi onlara büyük rahatsızlık verdi. Bu nedenle, Yönetmen Friedkin'in Shirley'e bu teklifi karşı çıktım ve ona Ellen Burstyn'un uygun aday olduğunu söyledim..''

Öyleyse aday Burstyn idi, hem tiyatrodan geliyordu, hem benzeri filmlerde deneyimliydi. ve Friedkin, seçimini Burstyn'a yaptı.

Olaylar Çekimle Beraber Başlıyor..

Yazarın açıklaması inanılmazdı, Yönetmenin aksine Shirley McLaine'nin bu konulardan korktuğu ileri sürülüyordu. O sıra bir müzikalde oynayan ünlü oyuncunun, basında yer alan bu açıklamaya tepki vermediği görüldü. Tepki sonradan gelecekti. Duyuruların sonucunda müracaat eden 400 kız çocuğunun arasından Regan rolü için, hiç deneyimi olmayan Linda Blair seçildi, seçimin tek nedeni vardı: Test çekimlerinde hiç korku belirtisi göstermeyen ve çalışmaları bir oyun zanneden tek çocuk oydu. Sonra diğer oyuncular belirlendi ve 14 Ağustos 1972'de filmin çekimi başladı. Bu tarih önemlidir, çünkü filmin çekimi bittiğinde artık birçoğunun yaşamları eskisi gibi olmayacak ve inanılmaz değişimler olacaktı.

O gün sabah Goldwater Memorial Hospital'de yapılacak olan ilk çekimde Şeytan çıkarmak için kullanılan ''Roma Ritüel''i canlandırılacaktı. Bu sahnede zor olan, ayinin yapılışı idi. Yönetmen; ayini gerçek bir rahip olan, Exorcism uzmanı Rahip O'Malley'i çağırmış ve arkadan göstererek ayini gerçekten yapmasını istemişti. Önceleri itiraz eden Rahip O'Malley sonra kabul etti ve geldi ama yanında bir sürü muska getirerek, herkesin takmasını istedi. Çünkü ayin gerçek olacaktı ama ortada kovulacak bir şeytan olmadığından, aksi etki oluşabilir ve ayin bir çağrıya dönüşebilirdi. Rahibin bu yaklaşımı ekipte soğuk bir duş etkisi yaptı ve Linda Blair'in dışında ilk kez herkes korkunç olabilecek bir olayın içine girdiklerini fark ettiler. Acaba Olabilir miydi?

Önce Dolap Sonra Seksüel Şok...

Bir sonraki çekim metroda yapılacaktı. İlk aksilik orada oldu, bir türlü istenen ışık sağlanamıyor ve net bir ses kaydı yapılamıyordu. Her tür teknik ve araç kullanıldı ama nereden geldiği anlaşılamayan ve bir kaybolup. bir ortaya çıkan ışık pırıltıları ve yansımaları yok edilemedi, ses kaydında ise yine nedeni bulunamayan veya distortion vardı, bütün bir gün ve gece uğraşıldı. Sonunda başka bir metro istasyonuna gitmeyi düşündükleri anda birden pırıltı ve yansımalar kesildi, ses düzeldi. Neden? Cevap bulunamadı ve hala da yok. Georgetown'daki eve geçtiklerinde daha çekim başlamadan. ilk tepki civardaki din okulundan geldi, filme karşı çıkıyorlardı. Tartışmalar sürdü gitti, sonra din adamları ''Bizden uyarması...'' diyerek direnişten vazgeçtiler. Çekimler başladı ve ertesi gün daha garip olaylar oldu.

Washington Post Gazetesi'nden gelen muhabir Sally Quinn, hem çekimleri izlemek, hem de yönetmen Friedkin'le bir söyleşi yapmak istiyordu. Yönetmen gazeteciyi eve davet etti, o gün dolap sahnesi çekiliyordu (Filmi görenler, kendiliğinden açılan dolap sahnesini hatırlarlar.), önce teknik bir hile ile dolabın kendiliğinden açılması gerçekleşecekti. Çekim başladığında, birden aygıt bozuldu ama daha kameraya stop demeden dolap kendiliğinden açıldı. Ekip, şaşırdı ve ilginç bir rastlantı diye şakalaşmaya başladı, sonra Freidkin çekimin tekrarını istedi. Aygıt hazırlandı, çekim başladı, daha özel efekt uzmanları aygıtı çalıştırmaya başlamamışlardı ki, dolap yine kendiliğinden açıldı. Ekibin bu defaki tepkisi sessizlikti. Çekim sürdüğü için sahne aynen görüntülenmişti, Freidkin bir an durdu ve sonra okey dedi ve sonraki çekime geçilmesini istedi. Nasıl ve niçin? Hala bilinmiyor...

Yıllar Sonra Açıklanan Sır..

