Hızır'ın Sana Ne Fısıldadı?
 

Hızır'ın Sana Ne Fısıldadı?

Senai Demirci

İsteyerek işlediğin hatalar yüzünden üstüne istemeden giydiğin bir elbise gibi değil midir pişmanlık? Yaptığın, yaptığını bildiğin, yaptığını unutmayacağın hataların elinde dikilir bu elbise... Bağışlanmış olduğunu bilmen bile pişmanlık gömleğinin düğmelerini çözmeye yetmez.

Aslında üstüne değil, içine giyersin bu elbiseyi... O kadar içeriden giyinirsin ki, sen onu değil de o seni giyinmiş gibidir. Astarı dışarı bakar; kumaşın görünen yüzü içine doğrudur. Başkalarına sevimsiz astarını gösterir; dikişlerinin sarkmış uçlarını sergiler, hatalı ve günahkâr olduğunu dillendirir. Sana gösterdiği yüzü ise daha sevimlidir; içindeki o kırgınlıkla seni yeni hatalardan alıkoyan, günahın sancısını hissedilir kılan aldatmaz bir nasihatçidir. Sık sık kulağına eğilir, konuşur seninle. Kendini unuttuğun zamanlarda, usulca kenara çeker seni, yeniden yola koyar.

Yaptığın, yaptığını bildiğin ve yaptığını unutmadığın hata ile bir çeşit sözleşme imzalamış gibisindir. O hata, geçip gitmiş olsa da, bıraktığı pişmanlık yoldaşın olacaktır bundan böyle. Üzerinden hiç çıkaramadığın elbise gibi. Hep onunla yürüyeceksin.

Pişmanlık yanında bir Hızır gibi yürür. Baştan uyarır seni. Hızır'ın (A.S.) Mûsa (A.S.)'yı uyarması gibi: “Benimle beraberliğe sabredemezsin.?” Yoluna hiç ummadığın anda çıkan, anlamını bilemediğin işler yapan, her kertede şaşırtan, irkilten, yadırgatan bir yoldaştır pişmanlık...

Sen de Musâ'nın Hızır'ın yanında yürümesi gibi yürürsün pişmanlığının ardı sıra. Önce kusursuzluk gemini deler pişmanlık; hata edebilir olduğunu gösterir sana. Sen de Mûsa gibi çıkışırsın hemen: “Halkını boğmak için mi deldin onu?”

Oysa çok sonraları fark edeceksin ki, kendini kusurlu bilmen, seni gururunun elinden kurtaracaktır. Kusursuzluk gemin delinince, nefsinin kalbini gasp etmesi önlenmiştir. Günahın ile öylesine mahcup olursun ki, kendini günahsız sanan nicelerinden daha büyük bir yakınlık kazanırsın Rabbinin katında. Hataların yakarışın kapısını açar, mahcubiyetin seni Rabbinin kapısında sabit tutar. Aklanmamışlığın rahmetin eteğine sımsıkı yapıştırır dudaklarını.

Sonra, tekrar kuşanırsın sabrını... Pişmanlığının koluna bir daha girersin. Yeniden yürürsünüz yan yana. Ama bu defa yaptığı affedilir gibi değildir. Görünür bir sebep yokken içinde büyüttüğün, cennetin bahçelerinde oynattığın masumiyet çocuğunu öldürüverir pişmanlık Hızır'ı. Masum değilsindir artık; günahkârsındır. Bak, kirlendin, karalandın! Çıkışırsın hemen: “Tertemiz bir canı katlediyorsun ha! Gerçekten sen fena bir şey yapıyorsun!”

Oysa, ancak sonradan anlayacaksın ki, hatadan dönmen hataya hiç düşmemenden daha sevimlidir Rabbinin katında. Günahkârlığın getireceği kârlar için günahsızlığının boynunun vurulması gerekmektedir. Aklığının peşine günahın ağına düşmeden düşemiyorsun işte... Öyle bir yangın ki yandığın, ancak kendi küllerinle söndürebiliyorsun yangınını...

Pişmanlığın bu sırrı bilmeyişini de yüzüne vurmaz. Yoldaşlığa yeniden kabul eder seni. Ancak bu defa hiç hak etmeyenlere yapılan iyiliktir itirazının sebebi. Hızır'ın kendilerine yiyecek vermeyi reddeden köylülerin yıkık duvarını hiç ücret istemeden onarmasına itiraz eder Mûsa. Oysa, bilmez ki, Hızır, duvarı onararak, duvarın altında saklı ve iki yetime ait hazinenin başkalarının eline geçmesini önlemiştir.

Yıkık duvarların altında günahlara rağmen içinde büyüttüğün, yetim bıraktığın masumiyetin rahmetten ümitlenme hazinesi saklıdır. Pişmanlık, sana hata edebilir olduğunu bildirerek, başkalarının hatalarını da affetmeyi, yıkık duvarlarını onarmayı öğretir. Pişmanlığının elinden tutarsan, dostunun bahçesindeki yıkık duvarları onarabilirsin. Kardeşinin hatasını örtüp kusur duvarını onarırsan, bir gün onun pişmanlıkla geri dönmesine yol olursun. Böylece, hatalarının altında saklı, günahlarının içinde gizli rahmet ümidini hem kendin için hem onun için korumuş olursun.

Öyleyse, pişmanlığının yoldaşlığına itiraz etme... Sessiz Hızır'ın ile yolunu ayırma!





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: araz, 05.12.2010, 18:30 (UTC):
insanın yaptığı ve yapaileceği en güzel şey kendini sorguya çekmesidir.başkalarıyla mücadele etmek yerine kendimizle mücadele etsek hayat daha bir anlamlı olurdu sanki.Allah razı olsun çok güzel bir yazı

Yorumu gönderen: Kemal, 20.10.2010, 21:04 (UTC):
Gerçekten enfes bir yorumlama olmuş. Bu yazıda hepimizin içinden bir kırıntı var. Allah razı olsun.

Yorumu gönderen: mehmet, 23.08.2010, 12:18 (UTC):
gerçekten çok veciz bir yazı
yazanları tebrik ediyorum.

Yorumu gönderen: Sema., 24.05.2010, 21:18 (UTC):
PİşMANlıklarım oldu, diyemeyeceğim haldeydim,tek pişmalığım sigara içmek diye Övünürken,En Büyük Pişmalığımı Yoldaş Ettim Bile Kendime Zaten.Artık,3.bir PişmaNLIĞIMI YAŞATMIYOR,BU DURGUNLUK...ve bu durgunlukta durmak istiyorum Zaten,Çünkü Nefis Çok ADİ FARKINDAYIM.HIZIRIM BENDEN ÜMİDİNİ KESME.

Yorumu gönderen: zafer, 23.03.2010, 13:15 (UTC):
Yani bu kadarmı güzel olur, harika bir yorum



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36651244 ziyaretçi (102664377 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.