Halide Edip Adıvar
 
Halide Edip

Halide Edip Adıvar

Hayatı

Hâlide Edip, İstanbul Beşiktaş’ta 1884’te doğdu. Âilesi çok zengindi.[1] Babası Ceyb-i Hümâyun kâtiplerinden Selânikli Mehmed Edip Bey, annesi Bedrifam Hanım’dır.[2] Annesi küçük yaşta yaşamını yitirdi.[1]

Küçük yaşta annesini kaybedince çocukluğu, ileride sanat hayatında önemli etkisi görülecek olan anneannesinin evinde geçti ve ilk terbiyesini ondan aldı. Annesinin ölümünden sonra birkaç evlilik yapan babasının yanındaysa Anglo-Sakson eğitimine tâbi tutuldu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nin ilk öğrencilerinden biri oldu. Ayrıca dönemin tanınmış kişilikleri Şükrü Efendi’den Arapça, Rıza Tevfik’ten Türk edebiyatı ve felsefe, Sâlih Zeki’den de matematik dersleri aldı. Bu arada Fransızca ve mûsiki öğrendi.[2]

Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden mezun oldu ve 1901’de Sâlih Zeki'yle evlendi ve ondan 2 oğlu oldu. Rızâ Tevfik’ten edebiyât ve felsefe dersleri, sonra kocası Sâlih Zeki’den matematik dersleri aldı. Meşrûtiyetin îlânından sonra Tamim Gazetesi’nde yazılar yazdı. Kız öğretmen okulunda ve kız liselerinde öğretmenlik, sonra müfettişlik yaptı.[1]

31 Mart Vak‘ası üzerine çocuklarıyla birlikte Mısır’a kaçtı; bir davet üzerine oradan İngiltere’ye gitti. Olaylar yatıştıktan sonra tekrar yurda döndü ve Dârülöğretmenât’ta pedagoji öğretmenliğine tayin edildi. 1911’de Sâlih Zeki’den ayrıldı. Bu sırada eğitim hizmetlerine ağırlık veren ve Türkiye’nin geleceğine şekil verecek çocukların iyi birer kişilik olarak yetişmeleri için önce kadının yetiştirilmesinin gerekli olduğunu savunan Halide Edip, ilk dönemde kaleme aldığı eserlerinde daha çok kadın ve çocuk eğitimi üstünde durdu. 1909 ve 1911’de kısa sürelerle İngiltere’ye gitti, eğitimci Isabel Fry’ın misafiri oldu ve orada kimi İngiliz aydınlarıyla tanıştı. Kadınların toplum hayatına katılması ve eğitilmesi amacıyla Teâlî-i Nisvan Cemiyeti’ni kurdu; ayrıca 1912’de faaliyete geçen Türk Ocağı’nda da görev aldı. Bu tarihlerde yapmış olduğu öğretmenlik ve müfettişlik çalışmalarına, Cemal Paşa’nın kendisini davet ettiği Suriye’de de devam etti ve oradayken Dr. Adnan Adıvar'la evlendi.[2]

1918’de profesörlük ünvanı verildi ve ilk Türk kadın profesörü olarak İstanbul Dârülfünûn’unda batı edebiyâtı okuttu.[1] 1918’de Dârülfünun Edebiyat Fakültesi’ne Batı edebiyatı hocası olan Halide Edip üstünde en büyük tesiri, birçok Türk aydınında olduğu gibi, Balkan Savaşı yaptı. Bu savaşta Batı dünyasının Türk ve Müslümanlara karşı tutumu, Batı’ya olan inanç ve güveninin ciddi şekilde sarsılmasına neden oldu.[2]

