Foton Kuşağı, Null Zone ve Schumann Rezonansı
 

Foton Kuşağı, Null Zone ve Schumann Rezonansı

Foton Kuşağı Nedir?

Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA'ları ikişerli olarak bir araya gelip 12 sarmallı bir DNA'ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra'ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA'ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya'da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya'da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terk edecek.

Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.

Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya'mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:

1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).

Kısaca, foton kuşağı dünya'daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.

Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene'nin "Galaktik İnsan" kitabını tavsiye edebiliriz.[1]

Foton Kuşağı Etkisi

Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde araştırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.000 yıl olduğu, bu geçişin belirtisi olan Schumann Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton Kuşağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoğun bir uzay boşluğu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.

Edmun Halley tarafından keşfedildi

Keşif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley'in (1656-1742) günlerinde başlayan Pleiades çalışmalarıyla başladı. Halley, bu yıldız grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve güneşimiz Pleiades'in bir yıldızı olan Alcyone'nin yörüngesindeler.Daha sonra Halley şu sonuca vardı: Pleiades takımı belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir hareketle döngüsüne devam ediyordu.

Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor

Kuşağın başlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül bulunduğunu öne sürmüştü. 1932'de Carl David Anderson bu anti-partikülü buldu ve ona "positron" adını verdi. 1956'da anti-proton ve anti-nötron keşfedildi. Bir anti-partkül şekillendiğinde, sıradan bir partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluşup çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi "Foton" formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiş bir enerji kaynağı gücü sunar.

1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuşağı keşfedildi. Bu kuşağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduğu açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluşturduklarını keşfetti, ki bizim güneşimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti. Güneşimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000 yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece), 2000 yıl ise Foton Kuşağı'nın ışığında geçirildiği sanılıyor. Ve bazı bilim adamları tarafından, bulunduğumuz dönemin ışık bölgesine geçiş olduğu tahmin edilmekte. Tahmin edildiğine göre böyle bir olay dünyanın oluşumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor.

Foton Kuşağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, "Null Zone" (sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuşağın proton parçalarını oluşturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi değiştirecek ve evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak. Diğer bölme ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında olan akım alanı. Bu bölgeye geçişle daha yüksek boyuta geçiş imkanına sahip olunacak.

2012'de Işık devrine geçiş yapılacağı söyleniyor

Foton Kuşağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoğun bir foton(ışık parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. Ulaştığında 5 günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoğun ufo inişleri, insanlık için psişik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluşan değişimler (transformasyonlar) ve daha pek çok değişim beklenmekte. Şu anda karanlık dönemin sonunda olduğumuz ve bu dönemin 2012'de son bularak 2000 yıllık "ışık" devrine geçiş yapılacağı söyleniyor. Yıldız aktivasyonu güneş sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile başlayacak. Yaşanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceğimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık ve mutasyonlar getirecek. Şimdiden deneyimlediğimiz olaylar da aslında bu sıçrayışı doğrular nitelikte: ciddi iklim değişiklikleri, kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuşağa girildiğinde bilinçlilik boyutlarının her birine geçiş imkanına sahip olacağımız tahmin ediliyor. Şu anda küresel bilinç değişiminin sonuçlarını da birebir deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiş döneminde, ya da "null zone"de bulunmamızdan dolayı olduğunu düşünebiliriz.

Bütün canlılardaki değişim

Yaşadığımız bu dönem ve beklenen değişimler kutsal kitaplarda, mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı şekilde incelenmişti. Raporlara göre, Foton Kuşağı'na girildiğinde, gökyüzü ateş gibi gözükecek, ancak soğuk olacak. Bu değişim ve yansımalar elbette ki içine girilen kuşağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan kimyevi değişimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa çıkaracaklardır. Kuşağa ilk önce güneşimizin girmesi halinde ani bir karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi tahmin ediliyor. Güneşsel radyasyon ve Foton Kuşağı'nın arasındaki etkileşim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak. Dünya bu kuşağa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar mutasyona uğrayacaklar. Bu duruma bağlı olarak fiziksel yapılarda (insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana gelmesi bekleniyor tabii ki.[2]

Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı

Şu anda "Null Zone" olarak adlandırılan "Sıfır Bölgesi" içerisinde bulunduğumuz bu enerji kuşağı üzerinde yapılan araştırmalar hiç de kulak arkası edilecek yönde değil. Geçen ayki sayımızda bahsettiğimiz "Foton Kuşağı" araştırmasını başka yönleriyle tartışmaya devam ediyoruz. Konu gerçekten oldukça içerikli ve içine girdikçe ve değişik yönlerden ele aldıkça resimli bulmacanın parçaları gibi eklenerek muhteşem bir tabloyu seyre bıraktırıyor insanı adeta. Bu sayıda çok da derinlere girmeden Maya takvimiyle ve kehanetleriyle ilgili bağlantıdan bahsedeceğim. Lakin yine ilgimi çeken en ilginç konu, belki de "dolaylı" olarak bağlantı kurulacak olan "güneş fırtınaları" konusu. Bilim ışığı çerçevesinde yaptığım bir araştırma sonucu ulaşabildiğim sonuçlar elbette "yine" kısıtlı; zira "çok manidar" olarak üzerleri kapatılmış ve yoruma açık bırakılırcasına es geçilmiş olan makaleler göze çarpmayacak türden de değiller. Üzerinde durulup düşünülesi açıklamalar bize gerçekten üzerine eğilip derinlemesine gözlemlememizi öğütlüyor adeta. NASA tarafından yapılan bir kaç açıklama ilgimi çekti ve yer verdim. Belki ilk bakışta güneş fırtınaları "Foton Kuşağı" konusuyla alakalı gibi gözükmeyebilir; lakin bence gayet ilgili. Böylesine yoğun olması beklenen patlama sirkülasyonunun bu enerji patlamasıyla aynı döneme "denk" gelmesi, sanırım yadsınacak bir olay değil. Foton Kuşağı etkisinin bu fırtınaları yoğunlaştırdığı ve beklenen bu fırtına ve yoğun leke oluşumlarının da bu enerji siklonunun habercisi olduğu düşüncesindeyim.

Kısa olarak Maya kehanetlerinden bahsetmem gerekirse bir makalede rastladığım veri şu yönde: Yaşlı Maya Don Alejandro Cirilo Pérez Oxlaj tarafından verilen bir Maya kehaneti:

"20 Aralık 2012'de, Yerküremanyetik bir eksenin merkezine girecek ve bunun sonucunda 60 ile 70 saat arasında, büyük bir bulut tarafından karanlığa gömülebilir, ve çevresel kötüleşmeden dolayı, bu olayın etkilerinden sıyrılamayabilir. Başka bir çağa girecek, lakin girdiğinde ciddi ve büyük olaylar yaşanacak. Depremler, tsunamiler, su baskınları, volkanik patlamalar ve ciddi yaygın hastalık vurgunları. Çok az kişi hayatını sürdürebilecek.."

Don Alejandro, bu düzeni değiştirmemizi ve Dünya'yı önemsememizi dikkate aldırmak amacıyla uyarmak için yaşlılar konseyinden bir haberciyi göndermişti. Sonuç? Sanıyorum ki her bir yaşadığımız felaketten görülebiliniyor. Sizce de aşina olduğumuz bir tablo değil mi? Don Alejandro'nun dile getirdiklerinin her birini şu anda tüm yıkıcılığı ile yaşıyoruz. Lakin bize az geliyor olmalı ki "doğal" afetlerin yanına bir de "suni" afetleri eklemeyi de ihmal etmiyoruz maalesef. Savaşları bu olaylar yanında gündeme getirmemek olmaz zira.

