Güneş Tanrısı Şamaş'ın İlâhisi
 

Güneş Tanrısı Şamaş'ın İlâhisi

Güneş tanrısı olan Şamaş, mitolojiye göre ay tanrısı Sin'in [1] oğludur. Güneş kültü Mezopotamya'da iki merkez tanır. Kuzeyde Sippar, güneyde Larsa şehirleri.

Güneş tanrısı, insanların kalplerinde birinci derecede yer alır. Kendine mahsus bir mitolojisi yoktur. Çünkü gece gündüz durmadan seyahat ettiğinden kahramanlık menkabeleri yaratacak vakti kalmaz. Güneş tanrısı doğruluk tanrısı olarak tanıtılır. Yoksulların yardımcısı olup hukuk ve hakkaniyet onun eliyle meydana gelir.

Şamaş için muhtelif zamanlarda yazılmış ilâhiler vardır. Kasitler devrinde (1600-1170) yazılmış olan ve tercümesini yapmış olduğumuz bu ilahi hemen hemen en iyi muhafaza edilmiş olanlardan biridir. Buna rağmen kırık satırlar çoktur. Şamaş ilâhileri çok geniş görüşleri ve derin fikirleri ihtiva etmektedir. Bu ilahi acaba kime hitap etmiştir? Okuyup yazma bilen, yalnız okullarda bulunan bilginlerdir. Hammurabi (1750) [2] zamanında umumi kültür mevzuubahistir, ama bu da yalnız yüksek sınıfların çocuklarına aittir. Bu ilahi, Kasitler devrinin Feodal sisteminin başında bulunan büyükler için mi yazılmıştır? Bu da olamaz ; çünkü ilahi, kısa bir devrin mahsulü olmayıp çok yayılmıştır. Hatta bilginlerin bilgilerine karşı kasten basit yazılmıştır. Belki de halkın anlayabilmesi için doğrudan doğruya halka hitap etmektedir.

Dört sütundan ibaret olan tablet umumiyetle şu şekilde bir tasnife tabi tutulabilir:

Şair, umumi bir mukaddime ve güneşin ışığının kuvvetini tasvirle ilâhisine başlar, ondan sonra güneşin doğuşundaki güzellik ve onun canlı cansız her şeye nüfuzu ve her şeyi bilmesi gösterilerek, kudreti biraz daha kuvvette belirtilmektedir.

Güneşin yeraltı âlemiyle de ilgisi vardır. Gündüz dünyayı ısıtırken gece de yeraltı alemine gittiği düşünülür. Ve bu seyahati esnasında her iki tarafı da ısıtır ve aydınlatır. Şair güneşi, bilen, bütün meçhulleri halleden ve girift falları aydınlatan bir tanrı olarak göstermektedir.

Şamaş aynı zamanda ilahi bir yargıç vazifesini de üzerine almıştır. En müşkül zamanlarda, insanların kendilerini âciz hissettikleri anlarda onlara yardım edebilecek, onları teselli edecek yegane kudrettir. Kullarına küsen tanrıların gönüllerini etmek yine Şamaş'ın vazifesi olarak gösterilir.

Güneşin ışığını bir ağ gibi tasavvur eden şair, o ağın kudretini tasvire ayrıca önem vermiştir. En ahlaki mevzulara temas ederken de suçlunun cezasını şiir diliyle vermeye çalışmıştır. Muhtekirler karşısında aldığı tavır açıktır. Vezin, alış-verişlerinin doğru ve hileli işleri karşısında Şamaş, doğruluğunu bize tekrar tekrar açıklar. Sonunda umumiyetle bütün ilâhilerde görülen taktis ve tel'in motifi ile neticelenir.

