Gece Hanım, Gündüz Bey
 
denizim

Gece Hanım, Gündüz Bey

Akhenaton

Bir kıs daha bitti Gece Hanım. Bir külkedisi masalının üzerinden sekiz mevsim geçti. Geriye elindeki hüzün sarısı altın bir ayakkabıyla karbondioksitli sokaklarda o ayakkabıların sahibini arayan bir prens degil, sadece sizden baska hiçbir yürege uymayacagını bildigim birkaç siir, bir de “gece”nin üçünde beyaz bir attan bozma bir arabaya atlayıp bir deniz kıyısında sessizce dalgaları izleyen bir çirkin prens kaldı.

Sizden geriye dudaklarıma donmus bir nefes gibi yapısan ardısık geceler kaldı Gece Hanım, yüklemsiz ve devinimsiz saatler, yıkanmamıs kupa bardaklar ve mevsimine göre elektrikli soba ya da bir vantilatörün yalnızlıgımı bölen sesi.

Kırgın bir yürek nasıl atar bilir misiniz Gece Hanım, hani içlerindeki yasama sevinci gün geçtikçe çekilen eskimis paçavra bir pilin döndürmeye çalıstıgı, ama çogu zaman beceremedigi yelkovanlı bir saat gibi. Siz de eski saatlerinizi sigara dolusu bir yalnızlıgın en kireç tutmamıs kösesine benim gibi asar mısınız Gece Hanım?

Her siir, sahibini arar da Gece Hanım, sahibi de soldu mu çiçeklerim diye su vermez mi onlara? insanlar gibi ölürler, ümitler gibi ölürler, çiçekler gibi ölürler; ölürler imlası uzun zamandır düzeltilmemis siirler de Gece Hanım. Varos bir dudaga bir fısıltı gibi konmayı beklemis her siir, kelimeleri unutulunca bir karıs topraga gömülür. Hadi beni unuttunuz, can verdiginiz kelimeleri de mi Gece Hanım?

Sahi siz hiç öldünüz mü Gece Hanım? Kaç kere öldünüz? Ya da kaç kere bir adamı bir daha bir daha öldürdünüz? Benim bu, sekizinci olacak… Her mevsimde, beni gündüzleri götürüp topraga verdiler. Siz, geceydiniz, nerden görecektiniz! Ama siz, ruhuma Orhan Veli’den bir siir okuyup göndermediniz Gece Hanım... Annem yalnızlık ve kardesim hüzün, mezarımın basucunda sessizce agladılar. Siz bir Adana, bir Samsun türküsü bile söylemediniz Gece Hanım…

Karanlıktı. Koyu bir karanlıktı kırgın bir yüregin üstüne bulasan mürekkep. Ölümüne sevgililer, öldürüp öyle gittiler hep… Duymak mı lazım illa mühürlü dudaklardan sesli bir lisan… Konusmadan da seni seviyorum, seni seviyorum diyemez mi bir insan… Sahi, siz kaç mezardan konusmasını, dile gelmesini beklediniz bir ölünün? Ne farkı vardı ki Gece Hanım, mezarda yatan bir ölüden can verisi eksik kalmıs bir ölü gönlün…

Karanlıktı. Koyu bir karanlıktı zaman, geceleri perdeleri sıkıca çekilmis üç metre kare bir odada. Tutusturdum donmamak için cam kırıgı yüregimi yatagımın basucundaki sobada. Sahi, siz yine çok üsüdünüz mü Gece Hanım, yine üseniyor musunuz biriken makbuzları yatırmaya? Patlayan bir ampulün yerine yenisini takıyor musunuz ya da? Sahi… Siz üsüdünüz mü Gece Hanım, sevdiginiz insanın size sarılısını özlerken yatagınızda.

ilk cemre düstü. Ama odamın içi hala buz gibi. Odamı saran sogukluk, mevsimler degil Gece Hanım… Kalbime dolan ayazın sebebi, ince battaniyeler degil. ilkin dakikaları atmalı atese, önce saniyeleri degil Gece Hanım. Üsüyorsa gönlü bir insanın, önce eski defterleri, kırgınlıkları kapatmalı, pencereleri degil…

