Füruğ-i Ferruhzâd
 

Furuğ  Ferruhzad

Füruğ-i Ferruhzâd

Hayatı

«Gel, kalk, yürü,
Göçüp gidelim saf doğuya.
Hâfız'ın kabrinde ağlayalım,
Fürûğ'un kabrinde güller kanar belki.
Çöllerde Mecnûn olalım,
Kadeh yapalım kumlardan.
Gel, kalk, yürü,
Göçüp gidelim saf doğuya!»
[14]

FuruğFüruğ Ferruhzad, (Farsça: فروغ فرخزاد, İng.: Forough Farrokhzad) (d. 5 Ocak 1935 - ö. 13 Şubat 1967) İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam. İran'ın 20. yüzyıl'da yetiştirdiği en önemli kadın şairlerindendir.

Babası Albay Muhammed Ferruhzad ile annesi Turan Veziriteber hanımın 7 çocuğundan üçüncüsüydü. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları öğrendi. Hicivci şair Füruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti.[1]

Furuğ, Ahvaz'dan döndüğü yıl, yani daha 17 yaşındayken Günah adlı şiirini, romantik şair Feridun Müşiri'nin yönetimindeki Roşenfekr dergisinde yayımladı.[2]

Bir yıl sonra tek çocuğu olan Kāmyār'ı dünyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında Füruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme, Kāmyār'ın velayetini babasına verdi.

Füruğ, Tahran'a geri dönüp şiir yazmaya devam etti ve "Esir" adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılında İbrahim Gülistan'la tanıştı ve 9 ayını Avrupa'da geçirdi. Şair bu dönemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam etti ve hızla iki kitabını daha piyasaya sürdü. Bunlardan ilki "Duvar" ve diğeri de "İsyan"dı.

İranlı cüzzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yaptı. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ödüller kazandı. Film çekimi sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edindi.

Füruğ, 1963 yılında "Yeniden Doğuş" adlı eserini yayınladı. Artık şiirde olgunlaşma dönemidir ve sanatsal düzeyi yüksekti. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol açmıştır.

Furuğ Ferruhzad

İrec Mirzâ, Reşîd Yâsemî, Rehî Muayyerî ve Meliküşşüera Bahar gibi birçok edebiyatçının da mezarlarının bulunduğu Zahîruddevle'de Furûğ'un mezarı.

13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur.[1]

Modern İran şiirinin en büyük isimlerinden biri kabul edilen Füruğ Ferruhzad, 1967'de 32 yaşında ölmesine rağmen, İran'daki baskıcı yönetimlerin hedefi olmaktan hala kurtulamamıştır. Yaşadığı dönemde, şiirleri kadar özgür ve güçlü duruşuyla da dikkat çeken Füruğ, Şah yönetiminin de pek sevdiği bir isim değildi. İran yönetimi, Füruğ'un kitaplarının 2009'daki Tahran Kitap Fuarı'nda sergilenmesine izin vermemişti. Ünlü şairin kitaplarının satılmasına izin vermeyen yönetim, yayınevi standlarındaki posterlerinin de indirilmesini istemişti.[5]

Sanatı ve Edebî Kişiliği

«Arsızlıkla damgalanan
Boş kinâyelere gülen bendim.
Kendi varlığım sesi olayım
İstedim, ne yazık ki kadın'dım.»
(Füruğ Ferruhzâd) [4]

Modern İran şiirine önemli katkılar sağlayan şairin ölümünden sonra çalışmaları, "Soğuk Mevsim" adı altında bir kitapta toplandı. Michael Hillman, "Yalnız Kadın" adıyla onun hayatını ve şiirlerini 1987 yılında yayınladı. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında daha pek çok makale ve kitap yayınlandı. Hayatı filme çekildi.

Füruğ Ferruhzad, şiirlerinde kadınların sorunlarını ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. O, İran'da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah'ın despotluğuna da karşı çıkmıştır.

