Geçmişe Dönmek İster Miydim?
 

geçmiş, geçmişe dönmek, return to past

Geçmişe Dönmek İster Miydim?

Ayşegül Osmanoğlu

Bazen öyle zamanlar olur ki, hayatımızda dönüm noktası olmuş kararlar aldığımız anlara geri dönmek isteriz. Okuduğumuz okul, seçtiğimiz iş, hayatımızı paylaştığımız eşimiz, arkadaşlar, dostlar... Zaman içerisinde "Keşke o yıllara geri dönsem kesinlikle şunu yapmazdım veya şöyle yapardım." diyerek ikinci bir şans için geri dönme isteği oluşur içimizde. İşte tam benim de böyle düşündüğüm bir dönemde, bir kitap okudum.

Kitaplar, tam bir psikolog görevi görürler benim için... Hayata dair işaretler aradığım zamanlarda, muhakkak bir takım izler bulurum içlerinde. Hani psikologa gittiğinizde bir siz, bir de o vardır da bazı şeyleri sadece aranızda paylaşırsınız ya, kitaplar da öyledir. İçlerinde ne yazarsa yazsın, ya da okuyan ne anlarsa anlasın; bu, kitap ve okuyucu arasında kalan bir sırdır.

Her neyse... Konumuza dönecek olursak, okuduğum kitaptaki kahraman da kendi hayatı içerisinde bir türlü denge tutturamamış, ne mesleki ne de özel yaşantısında başarı elde edememiş biri ve henüz 43 yaşındayken ani bir kalp krizi sonrasında ölüyor... Ama sonrasında kendini üniversite birinci sınıftaki halinde geri buluyor. Ama öldüğünü biliyor. Dolayısı ile geleceğe dair her şeyi anımsıyor. Bunu anladığında hayatını değiştirebileceğini düşünüp geleceği bilmesinden de faydalanarak şans oyunlarından büyük bir servet elde ediyor ve tamamen farklı bir hayat yaşamaya başlıyor. Fakat her defasında aynı yaşta aynı şekilde ölüyor. Her geri dönüşünde birkaç yıl zaman sapmasıyla geri dönerek yaşıyor. Bir türlü anlayamıyor neyi düzeltmesi gerektiğini... İlkinde çok zengin ve varlıklı olmak da o kadar mutlu etmiyor onu veya ikincisinde daima aklında kalmış ilk aşkıyla evlenmek de... Ne dünyayı değiştirme hayallerinden sonuç alabiliyor ne de kendi zengin konumuna uygun zengin bir ailenin kültürlü kızını kendine eş seçmesinden istediği sonuca ulaşabiliyor...

Neticeye gelirsek; pek çoğumuzun aklına takılıp geçmişe gitmek isteyip değiştirmeyi düşündüğü çok şey için verilen bu fırsatlar zincirinde aslında çok da bir şey fark ettirmediğini anlıyor... Benim anladığımsa: bize bahşedilmiş hayatın bize en uygun olanı olduğu..Geçmişten bugüne kafamızda soru işareti olarak kalmış, her zaman "acaba" olarak içimizi kemiren, hayatımızı farklılaştıracağını düşündüğümüz, seçmediğimiz seçeneklerimiz, her zaman doğru olmayabiliyor demek ki...

Hayat dediğimiz, doğumdan ölüme zorunlu ve zorlu bir yolculuk ve insanlar, hatalarla büyüyor. Yanlış yapmadan doğru olanı anlamanın ayrımına nasıl varabileceğiz? "Şimdiki aklım olsa yapmazdım, bir on yıl geriye gidebilsem bambaşka olurdu her şey!" diye bize düşündürten şey, aslında hatalarımızdan aldığımız derslerin bize sağladığı olgunluklardır... On yıl öncesine dönebilsek, bu sefer ileride bize aynı sözleri söyletecek başka durumlar söz konusu olacak ki; bu, kaçınılmaz. Çünkü insanız. Bu, bizim doğamızda var. En güzeli, elimizde olanı nasıl daha iyi bir hale getirebiliriz'in mücadelesini verebilmek diye düşünüyorum.

Kendi adıma şunu söyleyeyim; evet, tüm insanlar gibi ben de hayatın olmazsa olmazı olan sıkıntılarla boğuşurken, zamanında belki farklı tercihlerde bulunsam güya çok daha sorunsuz bir hayat yaşayabileceğimi aklıma getirmiyorum dersem yalan olur. Ama sonra çevreme dikkatimi veriyorum. İnsanlar, öylesine bir ayakta kalma ve var olma mücadelesi veriyor ki, kendi sıkıntılarımı dert gibi görmekten hicap eder hale geliyorum. Evet, herkesin derdi, şüphesiz kendine büyük ve çekerken çok acı vererek geçiyor. Elbette ki geçiyor. Ammaa... Delerek, izler bırakarak geçiyor. İşte bu izler ve sızılar, sonraki zamanlar için tekrar aynı yerden yara almamızı engelleyecek uyarıcılar olarak kalıyor.