Başka ilginç bir nokta ise Dr William A. Gaspar tarafından yazılan "Göksel Saat" kitaptaki iddia: 5.125 yıllık Maya döngüsü "ısınma çemberi"nin bir çeyreğini oluşturmakta, ki bu 23.000 yıllık "hakim buz kütle çökmesi döngüsü"nün bir parçası olarak adlandırılıyor, ve her 11.500 ve 23.000 yılda ciddi depremler ve sellerle birlikte büyük bir kutup değişimi gerçekleşiyor. Yerküre, yükselen ısı ve karbondioksit sonucunda oluşan ısınma ve soğuma döngülerinden geçiyor; lakin bu artışlara insan neden olmuyor. Galaksinin merkezindeki "Kara Delik" döngüsel yerçekimi oluşturuyor, ki bu da magma ve yer kabuğu arasında sürtünmeye neden oluyor ve ısı ve gaz açığa çıkıyor. Bu senaryo da yine yakın bir tablo çiziveriyor. Geçen ay bahsettiğim 24.000 yıllık döngüye yakın bir rakam verilmekte. Güneş Foton Kuşaına girene kadar 24.000 yıllık bir döngüden geçer ve bu iki bölümde incelenir demiştim. İki 12.000 yıllık alanda 10.000 yıl "karanlık" (galaktik gece), ve 2.000 yıllık bir zaman ise "ışık" alanında geçirilmekte diye belirtmiştim. Görüldüğü üzere burada bahsedilen ani değişimlerle Foton Kuşağı halkasında yaşanılan olaylar da paralel. Ki, "Kara Delik" denilen bu enerji yoğunlaşması bir nevi "0" noktası diye düşünüyorum.

Büyük Kavuşum ve Kova Çağı

Astrologların açıklamalarına göre 21 Aralık 2012 tarihinde Kova Çağı'na gireceğiz ve Büyük Kış Gündönümü'nün 2012 Kış gündönümü olması bekleniyor. Bu hesaplamaya Mısır'ın ünlü "Narmer" tablasındaki bilgilerle ortak olarak çalışarak ulaşmayı başardılar.Bazı astologlar bu gündönümünü "Büyük Kavuşum" olarak adlandırdılar; bu devrede Güneş tarafında olacak olan gezegenler sadece Jüpiter ve Dünya. Bu dizilim oldukça önemli, zira 2000 yılının Mayıs ayında yaşanılan kavuşumda sadece Dünya ve Plüton Güneş tarafındaydı.

Ortaya sürülen başka bir tez ise "EMP dalgası" (Electro-Magnetic Pulse Wave); elektro manyetik nabız olarak bilinen bir tür enerji olarak da adlandırılabilir. Zamanlama olarak Maya takviminin 13-baktrum döngüsü ile birleşmesi ilgi çekici aslında. Tarih içerisinde 500 yılda bir karşılaşıldığı öne sürülen bu olayın 200 yıl kadar sürdüğü tahmin ediliyor. Bir kurgu olarak ortaya atılsa bile bu tez astro-fizikçi Paul LaViolette'nin keşiflerine dayanmakta. Öne sürülen bu olayın temeli ise şuna dayandırılıyor: Galaktik merkez patlamasının 13000 ile 26000 yıl arasında vuku bulduğu düşünülüyor ve bunun sonucunda "galaktik süper dalga" oluşumu açığa çıkıyor, ki bu açılım kirlilik ve güneşsel aktivasyonun artışına neden oluyor, ve güneş ışığını engelleyip temel geomanyetik varyasyonlara yol açıyor. Bu konuda göze çarpan olayları ise şu şekilde sunabilirim:

  1. Galaktik süper dalgalar, bir kozmik ışın karşılaşması olduğunda yoğun bir elektromanyetik vuruş (EMP) oluşturabilirler.
  2. Galaktik Merkez aktivesi, büyük süper dalga olayları arasında sıklıkla meydana gelirler. Astronomik araştırmalar, geçtiğimiz 6000 sene içerisinde Galaktik Merkez'in 14 ionize gaz bulutu oluşturmuş olduğunu göstermekte.

