Felsefe Nedir?
 

Felsefe Nedir?, What is Philosophy?

Felsefe Nedir?

Düşünbilim veya felsefe, sözcük kökeni olarak Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin."phileo"=sevgi "sophia"=bilgi veya bilmek kelimelerinden türemiştir. Philosophia; bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, araştırmak ve peşinde koşmak anlamlarına gelmektedir. "Filozof" da, bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişidir. Buna göre felsefe, Yunanlar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir. [1]

Buna göre, felsefe Yunanlılar için, "bilgelik sevgisi" ya da "hikmet arayışı" anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.

Başlangıçtaki söz konusu anlamına rağmen, felsefenin bir tanımını vermek oldukça zordur. Bunun en önemli nedeni, hemen bütün felsefe tanımlarının tartışmalı olmasıdır. Bu ise büyük ölçüde felsefe denen faaliyet ya da disiplini anlamının, veya felsefe anlayışlarının tarihin akışı içinde çağdan çağa, hatta filozoftan filozofa kökten bir biçimde değişmesidir. Örneğin, Platon ve Platoncular için felsefe, empirik gerçekliği değil de, idealar alemini, soyut kendilikler dünyasını betimleyen ve bütün doğruları nihai ilkelerden çıkarsamak suretiyle temellendiren a priori bir disiplindir. Oysa Aristoteles'te felsefe, gerçekliğin daha genel yönlerini betimlediği için, bilimlerin bir devamı olmak durumundadır. Felsefe bilimlerin ya kraliçesi, ya da onların önündeki engelleri ortadan kaldırdığı için, ağır işçisidir.[2]

Aristoteles'in ünlü yapıtı "Metafizik", "Bütün insanlar, doğal olarak bilmek isterler." cümlesiyle başlar. Yine Aristoteles'e göre, insanların duyularını kullanmaktan; örneğin görmekten, işitmekten duydukları zevk bunun en net kanıtıdır. Gerçekten de insanı insan yapan en önemli özelliklerden biri onun kendisini çevreleyen dünyayı, içinde yaşadığı toplumu, geçmişini ve bütün yanları ile bizzat kendisini tanımak ve bilmek istemesidir.

Şimdi bilgi, bilen varlıkla (felsefe dilinde özne veya süje ile) bilinmesi istenen veya bilinen varlık (felsefe dilinde nesne veya obje) arasındaki bir ilişkidir. Bu ilişkide bilinenin mi, yoksa bilenin mi ağır bastığı; bilginin imkânı veya imkânsızlığı, kaynağı, alanı, kapsamı, sınırları vb. türünden sorular felsefenin bilgi teorisi veya epistemoloji diye adlandırılan dalının özel konusunu oluşturur. (Bu konu, site içerisindeki diğer yazılarda geniş kapsamlı olarak ele alınmıştır.)

Felsefe de esas olarak bir tür bilgidir; ama özel bir tür bilgidir. Felsefenin ne tür bir bilgi olduğunu, felsefi bilginin özelliklerinin neler olduğunu anlamak için diğer belli başlı bilgi türlerinden söz etmek gerekir. Bu konuda ele alınacak bilgi türleri ise gündelik bilgi ve bilimsel bilgidir.[3]

Ortaçağda dini inançları temellendirmek için, teolojinin hizmetkarı olma görevini üstlenen, başta ilahi gerçeklik ve onun dünya ile olan ilişkisi olmak üzere, yine gerçekliği betimleyen felsefe, empiristlerin, ama özellikle de J. S. Mill ve W. O. Quine gibi radikal empiristlerin gözünde de, diğer bütün disiplinler gibi, gerçekliği betimleyen bir etkinlik olmak durumundadır.