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinden sonra düzenlenen Fatih, Üsküdar ve Sultanahmet mitinglerine konuşmacı olarak katıldı. Özellikle Sultanahmet mitinginde âdeta efsaneleşti. Bu yıllarda Anadolu’ya gizlice silâh kaçırma işinde de görev alan Halide Edip, 1920’de kocasıyla birlikte Anadolu’ya geçerek Millî Mücadele’ye fiilen katıldı. Cephelerde dolaştı, Kızılay hastanelerinde görev aldı. Bir yandan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalışırken diğer yandan o günün heyecanını aksettiren yazılarını İstanbul’da çıkan gazete ve dergilerde yayımladı. Yunanlıların yaptıkları zulümleri tespit eden ve daha sonra Genel Kurmay Başkanlığı’nca yayımlanan Tedkîk-i Mezâlim Komisyonu raporlarının hazırlanmasında da görev aldı. Millî Mücadele sırasında ordudaki çalışmalarından dolayı kendisine önce onbaşılık, daha sonra da başçavuşluk rütbeleri verildi.[2]

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgâli üzerine Fâtih ve Sultanahmed mitinglerinde ateşli nutuklar söyledi. Sakarya ve Dumlupınar meydan muhârebelerinde bulundu. Cephelerde tercümanlık yaptı.[1] Millî Mücadele’den sonra, kurucuları arasında Adnan Adıvar’ın da bulunduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın İsmet Paşa (İnönü) hükümetince kapatılması ve Mustafa Kemal’le aralarında çıkan siyasî ihtilâflar yüzünden kocasıyla birlikte Türkiye’den ayrıldı.[2] 2. eşi Adnan Adıvar’la 4 yıl İngiltere’de, 10 yıl Paris’te oturdu.[1] Bu arada Williamstown Political Institute’un düzenlediği konferansa davet edilerek Amerika’ya gitti. 1930’da da Barnard College’de (Columbia Üniversitesi) konferanslar vererek Amerika’yı dolaştı.[2] 1931-1932 yıllarında Amerika’da Columbia Üniversitesinde Türk târihi dersleri verdi. 1935’te Hindistan’da Delhi İslâm Üniversitesinde hocalık yaptı.[1] Atatürk’ün ölümünden sonra, 1939’da yurda döndü.[2] 1940-1950 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyâtı bölümünde dersler verdi.[1] 1950’ye kadar bu görevi yürüten Halide Edip, 1950-1954 yılları arasında DP listesinden bağımsız İzmir milletvekili oldu.[2] 9 Ocak 1964’te öldü ve Merkezefendi Mezarlığına gömüldü.[1]

Sanatı

İlk yazılarında Halide Sâlih imzasını kullanan Halide Edip, 1897’de John Abat’tan yaptığı "Mâder" adlı tercüme ve daha sonra Tanin gazetesinde yayımladığı yazılarla adını duyurmuştur. Ferdî aşk temi ile modern tiplerin ön planda olduğu ilk eserlerinde daha çok kadınların yetiştirilmesi ve kadın psikolojisi üstünde durmuş, zamanla kazandığı tecrübeler ve Millî Mücadele yıllarında Anadolu insanını tanıması, sosyal meselelere yönelmesine neden olmuştur. Bununla birlikte "Yeni Turan" gibi ideolojik, "Ateşten Gömlek" ve "Vurun Kahpeye" gibi yer yer “belgesel” denilebilecek romanlar da yazmış, Sinekli Bakkal ile töre romanlarına yönelmiştir. Dağa Çıkan Kurt adıyla yayımladığı hikâyelerindeyse 1. Dünya Savaşı’nı işlemiştir. Kendisine has bir üslûba sahip olan Halide Edip’in eserleri, Özellikle cümle yapısı bakımından döneminde çok tenkit edilmiştir. Bütün romanlarında kadın kahramanlar daha canlı ve güçlü olup yazarın kendisinden de izler taşımaktadır. Erkek kahramanların ise kadın tipler kadar başarılı bir şekilde çizildikleri söylenemez. Eserlerinden bir kısmı yabancı dillere de çevrilmiş, bazı eserleriniyse kendisi Batı dillerine çevirmiştir.

