Gelin Yurdu Efsanesi (Malatya-Yeşilyurt)
 

Gelin Yurdu Efsanesi

Gelin Yurdu Efsanesi

Yöre: Malatya, Yeşilyurt

Yeşilyurt İlçesinden, bağ ve bahçelerin bulunduğu Taftacık semtine giderken, Davullupınar'ın karşılarına düşen düzlüğe “Gelin Yurdu", "Düğün Yurdu” deniliyor.

Evvelce burası, bir yerleşim yeriymiş. Bu, bağ ve bahçe sahiplerin toprak altından çıkardığı, çanak-çömlek parçalarından da anlaşılıyor. Orda oturanlar, düğünlerini işte bu düzlükte yaparlarmış. Birisi evleneceği zaman, herkes oraya çağrılır, yenip-içilip, eğlenilirmiş. Geç saatlerde, Yeşilyurt'lu iki kişi, Düğün Yurdu'na gitmiş. Orada kısa boylu adamları, ellerinde alev çıkaran odunlar olduğu halde oynarken görmüşler. Korktuklarından onların yanına daha fazla sokulamamışlar.

Bunlar, birbirlerine çok bağlı kimselermiş. Her öğünde aynı yemeği pişirirlermiş. O gün ne yemek yapılacaksa, ağanın kızı tarafından evden eve duyurulur, bunun dışında bir aş, tencereye konmazmış.

Birgün, başka köyden alınan bir gelin, kocasının yemek hakkındaki uyarısına aldırış etmeden, canının istediği bir yemek yapmış. Akşam olup kocası eve dönünce, ortalık birden karışıvermiş. Adamcağız, karısının başka bir yemek pişirdiğini görünce deliye dönmüş. Kazmayı eline almış, evi yıkmaya başlamış. Yüksek sesle, “Aş karıştı, iş karıştı!” diye bağırmış. Bunu duyanlar, durumu anlamakta gecikmemişler.

Kazmayı eline alan, evini yıkmış. Eşyalarını toplamışlar, evlerden çıkan direkleri de yanlarına alarak, başka tarafa göç etmişler. Böylece, birliğin bozulmasına şiddetle karşı olduklarını, bir kez daha ortaya koymuşlar.

Bugün de kendi adlarıyla söylenen, olayın geçtiği yerin sakinleri olan, Kölükoğulları'nın, o zamanlar sazlık ve bataklık olan Yeşilyurt'un yüksekçe bir yerine, şimdiki Tepecik'e eski yurtlarının da görülebileceği bir yere yerleşmiş olmaları, Yeşilyurt'ta herkes tarafından bilinmektedir. Ayni aile, ayni dayanışmayı ve birliği günümüzde de sürdürmektedir

Anlattığımız dönemde, Çırmıkdı'nın en zengini, “Emir Ağa” ile “Çırak” imiş. Çırmıkdı'da “Ağa Mahallesi” varmış. Emir Ağa, bu mahallede otururmuş. Mahallenin iki başında, özel kapılar bulunurmuş. Akşam olunca, Ağa Mahallesi'nin kapıları kapanırmış.

Emir Ağa, zâhirelik ve unluk buğdayını, Eski Malatya'dan alırmış. O zamanlar, Eski Malatya'nın buğdayı da, “Buğday değil mübârek; sanki datlı çekirdek” imiş…

Hep bir ağızdan “Maşallah!.” diyelim. “Culfalık” tan, el tezgâhı'na, el tezgâhı'ndan, çekmeli tezgâha, çekmeli tezgâhtan fabrikalara..

“O günün zenginleri, Yeşilyurt'un bugünkü zenginlerinin tuz torba'sı ” bile olamaz






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36776451 ziyaretçi (102886187 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.