Hıristiyanlara ve Yahudilere Bir Davet
 

İsa Mesih, İncil, Hıristiyanlık, Jesus, Musa, Tevrat, Torah, Islam, Muslim, Allah, Gerçek, Rabb, Rab, God, Yehova, Yahve, Abraham, Isaac, Gerçek Nedir?, What is Truth

Hıristiyanlara ve Yahudilere Bir Davet

Kategori: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet

Yazan: Akhenaton (Admin)

1. Bölüm

«Sorgulanmayan bir hayat, yaşamaya da değmez…» Sokrates (M.Ö.470-M.Ö.399)

«Şüphesiz iman edenler; yani Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar, mahzûn da edilmeyecekler(hayâl kırıklığına uğramayacak, üzüntü çekmeyecekler)dir.» (Bakara Suresi, 62)

Sadece bir "teklîf" olan ve "ısrâr" ı olmayan bir davettir bu. Der ya Kitâb-ı Mukaddes'te; "Kulağı olan, işitsin..." Kulağı, gerçek ve hakîkâti arayışta; fıtratları İslam üzere doğup da yaşadıkları yerler de İslâm'ı hiç tanımamış ya da yanlış tanıtılmış bir İslam'ı İslâm diye bilmiş olsalar bile doğdukları bu fıtratın doğasında, gerçeği ve var oluş nedenlerini sorgulayıcı bir nûr'un zaman zaman hayatlarında ve kendi kişisel menkıbelerinde karşılarına çıkıp her defasında İbrâhim gibi, kavminin inanageldiği dünyasâl öğretileri bir yana bırakıp bu dünyaya gönderilen her kulun biricik gâyesi olan YARATICI'yı bulma ve O'na lâyık olduğu vech ile inanma, itaat etme istidâdının idrâkindeki HER GÖĞSÜNDE ALLAH'IN BİR NİĞMETİ OLAN HAYAT taşıyan akıl sahiplerine, yolu "Selam" ve "Esenlik" olan bir kapının kâinattaki ve "Ezel" kitabındaki nûrlu harflerini okumaya davet, "Lem Yezel" (sonsuz, ebedî), doğma ve doğurma ya da evlâd edinme  gibi insânî sıfatlardan uzak, her durumda affedici ve O'na imân edip O'na itaat edenlerin Dünyâ zindânında ve hem bu hayatın zevâliyle ikinci dirilişte ve bu dirilişteki sonsuz hayatlarında SONSUZLAR SONSUZU BİR SAADET ve kalplerindeki "GERÇEĞİ BUL" haykırışlarına bu kulakların ve vicdânın cevap vereceği icâbettir.

Bu dünyâda, akıl sahipleri için her şeyin bir gâyesi, ve bu gâyelerin her birinin diğeriyle münâsebeti vardır. Öyle ki, bir yaprak bile gâyesiz yerinden kıpırdamaz, bir arı, kovanından uzak bahçelerde, her an YARATICI'yı kendi dilleriyle tesbih edip yücelten çiçeklerin üzerinde gâyesiz uçmaz. Okuduğunuz bir satır, rüzgârın serseriliğinde gâyesiz açılmaz. Şimdi burada bu satırları okumaya sebep olan şey, sizin tesadüf dediğiniz şu an bile hayatlarınızda O'NU GERÇEKTEN TANIMAK, ANLAMAK ve egemenliği uzayın ve dışındaki âlemlerin her noktasını kapsayan bir SULTAN'ın, Din Günü'nün ve Yargı'nın sahibi olan Yaratıcı'nın hükümrânlığına atacağınız tek bir adımın yaşantınızda değiştireceği bir "İhtilâl"; hükmü günlerle, aylarla, yıllarla ya da asırlarla sınırlı bir zamanın değil; aklın bile tahayyüllerini aşan, vaat edilmiş bir SONSUZ HAYAT'tır. Yeniden bir dirilişin, parmak uçlarınızdan derlenip bir araya getirilişinizin ve meleklerden bile üstün kılınıp halifesi kılındığınız yeryüzünde O'NUN NAMINA işlediğiniz güzel işler, gerçeğin ve hakîkâtin ardından gitme, ortalama bir insan ömrü olan 60-70 sene boyunca süren bir İMTİHAN'ın sonunda cevap kağıtlarınızdaki otobiyografinizdir. Öyle ki, hiç bir ayrıntısı bile atlanmamış, mazlûmun zâlimden, câhilin âlimden, sâlih amellerin dünyanın aldatıcılığına adanmış bir hayat ve ömürden kesin olarak ayrıldığı bir otobiyografi. Yani, SİZ!