Güneş Fırtınaları

NASA tarafından yayınlanan açıklama (15/02/01) ise girilecek olan kuşağı doğrular nitelikte olan başka bir veri:

"Güneş'in manyetik kutupları şimdi oldukları gibi kuzey manyetik kutup Güneş'in güney yarı küresini işaret ederek, 2012 yılında terse dönene kadar değişmeyecek. Bildiğimiz kadarıyla, her 11 tıllık güneş lekesi döngüsünde bu değişim gerçekleşmekte."

Aslında bu tez daha önce (1998'de) Peter Jakubowski ve Mitch Battros (Şubat 2000) tarafından ortaya atılmıştı; lakin biraz farklı olarak: "bu değişim NASA'nın verilerinden üç kat daha hızlıydı". En dikkat çekici nokta ise güneş lekelerinin oluştuğu dönemde tarih boyunca yaşanan olaylar. Tahmin edilen 200 yıllık bir döngü oluşuyor ve çeşitli doğal değişimler meydana geliyor. Geçtiğimiz 2000 yıl boyunca yaşanılanları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Roma imparatorluğunun çöküşü (M.S. 235-284)
  2. M.S. 608'de Fırat nehrinin donması
  3. M.S. 829'da Nil nehrinin donması
  4. 1200'lerde denizlerde şiddetli fırtınalar ve buzlar görüldü
  5. 1680-1700 arası Alpler'deki buzlar fazlalaştı ve kıtlık nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitirdi.
  6. 1810-1820 yılları arası neredeyse yaz yaşanmadı, Tambora volkanı faaliyete geçti.

Görüldüğü üzere hiç de yadsınacak sonuçlar ortaya çıkmamış tarih boyunca. Bu olaylardan da anlaşıldığı üzere Güneş'te meydana gelen fiziksel olaylar olduğu gibi gezegenimizi de etkisi altına alıyor; ki bu sadece doğal afetler ya da atmosferik değişimlerle değil mental değişimlerle de karşılanıyor. Zira evrende meydana gelen her değişim hem fizik hem de ruh bedeni etkilemektedir. Bu, hem insan bedeni hem de yine canlı olan gezegen bedenler için de geçerlidir.

Bilimsel makalelerimize dönersek, NASA tarafından açıklanan ve "Guardian Science Supplement"te yayınlanan bir başka haber ise şöyle: NOA bilim adamları, 2011'den 2012 senesine kadar yoğun bir güneş lekesi aktivasyonu beklemekteler. Aslında bu oluşumun 1957 yılından beri en yoğun olacak olan güneş olayı olacağı tahmin edilmekte. Lakin ilginç bir şekilde (!) bu yaşanılacak olan olayın nedenleri açıklanmamış ve üstü kapatılmış durumda. Yine her zaman olduğu gibi açıklamalara sınırlama getirilmiş ve kısıtlı bir veriyle yayınlanan makalelerde, bizlere içerisinden bir şeyler çıkarabilmek için çabalama şansı (!) tanınmış tekrardan. Bu makalede yer verilen başka bir durum ise dünya üzerindeki bazı bölgelerde (Meksika, Güney Avrupa gibi..), böyle bir aktivitede görülmeyen bir şekilde aura (atmosfer) gözlemlerinin yapılabilecek olması.

NASA'nın Alabama'daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nin "solar physics" (güneşsel fizik) takım lideri David Hathaway tarafından "San Francisco Chronicle"de belirtilen konu ise 2012'de beklenilen devasa güneş fırtınası. Bu fırtınanın güç ızgaralarını, cep telefonu ağlarını engellemesi; uydu tahribatları, uzaydaki astronotları tehlikeye sokması ve hava şirketlerini, radyo iletişimlerini koruyabilmeleri ve ölümcül güneşsel radyasyondan kaçabilmeleri için rotalarını değişmeye zorlaması beklenmekte. Yaklaşan fırtınalar atmosferin üst tabakalarını ısıtacak, genişlemesine neden olacaktır.

Geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan makaleye göre bu geçişe önümüzdeki sonbaharda girilecek ve 11 yıl sürecek. 2012'de zirveye ulaşıldığında güneş fırtınaları en yüksek seviyeye ulaşacak ve bilim adamlarının söylediğine göre yüksek hızdaki atom altı parçacıklarının oluşturduğu bulutlar kilometrelerce uzağa ulaşmış olacaklar. Böylesi bir fırtına dünya üzerindeki iletişimi ciddi ölçüde etkileyecektir; zira 1989 yılında yaşanılan bir fırtınada bile güç ağlarının tahribatı ve Quebec'de 5 saatlik karanlığa neden olmuştu. Daha önce bahsetmiş olduğum uzun zamanlı beklenen karanlığa yakın bir konu sanıyorum. Foton Kuşağı ile girilebilecek olan 5 günlük karanlığın olabilme olasılığı sanıyorum ki 1989 yılında yaşanmış olan böylesi "küçük" çaplı bir fırtına sonucunda oluşan elektrik kesintisiyle doğrulanabilir. Beklenen "devasa" fırtınada olabilecekleri bir de siz düşünün.

Lakin, makaleye göre bu döngünün tam olarak ne zaman başlayacağı tartışma konusu. Bazı bilim adamları 2007 sonu, 2008 başı olarak beklerken, diğerleri bu senenin sonu ya da 2007 yılının başında beklemekteler. Ancak hem fikir olunan konu şu ki: yoğun güneş fırtınaları önümüzdeki bir kaç sene çok fazla görünmeyecekler, en azından 2012'ye kadar; lakin başladığında gerçekten muazzam olacağı düşünülüyor. Zira beklenen fırtınanın diğerlerine oranla 0-50 daha yoğun olacağı tahmin ediliyor. Bu patlamaları ve lekelerin oluşumunu gözlemlemek için bir düzen oluşturulmuş durumda. Elbette bu değişimlerin ne yönde olacağı tahmin edilmekle birlikte daha önce yaşanılmadığı için tam olarak bilinmediği de bir gerçek sanıyorum. Zira bu patlamalar ve güneşsel olaylar alışılageldik güneş olaylarından farklı olacaktır; çünkü artı etken olarak adlandırdığımız "Foton Kuşağı" etkisini de eklemeliyiz sanıyorum. Böylesi bir enerji sadmesinin yaratacağı etkiyle büyük bir sıçrayışın olması ihtimali oldukça yüksek tabi ki. Şu anda yaşamakta olduğumuz gezegensel değişim fiziksel bir örnek ve dikkatlice batığımızda ve gözlemlediğimizde mental verileri de hiç zaman kaybetmeden idrak edebileceğimizden şüphem yok.

Her ne kadar böylesi bir senaryo korkutucu gibi görünse de, şundan emin olmalıyız ki yaratamayacağımız hiç bir gerçeklik yok. Realitemizi kendimiz şekillendirdiğimiz gerçeğini düşünsel olarak imgelediğimiz sürece böylesi bir değişimin muhteşem bir sevinçle karşılanacağından şüphem yok. Elbette ki değişim yolunda her türlü şeyin yaşanabilme ihtimali var; lakin asırlardır beklenen ve tüm kadim uygarlıklar tarafından hayatlara kazınmış olan döngünün tam da bu zamanda, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor olması cidden heyecan verici. Bunu yaşamımıza kabul edip hazırlamış olduğumuz "geleceğimizi" deneyimleme teklifini sunuyorum... Seçim hepimizin...[4]

Merak Uyandıran Açıklamalar

Foton kuşağı yeni çağda insanların kafasını kurcalayan ilgilenmeseler de ilginç gelen ve merak edilen bir görüş. Görüş mü, yoksa beklenen bir gerçek mi; bunu öğrenmek için 2012 aralık ayını beklemek zorundayız. Kimilerine göre bir kehanet kimilerine göre kaçınılmaz bir son gibi görünen bu foton kuşağı söylenildiği yada beklenildiği gibi bir şeilde gerçekleşirse dünyadaki tüm canlılar için çok önemli gelişmeler oluşabilir.

Bir yandan bilim adamları bir yandan araştırmacılar bu konuyu inceleye dursun bu konu yavaş yavaş insanların gündemine oturmaya, sık sık konuşulur ve çok daha fazla merak edilir hale geldi.

Bilim adamlarının söylediklerine göre bu yüksek enerjili fotonların insan vücudunda meydana getirdiği değişiklikler kolay kabul edilir türden değil. 4.boyutun tam olarak bilinmediği halde beşinci boyuta geçileceğinin tahmin edilmesi, telekinezi ve psişik güçlerin artması insanların birbirine karşı davranışlarını ne yönde etkiler ve ne yönde değiştirir orası da ayrı bir merak konusu.

Foton kuşağına girildikten sonra olması beklenenler (kimin söylediği bilinmese de ) bilindiği gibi ilk gün oluşan elektromanyetik alandan dolayı elektrikli aletlerin çalışmaması ve 5milyon elektron voltluk radyasyondan dolayı insan vücudunda bazı değişikliklerin meydana geleceği. İkinci gün ise güneşin oluşan bu tabakadan dolayı dünyayı ısıtamaması ve aşırı soğuk bir döneme girilmesi ve atmosfer basıncının değişmesi yüzünden insanların kendilerini şişmiş gibi hissedecek olması söyleniyor. Sonraki iki gün boyunca atmosferin az bir ışıkla aydınlanması sanki bir Güneş tutulması oluyor gibi bir alacakaranlık yaşanması bekleniyor(muş). Ve bundan sonraki iki günde yani foton kuşağı etkisine girildikten sonraki beşinci ve altıncı günde foton kuşağının kör bölgesinden çıkılıp ana kuşağa girileceği, maruz kalınan radyasyona, vücutta meydana gelen değişikliklere rağmen insanların neye benzeyeceği hakkında bir şey söylenmese de telekinezi telepati gibi psişik güçlere sahip olup daha güçlü olacakları söyleniyor.

Ne kadar inandırıcı olduğu yada gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kesin olarak bu foton kuşağına girmeden göremesek de insanların bu günü merakla bekleyeceği kesin.[4]

Null Zone (Sıfır Noktası)

Bu kuşağa girmeden önce, yani bu zamanda, "Null Zone" (sıfır bölgesi) denilen zaman deneyimlenmekte. Bu dönem boyunca sismik aktivite ve volkanik hareketlenme görülüyor. Ayrıca iklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak şiddetli tayfunlar, fırtınalar ve hortumlar gözlemleniyor. "Null Zone", bir başka deyişle, madde ve madde olmayan bütün partiküllerin yok edildiği yer. Oluşacağı beklenen bu foton etkisi çok önemli, zira bize yeni bir enerji kaynağı sunacak. Bu kaynak, doğal olarak fosil yakıtlara bir son verecek ve bunun sonucunda da tahmin edildiği üzere daha yaşanılabilir bir dünya oluşturulmuş olacak.

Bu bölgeye geçişin kanıtı olarak gösterilen en güçlü kaynak ise Schumann Rezonansı. Dünya'nın kalp atışı olarak nitelendirilen bu titreşim daha önceki zamanlarda 8.1 iken günümüzde 12.1'e yükselmiş durumda, ve hızla yükselmekte. 13.0 olduğunda ise "Null Zone"nin tamamlanmış olacağı rapor ediliyor. Astrofiziksel hesaplamalara göre Foton Kuşağı'na saatte 208.800 km hızla gireceğiz. Kuşağın enerjisi fiziksel sonuçların yanında eterik ve spiritüel anlamda da kendini gösterecek.[5]