Felsefenin anlamı ve göreviyle ilgili bu mutabakatı bozan filozof, ünlü Kopernik devrimiyle Kant olmuştur. Zira ona göre, felsefenin nesnelerden ziyade, nesneleri bilme tarzımızla meşgul olması gerekir. Başka bir deyişle, Kant, bilimin gerçekliği betimlediği yerde, felsefenin şu ya da bu türden nesnelerle, Platon 'un varoluşunu öne sürdüğü cinsten kendiliklerle uğraşmadığını savunmuştur. Felsefe, bunun yerine dış dünyadaki nesneleri deneyimleyebilmemizin veya bilebilmemizin zorunlu önkoşullarını araştırır.Bir de bunları bir şekilde tamamlayan, bilimin kendine özgü bir teknolojik, kültürel mana kazandığı 19. yüzyılın felsefe konsepsiyonlarından, bilime, bilimlere dayanan bilimsel felsefeyle dünyayı ve insanın dünyadaki yerine ilişkin genel bir görüş, bir dünya görüşü olarak felsefe anlayışından söz edildiğinde, herhalde felsefenin özü itibariyle rasyonel bir eleştirel düşünce, dünyanın genel doğasıyla (metafizik ya da varlık teorisi), dünya ile ilgili inançların mahiyeti ve haklılandırılması (epistemoloji) ve dünyamızdaki eylem tarzımız üzerine sorgulayıcı ve de refleksif bir düşünce etkinliği olduğu söylenebilir.

Buna göre, felsefenin konusu 'nihai ve en yüksek şeyler', genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisini ya da insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temelli bir biçimde etkileyen şeylerdir. Varlığı bir yönüyle ya da belli bir bakımdan ele alan bilimlerden farklı olarak, felsefe, varlığı bir bütün olarak ele aldığı, varlığı varlık olmak bakımından incelediği, olanı betimleyen bilimlerden farklı olarak olması gerekene yöneldiği için, konularına uygun düşen yöntem ya da yöntemleri kullanır.

Buna göre, felsefenin konuları arasında yer alan şeyler, duyuların ya da duyusal kavrayışın çok ötesinde kaldığı için, felsefe duyuları kullanmaktan özenle kaçınır. Felsefe saf düşünceye, refleksiyona dayanır ve a priori bir araştırmadır. Buna göre, felsefe bir kavram analizinden oluşur ya da kavramsal analiz temeli üzerinde yükselir. Öte yandan, felsefe ulaştığı sonuçları kanıtlamak için, belirli ve kesin birtakım işlem ya da yöntemler kullanmaz.

Felsefe bilimle kıyaslandığında, bilimin dünyada yer alan şeyleri betimlerken, felsefenin onları sınıfladığını söylemek gerekir. Bilim bilgi verirken, felsefe bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Öyleyse, felsefe varolan şeylerle ilgili olarak akla dayalı bir açıklama sağlar; bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı olgu sınıflarının tümünü birden açıklayacak en genel ilkelere ulaşmaya çalışır. Bu anlamda felsefe, varlığın ilk ilkelerinin bilimidir. Özel bilimlerden kazanılan tüm bilgilerin eleştirisini ve sistematizasyonunu gerçekleştiren en genel bilim, bilimlerin bilimidir. Ve nihayet, felsefe insanın yaşamını, değerlerini ve amaçlarını sorgulayan, bu alanda insan yaşamının ve eylemlerinin kendilerine dayanacağı genel ilkelerin bilgisidir.

Felsefe bir faaliyet, bir düşünce faaliyetidir. İnsanın soru sorabilme yeteneğine dayanır ve bu bağlamda, o belirli türden sorular hakkında belirli bir türden düşünme faaliyetidir. Felsefeyi tüm diğer disiplinlerden ayıran en önemli özelliği, felsefenin bu türden sorular üzerinde düşünürken, mantıksal argüman ya da akıl yürütmeye dayanmasıdır. Buna göre, filozoflar, bu mantıksal akıl yürütmeleri ya kendileri yaratırlar ya da başkalarının akıl yürütmelerini eleştirirler. Filozoflar, aynı zamanda bu akıl yürütmelerin temelinde bulunan kavramları analiz eder ve açıklığa kavuştururlar.