Şamaş

SÜTUN I

1. [Karanlık] göğü ışıklandıran,
2. Yukarının ve aşağının [karanlığın'] aydınlatansın.
3. Şamaş, sen [karanlık] göğü ışıklandıran,
4. Yukarının ve aşağının [karanlığını] aydınlatansın.
5. Senin şuâların ağ gibi [bütün memleketi] örttü,
6. Girift dağların [karanlığını] nurlandırdın.
7. Senin doğuşun [bütün kralları] sevindirdi,
8. [ANUNNAKİ] ve IGIGI'lerin [3] hepsi senden neşelendiler.
9. Yazılı sırrı [bilginlerin] öğrenmişler,
10. Senin ışığının dokusu, adımları [tanzim ediyor].
11. Senin ışığını [sakinler] ararlar,
12. Dört iklimi ateş gibi [ısıtansın].
13. [Bütün ANUNINAKİ'lerin] kapısı ardına kadar açıldı,
14. Ve IGIGİ'lerin kurbanlarını [kabul ediyorsun].
15. Ey SAVIAS senin doğuşuna [insanlar] diz çökmüşler,
16. SAMAS [senin batısında kavimler secde ederler].
17. Aydınlatan, karanlığı açan [......],
18. Kızdıran, günlük [......], hububatı yetiştiren sensin.
19. Senin saçtığın şuâlar yalçın dağları örttü,
20. Senin döktüğün ışık dünyanın sattım! doldurdu.
21. Dağlara sarkmışşın, derinliklere bakıyorsun,
22. Bütün dünyanın çevresini gök içinde denk tutan sensin.
23. Bütün dünyadaki insanların hepsini sen idare eder,
24. Büyük EA'nın [4] halk ettiklerini sen güdersin,
25. Can taşıyanları bir arada ahenkle denk tutarsın,
26. Aşağıda ve yukarıdakilerin çobanı sensin.
27. Gök yüzünde daima yoluna devam ediyorsun,
28. Çok geniş olan yer yüzünü her gün dolaşıyorsun.
29. Gök, yeryüzü, dağlar ve denizler üzerinden,
30. Her gün (ve) daima geçiyorsun.
31. Aşağıda [ .... ] KUBU [5] ve ANUNNAKİ'yi sen güdüyor,
32. Yukarıda insanların hepsini sen idare ediyorsun.
33. Aşağıda ve yukarıda çobansın,
34. Cihanın ışığını tanzim eden Şamaş sensin.
35. Geniş denizi aşarsın,
36. IGIGİ'lerin bilmedikleri derinliği bilirsin.
37. Senin ziyan okyanusa inince,
38. Senin ışığı n ı deniz devleri görürler.
39. Dünyayı ip gibi bağlamış tutuyorsun, bir sis gibi örtmüşsün,
40. Senin geni ş gölgen bütün memleketlere yayılır.
41. Her gün yorulmana rağmen yüzün kararmıyor,
42. Geceleri bat ı p okyanusu ısıtıyorsun.
43. Bilinmeyen mıntakalardan, sonsuzluklardan,
44. Ey Şamaş, uykusuz (olarak) gündüz geldin, gece gidiyorsun.
45. İGİGI'lerin arasında senden başka ıstırap çeken yoktur,
46. Yeryüzündeki bütün tanrılar arasında senden başka ıstırap çeken yoktur.
47. Sen doğarken bütün tanrılar toplanırlar,
48. Ve senin muhteşem ışığın memleketleri kaplar.
49 Ki o memleketlerin hepsinin lisanlar ı ayrıdır,
50. Onların düşüncelerini sen bilirsin, adetlerini sen güdersin.
51. İnsanların hepsi seninle beraber sevinirler,
52. Ey Şamaş, hep beraber senin ışığına hasret duyarlar.
53. Bakıcı tütsüsüyle kurban tertiplerini yaparken,
54. Aletleriyle senin [......]
55. Yorucu, rüyalar ı tabir ederken,
56. İyi ve kötü senin önünde diz çöker.

