Gülüm
 

gülüm, aşk, sevgi, ölüm

Gülüm

Akhenaton

Gündüzlerim, gece oldu gülüm. Ölümüm, sevdâm ölünce oldu. Sana, dünü düşünüp de anmak, bana aşk, sevdânla yanmak oldu.

Fikirlerim, ince oldu gülüm. Sensizliğim, bana düşünce oldu... En mutlu günüm, sen gülünce oldu. Sen gülünce; ay oldu, yıldız oldu, gün oldu. Zülfün, gönlüme kement; gözlerim, hasrete sürgün oldu. Yıllar, muallakta kaybolup tek gün oldu.

Bana anlamak düştü gülüm! Dudaklarım, dudaklarınla nasıl öpüştü. Yüreğime sorsan, bir yerlerde kuşlar havalanıp ötüştü. Aklıma sorsan, yalnızca bir anlık bir düştü!

Yazgımızı hasret bölüştü gülüm! "Gül" deyince, sinemize bir sızı düştü! Gönlümüze hüzünler hazzı düştü. Kurşun, en ince yerden vurdu sineyi; Ozan düştü, sazı düştü!

Dertler bile eğlence oldu gülüm. Sensizlik, gönlüme kara bir pençe oldu. Düğün oldu, meclis oldu, ölüm oldu. Bir kerecik aklım almadı gülüm, Etrâfımda dönen dünyâ, yaşadığın gönlüme sığmadı! Göz pınarlarımı sele verdiğinde, gayrı âleme başka yağmur yağmadı.

Bir yan bakışınla, ne silâha itibâr kaldı; ne dar ağacına bir lüzûm... Adın türkülerde "Ah le yâr" kaldı. Bu yürek, senle olmaktan bahtiyâr kaldı.

Sanma sevdâm hiç söndü gülüm, sanma bir tel bile eksildi hasretinden! Saçlarıma aksi karlar düşünce oldu. Zaman, çizgisini yitirdi gülüm; ne sonra, ne önce oldu. An bitti, hicrân bitmedi! Bütün güller soldu da, şu gönlümdeki o gül hiç solmadı.

Hüznüm, bahâra dönüştü gülüm, kuşlar öttü bağımda. Yemyeşil çimenleri papatyalar örttü. Bembeyaz atlar salındı vâdime. Ne vaadine bir sitem, ne bir vuslat hayâline. Beni bir mecnûn hâline bir öpüşün itti gülüm!

Kahkaha demlerinde kalbime bir dolu kân düştü. Râkîbe gül vuslatın, bana görgüsüz bir hicrân düştü. Bülbüle gurbeti kendi özü âşiyân düştü. Hancı düştü, "Han" düştü. Yeminlerimiz, yazgıya neden yalancı düştü!!! Dün tek yürek iki sevgili, bugün nasıl iki yabancı düştü??

Sitem değil; "hâl" yâr. Kelâm değil; "kâl" yâr. Kalemimi kırsan ne var; merhametin gönlüme savcı düştü! Bu aşk vadisinde, Ceylan vurdu avcı düştü Sormayana ne bir tek taş, sorana vuslatın bin dârağacı düştü gülüm! Vuslat hânemize sen öldün, bin acı düştü.

2004.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül, 13.12.2010, 07:20 (UTC):
üstüste bir kaç kez okudum..açıkçası çok etkilendim yüreğim burkuldu..zamanın silemediği, kapatamadığı yaralarımız vardır..aslında kapanmasını istemeyiz bile,isteye seve seve taşırız kalbimizin içine sakladığımız sızlayan sevdalarımızı..insanın ölümsüzlüğü ancak ve ancak sevildiği yürekte bulabileceğine güzel bir örnek olmuş..



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36667104 ziyaretçi (102693319 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.