Filozoflar, insan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütebilir, her şeyi felsefi bir problem konusu yapabilirler. Filozoflar, örneğin bizim apaçık ve doğru olduklarına inandığımız inançlarımızı sorguya çekerler. Yaşamın anlamını meydana getirdiğini söylediğimiz temel sorular üzerinde dururlar. Dinle, Tanrı'nın varoluşuyla, doğru ve yanlışla, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha birçok konuyla ilgili sorular üzerinde akıl yürütüp, bu sorulara genel geçer ve nesnel yanıtlar getirmeye çalışırlar.[2]

Felsefenin Konuları

Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Felsefe tarihine göre birçok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:

  1. Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
  2. Bilgi mümkün müdür Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları ?
  3. Ahlâken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır?
  4. Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir ?
  5. Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir?
  6. Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
  7. Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir? ("Lev Nikolayeviç Tolstoy - Sanat Nedir?")
  8. Estetik izafi midir? Belirli sınırları var mıdır?
  9. Din kavramının kökeni nedir ? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır ? Tanrı var mıdır ?
  10. Varlık, zaman ve mekan arasında ne tür bir bağ vardır? Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?

Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki sorulardan ilk beşi sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristoteles aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Galileo'ya göre ise bilimler ve sanatların gelen adı felsefedir. Yunanlar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır. Bu yöntem günümüzde bilimde ve sanatta kullanılmaktadır.

Diğer gelenekler bu tip tanımlar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalar da Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19.yüzyıla kadar var olmamıştır. Özellikle Çinli filozofların Yunanlara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda birkaç konuya ilintiliydi. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yüzyıla kadar batı filozoflarının çalışmalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Örnek olarak, Aristoteles'in çalışmalarının kendi başına bir anlamı yoktu. Peripatetikçilerin yaptığı da, Aristoteles'in çalışmaları ve konuları arasında bağlantılar kurup, genel yargılara ulaşmaktı. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır. [1]

What is Philosophy?, Emmanuel Levinas, Professor Walter Sinnott

What is Philosophy?

Professor Walter Sinnott-Armstrong

Well, what do you think philosophy is? Most people can't answer this question. It's too abstract. It's also controversial. Philosophers themselves can't agree on any answer. Sure, the name "philosophy" derives from the Greek for "love of wisdom", but what's that? There has been a long and glorious history of people called philosophers, but they talk about all kinds of topics in all kinds of ways. It is not clear what, if anything, they have in common that makes them all philosophers.

Still, though many philosophers would dispute what I say, I will give you one model of philosophy. For me, philosophy is defined by a goal and a method.

Philosophy's goal is nothing less than a systematic world view. Other fields study particular kinds of things. Philosophy asks how it all fits together. For example, if you want to learn about bodies, take a course in physics or biology. If you want to learn about minds, take a course in psychology. But if you want to learn about how minds are related to bodies, or how physics is related to psychology, then philosophy (of mind) is for you. Similarly, economics, political science, and art and music courses study different values (welfare, justice, and beauty). Then moral philosophers ask how these values are similar or different, when one may be traded off against another, and where any of these values fit into the physical world. Again, historians try to discover knowledge of the past and astronomers try to discover knowledge of stars and planets, but only philosophers ask what makes any of these beliefs knowledge, and how (or whether) we can have any knowledge at all. Such philosophical questions are very abstract, but that is what enables them to cover so many different fields at once.

This goal also means that you can study anything under the name of philosophy. Philosophy encompasses subfields called philosophy of religion, of law, of economics, of biology, of physics, of mathematics, of computers, of psychology, of art, of music, of literature, and so on. Any and all of these topics can be studied in a philosophical way when one asks how they are related to each other in an overall world view.

When such disparate topics are raised, conflicts and paradoxes are bound to arise. One famous example is the paradox of freedom: Science, including psychology, leads us to believe that (1) Every act is determined by a prior cause. Law and common practices of blaming and punishing wrongdoers then lead us to believe that (2) Some acts are free. But the very definition of "free" suggests that (3) Nothing that is determined is free. Unfortunately, (1)-(3) cannot all be true, so any world view that includes all three of these claims is incoherent.