SÜTUN II

1. Sen olmadan [kim] okyanusa [inebilir]?
2. [Kötünün] fena niyetlerini sen açıklıyorsun.
3. [......] ,
4. [Doğru adam suya batarsa] uykuya dalar [ve kurtulur].
5. Fenayı titretiyorsun, [hiddetliyi],
6. Haklı hüküm giyeni mukaddes nehre batırıyorsun.[6] [......]
7. Ey Şamaş, [kötülere] karşı doğru hükmü sen verirsin,
8. Bunun içinde sözlerin açıktır değiştirilemez, [ve yüzün gizlenmez].
9. Yolu güç olan gurbet yolcusunu sen desteklersin,
10. Denizleri aşana, dalgalardan korkana sen [işaret] verirsin.
11. Görülmeyen keçi yollarını avcıya [sen gösterirsin],
12. Ey [Şamaş,] sana başvuran, [yolunu] şaşırmaz.
13. Para taşıyan [taciri] fırtınadan sen kurtarırsın,
14. [......] okyanus içinde batacağa kanat takıyorsun.
15. Şehri [uzak olana bir payitaht] gösteriyorsun,
16. Gasbedilene, bilinmeyen [ailesini] buldurursun.
17. Şehir meclisi tarafından atılan', tekrar şehre döndürülüyorsun,
18. Baba evinden [mahrum edilen bir sürgüne] evini iade ediyorsun.
19. Kullarına küsen tanrıyı [7] sen [barıştırıyorsun],
20. Senin ciğer falını [8] görünce [bakıcı bir zavallının istikbalini okur].
21. [Doğruya] dayanıyorsun [......],
22. Sen onun hükmünü kesiyorsun [zindandan kurtarıyorsun].
23. [Tövbe edeni] affediyorsun,
24. Cehennemde [ölüleri kurtarıyorsun].
25. Küsen tanrıçaları [barıştırıyorsun ],
26. Üstünsün [ve senden üstün] kimse yoktur.
27. Ey Şamaş, senin büyük ağından [kötüler kurtulamaz],
28. Senin avcı ağına [cürüm işleyenlerin hepsi yakalanır].
29. Senin yeminini [bozanları senin ağın sarar],
30. [Günahtan] korkmayanlara [ „].
31. Senin büyük ağın yayılmıştır [kurtulamazlar],
32. Kim arkadaşının karısına göz [kursa],
33. Ölüm mukadderatından evvel [alev onu tutuşturacak].
34. Ateşle yanmak ve hastalıkla kavrulmak onca mukadderdir. Tohumu [yok olacak],
35. Senin silahların yanında o koruyucu [bulamaz].
36. Onun mahkemesinde babası yanında bulunmaz,
37. Hatta kardeşleri bile cevap veremezler.
38. Haberi olmadan tuzağa düşürtenin
39. Fena iş tasarlayanın, erkekliğini söndürüyorsun.
40. Desise yapan, kötü düşünenin yeri sarsılır.
41. Yolsuzluk yapan hakime kelepçeyi gösteriyorsun.
42. Rüşvet alana, adil olmayana günahı ceza olarak yüklüyorsun,
43. Rüşvet kabul etmeyeni, zayıfları müdafaa edesin.
44. Bu Şamaş'ın hoşuna gider ve ömrünü arttırır.
45. Danışan, adil hüküm veren hakimi,
46. Saray mükafatlandırır, prenslerin ikametgahı onun ikametgahıdır.
47. Faizle verilen borç paradan muntekir ne kazanır?
48. Kârdan mahrum olur kesesini kaybeder.
49. Uzun mühletle para veren ve bir akça mukabilinde [ancak] bir okka,,,..
50. Bu Şamaş'ın hoşuna gider, ömrünü arttırır.
51. Yanlış terazi kullanan [aldatıcı bakkal],

52. Vezin (taşlarını) değiştiren tüccar, [itibarını] aşağılatır.
53. Kasasından mahrum olup [kesesini kaybeder].
54. Teraziyi cömertçe kullanan doğru adama servet [verilir].
55. Ona her şey çoğalır, [saadet] hediye edilir.
56. [Kendi menfaatine göre] Şinik kullanan tahsildar [......]
57. Aç olanlara gıda bırakmayan, fazla tahsil eden,

