Güneş Tanrısı'nın Hizmetkârı
 

Güneş Tanrısı'nın Hizmetkârı

Görkemli bir mezar, aykırı bir firavunun yükselişi ve düşüşüyle, becerikli bir hazinedârın ayakta kalışını belgeliyor.

Engin deneyimlerim, sezgi ve biraz da şans, beni Sakkara'daki bu mezara götürdü. Civardaki sarp kayalığa oyulmuş çeşitli gömüt alanlarını Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle daha önce bulmuştum. Bunların arasında Büyük Ramses'in üst düzey görevlilerinden biri  için hazırlanmış bir mezar ve Ahenaton'un ardıllarından ünlü Tutankamon'un sütannesi Maïa'ya ait bir mezar da vardı. Ekibim kazdığımız yerlerin altına destek olarak konulacak kum torbalarını doldururken, kürekleri kayadaki bir girişi açığa çıkardı. Kum temizlenince içinde oyma bir dikilitaş da bulunan sütunlu küçük mezar tapınağı çıktı ortaya.

Arkadaki kayalığın içinde, duvarları rölyeflerle bezeli bir çift oda, ardından da yapımı yarım kalmış bir mezar odasına inen merdiveni bulduk. Yazıtlar, mezarın sahibinin iki adı olduğunu gösteriyor: Raïay ve Hatiay. Bir kuyumcunun oğlu olan bu kişi, Ahetaton (yeni başkent) ve Memfis'teki (eski başkent) Aton tapınaklarının baş hazinedarı olmuş. Diğer bir deyişle Mısır'ın iki kilit kentinde Aton'a sunulan altınlardan ve diğer sunulardan sorumlu isim. Bizzat Ahenaton'la yakın ilişki içinde olduğuna da kuşku yok.

Rölyeflerin çoğu, Raïay'ın firavunun aşırı uçtaki dinine bağlılığını yansıtıyor; ancak bazılarının–görünüşe bakılırsa Raïay'ın yaşadığı dönemde–değiştirilmiş olduğu açıkça anlaşılıyor. Şimdi aklımızı kurcalayan soru şu: Neden?

Mumya Nerede?

Sakkara'daki Eski Mısır mezarlığında bulunan ve bir kayalığa oyulmuş olan yeni mezar, Fransız arkeolog Alain Zivie'yi bir gizemle karşı karşıya bıraktı: Burayı son istirahatgâhı olarak M.Ö. 1340 dolaylarında hazırlayan kişinin akıbeti. Zivie, tavanın kırılgan kireçtaşına modern bir krikonun payanda yapıldığı odaların birinde ipuçları yakalamak için boyalı rölyefleri inceliyor. Mezarın iç taraflarında, aşağıya doğru eğimli bir geçidin sonunda bitmemiş olan ve anlaşıldığı kadarıyla hiç kullanılmayan defin bölmesi yer alıyor.

Yazıt ve Gizem

Bu taş sütundaki 3.300 yılı aşkın bir süre önce kazındıkları gün kadar açık seçik duran hiyeroglifler mezar sahibinin unvanını belirtiyor: Ahetaton (yeni başkent) ve Memfis'teki (eski başkent) Aton tapınağının baş hazinedarı. Bu isim iki önemli iktidar merkezindeki kutsal altınların bakımından sorumluydu. İki adı vardı: Raïay ve Hatiay. Ve bütün Mısır tarihinin en garip, en gizemli hükümdarlarından biri olan ve geleneksel dine karşı çıkan Ahenaton'a hizmet ediyordu.

Siyasal Doğruculuk

Raïay'ın mezarının giriş kısmına ait bir dikilitaş belirsiz çağlara tanıklık ediyor. Sahnelerin birinde, sol tarafta oturan Raïay ve karısı sunuları kabul ederken yazıtlar Mısır'ın çok sayıdaki geleneksel tanrısından birkaçının adını veriyor. Oysa mezar duvarlarındaki rölyeflerde tek bir tanrının, Aton'un adı yer alıyor. Neden böyle bir farklılık var? Raïay büyük olasılıkla duvarları Firavun Ahenaton'un yalnız Aton'a taptığı dönemde bezemişti. Ahenaton'un ölümünden sonra aşırı görüşlerinin insanlar arasında artık rağbet görmemesi üzerine, anlaşıldığı kadarıyla Raïay da bir dikilitaş ekleyerek mezarını yeni duruma uygun hale getirmeye çalıştı. Çok ufak ve çok geç kalmış bir eklentiydi bu. Aton'la sınırlı bezeme artık sakıncalı hale gelmişti ve Raïay mezarı büsbütün terk etti. Şimdi cevap bekleyen soru şu: O halde nereye gömüldü?

Bunu Biliyor muydunuz?

Eski Mısırlılar yazılı tarihleri boyunca Güneş'e bir tanrı olarak taptılar. Birçok değişik tanrı -Ra ya da Re, Amon ve ikisinin bileşimi Amon-Ra da dahil -Güneş kürenin farklı görünümlerinin dışavurumları sayılmaktaydı. Ama M.Ö. 1353-1336 arasında hüküm süren radikal firavun Ahenaton bir tanrıyı, Güneş'in saçtığı sıcaklığın cisimleşmiş ifadesi Aton'u neredeyse tek başına egemen konuma yükseltti. Diğer tanrılara adanmış tapınakları ve onları anmak için düzenlenen geleneksel şenlikleri yasaklayarak, Aton için yeni tapınaklar dikti ve ona tapanların hayat verici ışınlarını bedenlerinde hissetmeleri için tapınakların üstünü boş bırakarak gökyüzüne açık tuttu.

Dahası, Ahenaton kendisini Aton'un yeryüzünde bedene bürünmüş tek hali ilan etti; buna göre tanrıya doğrudan tapabilen ve onunla iletişime girebilen tek insan oydu. Sıradan insanlar Aton'a ancak hükümdarları aracılığıyla tapabilirdi. Ahenaton yanındaki sanatçılara Aton'u kıllarda toplanan ışınlarıyla gökteki bir kurs olarak tasvir etmeleri emrini verdi; bu tasvirlerdeki en yaygın görüntü Aton'un firavun ailesini kutsaması ve sunularını kabul etmesiydi. 

Ahenaton'un ölümünde sonra, Aton tapınakları yıkıldı ve ona dayalı din anlayışı da sapkınlık sayılarak bu tapınaklarla birlikte gömüldü. Firavun ailesi, tapınak görevlileri ve ülkenin dört bir tarafında yaşayan insanlar bir kez daha gözde tanrılarına yönelik inanca ve tapınmaya sığındılar.[1]

Kaynaklar

[1] National Geographic, Nisan 2001, s. 36-37.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36630394 ziyaretçi (102629059 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.