Bu anlaşılmaz olayı Gazeteci Sally Quinn de izlemiş ve heyecanlanmıştı. Sonraki çekim tuvalette geçiyordu ve erotik izler taşıyordu. Freidkin beklemeden hazır mizanseni kullandı ve çekimi bir kere de bitirdi, sonra Sally Quinn'e dönerek onunla konuşmaya başladı fakat daha on cümle konuşulmamıştı ki, kıpkırmızı kesilen Freidkin söyleşiyi keserek telaşla odayı terk etti. Sally Quinn'de tuhaftı, göğsünü tutuyor ve sakinleşmeye çalışıyordu. Biraz sonra toparlandı ve koşarcasına evi terk etti. Olayın farkına varan fazla kişi yoktu, herkes işiyle gücüyle meşguldü o anda, yalnız yönetmenin iki asistanı ve sekreter rolündeki Kitty Winn olanları görmüşlerdi. Ne olmuştu acaba? Olanları çok sonraları Friedkin ve Quinn ayrı ayrı anlattılar. Karşılıklı oturup, daha iki dakika dolmadan karşı konulmaz bir seksüel arzuyu ikisi aynı anda hissetmişler, ifadelerine göre çıldıracak gibi olmuşlar, şok sürerken muazzam bir orgazma oturdukları yerde ulaşmışlardı. Her ikisi de olayı yıllar sonra açıkladıklarından, olayın reklam olsun diye uydurulmadığı kesindi. Peki öyleyse ne olmuştu? Bu da anlaşılamadı ve bir daha da tekrarlanmadı.

Bundan sonra olanlarla bir kitap yazılabilir, pardon yazıldı. Peter Travers ve Stephaine Reiff adlı iki araştırmacı bütün olanları toplayıp,1974 yılında bir kitap halinde yayınladılar ve kitabın ithafını Blatty'e adadılar. İşte Shirley McLaine o zaman konuştu ve bir açıklamada bulundu: ''Kızım Sachi'nin bu olaylardan etkilenmesini istemiyorum, bu bize ait özel bir olaydır, okulunda arkadaşları onu Şeytan'ın kızı olarak düşünüyorlardı. Ve bu filmi değil benim kızıma, herhangi bir çocuğa seyrettirmek cinnettir. Hiçbir çocuk bu şoku atlatamaz ve yaşamı boyunca izlerini taşır. Ben bunu biliyorum. Bu filmden sonra, sayısız insan bana gelerek kızım için dua ettiklerini söylediler. Benim ve Kızım hakkında böyle düşünülmesini istemiyorum ve reddediyorum...''

Shirley'i Değiştiren Olay Neydi?

Açıklama, bir annenin kızını korumak için çağrıda bulunmasından başka bir şey değildi. Fakat o yıllardan sonra, 1974 yılından sonra günümüzdeki kişiliğine doğru ilerleyen başka bir Shirley McLaine ortaya çıktı. geçmişin hoppa, seksi, müzikal yıldızı artık UFO'lara inanıyor, uzaylıları bekliyor, yeniden doğuşu kabul ediyor ve ruhların yaşamları hakkında kitaplar yazıyor. Ve ''Sokak Kızı İrma'' düşler ülkesi Hollywood'un tek örneği. Karar sizlerin, Shirley'e ne oldu? Hangi şok onun başka evrenlerin ve gerçeklerin bulunduğu noktaya attı? Neden hala Sachi'yi dünyadan gizliyor? Ve en önemlisi, artık Shirley McLaine neden ''Don't Fall Of the Mountain'' adlı kitabının sonunda ''Son basamak her şeyi olduğu gibi tam ve kesin kabullenmek ve sonucu da kabullenmektir'' diyor. Ama onunla ve kızıyla ilgili gizem hala sürüyor, gerçek neydi ve Blatty gerçeği mi söylemişti? Eğer doğru söylüyorsa çekimdeki inanılmaz olaylarla birlikte ''Exorcist-Şeytan'' filmi gerçekti.. İster inanın veya inanmayın...

Kaynak: Fenomen Dergisi, Haziran 1996, Sayfa: 48-50

Yazıyı Gönderen: Çetin <caktepe@gmail.com>





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Şeytan, 27.08.2016, 19:14 (UTC):
O her zaman sizinle her dakika her saniye doğuştan var yani ! :)

Yorumu gönderen: akif, 08.10.2014, 12:46 (UTC):
insanın en büyük duşmanı kendi nefsidır! ve şeytanla arası iyidir:)

Yorumu gönderen: M.Aslan, 13.12.2010, 22:02 (UTC):
Şeytanın varlığı muhakkak.Fakat yaptığımız her yanlışı şeytan'ın üzerine atamayız.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36724960 ziyaretçi (102794680 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.