SÜTUN III

1. Aç olana [gıda bırakmayan], fazla tahsil eden,
2. [......] insanların lâneti onu yakalayacak.
3. [Kral onun kabahatini] soracak ve ona vergi yükletilecek,
4. [......] kendi varisi üzerinde hakkı olmayacak.
5. Onun kardeşleri, [onun evine] girmeyecekler,
6. [Büyük] ölçü ile veren, iyilik yapan,
7. Şamaş'ın [hoşuna] gider ve ömrü artar.
8. Ailesi çoğalır, zenginliği artar,
9. Kaynak suyu gibi ahfadı asla tükenmez.
10. İyilik ve yardım için borç veren [mühlet] koymak bilmeyen,
11. Kalbinin hislerini (iyiliğe) çevirenin [lehine] kaydedilir.
12. Fenalık yapanların nesli [devamlı değildir],
13. Her şeyi reddedenlerin sözü senin önünde açıktır.
14. Sen bu sözü en kısa zamanda çözersin,
15. İşitirsin, fenaları dinleyip onların hükümlerini görürsün.
16. Kim olursa olsun, herkes senin eline teslim edilmiştir.
17. Onların idaresini doğrultursun, bağlı oldukları şeyi çözersin.
18. Ey Şamaş duaları, ricaları, hürmetleri işitir,
19. Tebcili, diz çökmeyi, fısıltıyı ve secdeyi (görürsün).
20. Sefiller, içten seni çağırırlar,
21. Zayıf, aciz, aldatılmış ve fakir,
22. Çocuğunu kaybeden anne, muntazam ve her gün sana başvurur.
23. Evinden ve köyünden uzak olan,
24. Kırın mahsulüyle çoban sana vurur.
25. Kargaşalıkta çoban çocuk, harp tehlikesinde sığırtmaç,
26. korku içinde ilerleyen kervan [Ey Şamaş] sana baş vurur.
27. [Seyyar tüccar], parasını yanında taşıyan kalfa,
28. Ağıyla teçhiz edilen balıkçı, [Şamaş] sana başvurur.
29. Vuran avcı, ganimetle aydan dönen,
30. Ökse kuran, kuşçu, sana başvurur.
31. Güneş ışığının düşmanı olan yılan gibi sürünen hırsız,
32. Kır yolundaki cani sana kaçar.
33. Dolaş an ölü, gaip ruh Şamaş, sana başvururlar.
34. Sen [hepsini dinledin].
35. [Sana baş vuranların] (isteklerini) alıkoymadın.
36. Ey Şamaş sen kâhinlerin [ağzından konuşuyorsun].
37. Rüya yorucu kadınların [kulaklarını açıyorsun].
38. [......] kadınların [hükümlerini veren sensin].
39. Onların ciğer fallarını [sen idare ediyorsun], kurbanlarının yanında oturuyorsun,
40. Dört iklim boyunca onların hakkına sen bakıyorsun.
41. Yeryüzünde kadınların bulunduğu her yerde onların kulaklarını sen açıyorsun,
42. Semâ, senin gözünün çerçevesi kadar büyük değil.
44. Her ayı n yirminci gününde bayramlardan [10] sevinçlerden neşeleniyor,
45. Yiyorsun, çarşıdaki sâkinin yaptığı en nefis birayı [11] içiyorsun,
46. Ve sâkilerin sundukları birayı kabul ediyorsun.
47. Kuvvetli dalgalarla çevrilenleri sen korudun,
48. Temiz ve saf büyüleri kabul ediyorsun.
49. Onların karıştırdıkları birayı içiyorsun.
50. Dilenen isteklere sen ulaştırırsın.
51. Diz çöken kadınları, günahkarları sen affedersin,
52. Sana edilen duaları sen kabul edersin.
53. Senin kulun olan yolcular, ismini överler,
54. Senin eserlerini ebediyete kadar anlatırlar.
55. Ağızları pis, (çenesi düşük) olanların,
56. Sözleri bulut gibidir, ne önü ne [arkası] var.