Sadece ve sadece bir ân, bütün önyargılarınızı bir yana koyup "Hakîkât nedir" diye sorun yüreğinize ve yüreğiniz bilmiyorsa, o yüreği ve içindekileri bilen, size ŞAHDAMARINIZDAN BİLE YAKIN OLAN, ister Yahve, Rabb, İster Baba  (Abba), ister Adonay, ister Tanrı diye çağırdığınız Yaratıcıdan sorun... Hakîkât, nedir? Rüyâlarımdaki hep beni gerçeği bulmam için beni yönlendiren sesin sâhibi kim? VAAT'le Musa'yı ve halkını Mısır'dan çıkaran, onlara ihsân ve nimetlerde bulunan, VAAT'le İbrâhîm'e ve Zekeriya'ya ihtiyâr yaşlarına rağmen oğul (İshâk'ı, İsmâîl'i ve Yahyâ'yı) veren, sizi anne karnında büyüten, size rûh, idrâk, sezgi ve anlayış veren, Güneş'i her hâlinizle üzerinize doğuran, Ay'ı karanlık geceleriniz için bir zîyâ kılan, hayatınızda tehlikelerle karşı karşıya geldiğinizde sığınmanıza bir karşılık ve bir ihsân veren, O'nu unuttuğunuzda bile rahmetini üzerinizden çoğu kez kaldırmayan, her an, her saniye sizi gören, işiten ve nimetlendiren, çocukluğunuzdan bu yana sizi rızıklandıran, hastalandığınızda size sağlık veren, kalbiniz incindiğinde kimi zaman göz yaşlarınızı silip içinize nerden geldiğini hiç bilmediğiniz bir huzûr veren, sizi yeryüzünün şereflileri ve halifeleri kılan, Güneş'i, Ay'ı ve gezegenleri yörüngesinde yüzdüren, aynaya hayranlıkla baktığın o gözlerinin de bir sanat harikası olan insan bedeninin de Yaratıcısı ve tek sahibi olan, ölüyü dirilten, körlerin gözlerini açan, nankörlerin suçunu bağışlayan, nefsine zulmedenleri bile rahmet sarayından kovmadan tövbe kapısını onlara yaşamları boyunca hep açık tutan, bitkileri yeşerten, yağmuru yağdıran, yüzüne sanatkarlığıyla sûret veren (el-Musavvir), dünyada ve ahirette sana rahmet eden ve rahmet edecek olan (er-Rahman ve er-Rahîm), her şeye gücü ve kudreti yeten (el-Kadîr), insanlara özgü kusur, kötülük ve ayıplardan münezzeh olan (el-Kuddûs), zor duruma düştüğünde sana hayır kapılarını açan (el-Fettâh), sana rızık veren (el-Rezzak), cân veren (el-Kâbız), sana rûh veren (el-Bâsit), dilediğini yücelten (el-Muiz) ve dilediğini de alçaltan (el-Muzill), her durumda seni gören (el-Basîr), işiten (es-Semî), sana kaynağını bilmediğin şeylerden lütufta bulunan (el-Latîf) o Sultan kim??? Bunu, kendisine sorun! Bir gece, dünyanın karanlığı ve zulmetinden uzak, sessiz ve loş bir odada, O'nun huzurunda diz çökerek, Kudret'inden ve şaşasından kalbiniz ürpererek... Kendi dilinizle seslenin O'na, Ey bu kâinâtın tek sâhibi, İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkaran, Allâh... Bana gerçeğini açıkla! Biz, nefsimize zulmettik... Sana karşı ve verdiğin tüm bu akıl, idrak, gerçeği arama istidadı, görme, düşünme, işitme, kavrama, dokunma, hissetme nimetlerine karşı sana nankörlük ettik. Bu gecemi sadece SANA ayıracağım ve sadece SENİ yücelteceğim. Sadece