Hâfız Dîvânı'ndan Seçme Beyitler, IX
 

Hafız Divanı, gazel 9

Hâfız Dîvânı'ndan Seçme Beyitler, IX

Hafız-ı Şirâzi

Gazel 9 (Ghazal IX)

Revnaķ-ı cahdı şebâbest diğer bustanrâ
Mîrased müjde-i gul bulbul-i hoş-elhanrâ

رونق عهد شباب است دگر بستان را
می‌رسد مژده گل بلبل خوش الحان را

Gül bahçesine yine gençlik çağının parlaklığı geldi. Güzel nağmeli bülbüle yine gül müjdesi erişti.

ای صبا گر به جوانان چمن بازرسی
خدمت ما برسان سرو و گل و ریحان را

Ey sabah rüzgârı. Ter-ü tâze yeşilliğe uğrarsan, selviye, güle ve fesleğene selâmımızı ilet.

گر چنین جلوه کند مغبچه باده فروش
خاکروب در میخانه کنم مژگان را

Şarap satan muğbeçe (sâkî), böyle cilvelenip durursa; meyhâne kapısını kirpiklerimle süpürürüm.

ای که بر مه کشی از عنبر سارا چوگان
مضطرب حال مگردان من سرگردان را

Amber gibi güzel kokulu, simsiyah ve büklüm büklüm saçlarını ay yüzüne çevgân yapan güzel... Zaten hayran olup kalmışım. Beni ıstırâba düşürme! Başımı, büsbütün döndürme!

ترسم این قوم که بر دردکشان می‌خندند
در سر کار خرابات کنند ایمان را

Korkarım tortulu şarap içenlere gülen ve onlarla alay eden bu kavim,  meyhâne havasıyla imânını da elden çıkarır.

یار مردان خدا باش که در کشتی نوح
هست خاکی که به آبی نخرد طوفان را

Allah erlerine dost ol. Nûh'un gemisinde öyle bir toprak var ki, Tûfan'ı bile bir damlacık su sayar.

برو از خانه گردون به در و نان مطلب
کان سیه کاسه در آخر بکشد مهمان را

Feleğin evinden çık, oradan ekmek isteme! Bu zâlim, nihâyet konuğunu öldürür.

هر که را خوابگه آخر مشتی خاک است
گو چه حاجت که به افلاک کشی ایوان را

Son yatacağı yer, bir-iki avuç topraktan ibâret olan kişiye de ki: Sarayını. çardağını göklere kadar yüceltmeye ne gerek var?

ماه کنعانی من مسند مصر آن تو شد
وقت آن است که بدرود کنی زندان را

Benim Kenan ayına benzeyen güzelim... Mısır saltanatı, eline geçti. Artık zindanı terk etmenin tam vakti...

حافظا می خور و رندی کن و خوش باش ولی
دام تزویر مکن چون دگران قرآن را

Hâfız, şarap iç, rintlikte bulun, hoş ol.... Fakat başkaları gibi Kurân'ı tezvir tuzağı yapma!

Notlar

Çevgân: Çevgan, tarihi milattan öncesine dayanan, Orta Asya Türkleri tarafından at üzerinde oynanan bir tür savaş oyunudur. Oyun; geniş bir alanda, iki takım halinde ayrılmış atlıların, ellerindeki ağaçtan sopalarla keçi derisinden yapılmış topu, karşı tarafın kalesine atmaları esasına dayanmaktadır. Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügatı Türk'te de bahsettiği oyunun amacı, aynen ciritte de olduğu gibi kişinin at üzerinde hareket kabiliyetlerini geliştirmesini sağlamak, savaşa hazırlamaktır. Orta Asya'daki Türklerin yanı sıra batıya göçen Türkler de bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Örneğin Osmanlı Devleti zamanında da Çevgan oynandığı, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde bahsedilmektedir. Günümüzde Türkî Cumhuriyetler'de kural ve oynanış itibariyle çevgana benzeyen "Gökbörü", hâlen oynanmaktadır. Çevgân, tarihî süreç içinde "Polo" adıyla İngilizler vasıtasıyla dünyaya yayılmıştır. (bknz. tr.wikipedia.org/wiki/Çevgan)

Muğbeçe: Farsça'da çocuk anlamına gelen "beççe" kelimesinden türeyen muğbeçe, Reşad Ekrem Koçu'nun “Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri” adlı kitabında aktardığı üzere, eski İstanbul meyhanelerinde çalıştırılan iki boy uşaktan yaşça daha büyük olan (genellikle 18-23 yaşları arasında) sâkîlere verilen isim. Bunların yaşça daha genç olanlarına ise "palikar" adı verilirmiş. (bknz. www.eksisozluk.com/show.asp?t=mugbece)

Farsça Kaynaklar

[1] www.neyestan.com/
[2] www.rira.ir/rira/php/?page=view&mod=classicpoems&obj=poem&id=9






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36750885 ziyaretçi (102841616 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.