SÜTUN IV

1. Geniş yeryüzünü geçenler,
2. Yüksek dağlara ayak basarlar,
3. Dehşetle dolu olan deniz devleri,
4. Denize girip tatlı suyu aşarlar,
5. Sevk edilen nehir mahsulleri ey Şamaş senin önündedir.
6. Hangi dağlar senin şualarını giyinmemiştir?
7. Hangi iklimler, senin parlak korunla ısınmamıştır ?
8. Karanlığı aydınlatan, karanlığı ışıklandıran,
9. Zulmeti açan geniş yeryüzünü aydınlatan,
10. Günü ışıklandıran, günün ortasında yeryüzüne kızgın hüzmeler indiren,
11. Geniş ufukları alev gibi kızdıran,
12. Günleri ki saltan, geceleri uzatan,
13. Avazı soğuğa, donu kara [çeviren],
14. Göğün büyük kapı sının kilidini [açan], iskan edilmiş dünyanın iç kapısını yaran, Şamaş sensin [12].
15. Sap, çivi, anahtar, kilidi [taşıyanı]
16. Affetmeyen [adil hakime], hayatı hediye edersin.
17. Ölüm tehlikesi içerisindeki gaspedilmiş olanı [kurtaran],
18. akıl [veren] , danışan, istişare eden, nasihat veren,
19. [Tanın meş'alesini] taşıyan geniş insanlara,
20. [Karanlığının] tahtını ve asasını [sabitleştiren] ,
21. [
22.[......].
23.[
24. [......]
25. Parlak ikametgah olan [E. BABBAR'da ....]
26. [Gümüş tabak üzerinde] iklimlerin gıdasını,
27. Krallar, büyük rahipler ye prensler [sana takdim etsinler].
28. [Sana hürmet edenler] vergilerini sana taşısınlar,
29. [Coşsun E. BABBAR'a], dünyanın mahsulü olan kurbanlardan,
30. [Parlasın] , dinçleşsin mukaddes odan.
31. Sözleri değişmeyen [vezirin BUNENE] seni takdis etsin,
32. [Senin sevgili gelinin Aja] [13] düğün odasında sana sağ ol desin.[14]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] S İ N: Ay tanrısı olan Sin, Sümerce NANNAR diye anılır. Kült merkezi kuzey Mezopotamya'da Ur şehridir. Bu şehrin tanrısı ikinci derecede bulunur. Pek az mitoloji vardır ki ay tanrısını baş tanrı olarak kabul eder. Zaten güneş ve hava tanrısına verilmiş olan önem, bunu daha açıkça gösterir.
[2] HAMMURBİ: Birinci Babil hanedanını kuran Amurru sülâlesi hükümdarlarından olan Hammurabi, adalet nizamlarının kurulmasını istemiş ve iptidai Sümer kanunlarını bir araya toplamış ve kendi görüşlerinin ilâvesiyle de meşhur Hammurabi kanun mecmuasını yazdırmıştır.
[3] ANUNNAKİ, İGİGİ: yaradılış efsanesinden önce tanrılar efendi ve köle olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. ANUNNAKİ ve İGİGİ'ler köle sınıfına dahil olup, büyük tanrıların hizmetkârı idiler. Yeraltındaki tatlı su okyanusunun hâkimi EA, tanrıların köle olmasını reddettiğinden, insanların yaratılması üzerine tanrıların hizmetkârları onlar oldu; yer köle tanrılar da bu vazifelerinden çıkarıldılar. Bundan sonra ANUNNAKİLER ve altı tanrısı EREŞ KIGAL'in, İGİG1LER ise gök yüzü tanrısı ANU'nun maiyetini teşkil ettiler. Bu tanrıların Sümerlerin dini hayatlarında ve birçok telâkkilerinde önemli nufuzları olduğunu görmekteyiz.
[4] EA: Yeraltındaki tatlı su okyanusunun (APSU) hâkimi olan EA, Sümer dilinde ENKİ diye anılır. Bu, Sümerce "güzel şehir" manasına gelen Eridu'da oturur. Eridu Sümerlilerle, Babilliler için çok mukaddes bir şehir idi. Çünkü dini merasimler, burada yapılırdı. Tatlı su okyanusunun hâkimi EA, hiçbir zaman aldatılmayan zekâ mümessili ve aynı zamanda bütün güçlüklerden hilesiyle kurtulan bir tanrıdır. Hatta Tufan hikâyesinde UDNAPİŞF İM'e tanrıların insanları yok etmeye karar verdiklerini haber veren, muhakkak olan ölümden onu kurtaran ve yapması icabeden hareketleri de öğreten odur. Tatlı su okyanusunda 7 bilgini kurumuş ve ebedi hikmet mefhumu onunla meydana gelmiştir. Babillilerde birçok paklık rahiplerine rastlanır ki, bunları EA'ya icra etmek lâzımdır. Hattâ sihirbazlık bir okul şeklinde tasavvur edilse, onun piri de EA'dır- Mitolojideki ASALLUHİ, sihirbazların başında olmakla beraber EA'nın da oğludur. Oğlu, herhangi bir hastanın tedavisi için onu çağırdıkları zaman işin içinden çıkamazsa babasına müracaat eder. EA, uzun bir nazlanmadan sonra oğluna hastanın tedavisi için öğütler verir. Mitolojide ASALLUHI Babil tanrısı MARDUK'a muadil tutulur.