yüreğime ses ver, dilimdeki ve yüreğimdeki bağı çöz. Yüreğime çöreklenen bu AĞIRLIĞI ve zahmeti çöz. Sen, dediler ki kimseye zulmetmezsin Ey Allah'ımız... Sen, kapına gelen ve Sen'den yardım isteyenleri geri çevirmez, onları günahları göklere erişse bile kapından kovmaz, asla onlara sırt çevirmezmişsin... Ben de insanların uykuda olduğu bu gece yarısı, sana sığınıyorum. Hayatımdaki bu karışıklığa bir bak... Hâlimi görüyorsun. Ben seni görmesem de, sen beni şu an görüyor, işitiyor, dualarımı, dudaklarımdaki iniltileri, hatta kalbimden geçenleri duyuyorsun... Kalbimi geçmiş tarihin ve benim içinde hapsolduğum tarihin esaretinden kurtarıp GERÇEKLİĞİNE yönelt... Rûhuma şifâ ver! Düşünceme nûr ver! Kalbime sonsuz rahmetinden küçücük bir damla ver! Bana kendimi sorgulama, gerçeği arama cesareti ver! Şuûruma Sen'i arama, seni arayışıma ise tarafsız bir şuûr ver! Gönlümün şüpheleri için bir işaret, yüceliğini kavrayabilmek için feraset, ver... Yüreğimi rahmetinle yıka... Yüreğimini aydınlık ve bilgeliğinle yıka... Çünkü bilgeliğin başlangıcı ve HİKMET'in tezâhürü, sadece senin korkunladır. Beni sâlih ameller işleyebilmem için yönelt! Beni SANA yönelt! Beni bu dünya imtihanında RAZI OLACAĞIN ve RUHUMU ALIRKEN DE bu rızanı ve rahmetini; "Ey Allah'ın râzı olduğu nefs!" diye taçlandıracağın bir bahtiyarlığa, bana ilk can verdiğin andan itibaren olan dünya hayatı ile  ve beni tekrar dirilteceğin andan sonsuzlar sonsuzuna uzanan ahiret hayatımda saadete ilet! Ey İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un, İsa'nın, Muhammed'in RABBİ olan Allah! Kalbimdeki mührü kaldır, kudretini ve sanatını lâyıkiyle seyredeyim! Bana hayat veren, beni koruyan ve koruyabilecek, bana sonsuz yaşamı verebilecek olan Allah! Hamd, övgü ve teşekkür, sadece SANA'dır! Sen, affedicilerin en affedicisi, bağışlayıcıların en bağışlayıcısısın! Sen, Yargı Günü'nün Sahibi, Sen adaleti tam ve lâyıkıyla yerine getiren bir Rab'sin! Yalnız SANA ibadet edilir ve yalnızca SEN'den yardım istenir! Bizi yanılgıda olanların yoluna değil; Sırât-i Müstakîm'e; yani DOĞRU YOL'a, ilet ve kalplerimizi nûrunla aydınlat! Şehadet ederiz ki, Sen'den başka Rabb yoktur! Bana atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un  üzerinde bulundukları YOL'u göster. Eğer, Müslümanların peygamberi olan Hz. Muhammed, gerçekten senin resûlün ve elçinse yüreğime bunun için kanıt ver ve hakikât olması durumunda, Musa, İsa ve Muhammed aşkına bizi bu yol ile ve bu yolda vereceğimiz son nefes ile şereflendir ve bizleri sâlihlerden, gerçekten kurtuluşa erenlerden kıl! Hamd, sadece sanadır; ve SEN'den geldik, yine SANA döneceğiz RABBİM!!!






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36742736 ziyaretçi (102827171 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.