Galata Kulesi
 
Galata Kulesi

Galata Kulesi

1348 yılında Cenevizliler tarafından yapılan Galata Kulesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönemlerinde yeniçeriler tarafından kullanılıyordu. 16. yüzyılda ise Kasımpaşa’daki tersanelerde çalıştırılan tutsakların barındırıldığı yer olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra Sultan 3. Murat’ın izniyle Türk Astronomu Takıyiddin tarafından kuleye bir rasathane (gözlemevi) kurulmuş; fakat bu rasathane de kurulduktan kısa bir süre sonra kapatılmıştır.

Galata kulesi, Osmanlı döneminde çeşitli nedenlerle; fakat özellikle 1794’teki büyük Galata yangını sebebiyle birçok kez harap olmuştur. Birkaç kez onarılan kulenin konik kafası, 1875’te bir fırtınada devrilmiş ve daha sonra yapılan restorasyon çalışmalarında yenilenmemiştir.

Bu tarihten sonra Galata Kulesi, 1964’e kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanılmış ve 1967’de turistik hizmete açılana kadar restorasyon için kapalı kalmıştır. Bu restorasyon sırasında Osmanlı döneminde yapılan değişiklikler de göz önüne alınarak Cenevizliler dönemindeki yapıya daha uygun olması için konik tepe tekrar eklenmiştir.

Kulenin Özellikleri

Kule, Haliç kıyısından 425 metre mesafede ve denizden 35 metre yukarıda bir tepenin üzerine kurulmuştur. Yerden çatısının ucuna kadar olan yüksekliği, 77,25 metredir. Yapılan statik hesaplamalara göre kulenin ağırlığı, yaklaşık 10.000 tondur. Duvarlarının kalınlığı ise 3,75 metredir.

Kulenin kalın gövdesi, işlenmemiş moloz taşındandır. Kulenin dışındaki taban çapı 16,45 metre, iç çapı 8,95 metredir. Yüksek giriş katından sonra 9 kat vardır. En üst katta seyir balkonu bulunmaktadır.

Alt kattaki pencereler küçük açıklıklar halindeyken 6. ve 7. katta daha geniş bir hal almaktadır. 8. katta yay şeklindeki geniş pencereler, 9. katta büyük kemerli pencerelere dönüşmektedir.

Güneydeki geniş giriş kısmı, şu anda giriş lobisi olarak kullanılan ana hole açılır ve buradan asansörle 7. kata çıkılır. Asansörün üstünde Kanûnî Sultan Süleyman’ın Baş Ressamı Matrakçı Nasuh tarafından 1535 yılında yapılan minyatürün bronz rölyefi bulunmaktadır.

Daha önceleri 5. kata kadar taş merdivenler ve üst kısmında ahşap merdivenler kullanılırken; ahşap merdiven, bugün yenilenerek Hezârfen Ahmed Çelebi’nin rölyefi olan 7. kattan yukarı çıkmak için kullanılmaktadır.

Hazerfan Ahmet Çelebi

Hezârfen Ahmed Çelebi

Galata Kulesi’nin tarihinde önemli yeri olan olaylardan biri, Hezârfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçuşudur. Hezârfen Ahmed Çelebi, Osmanlı döneminde 17. yüzyılda İstanbul’da yaşamış ve yaptığı kanatlarla uçmayı başarmış ilk havacıdır.

17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde tahtadan yaptığı kartal kanatlarını kollarına takarak uçuş denemeleri yapan Hezârfen Ahmed çelebi, 1638 yılında Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar’a uçarak boğazı geçmiştir. Ahmed Çelebi’ye çok bilgili olması nedeniyle "1000 bilim" anlamına gelen "Hezârfen" ismi verilmiştir.

Uçmayla ilgili ilk çalışmalarında 10. yüzyılda yaşamış Türk bilim insanı İsmail Cevherî’den etkilenmiştir. Çelebi, Cevherî’nin buluşlarını dikkatle inceleyip birçok defa denedikten sonra Galata Kulesi’ne tırmanıp kendini rüzgara bırakmış, Boğaz’ı geçerek Anadolu yakasında Üsküdar sırtlarına konmuştur. Bugün İstanbul’daki önemli havaalanlarından birine "Hezârfen" adı verilmiştir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792248 ziyaretçi (102914471 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.