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin 1999 yapımı "Rüzgar Bizi Sürükleyecek" filminin adı, şâirin bir dizesinden alıntıdır.[1]

Füruü Ferruhzad

Eserleri

  1. Tutsak (1952)
  2. Duvar (1956)
  3. İsyan (1957)
  4. Yeniden Doğuş (1963)
  5. Seçme Şiirler (1964)
  6. İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına (1974, ö.s.) [3]
Forough Farrokhzad

Furûğ-i Ferruhzâd'ın Bir Mektubu

Öncelikle sizleri uzun mektubumu okuyarak yormamayı arzu ediyorum. Sözü fazla uzatmak âdetim değildir; hatta gönül okşayıcı sözler sarf etmeyi de bilmem. Bu yüzden söyleyeceklerimi seremonisiz bir şekilde beyan ediyorum. (Hicrî) 1313 yılı Dey ayında Tahran'da dünyaya geldim. Şu an 20 yaşındayım. Babam ve annem benim iyi bir tahsilimin olduğu hususunda pek konuşmuyorlar. Hatta belki de babam benim gibi başına buyruk ve yüzsüz bir kızı olduğu için pek de mutlu değildir.

Bir yıldır sürekli şiir söylüyorum, ondan önce okuyordum. Ama diyebilirim ki hayatımdaki günlerin hepsinden daha fazla yararlı kitap okumuşumdur ve aslında şair olmam yani şairlik ruhunu yakalamam yalnızca üç yıldır.

Şiirde seçtiğim yol ve şiire bakışım: bana göre şiir beni her daim rüya ve güzellikler diyarına götürebilen bir duygu alevidir. Bir şair tüm heyecanını, kendi bedenini ve ruhunu tutuşturup ona yansıtmışsa o şiir güzeldir. Aslında ben her duygunun kayıtsız şartsız açıklanmasından yanayım. Bunun haricinde sanat kendi asıl ruhunu meydana getiriyorsa demek oluyor ki sanat için konuşmada bir sınır yok. Bu şekilde düşündüğüm için şiir söylüyorum.

Bir kadın olarak bu bozuk çevrede ruhumu korumam da çok zor; ben hayatı sanatım için istiyorum. Benim yürüdüğüm yolun şimdiki çevrede ve toplumda çok gürültü patırtı çıkartacağını ve onlara çok fazla muhalif kaldığımı biliyorum ancak nihayetinde engellerin aşılması gerektiği inancındayım. Bir kişi bu yolu yürümek zorunda ise ben kendimde bu gücü gördüğüm için öncü oldum. Bana güç ve umut veren tek şey bu ülkenin sanatçı ve aydınlarının teşviklerdir.

Ben türlü pislikler çıkartan ve sonra da ahlâkı düzeltmek hakkında ileri geri konuşan o sofu görünümlü insanlardan nefret ediyorum. Üstelik ben doğru eleştiriyi olgunlukla karşılarım. Aşırı bencilliği ve kendini beğenmişliği yüzünden ve sırf muhatabını meydandan kaçırmak için adını lekelemek eleştiri değil.

Benim hakkımda çok konuşulduğunu biliyorum. Benim şiirlerimi çok fazla yorumladıklarını da biliyorum. Hatta beni kötülemek, belli biri için şiir söylediğimi insanlara kanıtlamak için bahaneler uydurduklarını da biliyorum ama yine de meydandan çekilmiyorum. Şimdiye kadar tahammül ettiğim gibi yine yenilmiyorum ve yaşanan her şeyi soğukkanlılıkla tahlil ediyorum.

Bir süre önce ünlü dergilerin birinde şiirim ile ilgili bir eleştiri okudum. O eleştiriye verdiğim cevabın da aynen dergide yayınlanmasını istedim. Öncelikle eleştiride bulunan kişi kendi maksadını açıkça söyleyecek kadar cesaretli olmadığından dolambaçlı yollarla bir şeyler söyledi. Ben bu eleştiriye gülerken aklıma şu bilindik şiir geldi:

Şeyhin biri fahişenin birine: sarhoşsun,
Her an birinin tuzağına düşersin dedi.
Fahişe: ey şeyh sen ne dersen ben öyleyim,
Ama bakalım sen göründüğün gibi misin?