Paradoxes like this are both loved and hated by philosophers. Philosophers love them for their stimulation but hate them for their incoherence, so philosophers try hard to get rid of paradoxes. One prevalent way to resolve paradoxes is conceptual analysis. In response to the paradox of freedom, for example, some philosophers try to analyze freedom in a way that makes it compatible with determinism and thereby undermines (3). Other philosophers give accounts of blame and punishment that do not presuppose freedom, so they can reject (2). Still others analyze determinism and causation in ways that cast doubt on (1). One of these claims has to go. Conceptual analysis tries to help us decide which claim to give up.

The method of conceptual analysis might sometimes seem picky, but unclarity or imprecision in our concepts is often what leads us into paradoxes and incoherence in our world views. That is why the philosophical goal of a coherent overall world view makes philosophers adopt the method of conceptual analysis.

Philosophers use other methods as well. Many philosophers employ empirical discoveries in psychology, biology, and physics to illuminate traditional philosophical issues. (Can our moral beliefs be understood as a product of evolution?) Others use formal developments in logic and mathematics. (Does the incompleteness of arithmetic, proven by Gödel, show that computers cannot think in the way humans do?) Still others turn to literature and first-person narratives to express their ideas. (Is the position of oppressed groups best understood by listening to their own stories?) Since it is puzzling how the abstract world of numbers or the lived world of personal experience is related to the physical world of subatomic particles, the variety of methods used by philosophers reflects the issues that must be faced in formulating a coherent overall world view.

One feature is shared by almost all methods used by philosophers: Philosophers question authorities. Whereas legislators or judges have the authority to declare what the law is, and specific texts determine what is required by some religions, philosophers do not grant any special authority to anyone or anything. Every claim, no matter where it comes from, is subject to scrutiny. Even common sense is not taken for granted, which leads philosophers to put forward some very weird views.

In place of authorities, philosophers try to justify their views with arguments. Indeed, philosophers love arguments. One of the earliest examples of philosophy was an argument by Zeno, which runs like this: "The slow runner [a tortoise] will never be overtaken by the swiftest [Achilles], for it is necessary that the pursuer should first reach the point from which the pursued started, so that necessarily, the slower is always somewhat in advance." If you think about it for a while, Zeno's argument should be clear. What is not clear is how to respond. One popular reaction is, "That's silly. Of course, Achilles can overtake a tortoise. It happens all the time." Philosophers retort, "Everybody assumes that Achilles can overtake the tortoise, and it does appear that swift runners overtake slow runners, but how do you know what is really going on? And what is wrong with Zeno's argument to the contrary? You cannot reject the argument just because you don't like the conclusion." In such debates, philosophers try to uncover our basic assumptions, evaluate our reasons (if any) for these assumptions, and speculate on what our world view would be like if we gave up those assumptions. This process can be liberating and fascinating, even when (or maybe because) it leads to results that seem hard to believe.

In seeking this goal through these methods, philosophers address a wide variety of problems, which can be classified into three main areas:

Metaphysics or the theory of existence addresses the questions of whether God exists, whether we have free will, how our minds are related to our bodies, what reality is, and so on. Epistemology or the theory of knowledge asks whether and how we can know or be justified in believing anything; and it also investigates particular areas or sources of (supposed) knowledge, such as perception, memory, and science. Ethics or moral philosophy studies which acts are morally right or wrong and which people or character traits are morally good or bad; then other values, such as beauty, are studied in other areas of value theory, such as aesthetics. Some of the most exciting philosophical issues (such as those raised by existentialists, phenomenologists, feminists, and philosophers of language) do not fit neatly under any of these traditional categories.

True philosophers will not rest until they combine theories about all of these various topics into a single coherent system of thought that is justified without appeal to authority. Because this ideal is so demanding, the process of doing philosophy can be frustrating, but it is also something that can fill and fulfill one's entire life.[4]

Kaynaklar

[1] Wikipedia, "Felsefe" maddesi. tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe
[2] felsefetarihi.net/nedir.htm
[3] Prof. Dr. Ahmet Arslan, "Felsefeye Giriş Kitabı", Vadi Yayınları.
[4] Professor Walter Sinnott-Armstrong, "What is Philosophy?"






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848731 ziyaretçi (103011399 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.