Hâfız Dîvânı'ndan Seçme Beyitler, XIV
 
beyitler, dīvānı'ndan, hāfız, seēme, xıv

Hāfız Dīvānı'ndan Seēme Beyitler, XIV

Hafız-ı Şirāzi

Gazel 14 (Ghazal XIV)

Vezin: Fāilātün fāilātün fāilātün fāilün

گفتم ای سلطان خوبان رحم کن بر این غریب
گفت در دنبال دل ره گم کند مسکین غریب

Goftem: Ey sultān-i hūbān! Rahm kun ber in garīb
Goft: Der donbāl-i dil reh gum kuned miskin garīb.

“Sevgiliye dedim ki: Ey güzellerin pādişāhı, bu garibe acı! Dedi ki: Yoksul garip, gönül havasına uyar, gönül peşine düşerse; yolunu azıtır gider.”

گفتمش مگذر زمانی گفت معذورم بدار
خانه پروردی چه تاب آرد غم چندین غریب

Goftemeş: Megzer zemānī. Goft: Ma’zūrem bedār.
Hāneperverdī ēi tāb āred gam-i ēendīn garīb.

“Dedi: Bir ān olsun dur, geēip gitme dedim. Bana 'Evde yetişen, yabancılarla düşüp kalkmayan bir kişi, bu kadar garibin derdine nasıl tākāt getirebilir?'.”

خفته بر سنجاب شاهی نازنینی را چه غم
گر ز خار و خاره سازد بستر و بالین غریب

Hufte ber sincāb-i şāhī; nāzenīnī rā ēi gam
Ger zi hār u hāre sāzed bister u bālīn garīb.

“Garip, dikeni döşek edinir, taşı da yastık yaparmış. Pādişāhın üstünde yattığı sincap kürküne yan gelmiş uyumuş bir nāzenīnin, umurunda mı?”

ای که در زنجیر زلفت جای چندین آشناست
خوش فتاد آن خال مشکین بر رخ رنگین غریب

Ey ki der zencīr-i zulfet cāy-i ēendīn āşināst
Hoş futād an hāl-i mişkīn der ruh-i rengin garīb.

“Ey zincire benzeyen saēları, bunca āşinā āşığın mekānı olan sevgili! Kızıl yanağına öyle misk gibi simsiyah ve eşsiz ben, ne de güzel yaraşmış.”

می‌نماید عکس می در رنگ روی مه وشت
همچو برگ ارغوان بر صفحه نسرین غریب

Mīnumāyed aks-i mey der reng-i rūy-i mehveşet
Hemēu berg-i ergevān ber safhai nesrin garīb.

“Sevgili, ay gibi yüzünde şarābın aksi, Mayıs gülü üzerinde ergüvān yaprağının eşsiz güzelliği gibi görünmekte.”

بس غریب افتاده است آن مور خط گرد رخت
گر چه نبود در نگارستان خط مشکین غریب

Bes garīb uftāde est an mūr-i hat ger der ruhet
Gerēi nebved der nigāristān hat-i mişkīn garīb.

“Nigāristanda misk gibi nakışlara şaşılmazsa da, senin yanağının etrafında o karınca gibi ince nakışlar, pek şaşılacak bir güzellikte!”

گفتم ای شام غریبان طره شبرنگ تو
در سحرگاهان حذر کن چون بنالد این غریب

Goftem: Ey şām-i garībān turre-i şebreng-i tu
Der sehergāhān hazer kun ēun benāled in garīb.

“Dedim: Ey alnına dökülen ve gece renginde olan saēları gariplerin akşamı olan dilber. Bu garip, seher ēağlarında ağlayıp inlerse, bu ağlayıştan ve bu inleyişten sakın!”

گفت حافظ آشنایان در مقام حیرتند
دور نبود گر نشیند خسته و مسکین غریب

Goft: Hāfiz, āşināyān der makām-i hayretened
Dūr nebved ger nişīned haste ve miskīn garīb.

“Dedi ki: Hāfız, āşinālar bile hayret makāmındayken, senin gibi bir garibin hasta ve miskin bir hāle düşmesinden tabii ne olabilir?”

Farsēa Kaynaklar

[1] www.neyestan.com/
[2] www.rira.ir/rira/php/?page=view&mod=classicpoems&obj=poem&id=14
[3] hafez.mastaneh.ir/sharh-heravi/ghazal-14/
[4] hafez.recent.ir/default.aspx?item=692

❮ 12345678910111213141516171819 ❯






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 46844872 ziyaretçi (119810070 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler