Fatma ile Fatmacık Masalı
 

Fatma ile Fatmacık Masalı

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken sinekler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir mutlu çift varmış. Bu çiftin Fatma adında bir de kızları dünyaya gelmiş. Gel zaman git zaman bir gün Fatma’nın annesi ölmüş. Babası çaresiz kalmış ve evlenmeye karar vermiş. O kiminle evleneceğini düşüne dursun; Fatma’nın teyzesi, Fatma’nın babasıyla evlenmek istemekteymiş. Bu teyzenin Fatmacık adında bir de kızı varmış. Teyzesi bir gün Fatma’ya:

“Babanla evlenirsek annenin yokluğunu anlamazsın, öz annen olurum!”

demiş. Fatma da kabul edip babasını ikna etmiş. Böylece babasıyla teyzesi evlenmiş. Evlenmiş evlenmesine ama hiç de işler öyle olmamış:

“Öz annen olurum!”

diyen teyzesi üvey anne olmuş. Kendi kızı Fatmacık’ı Fatma’dan üstün tutmaya başlamış. Gel zaman git zaman, Fatma büyüyüp serpilmiş, güzel mi güzel bir kız olmuş. Teyzesi bütün işleri Fatma’ya yaptırırmış. Her gün eline bir parça ekmek verip dağa koyun gütmeye gönderir; evi temizletir, çeşmeden su doldurturmuş. Kızı Fatmacık ile beraber ona eziyet edermiş. Yine bir gün Fatma çeşmeye su doldurmaya giderken yolda bir güle rastlamış. Gül, Fatma’ya:

“Bana bir testi su döküver, sıcaktan pek yandım kavruldum kızım!”

demiş. Fatma da güle bir testi su döküvermiş. Gül, Fatma’ya:

“İnşallah benim gibi güzel bir gül olup açıldıkça açılırsın!”

demiş. Fatma da gül gibi açılmış, daha da güzel bir kız olup yoluna devam etmiş. Biraz gittikten sonra yolda bir selvi ağacına kavuşmuş. Selvi:

“Fatma bana bir testi su döküver, pek yandım kavruldum kızım!”

demiş. Fatma ona da bir testi su döküvermiş. Selvi:

“İnşallah benim gibi boyun uzun olur!”

demiş. Fatma selvi boylu uzun mu uzun bir kız olup yoluna devam etmiş. Giderken, yolda susama kavuşmuş. Susam da:

“Fatma bir testi su döküver pek yandım kavruldum kızım!”

demiş. Fatma ona da bir testi su vermiş. O da susam tanesi gibi olmasını dilemiş ve eline bir avuç susam vermiş:

“İlerde dev karısı ile karşılaşırsan sana bitlerini ayıklattırır. Ayıkladığın bitleri yemeni söyler. Bu susamları yiyip, bitleri yermiş gibi yaparsın!”

demiş. Fatma:

“Tamam!”

deyip yoluna devam etmiş. Biraz gittikten sonra yolda dev karısına kavuşmuş. Dev karısı:

“Fatma şu kafamdaki bitleri ayıklayıp da yiyiver kızım!”

demiş. Fatma da:

“Tamam!”

deyip bitlerini ayıklamış. Bit yerine de susamları yemeye başlamış. Dev karısı, çıtır çıtır seslerini duydukça:

“Oh kızım, dinlendim gittim!”

demiş. Fatma’ya da bir çift altın nalın hediye etmiş. Fatma, yoluna devam etmiş. Çeşmeden suyunu doldurup evine dönmüş. Fatma’yı gören teyzesi ile kızı Fatmacık çok şaşırmışlar. Karşılarında dünya güzeli olmuş bir kız görmüşler. Hemen Fatmacık, Fatma’ya nasıl güzelleştiğini sormuş. Fatma da olanları anlatmış. Fatmacık dayanamamış:

“Ben de güzel olurum!”

diye çıkmış yola. Az gitmiş uz gitmiş, giderken güle kavuşmuş. Gül:

“Fatmacık, bana bir testi su döküver kızım!”

demiş. Fatmacık da:

“Ben güzel olmaya gidiyorum, sana su falan dökemem!”

demiş. Gül:

“İnşallah benim dikenlerim gibi çirkin olursun!”

deyince, Fatmacık çirkin mi çirkin bir kız olmuş. Yoluna devam etmiş. Giderken yolda selviye kavuşmuş. Selvi:

“Bir testi su döküver kızım!”

demiş. Ona da:

“Dökemem, ben güzel olmaya gidiyorum!”

demiş. Selvi de:

“İnşallah benim gibi dallı budaklı olursun!”

deyince iyice çirkin mi çirkin bir kız olmuş. Yoluna tekrar devam etmiş. Giderken yolda dev karısına kavuşmuş. Dev karısı:

“Bitlerimi ayıklayıver kızım!”

demiş. Fatmacık da:

“Ayıklayamam, ben güzel olmaya gidiyorum”

deyince, dev karısı:

“İnşallah benim gibi çirkin biri olursun!”

demiş. Fatmacık iyice çirkin bir kız oluvermiş.

Az gitmiş uz gitmiş, en sonunda eve varmış. Annesi bir bakmış ki, Fatmacık çok çirkin bir kız olmuş. Üvey anne buna dayanamayıp iyice öfkelenmiş. Fatma’ya daha da kötü davranmış. Daha çok iş yaptırmış. Gel zaman git zaman bir gün Fatma altın nalınlarını giyip yine çeşme başına su doldurmaya gitmiş. Güzelliğinden yüzünün şavkı suya yansımış. O sırada orada olan bir Beyoğlu’nun atı, gözüne gelen ışıkla huysuzlaşmış. Fatma da korkudan altın nalınının birini suya düşürüp kaçmış. Beyoğlu, Fatma’ya vurulmuş. Sudaki altın nalını alıp gitmiş sarayına. Köye haber göndermiş:

“Nalının sahibi kimse onunla evleneceğim!”

demiş. Herkes nalını denemiş; ama nalın kimseye olmamış. Fatma giyince ayağına olmuş. Beyoğlu kırk gün kırk gece düğün yapıp Fatma ile evlenmiş. Tam Fatma’nın gideceği gün, teyzesi Fatma yerine kızı Fatmacık’ı göndermiş. Beyoğlu gelinin yüzünü bir açmış ki, karşısında çirkin mi çirkin bir kız görmüş. Hemen Fatmacık’ı geri göndermiş. Fatma’yı geri getirtmiş. Bir ömür mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36901612 ziyaretçi (103104210 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.