1928’de "The Clown and His Daughter" (Meddah ve Kızı) adıyla İngilizce olarak yazılan, 1942’de CHP Roman Mükâfatı’nı kazanan  Sinekli Bakkal" , Türk edebiyatının en çok okunan romanlarından biri olmuştur. 2. Abdülhamid dönemi İstanbul’unun çeşitli kesimlerinin canlandırıldığı eserde, Doğuyla Batı’nın birbirine göre üstünlükleri esas hareket noktası olarak alınmış ve olaylar bu eksen etrafında geliştirilmiştir.

Kimi eserlerinde dini, kişilerin şahsında değerlendiren ve yer yer eleştiren Halide Edip’in bu tavrını, romanlarını kaleme aldığı dönemdeki yaygın “din aleyhtarlığı” ile açıklamak daha gerçekçi olur. Çünkü Halide Edip millî ve mânevî değerler karşısında daima dikkatli ve az çok muhafazakâr bir tavrı benimsemiş olduğu halde, özellikle Vurun Kahpeye romanında din adamlarının şahsında dinî kötüleyici bir tavır sergilemiştir. Yaşadığı dönemle ilgili hâtıraları yanında röportaj mahiyetindeki hikâyelerinde Türk milletinin inanılmaz direnme gücüyle yaşama azmini de ortaya koymuştur.[2]

Hâlide Edip’in yazarlığından başka çok yanlı ve ilgi çeken bir kişiliği vardır. Çoğu eserlerini İngilizce ve Türkçe olarak yazmıştır. Ziyâ Gökalp’in etkisiyle Türkocağı ülküsünü benimsemiş ve bir süre Türkçü-Turancı olmuştur. Turan romanındaki “Yeni Turan, Güzel ülke söyle sana yol nerede?” sözü bir zamanlar dillerde dolaşmıştır. Hâlide Edip’e göre bilimde gerilememizin nedeni bilginlerimizin tecrübeye hiç önem vermeyip, gerçeği sâdece mantık yoluyla araştırmış olmasındandır. Bu hüküm, Osmanlı bilim hayâtı hakkında bilgi noksanlığını, bu konuda bilgisi olmadığını gösterir.

Batıyı iyi tanıyan bir romancı, düşünce ve yaşayışta batı tarzını benimsemiştir. Eserlerinde geçmişe yönelttiği eleştirilerde bu tarafının büyük payı vardır.

Hâlide Edip, şöhretini romancılığıyla yapmıştır. Aldığı kültür dolayısıyla, Fransız roman geleneğini bırakıp, İngiliz geleneğine bağlanan romancı olduğu söylenmiştir. İlk romanlarında tasarlanmış olaylar üstünde durur. Sonra gözlenmiş vak’a ve olayları konu edinmiştir.

Fakat insanlarla olaylar arasındaki sıkı bağlantıya her zaman dikkat eder. Yazara göre romandaki olayların hayatta geçmesi şart değildir. Hayâlî ya da çok abartılmış olabilir. "Vurun Kahpeye" gibi bâzı eserlerinde bu anlayışın netîceleri görülür. Gerçekten de yazar, böyle olunca belki hayattakinden daha gerçek olurlar fikrini savunur. Hâlide Edip, romanlarında canlı, kuvvetli kişileri yaşatmıştır. İlk romanlarında birkaç kişiden ibâret olan kadro, "Sinekli Bakkal" , "Döner Ayna" gibi eserlerinde kalabalıklaşır. Hâlide Edip, kişi ve tiplerini ayrıntılarla tasvir ve analiz edip, tanıtmakta ileri gitmiştir. Olaylar daha çok İstanbul’da geçer. İlk romanları biraz hayâlîdir ve lüks semtlerde geçer. "Sinekli Bakkal" dan sonra kenar mahallelere ve arka sokaklara taşmıştır. Avrupa’nın bâzı şehirleri de çevre olarak görülür.