Bu türden eleştirilere kulak asmam ama şansıma da tüm muhalefetlerim buna benzer şeylerden. Bir kıta şiirin insanı tıpkı bir kadeh şarap gibi kavurması gerektiği kanısındayım. Tüm uğraşımı bu yolda veriyorum ve şiirlerimin hepsinin okuyucu üzerinde aynı etkiyi bırakması için çabalıyorum.

Beğendiğim şair ve yazarlar: çağdaş İranlı şairler arasında Feridun Tevelleli'yi üstadım olarak görürüm ve Feridun Müşirî'nin şiirlerini taparcasına severim. Onun şiirlerindeki inceliğe ve yumuşaklığa bayılıyorum. Bana göre şiirlerinde cisimleşen güç, ürettiği yepyeni istiare, benzetme ve niteleme sanatı ayrıcalıklı ve ustacadır.

Eski şairlerden Hafız'ı severim. Hafız'ın şiirlerinde bir kadeh şarabın mest eden lezzetini ve arzuladığım sıcaklığı buluyorum. Yabancı yazar ve şairler arasında Fransız şair Charles Baudelaire'i severim. Onu dergilerde yayınlanan tercüme edilmiş şiirlerinden tanıyorum ve "Kontes Donovey"e de yakınlık duyuyorum çünkü onun okuluyla benim okulum birbirlerine çok yakın. Hiçbir zaman okumaktan bıkmayacağım tek kitap, "Bilitis'in Şarkıları"dır. Ben, gerçek ya da hayâlî Bilitis'i seviyorum; benim için o, mazhar olan her şeydir. Yabancı yazarlardan da Fransız Andre Gide ve Emile Zola'yı tercih ederim.

Müziği seviyorum. İran müziğini keder ve hüznünden dolayı klasik ve Avrupai müziğe tercih ediyorum. Ben aslında kederi seviyorum ve incinmekten zevk alıyorum.

Müzikten sonra sinemaya ilgim var. Fiilen yaşadığım bu şehirde maalesef iyi bir film görme nimetinden her zaman mahrumum. Her şeyden önce ve her şeyden öte sanatıma, daha sonra da oğluma ilgi gösterim. Oğlum büyüdüğünde bir yazar ya da bir şair olmasını istiyorum.

Arzularım

En büyük arzum bir sanatçı olmaktır. Bu amaca ulaşmak için sürekli çalışıyorum. Yine kitabı çok sevdiğim içindir ki bir başka arzum da ülkenin kültür seviyesini yükseklere çıkarmaktır.

Sanattan anlayan bilgin ve aydın insanların sahip oldukları değere ulaşarak, bundan sonra sofu kılıklı insanların tahrikine kapılmak ve bir yetkinliği olmadığı halde bir işte hüküm süren insanlara izin vermek istemiyorum.

Arzum, İranlı kadınların özgürlük ve haklarının erkeklerle eşit olmasıdır. Ben, bu ülkede kız kardeşlerimin erkeklerin adaletsiz dünyasından dolayı çektiği sıkıntıların tümünü biliyorum ve çalışmalarımın yarısını onların dert ve ıstıraplarına ayırıyorum.

Arzum, kadınların bilimsel ve toplumsal sanat faaliyetleri için müsait bir ortam yaratılmasıdır. Yine bir başka arzum da, İranlı erkeklerin bencilliklerinden sıyrılıp kadınların kendi yetenek ve zevklerini ortaya çıkarmalarına izin vermeleridir.

Furûğ Ferruhzâd, 12 Dey 1332, Ahvaz [6]

فروغ فرخزاد

Şiirlerinden Örnekler

Akbaba

tepemde bir akbaba
hırsla ölmemi bekliyor
ben ise düşünüyorum
nasıl bir tuzak kurayım ki
bana yaklaşsın da
onu vurayım

soluk almak için
oturmaya kalksam
işte yıkıldı diye
saldırıyor yüzüme
onu vurmak için
anlayınca fırsat beklediğimi
hızla dönüyor gökyüzüne

kuşaktan kuşağa
onca insanlar öldü
yem olarak, şu ihtiyar akbabaya

deneyimlerim sesleniyor ki
bitimindeyiz zamanın
yaklaşan bir sonu var
ya senin, ya ihtiyar akbabanın

bu cadı, bu kocamış
leş yiyenin yazgısı, sana bağlı
başaramazsan eğer
sıran geldi demektir

tepemde bir akbaba
hırsla bekliyor ölmemi
vay eğer
fırsatı ben kaçırırsam

dökülüyor suskunluğuna akşamın
ezanın ayak sesleri
kent akşamının hayalinde yanıyor
altın ormanları düşlerin
ve odamın suskunluğunda
cuma akşamıyla uğraşıyor
ezanın ayak sesleri

benim elimde kitap
cuma akşamı sessiz
kopuk kopuk geliyor kulağıma,
ezan
kime söylüyor
ne diyor
kent
uğraşıyor Cuma akşamıyla
ve o garip ses
yalın bir köylü gibi
yitiyor kentin çağıltısında
ben yine
kitap okuyorum
[7]

Anlık

Daha ne kadar gitmek gerek
bir diyardan bir başka diyara?
Yapamam, arayamam her zaman
aşkı ve bir başka sevgiliyi.
Biz keşke o iki kırlangıç olsaydık
bir bahardan bir başka bahara
ömrümüz boyunca uçan.
Ah, çok geç artık
üzerime çökmüş sanki
ağır bir bulutun kapkara parçaları.
Öpüşüne bulandığımda
dudaklarımın üzerinde adeta
can buluyor anlık bir ıtır.
Öyle bulanmış ki gamlı aşkım yok oluş
korkusuna
titriyor tüm varlığım sana baktığımda.
Bir pencereden
yaprak dolu sevgili ağacıma,
hazan sarısının ateşine bakar gibi…
Akarsuyun üzerinde kayıp giden
karışık bir tasvire bakar gibi…
Gece ve gündüz
Gece ve gündüz
Gece ve gündüz
Bırak
unutayım.
Nesin sen bir andan,
gözlerimi bilinç vadisinde açan
bir andan başka?
Bırak
unutayım.

"Yeniden Doğuş"tan. [8]

Bir Başka Doğuş

Ve bu benim
yalnız bir kadın
Soğuk mevsimin eşiğinde
Yeryüzünün kirli varlığını anlamanın başlangıcında
Göğün kederli ve yalın ümitsizliğinin
Ve bu çimentolu ellerin güçsüzlüğünün
[9]

Cuma

sessiz Cuma
terk edilmiş Cuma
eski sokaklara benzer hüzünlü Cuma
hastalıklı tembel Cuma
sünen sinsi esnemeler Cuması
bekleyişsiz Cuma
teslim olmanın Cuması

boş ev
sıkıntılı ev
gençliğin baskınına kapalı ev
karanlık ev ve güneşin hayali ev
yalnızlık, fal ve kuşku evi
perde, kitap, dolap ve resimler evi

ah ne denli dingin ve gururla geçiyordu
garip bir su akıntısı gibi
bu terk edilmiş sessiz Cumalarda
bu sıkıntılı evlerde
benim yaşamım
aaah ne denli dingin ve gururla geçiyordu...
[10]

Hediye

Gecenin sonundan söz ediyorum ben,
Karanlığın sonundan
Ve gecenin sonundan söz ediyorum.
Evime gelecek olursan eğer, bana bir lamba getir sevgilim
Ve küçük bir pencere,
Mutlu sokağın kalabalığın11yım oradan.
[11]

Kızıl Gül

kızıl gül
kızıl gül
kızıl gül

o beni kızıl gül bahçesine götürdü
ve ıstıraplı saçlarıma kızıl gül taktı karanlıkta
ve sonunda
kızıl gül yaprağı üstünde benimle yattı

ey felçli güvercinler
ey adetten kesilmiş deneyimsiz ağaçlar, ey kör pencereler
yüreğimin altında ve derinliğinde uyluklarımın, şimdi

kızıl bir gül sürgün vermekte
kızıl gül
kızıl
bir bayrak gibi
ayaklanmada

ah, ben gebeyim, gebeyim, gebe
[12]

Soru

Merhaba balıklar… Merhaba balıklar,
Merhaba kırmızılar, yeşiller, sarılar,
Söyleyin bana, ölülerin gözbebeği gibi soğuk,
Şehir gecelerinin sonu gibi kapalı ve sessiz,
O kristal odada,
Korku ve yalnızlık perilerinin diyarından,
Evlerin tuğla sütunlarına
Ve çalar saatlerin ninnilerine
Ve ışık camlarının zerrelerine gelen
Küçük bir dudağın inilti sesini duydunuz mu?