Bilimsel veriler, ciddi ve hızlı bir değişim olduğuna işaret ediyor. Rus bilim adamları tarafından açıklanan değişimler de galaksinin merkezinden gelen enerjinin varlığını teyit eder yönde. Dr.Alexey N.Dmitriev’in çalışması gösteriyor ki gezegenlerin atmosferleri, gezegenlerin kendileriyle birlikte büyük bir hızla değişim geçiriyor. Örneğin Mars atmosferi zamanla daha kalınlaşıyor; Ay, kendi atmosferini oluşturmakta. Ya da bu tarz bir değişimi kendi gezegenimizde görebiliyoruz: atmosferdeki HO(hidroksit) oranı daha önce hiç ölçülmediği kadar fazla. Bu oran küresel ısınma, florkarbon emilimleri ya da bu tarz oluşumlar sonucu oluşmuyor; sadece kendilerini gösteriyorlar. İyonosfer tabakasında plazma jenerasyonu, magnetosferde magnetik fırtınalar, atmosferde ise siklonlar aracılığı ile enerji boşalımları oluşumları gözlemleniyor. Daha önceden nadir rastlanan atmosferik yüksek enerji fenomenine artık daha sık ve yoğun rastlanmakta. Gaz-plazma zarfının maddesel birleşimi de transforme olmaktadır. Gezegenlerin manyetik alanları ya da parlaklıkları da hızla değişiyor, artıyor. Jüpiter, Venüs, Uranüs ve Neptün, bu sonuçların alındığı gezegenlerden.

Rus Ulusal Bilim Akademisi Foton Kuşağı üstüne çalışmalar yapıyor. Dünyamızda eyleme geçmiş olan transformasyonlar ise aşikar. Gün be gün artan sismik aktivasyon, volkanik hareketlenmeler ve diğer bir çok doğal felaketler elbette ki gözlerden kaçmıyor. Dr.Dmitriev’in belirttiği ve dikkat çektiği nokta ise bu çeşit bir değişimin dünyada daha önce 10.000 yıl önce görülmesi. Burada göze çarpan ve bazı topluluklar tarafından ortaya atılan konu ise güneş ile dünyanın değişimleri arasındaki bağlantı. Maalesef bu tarz konularda çoğu bilgi ifşa edilmiyor. Bu tarz araştırmaların yapıldığı bir merkez de Sibirya’daki Rus Ulusal Bilim Akademisi. Burada yapılan çalışmalar sonucu edinilen bilgi ise şöyle: Şu anda Güneş Sistemi’nde yaşanılan enerjisel değişimin tek olası sebebi farklı-daha yüksek olan bir enerji alanına giriyor olmamız olabilir. Ve bu yüksek enerjiye geçişin sonucunda DNA spirallerinin kendileri de değişim geçirmekteler. Şimdiye kadar hayatımızda yer alan bilim araştırmaları sonucu elde ettiğimiz bilgilerle ortaya çıkarılan 2 sarmallı DNA yapısı hızla mutasyona uğramaktadır. Bu sıçrayışla da bu sarmalın 2′den 12′ye çıkacağı biliniyor. Bu enerji emiliminin Güneş Sistemi’ndeki tüm maddelerin özünü değiştireceği bekleniyor, ki bir bir de deneyimliyoruz çevremizde.[6]

Kaynaklar

[1] bluepoint.egenet.net
[2] www.cryingpuppet.com/forum/forum_posts.asp?TID=15
[3] Arif Baştürk, "21 Aralık 2012 ve Foton Çağı-1-", www.fotonkusagi.net/foton-kusagi-the-photon-belt/21-aralik-2012-ve-foton-cagi-1.html
[4] Didem Çivici, "Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı", www.indigodergisi.com/didem02_12.htm
[5] www.facebook.com/topic.php?uid=76269534682&topic=9026
[6] bilimadami.wordpress.com/2009/02/10/foton-kusagi-hakkinda-birkac-sey-daha/




Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: 34t5sdcv , 29.05.2016, 19:29 (UTC):
Geldik mi ? pardon Girdik mi ?
bakın durumu özet geçicem dünyamızda kötü hisden korkudan negatiflikden kötü enerjiden beslenen canlılar var (cinlr)
dunyaya sürekli kıyamet senaryoları ufo salıdırları enpoze edilrek satanistliğin iblisin yolunda ilerliyorlar kötü enerji yaymaya insanları daha fazla günaha itmye ortaya daha çok ngatif nerji çıkması nı sağlamaya çalışıyorlar alet olmayın yalnız allah bilir yalnız herşeyi kuranı kerimde anlatıldığı gibi yaradan allah bilir
rabbim allah dır diridir ve onun için ölüm yoktur

Yorumu gönderen: Tncy, 23.03.2016, 21:10 (UTC):
Yıl 2016.Yaş 27. Fiziksel olarak birazcık yaşlanmış olmam ve birazcıkta saçımın dökülmüş olması... Değişim başka olmadı. Çevremde de olmadı. Habire eski gecekondular yıkılıp yerine yeni çok katlı gecekondu yapıyor, günü kurtarma peşinde koşan rantçı milletimiz. Ajda Pekkan hala yaşıyor. Dünyada da olmadı, ABD hala başat güç...

Yorumu gönderen: Tncy, 23.03.2016, 20:57 (UTC):
Yıl 2016.Yaş 27. Fiziksel olarak birazcık yaşlanmış olmam ve birazcıkta saçımın dökülmüş olması...

Yorumu gönderen: 4elovek, 20.05.2015, 12:24 (UTC):
Hakkaten doğruymuş yıl 2015 kafamdan geçen her şeyi okuyabiliyorum

Yorumu gönderen: kardelen, 15.01.2015, 20:45 (UTC):
2015 yılınayız.hani bahsedilenler olmadı....

Yorumu gönderen: ölesine biri yahu, 10.12.2014, 16:52 (UTC):
2014 ne DNA yapımız nede boyutumuz değişdi..10 aralık 2014,hz.Adem den bu tarafa hiç bir değişiklik olmadı hep aynıydık aynı kalıcağız...hz.Ademin teknolojisine bile ulaşamadık.. cennet denen yer yok olan bir gezegendi ..yok olmaya yakın 2 şerli ayrıldılar ve geldiler..dünyamızda bir insan nasıl doğar büyür ölürse aynı şekilde ölecek ve yine 2 kişi bir başka gezegene yerleşicek geleceğimiz de de cennetler dunyalar olacak geçmişimizde de cehhennemler yok olan dunyalar olucak

Yorumu gönderen: Kemal, 24.11.2010, 23:41 (UTC):
Güneş sisteminin 2012 yılında Foton Kuşağına girmesi astronomi ile ilgili bir olaydır, iklim ve tektonik olaylara sebep olmasının bir mantıklılığı olabilir. Ama farklı boyutlara geçmek(!), DNA'nın değişmesi(!), insanların ölümsüz olması(!!!) gibi şeylerin hiç bir inandırıcı değeri yok, tamamen akıl dışı ve bilimselliğe aykırı mistik bir hezeyan diye düşünüyorum.

Yorumu gönderen: oğuzhan, 18.10.2010, 17:53 (UTC):
yani pek inandırıcı değil ama doğrusu olsa çok güzel olur.

Yorumu gönderen: MCG, 27.07.2010, 07:36 (UTC):
Deccal'in farklı bir boyuttan geleceği ihtimali üzerinde duruluyor ki, bu açıklamalar daha bi anlam kazanıyor bence.

Yorumu gönderen: haydar, 10.06.2010, 09:10 (UTC):
Bilim kurgu tamamen... Belki bir kuşağa girilecektir ama hayal kurmaya gerek yok! Gerçekçi olalım.

Yorumu gönderen: sevda, 06.06.2010, 11:31 (UTC):
Gerçekten 2012'de tüm bunlar olacak mı?İnanmakta güçlük çekiyorum.Dilerim hepsi gerçekleşir.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818603 ziyaretçi (102960701 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.