[5] KUBU: Mukayeseli din tarihinden anlaşıldığına göre bir melek gibi tasavvur edilen bu tanrı aynı zamanda da bir ucubedir de. Bu tanrının yeraltı âlemiyle ve büyülerle ilgisi vardır.
[6] Nehire atma: O günkü düşünceye göre bir nevi adalet ve mahkeme yoludur. Eğer hakikat başka vasıtalarla aydınlatılmazsa; suçlu, nehire atılır, eğer suya batarsa kabahatli, batmazsa kabahatsizdir. Bu hâdiseden sonra ancak suçlu hakkında bir karar verilir. Bu nehir usulü, bilhassa zina işlerinde çok daha önemli rol oynamaktadır,
[7] Tanrılar arasında insanların bir de şahsi himaye tanrıları vardır. Şair, bu satırdaki küsen tanrı tabiriyle bunu kastetmek istemiştir.
[8] Fal: Sümerlilere göre semavi cisimlerin müşahedesi, dünyevi cisimlerin müşahedesiyle bir muvazene teşkil etmektedir. Semadaki hayat, şehir üzerindeki faaliyete tesir etmiştir. Bundan başka fertlerin vücutlarının şekliyle onların talihleri de tespit ediliyordu. Belki el falı, onların değişmiş bir şeklidir. Asıl fal ilmi karaciğer ve barsak şekillerinden doğmuş, yağla suyun karışmasından meydana gelenlerde buna ilave edilmiştir. Falın önemli taraflarından biri de fena falı bozmak için yapılan mukabil büyülerdir.
[9] Qkadea «eru» olan kelimeyi «kartal» olarak tercüme ettik. Baz ı alimler bunu bakır manasına gelen şekliyle almak isterlerse de şair bir tuzak ifade etmek arzusunu gösterdiği için bu cümlenin manas ı n ı bakır değil ancak kuvveti temsil eden kartal verebilir.
[10] Bayramlar: Kültün yüksek noktasını bayramlar teşkil ediyordu. Sümerce: EZEN, ESEMEN. Akatca: İSİNNU, UMİLİ, AQİTU, TASİTTU, MELULTU isimleri altında görülen bunlar yılın muayyen zamanlarında Ay ve Güneş'in seyrine göre tayin edilmiş bayramlardır. Bunların aynı zamanda tanrıların huzuru ile belli başlı hadiselerin tespiti, tanrıların düğünlerinin, düşmana galip gelişlerinin, vedaların ve tekrar ortaya çıkışları her yıl yeniden tespiti şeklinde oluyordu. Nihayet tanrının yeniden hayata dönüşü, bir mabedin takdisi, mukaddes bir dağın veya mukaddes bir kaynağın ziyareti, bu fırsatı veriyordu. Tabii bu bayramlar her şehirde oranın baş tanrısına göre farklı ve dolayısıyla çok çeşitli oluyordu. (metne bak.) Eğer bütün, bayramlara katılmak istediyse de herhalde iş yapmaya fırsat bulamazdı ve hatta aynı günlerde birçok şehirlere seyahat etmek zorunda kalırdı. Bu hali bize bütün Babil'de alaka gören bayram takvimi gösterir. Babil telâkkisine göre tanrılar bizzat bayramı sevk ve idare ederler.
[11] Şarap: En eski Sümer devrinden beri bira ve şarap olduğu metinlerden anlaşılmaktadır. Muz ve hurma likörlerinin terkipleri içki listeleri arasında görülmektedir. Günlük gıda listeleri arasında da daima ekmeğin yanında bira zikredilmekte, kurban ve ayinlerde tanrılara şarap ve bira sunulmaktadır.
12 Şamaş gündüz gökte. gece de yeraltı âleminde dolaşan bir tanrı olduğu düşünüldüğünden bu satırla sabah, ilk doğuşu anlatılmak istenmiştir
[13] Aja, ŞAMAŞ'ın karısıdır.
[14] Asis. KADRİYE TANSUG ve ÖZEL INANLI, "SUMERLİNİN DÜNYA GÖRÜŞÜ VE BABİL EDEBİYAT1NA TOPLU BİR BAKIŞ", dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1233/14087.pdf






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36944783 ziyaretçi (103184209 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.