Ve her zamanki gibi,
Yere düşer, gökyüzünden taçlı yıldızlar
Ve afacan küçük kalpler,
Ağlama duygusuyla ıslanır.
[11]

Tutsak

seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma almayacağım
sen o aydın ve pırıl, pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım

kara ve soğuk parmaklıklar ardından
gözlerim hasretle bakıyor yüzüne doğru
bir elin uzanışını düşlüyorum,
ansızın ben de uçayım sana doğru

boş bir anda düşlüyorum
bu sessiz hapishaneden uçmayı
gülerek gardiyan adamın gözüne
yanında yaşama yeniden başlamayı

düşlüyorum ancak bilirim asla
bu kafesten kurtulmaya gücüm kalmamış
gardiyan adam istese bile
kanatlanıp uçmaya soluğum kalmamış

parmaklıklar ardında her sabah
bir çocuğun bakışı güler bana doğru
sevinç şarkılarına başladığımda
dudağında öpücükle gelir bana doğru

şayet bir gün, ey gökyüzü
kanatlanırsam bu sessiz evden
ağlayan çocuğa nasıl söylerim
tutsak bir kuşum vazgeç benden

bir mumum, canımın alazıyla
harabeleri aydınlatırım
sönüklüğü seçersem eğer
bir yuvayı yıkıp dağıtırım
[13]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Füruğ_Ferruhzad
[2] www.insanokur.org/?p=46
[3] www.siir.gen.tr/siir/f/furug_fehruhzad/index.html
[4] www.cafrande.org/?tag=furug-ferruhzad
[5] www.afrikagazetesi.net/arsivafrika/Haziran2010/14 haziran 2010.pdf
[6] "Furûğ-i Ferruhzâd'ın Bir Mektubu", çev. Levent Çeviker, Doğu Edebiyatı (Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi), Yıl:1, Sayı:1, İlkbahar-Yaz 2007, s.19.
[7] www.siir.gen.tr/siir/f/furug_fehruhzad/akbaba.htm
[8] "Füruğ Ferruhzâd'dan Şiirler", çev. Levent Çeviker, Doğu Edebiyatı, Yıl:2, Sayı:3, İlkbahar-Yaz 2008, ISSN 1307-6248, s.58.
[9] www.siirakademisi.com/index.php?/site/icerik_goster/236
[10] www.siir.gen.tr/siir/f/furug_fehruhzad/cuma.htm
[11] "Çağdaş İrân Şâiri Furuğ-i Ferruhzâd'dan İki Şiir", çev. Prof. Dr. Ali Güzelyüz, Edebiyat Bahçesi (Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi), Sayı:2, Ocak-Şubat-Mart-Nisan 2009, s.20.
[12] siir.gen.tr/siir/f/furug_fehruhzad/kizil_gul.htm
[13] www.antoloji.com/tutsak-147-siiri/
[14] "Tayy-ı Mekân", Şiir: Can Şen, Doğu Edebiyatı, a.g.e., s.9.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: HASAN CAN BENER, 05.01.2016, 11:46 (UTC):
FÜRUĞ FERUHZAD İRANLI ŞAİR,YAZAR,RESSAM BUGÜN 5 OCAK 1935 YILINDA DOĞDU..(ÖY-19679

Yorumu gönderen: ayşegül, 05.12.2010, 17:00 (UTC):
... :)

Yorumu gönderen: ayşegül, 05.12.2010, 08:02 (UTC):
ilk defa haberdar oluyorum kendisinden..ama O'nu çok sevdim ve kendimi o'na çok yakın hissettim..mektubunu okurken çok etkilendim ama özellikle üçüncü paragraftan..



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36704870 ziyaretçi (102759370 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.