Hâlide Edip'in yazılarında tutuk, bazen çapraz hattâ bozuk ifâde görülür. Türkçesinde akıcılık yoktur. Çok yerde cümle düşüklükleri yapmıştır. Şîvesindeki aykırılık daha ilk yazılarında dikkati çekmiş ve Fâzıl Ahmet Aytaç’ın şu nüktesi ile hükme bağlanmıştır; “Hâlide Edip Hanım’ın romanları lezzetli, nefis fakat kılçığı bol sardalye balığına benzer. Yiyebilmek için çok sabır ve emek gerekir.” [1]

Eserleri

Romanları

1909 Heyulâ
1909 Raik’in Annesi
1910 Seviyye Talip
1912 Handan
1913 Yeni Turan
1918 Mev’ud Hüküm
1923 Ateşten Gömlek
1923 Vurun Kahpeye
1924 Kalp Ağrısı
1928 Zeyno'nun oğlu
1936 Sinekli Bakkal
1937 Yolpalas Cinayeti
1939 Tatarcık
1946 Sonsuz Panayır
1954 Döner Ayna
1958 Akile Hanım Sokağı
1958 Kerim Usta'nın Oğlu
1959 Sevda Sokağı Komedyası
1961 Çaresaz
1963 Hayat Parçaları

Hikâyeleri

1911 Harap Mabetler
1922 Dağa Çıkan Kurt
1963 İzmir’den Bursa’ya
1974 Kubbede Kalan Hoş Seda

Anıları

1962 Türk'ün Ateşle İmtihanı
1963 Mor Salkımlı Ev

Tiyatroları

Kenan Çobanları (1916)
Maske ve Ruh (1945)

Kaynaklar

[1] Yeni Rehber Ansiklopedisi, "Halide Edip Adıvar" maddesi, cilt 8, İhlas Gazetecilik, İstanbul 1993.
[2] Diyanet İslam Ansiklopedisi, "Halide Edip Adıvar" maddesi, cilt: 1, sayfa: 376-377.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: esra, 23.05.2014, 20:00 (UTC):
hiç istediğim bilgiler yok yaa

Yorumu gönderen: AYLA ÖZÇİM, 04.04.2014, 19:15 (UTC):
HALİDE EDİP MASONİK TARİKATİT.TERAKKİ ÜYESİ

Yorumu gönderen: AYLA ÖZÇİM, 04.04.2014, 18:18 (UTC):
MUSTAFA KEMALLE FİKİR AYRILIĞINA DÜŞÜP..NİÇİN ÜLKEDEN ...

Yorumu gönderen: TARKAN GÜLDEN, 04.04.2014, 16:46 (UTC):
GÜNÜMÜZDE DE VARLIĞINI SÜRDÜREN CİNAYET ŞEB. ÜYESİ..

Yorumu gönderen: tarkan gülden, 04.04.2014, 16:34 (UTC):
halide e. SAFARAT SABETAY SAHTE TÜRKÇÜLER...
ARAŞTIR..

Yorumu gönderen: tarkan gülden, 04.04.2014, 16:17 (UTC):
H.EDİP TÜRKÇÜLÜĞÜ TURANCILIĞI BİR MASKEDİR..ARAŞTIRIN...

Yorumu gönderen: TARKAN GÜLDEN, 04.04.2014, 15:45 (UTC):
ATATÜRKÜDE ÖLDÜRDÜĞÜ SÖYLENEN ŞEBEKE ÜYESİ

Yorumu gönderen: TARKAN GÜLDEN, 04.04.2014, 14:55 (UTC):
BU ŞEBEKE TAMAMI SABATAİST TÜRKÇE İSİMLE GİZLENEN

Yorumu gönderen: TARKAN GÜLDEN, 04.04.2014, 14:35 (UTC):
SAHTE TÜRKÇÜLÜK TURANCILIK GÖRÜNTÜSÜ İLE GİZLENEN

Yorumu gönderen: tarkan gülden, 04.04.2014, 14:25 (UTC):
İT. TERAKKİ DENEN GİZLİ CİNAYET ŞEBEKESİNİN ÜYESİDİR

Yorumu gönderen: tarkan gülden, 04.04.2014, 14:19 (UTC):
niçin halide edip ek bilgi yazamıyorum



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818544 ziyaretçi (102960509 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.