Allah'ın bize verdiği en güzel hediye, irade gücü... Yani bir şeyleri alacağımız kararlarla değiştirebilme yetisi. Tamam, belki geçmişe bir şey yapamayız. Ama bunun için hayıflanmak yerine önümüzde kalmış kim bilir daha kaç yıllar var ve hala yapacağımız seçimlerle geleceğimize istediğimiz gibi yön verebiliriz ya da en azından bu amaçla çaba sarf etmeye değmez mi??? Hem geçmişe dönünce bugün varlığından memnun olduğumuz ve hayatımızın vazgeçilmez parçaları gibi gördüğümüz pek çok şeyi kaybetmek riski de var. Bunu da unutmayalım... Mesela benim için; tüm dünyamı dolduran çocuklarımdan vazgeçmek, mümkün değil... Peki ya sizin vazgeçemeyecekleriniz neler olurdu???

Ayşegül Osmanoğlu,
17 Temmuz 2010, Cumartesi.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: hakan, 14.06.2014, 23:18 (UTC):
öncelikle size teşekkür edrim paylaşımınız için dediğiniz gibi hatalar olmazsa doğrular da doğmaz ama benim yaşadığım dert gerçekten keşke olmasaydı! ne hayatıma yön vereblirim nede başka birşey bunu hakkettiğime gelirsek evet benim hatamdı ama bu hataya iten sebebpler vardı zincirleme kaza gbi malesef öle bi hataki hep kalacak ben ne yapsam hep peşimden gelecek silinmeyecek düşünüyorum bu haytta bana biçilen bu mu diye kimseye bir zararım olmadığı halde kötülüğüm olmadığı halde bukadar silinmesi imkansız bir hata neden başıma geldi yani benim canımın ruhumun kalbimin bir değeri yok demekki yaratan tarafından evt benim durumumdan elbetteki daha kötü olanları muhahhkkak var onların da deeğri yok demekki sadece iyiler için sölüyoum duaların bi degeri yok demekki nedesem boş...geçmişe dönülmüyor...

Yorumu gönderen: ece, 30.11.2010, 20:11 (UTC):
gecmişimize dönmek neyi getirir neyi götürür bilemem ama bir şansım olsun isterdim

Yorumu gönderen: hakan, 17.08.2010, 09:22 (UTC):
Allah benim için ne dilediyse
ben 'o' yum diyebilmek gerek..
ne mutlu gerçekten diyebilenlere

Yorumu gönderen: ilyas , 23.07.2010, 18:39 (UTC):
vazgeçemeyeceğim iki şey,
geçmişim ve hızır olurdu.

Yorumu gönderen: ayşegül, 22.07.2010, 08:41 (UTC):
:)benim dönmek istediğim zamanlar var...iyiliğimden (veya enayiliğimden)canımın çok yandığı zamanlar oldu...insanlara hakettiklerinden fazla değer vermek her daim canımın yanmasına sebep olmuştur ama bu konuda uslanmıyorum bir türlü:)tüm sorunların üstesinden sadece iyi niyetlerle gelinebileceğine olan inancımı değiştiremiyorum...sonrasında topla bakalım kırıkları ayşegül diyorum...fakat şuna kesinlikle inanıyorum"öldürmeyen acı kuvvetlendirir"derler ya bu benim hayat düsturlarımdan biridir...sorunlarıma "hadi bakalım gelin,geleceğiniz varsa göreceğiniz de var"dedirtecek kadar sağlam bir eğitimden geçirmiş bir geçmişim var evet bugün kü bu"başıma ne gelirse gelsin ben üstesinden gelirim"aklımı geçmişe borçluyum ama bir on yıl öncesine dönmeyi isterdim sadece tek bir güne hatta tek bir ana...öyle işte:)

Yorumu gönderen: ((kayıpgül)), 21.07.2010, 09:24 (UTC):
Ben her zaman geçmişin geleceği hazırladığına inanırım.Eğer geçmiş yoksa gelecekte yoktur.Burada öğrenilmesi gereken geçmişe fazla takılıp kalmamaktır yaşadığımız her olay her deneyim sonuçta hem kendimizi keşfetmenin yolu hemde bizim dışımızdaki kişilikleri tanımak adına uzun bir yoldur.Kişinin bir başka kişilik olmadan kendini bulması zordur...İyi ya da kötü yanını ancak bir başkasının penceresinden görebilirsin.Mükemmel bir hayat yoktur.ama geçmişimizde aldığımız derslerle harika bir hayat yaratabiliriz.Ve eğer yine bana geçmişe dönme hakkı verilmiş olsaydı yine yaşadığım geçmişi yaşamak isterdim çünkü beni bugüne getiren geçmişime çok şey borçluyum...Benimse hayatımda vazgeçemeyeceğim iki şey var.Biri ailem diğeri ablam:)))onları çok seviyorum.Ve her geçen gün değerlerini anlayıp rabbime teşekkür ediyorum bana böyle bir aile sunduğu için...Başarılar arkadaşım.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36898070 ziyaretçi (103098124 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.