Sahi siz, parmaklarınızın izleriyle dolu aynalarda kendi yalnızlıgınızı yüzlerinden öptünüz mü Gece Hanım? Siz, uyumadan önce hüzünlerinize iyi geceler dilediniz mi? Sahi, siz hiç kederlerinizi mahalle bakkalından kendiniz satın aldınız mı? Siz hiç karanfillerinizi bardaga ya da bir vazoya degil; yüreginize koydunuz mu? Sevgilinizin adı diye “gece”leri çok sevdiginiz oldu mu? Siz hiç rengi sevgilinizin gözlerini hatırlatıyor diye çay yerine sekersiz neskafe içtiniz, duvarları bastanbasa kahverengiye boyadınız mı?

Özledim mi sizi? Hayır, hayır… Özledigim için, gel demek için yazmıyorum bunları. Çünkü ben, hiç tahmin etmediginiz kadar öldüm. Ruhuma bir Fatiha yerine Sezai Karakoç’tan, Cahit Zarifoglu’ndan, Erdem Beyazıt’tan siirler üfledim. Belki biraz lor peynirinin tadını özledim. Belki sıcak, üstü susamlı ince yayla ekmeginin kokusunu. Belki biraz, yarısı tükenmis bir sigaradan içime nikotin sarısı bir nefes içebilmeyi. Belki biraz çok sevdigim 8 yasındaki yegenimi… Belki biraz beyaz peynirle rakı içmeyi. Belki biraz, 11 yasımla mahallenin bir ucundan bir ucuna kosmayı. Belki biraz, unuttugum tüm kelimeleri hatırlayıp yeni bir siir yazmayı. Belki biraz bu yaz kestirdigimiz yaslı erik agacını. Belki biraz iki sekerli bir çay içmeyi. Belki biraz… Eski resimlerinize bakmayı hani su elinizi belinize doladıgınız… Belki biraz size yine sakalar yapmayı –ki biliyorum çok çocukça- Belki biraz Ahmet Kural gibi öyle hoyrat size laf dokundurmayı…

Kabul ediyorum… Bir miktar özlemis olabilirim. Ya da bütün baslangıç paragrafını reddedip sizi çok çok özledigimi yazabilirim… Ama bu bir sey degistirmez ki Gece Hanım, siz de bilirsiniz. Çok iyi bilirsiniz, dönseniz hiçbir seyin degismeyecegini. Yine agzımı açmayacagımı, mühürlü kelimelerimi.

Ah Gece Hanım, bana göre degil anlamak kadınları… Ya da anlamalarını ummak, suskun bir adamın neden konusmadıgını. Altı-üstü buyum iste. Fazla kırılgan, fazla savurgan, fazla aldırıssız, fazla yalnızlıgına düskün, ama en çok fazla yorgun. Ama biliyordun uçmayacaklarını ve uçmayı asla beceremeyeceklerini kanadı kırık incir kuslarına kâgıttan kanat yapsan. Çünkü Gece Hanım, Mecnun, çöllere düsmüsse bir kere, atamaz o yabanlıgını asla kamburundan. ister çöller denize dönüssün, ister karsısına dikilsin Leyla, onun susması mecnunlugundan...

Ama siz, Günes dolu gündüzler görün Gece Hanım, ama siz gümüs bir tepside gündüzler… Dikilmesin koyu bir yalnızlık gibi karsınıza: Eller ne der… Ama siz, hala liseli bir kız gibi örün saçlarınızı Gece Hanım, ama siz, dost tutmayın yalnızlıklarınızı… Bakıslarınızı uzak bir memleket bilsin, erismesin dünyada ve ahrette gözlerinize keder….

Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton).





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Kemal Çağrı, 23.06.2017, 12:14 (UTC):
Mükemmel bir yazı olmuş...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 44134546 ziyaretçi (115305759 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.